Diyet,

  • GELECEĞİNİZİ İYİ BESLEYİN!

    http://plock.nu/tech/kak-ustanovit-igru-na-8.html как установить игру на 8

    расписание электричек химки конаково на 25 июня Berna Çoban

    история независимости сша Diyetisyen

    http://expertiza-bryansk.ru/tech/tatu-serdechkona-ruke-foto.html тату сердечкона руке фото Bu e-Posta adresi istenmeyen posta engelleyicileri tarafından korunuyor. Görüntülemek için JavaScript etkinleştirilmelidir.

    мебельная фурнитура в нижнем новгороде  

    jawa 660 sportard характеристики  

    расценки на укладку коммерческого линолеума Beslenme, çocukların fiziksel, mental ve sosyal gelişimini doğrudan etkilemektedir.  Büyüme ve nöromotor gelişmenin yanı sıra, beslenmenin  erişkin döneme ve topluma olan getirileri de yadsınamayacak düzeydedir. Çocuklara yeterli ve dengeli beslenme eğitiminin verilmesi  ve yaşam şekli haline getirilebilmesi çok önemlidir. Bunun gerçekleştirilebilmesi de besinleri çocuklara uygun hale getirmek ve yemek için doğru zamanı ve yeri seçmek ile mümkün olmaktadır.

    http://irsaigrappa.com/tech/uvolnenie-stati-tk-rf.html увольнение статьи тк рф

    результаты конкурса лучший по профессии Çocukların besine karşı pozitif davranışlar geliştirmesi ve olumlu alışkanlıklar edinmesi için beslenme eğitimi almaları ve aile içerisinde yapılan uygulamalar büyük önem taşımaktadır. Öncelikle ebeveynlerin çocuklarına örnek olması daha kalıcı alışkanlıklar edinmelerini sağlayacaktır. Çocukların büyüme hızı bebeklere oranla daha düşük olmasına karşın, oyun aktiviteleri ve büyümenin diğer aşamaları için gereken yakıtı sağlamak için yeterli enerjiyi almalıdırlar. Çocuklar için sağlıklı beslenme; şişmanlık, kalp hastalıkları, kanser ve diğer kronik hastalık riskini azaltmada yardımcı olur. Çocuklar kalsiyum, protein, A vitamini ve demir gibi pek çok besin öğesine ihtiyaç duyarlar. Besin çeşitliliği sağlayarak gereksinim duyulan besin öğeleri karşılanır ve çocukların bu besinleri sevmeleri sağlanabilir.

    http://irconsole.ir/leon/glavnoe-sobitie-pokerstars-championship.html главное событие pokerstars championship Öğün sayısı ve sıklığı, porsiyon büyüklüğü de  çocuk beslenmesinde bir diğer önemli faktördür.  Bu konuda büyük ölçü de ebeveynlerin rehberlik etmesi gerekmektedir. 

     

    Geleceğin yetişkinlerine sağlıklı beslenme alışkanlığı kazandırmak için siz neler yapabilirsiniz ?

    • Çocukların yetişkin porsiyonlarını tüketemeyeceklerini bilmeli ve çocukları bu konuda asla zorlamamalısınız.
    • Okul çağı ve öncesinde çocukların tüketebilecekleri porsiyon miktarları yetişkinlerin dörtte biri ile  üçte biri kadardır.
    • Çocuklara tüketebileceğini düşündüğünüz miktarda besin verin .
    • Çocuklarınız doyduğunu söylediğinde onlara uyum sağlayıp kararlarına saygı duyun.
    • Çocuğunuzun tabağını tamamen bitirmesi için baskı yapmayın. Bu çocuğunuzun besinlerden uzaklaşmasına ve ileriki dönemlerde yeme bozuklukları yaşamasına neden olabilir.
    • Fiziksel aktivite yapmaya teşvik ederek zihinsel ve fiziksel açıdan gelişmesini destekleyin.
    • Aktivite çocuğun iştahını arttıran bir faktör olduğu için aktivite zamanlarını yemek öğünlerine göre ayarlayın.
    • Menü planlarken besin çeşitliliğini arttırmayı hedefleyin.
    • Ailece bütün besin gruplarını içeren öğünler tüketmeye çalışın. Çünkü çocuklarınız sizi izleyerek öğreneceklerdir.
    • Uzanarak ve ayakta yemek yeme davranışını önleyin. Yemek yerken oturmaya teşvik edin.
    • Yemeği ödül aracı olarak kullanmayın. Çocuklarınızı ilgi ve sevgiyle ödüllendirin.
    • Çocuklarınıza tıpkı yetişkinler gibi yemek seçme şansı verin.
    • Yasaklar değil kurallar koyarak eğitin. Yasaklanmış besin kavramından vazgeçin bu çocuğunuzun daha çok o besini arzu etmesini sağlar.
    • Besinleri  renkleri ile kombine ederek farklı sunumlarla tanıtın.
    • Çocuklarınıza kendi kendine servis yapmaya teşvik edin.
    • Televizyon, tablet karşısında yemek yemeyin. Yemek saatini size özel bir saat olarak belirleyin.
    • Tatlıları ana yemek yapmaktan ve ödül olarak sunmaktan kaçının.
    • Yemek yedikleri süre boyunca onlara zaman konusunda baskı yapmayın.
    • Çocuklar bu dönemde oyun oynamayı çok sevdiği için yemek yeme süresini de eğlenceli hale getirin.
    • Yemek yerken günlük hayatınızdan bahsedin ve onunla sohbet edin.
    • Çocuklarınızı mutfak işlerine dahil edin ve  kendi hazırladıkları besinleri yeme zevkini yaşamalarını sağlayın.
    • Öncelikli olarak dikkatinizi çocuğunuzun yemeğine değil onun yeme davranışlarında olan pozitif gelişmelere odaklayın.
    • Ana öğünlerin içeriği ve çeşidi yanında ara öğün tüketimi de çok önemlidir. Atıştırılan ara öğünler yemeklerde yetersiz alınan enerjiyi ve besin öğelerini tamamlarlar. Eğer bu atıştırmalar yüksek kalorili yiyecekler oluyorsa o zaman dikkatli olunmalıdır. Ara öğünlerin tam bir öğün yerini almamasına ve  ana öğünleri tamamlayıcı nitelikte olmasına özen gösterin.
    • Öğün planlamasını 2-2.5 saatte bir öğün olacak şekilde ayarlayın.
    • İştahsızlığı varsa  buna yol açan durumu belirleyip, çözmeye çalışın.
    • Çocuğun ağırlık ve boy artışına göre büyüme eğrisini takip edin. Gerekirse klinik değerlendirme talep edin.

    Çocuk beslenmesi  ve ailelerin beslenme eğitimi  biz diyetisyenler  için geleceğe dair en büyük  kazanımdır. Bu sayıda ilk etapta beslenme davranış modellerinden bahsettim. İlerleyen zamanlarda çocuk beslenmesinde besin grupları ve porsiyonlarını da  paylaşacağım.  

     Daha sağlıklı  nesiller için bugün siz örnek olun…

    Sevgiler

                                                                                                                                     

     

     

     

     

     

     

     

    READ MORE
  • KAFEİN VE SAĞLIK

    Berna Çoban

    Diyetisyen

    Bu e-Posta adresi istenmeyen posta engelleyicileri tarafından korunuyor. Görüntülemek için JavaScript etkinleştirilmelidir.

     

     

     

    Kahvesiz güne başlayamıyorsanız kafeinin etkilerini ve tüketim miktarını bilmenizde yarar var. Bu ayki yazımda tüketim sıklığı ve kullanım alanları gün geçtikçe artan kafein içerikli ürünlerin vücudumuzdaki etkilerine değinmek istiyorum.

    Kahve,  tropik ülkelerde  yetişen coffea arabica, coffea caneford gibi kahve ağaçlarının tohumlarından elde edilir. Tüketimin büyük bir kısmını Brezilya karşılar. Yetiştirildiği bölgenin özelliğine göre kahve türleri değişir ve çeşitlenir.

    Kafein ise , bazı bitkilerin yaprak, tohum veya meyvelerinde doğal olarak bulunan bir kimyasaldır. Kahve, çay, kakaolu içecek ve yiyecekler, kola, çikolata, enerji içecekleri, ve bazı ilaçlar kafein içerirler.

    Kafein farmakolojik olarak orta seviyeli bir merkezi sinir sistemi uyarıcısıdır. Bu nedenle daha zinde hissetmenizi sağlar  ve performansı, kas koordinasyonunu arttırır. İş yükümüzün arttığı ve hayatın hızlı aktığı bir dünyada kafein vazgeçilmez olması da kaçınılmazdır. Melatonin seviyesini etkileyerek  uykuya direncinizi arttırır.

    Kahve ve saglik-haberpodium.comKafein, konsantrasyonunun artışı ile beyin damarlarında dilatasyon (genişleme) sonucu hipotansiyon ve solunum rahatsızlıklarına karşı olumlu katkıda bulunur. Akciğerlere giden solunum yollarını rahatlatır ve astım krizlerini azaltıcı etki gösterir. Gastrointestinal sistemi etkileyerek kabızlığın giderilmesinde rol oynar. 

    Yapılan çalışmalar, kafein tüketimi ile mental fonksiyonlarda artış olduğunu, Alzheimer ve Parkinson gibi hastalıkların riskinin azaltılabileceğini ortaya koymuştur. 

    Kafein tüketiminin kilo kaybı sağlamaya etkisi olduğu düşüncesi ise tam olarak gerçeği yansıtmamaktadır. Bununla ilgili yeterli çalışma yoktur. Diüretik etki yaratarak vücuttan sıvı kaybına neden olur.   Bu nedenle oluşan kilo kaybı ise yanıltıcıdır. Kafeinin kalorisi yoktur ancak kafein içeren bazı içecek ve yiyeceklere süt, krema veya şeker eklenmesiyle yüksek kalori içerebileceği dikkat edilmesi gereken bir husustur.

    Kafein, miktar kontrolü yapılmadığı zaman bazı vitamin ve minerallerin emilimlerini olumsuz etkiler. Kalsiyum atımını arttırdığı için osteoporoz, osteopeni  gibi kemik rahatsızlıkları oluşabilir. Dokular arasında su toplanması ile birlikte selülit oluşumunu tetikler. Mide asiditesini arttırarak gastrit, ülser gibi mide rahatsızlıklarına neden olabilir veya bunların şiddetini arttırabilir. Tansiyon yüksekliğine neden olup taşikardik etki gösterebilir. Hipertansiyon problemleri olanlar veya kalp hastalığı olanlar kafeini dikkatli tüketmelidirler.  Depresyon, panik atak gibi sağlık problemlerinde de kafein kişiyi daha duyarlı hale getirebilir. Bu nedenle sınırlı miktarda kafein tüketmeleri veya kesmeleri uygundur.

    Kafeinin olumsuz etkileri genellikle doz aşımı ile ilişkilidir. Günlük 500-600 mg’ın (4-7 kupa kahve) üzerinde kafein tüketimi çoğu kişide uykusuzluk, asabiyet, huzursuzluk, tedirginlik, bulantı ve gastrointestinal problemler, hızlı ya da düzensiz kalp atışı, kas krampları, baş ağrısı, anksiyete gibi sorunlara neden olur. Bu belirtiler çoğu kişide 200-300 mg’ın (2-4 kupa kahve) altında kafein alımında gözlenmemektedir.

    Özellikle dikkat edilmesi gereken bir başka nokta da hamilelik döneminde kafein kullanımının düşük riskini arttırmasıdır. Plesentaya nüfuz eden kafeinin fetüste toksik etki yaratması düşüğe neden olmaktadır. İnfertiliteye (kısırlığa) neden olabileceğine dair çalışmalardan ötürü hamile kalmak isteyen kadınların da bir süre kahveden uzak durması önlem almak açısından yararlı olur.

    Gebelik durumu dışında günlük 300 mg kafein alımı güvenilirdir. Kafeinin vücuttaki etkisinin kişiye göre değişkenlik göstereceği de önemli bir detaydır.

    Sağlıklı beslenme yolculuğunda kafein elbette tüketilebilir. Burada önemli olan miktar kontrolüdür ve  bir kahvenin kırk yıl hatırının olduğu da unutulmamalıdır…

     

     

     

     

     

    READ MORE
  • KANLI CANLI ANNELER, KANLI CANLI BEBEKLER!

    Berna Çoban

    Diyetisyen

    Bu e-Posta adresi istenmeyen posta engelleyicileri tarafından korunuyor. Görüntülemek için JavaScript etkinleştirilmelidir.

     

     

     KANLI CANLI ANNELER, KANLI CANLI BEBEKLER!

     

    Gebelikte en sık karşılaşılan sağlık problemlerinin başında anemi gelir. Anne adayının en çok ihtiyaç duyduğu, bebeğini beslemek adına kan hacminde meydana gelen artış demir eksikliği anemisini tetikler.

    Anemi, terimsel olarak kandaki hemoglobin seviyesinin 11 < g/dl olması durumu olarak tanımlanır. Dünya üzerinde pek çok kadının anemiye yatkınlığı söz konusudur. Bununla birlikte gebelik sürecinde plazma hacmi artar ve hemoglobin seviyesi düşer. Demir eksikliği anemisi; baş dönmesi, halsizlik, yorgunluk, iştah kaybı, tırnak incelmesi, avuç içinde solukluk, hızlı ve sık nefes alıp verme ile kendini belli eder.

    Gebeliğin 2. ve 3. trimestırında demir eksikliği ile daha çok karşılaşılmaktadır. Özellikle de annenin beslenme yetersizliği, sık enfeksiyonlar, ardarda yaşanan gebelik veya düşük öyküleri annelerin anemi yani kansızlık problemi yaşamasını tetikler. Çok sayıda ve sık aralıklı hamile kalmak anemi oluşumunu arttırır. Bu nedenle 2 gebelik arasındaki sürenin minimum 2 yıl olması önerilmektedir.

    Anemi aynı zamanda annenin genel sağlığını bozar. Gebelik kayıpları, anne ölümleri, bağışıklık sisteminde zayıflamaya, düşük doğum ağırlıklı bebek dünyaya getirme riskinde artışa sebep olur. Bebekte ise büyüme ve gelişme geriliği yaşanmasına, motor gelişiminde bozulmalara, gelecekte dil gelişiminde bozukluklara, dikkat eksikliği görülmesine, bağışıklık sisteminde zayıflamaya, okul başarısının olumsuz etkilenmesine neden olur.

    Hamilelik süreci boyunca sağlıklı ve huzurlu olmak, bebeğin gelişimine en doğru şekilde katkıda bulunmak için beslenme eğitimi ve planlanması çok önemlidir. Anemi riskine karşı, demir ve C vitaminlerinden zengin bir beslenme planlanması, gerekirse demir takviyesi yapılması, olası bir parazit olmasına karşı gerekli testlerin zamanında yapılması önemlidir.

    Beslenme programınızda demirden zengin besinlerin bulunması çok önemlidir. Kırmızı et, kümes hayvanları, balık, yumurta, pekmez, kuru meyveler, kuru yemişler, baklagiller gebelikteki beslenme programlarının vazgeçilmezi olmalıdır. Sadece demirden zengin beslenmek de annenin ve minik bebeğinin demiri kullanmasında yeterli olmayabilir. Bu nedenle demir emilimini arttıracak C vitamini içeriği yüksek besinleri de bu programa dahil etmek akıllıca olacaktır. Örnekleyecek olursak; kırmızı etin yanına tüketeceğiniz bol limonlu bir yeşil salata sizin için hem sağlıklı hem de lezzetli bir seçenek olacaktır. Bunun dışında zaten gebelikte çok da önermediğimiz çay – kahve tüketiminin de demir emilimini engellediğini unutmamak gerekir.   

    Sağlık için beslenme vazgeçilmez bir unsurdur. Sağlıklı bir çocuk dünyaya getirmek, aynı şekilde ona yetebilecek sağlıklı bir anne olabilmek adına sağlıklı besinlerle doğru tercihler yapılması dileğiyle…

     

     

     

     

     

     

     

     

    READ MORE
  • KIŞIN HEP AÇIZ!

    Berna Çoban

    Diyetisyen

    Bu e-Posta adresi istenmeyen posta engelleyicileri tarafından korunuyor. Görüntülemek için JavaScript etkinleştirilmelidir.

     

     

    Soğuk havaların etkisiyle açlık dürtüsünü kontrol etmek çok daha zor hale geldi.  Buna bir de hareketsizliğimiz eklenince kilo artışı kaçınılmaz oluyor. İşten eve yürümek yerine arabamıza koşmak, en yakın durakta otobüse binmek yürümeye nazaran daha cazip gelebilir. Evde geçirilen uzun zamanlarda elimiz atıştırmalıklara daha sık uzanır oldu. Güneşin gülümseyen yüzü de çok uğramazsa depresif ve mutsuz bir bedenle aşırı yemek ataklarına karşı koymakta zorlanıyoruz. Soğuk günlerde yavaşlayan metabolizmamız, üşüyen bedenimizin yiyecek arayışı da bizi etkileyen diğer faktörler arasında. Buna bir de yoğunlaşan iş temposu da eklenince çok daha fazla yoruluyor ve sedanter yaşama bir bahane daha buluyoruz. Ama arkasına saklandığımız gerekçeler ne yazık ki kilo aldığımız gerçeğini değiştirmiyor. 

    Peki şimdi ne  yapmalıyız? 

    Hemen toparlanma vakti! 8 adımda kışın alınan kilolara veda ediyoruz.

    1) Öğün sayısını ve yeme sıklığını arttırarak açlığınızı kontrol altında tutabilirsiniz. Bunun da en iyi yöntemi elbette ara öğün yapmak. Kolayca yanınızda taşıyabileceğiniz meyve, çiğ kuruyemişler, süt ve süt ürünleri ara öğün için iyi birer alternatif olabilirler.

    2) Lif içeriği yüksek beslenmek tokluk hissinizi arttıracağı için kilo yönetiminde sizi daha başarılı kılar. Tam tahıllı ekmekler, bulgur ,kinoa, karabuğday sizi tok tutacak besinler arasındadır. Bunun dışında hem lif hem de  bağışıklık sistemini güçlendiren betaglukan içeriği yüksek yulaf da beslenmenizde yerini almalıdır.

    3)  Kışın artan depresyonun çözümü ise Omega-3 yağ  asitlerini diyetinizde arttırmaktır. Bol miktarda balık ve ceviz, keten tohumu, semizotu içeren bir beslenme planı antidepresan etkisi yaratabilir.

    4)  Kışın güneşten yoksun olmamız serotonin hormonunun da  yetersiz gelmesine neden olur. Mutluluk hormonu diye bildiğimiz seratonini uyarmak içinde şekerlemeler ve çikolatalar göz kırpabilir.  Kompleks  karbonhidratlardan  yeterli beslenmek iştah kontrolünü sağlamanıza yardımcı olur ve daha enerjik bir kış geçirebilirsiniz.

    5) Soğuk havalarda soğuk algınlığı ve gripten korunmak da şarttır.  Bağışıklık sistemimize iyi bakmalıyız.  Sebze ve meyve tüketimini arttırmak en doğru tercih olacaktır. C vitamini içeriği yüksek kivi, mandalina, portakal, nar, maydanoz kışın mutlaka tüketmeniz gereken besinlerdir.  Ananas bu dönemde hem C vitamini açısından zengin olması hem de içerdiği bromelin enzimi ile yağ yakıcı etkiye sahip olmasından dolayı iyi bir meyve seçeneği olabilir.

    6) Sıcak bitki çaylarına tarçın atmak da iştahınızı baskılamaya yardımcı olabilir. Belki sıcak süte tarçın sizde bir sahlep hissi de uyandırabilir.

    7) D vitamininin temel kaynağı olan güneşten kışın tam  yararlanamadığımız için düzenli olarak D vitaminimize baktırmalıyız. Eksikliğinde doktor önerisiyle takviye de alınabilir. Bunun dışında az yağlı süt ürünleri tüketmek de kışın artan ihtiyacımızı karşılamaya yardımcı olur.

    8) Kışın atladığımız en büyük noktalardan biri de su içmek.  Soğuyan havalarla azalan su isteği iştah artışının bir diğer nedeni olabilir. Vücuttan su kaybını önlemek ve  kilo kontrolü sağlamak adına günlük olarak ortalama  2,5 litre su tüketilmelidir.

     

     

     

     

     

     

    READ MORE
  • ZAYIFLAMA SIRLARI

    Berna Danacı

    Diyetisyen

    Bu e-Posta adresi istenmeyen posta engelleyicileri tarafından korunuyor. Görüntülemek için JavaScript etkinleştirilmelidir.

     

    http://calcher.com/delo/istoriya-gruppi-korol-i-shut-vikipediya.html история группы король и шут википедия ZAYIFLAMA SIRLARI 

     

    Obezite, hem fizyolojik hem de psikolojik olarak sağlığımızı tehdit eden büyük bir sorun. Üstesinden gelmek adına emin adımlarla ve kararlı bir yol çizilmesi gerekir. Sağlıksız ve sürdürülebilir olmayan yöntemler size daha ağır faturalarla geri dönebilir. İdeal kilo kaybı aylık 2-4 kg aralığındadır.  Metabolik hız, cinsiyet, su ve kas oranı gibi farklılıklar diyete olan yanıtı değiştirebilir. 

    Kilo vermek için öncelikle detaylı bir kan tahlili yaptırılıp, durum bir hekim tarafından değerlendirilmelidir. Vücutta kilo vermeye engel hormonal bir sorun varsa, bunlar tıbbi destek alınarak giderilmeye çalışılmalıdır. Psikolojik nedenlere dayalı bir yeme bozukluğu varsa da psikolojik destek alınmalıdır.

    Doğru, kalıcı ve sürdürebilir yöntemlerle sağlıklı beslenmeyi öğrenmek temel hedef olmalıdır. Bu süreçte kararlı bir şekilde, asla acele etmeden amacınıza giden yolu adım adım planlayıp sabırla işlemelisiniz.

    Farkındalığınızı arttırmak için yapacağınız ilk şey en az 3 günlük besin tüketim kaydı almaktır. Neler yediğinize inanamayacaksınız. Not alma alışkanlığı ile, diyet yaptığınız süreçte % 30 oranında başarı şansınızı arttıracaksınız.

    Öncelikle yapmanız gereken kahvaltı öğünü konusunda titiz davranmak. Kahvaltı yapan bireylerin gün içinde iştah yönetiminde daha başarılı olduğunu, iş ve okul performansının yüksek olduğunu unutmamak gerekir.

    Gün içerisinde en az 3 ana, 3 veya 4 ara öğün yaparak kan şekerinin ideal seviyelerde olmasına özen göstermelisiniz. Böylece göbek bölgesindeki yağlanma daha büyük oranda azalacaktır. Akşam yemeklerini olabildiğince sebze türü hafif besinler tercih etmek ve erken saatlerde tüketmek, alınan kalorinin dağılımı açısından fayda sağlayacaktır. Gece hafif bir ara öğün ekleyerek uyku sırasında kan şekerinizi dengede tutabilirsiniz, ancak burada yeme işleminin yatmadan 2 saat önce bitmiş olmasına özen göstermelisiniz. Öğün sayısı ve sıklığınızı arttırarak, ayrıca akıllıca bir kalori dağlımı yaparak kilo verebilirsiniz.

    Diyette temel kural, uzun süren tokluk hissi ve besin çeşitliliği olmalıdır.  Glisemik indeksi düşük, yani kan şekerinizi uzun süre dengede tutabilen lifli, esmer karbonhidratlar temel enerji kaynağımızdır.  Tatlı, şekerleme, meyve suları, gazlı içecekler ise kana çabuk karışan, yağa dönüşme potansiyeli yüksek olan basit karbonhidratlardır. Uzak durulması gereken, iştah kontrolünüzü bozan besinler bunlardır. Meyvenin suyu yerine kendisini tüketmek, posa açısından zengin esmer ekmek, tam buğday makarna veya bulgur tüketmek doyarak kilo vermeniz için önemli detaylardır. Paketli ürün tüketimi azaltmak bile majör değişikliklere sebep olacaktır.

    Doymuş yağ içeriği yüksek besinlerden kaçınmak sağlık için elzemdir. Et, balık, tavuk gibi besinlerin yağsız olmasına dikkat etmek oldukça önemlidir.  Pişirme esnasında da aynı şekilde yağsız yöntemler tercih etmelisiniz. Kızartma veya kavurma gibi yöntemler yerine ızgara, haşlama, buğulama veya fırında pişirme kilo vermeniz açısından da besin değerlerinin kaybolmaması açısından da önemlidir.

    Diyetle alınan kalsiyum miktarının, verilen kilonun yağ yüzdesini etkilediğini biliyor muydunuz? 

    Günde 4-5 porsiyon süt grubu besin alımı hem yağ yakmanızı kolaylaştıracak hem de kemik ve diş sağlığınız için iyi bir yatırım olacak. Bunu bir de haftalık 150 dakikalık bir egzersizle tamamlarsanız, tuz tüketimini günlük 1 çay kaşığına düşürürseniz sağlığınıza yaptığınız yatırım katlanarak artacaktır.

    Tüm bunlarla birlikte unutmamalısınız ki, günlük 2,5-3 litre su tüketmek diyetinizi daha işlevsel kılacaktır. Alkollü içecek tüketimi sınırlamak, kafeinli içeceklerden günlük sadece 1 adet tüketmek de karaciğerinizin daha iyi çalışabilmesi ve sıvı kaybının azalması aşısından önemlidir. Sosyal ortamlarda, davet ve toplantılarda ikramlara ölçülü ve planlı olmak, sonrasında da mutlaka telafisini yapmak gerektiğini de unutmamak gerekir.

    Yaşam tarzınızı değiştirmek esas amacınız olmalıdır. Tek yönlü, sağlıksız diyetler yerine size besin çeşitliliği sağlayan, hayatınıza adapte olabilen beslenme çözümleri ideal zayıflamanın formülüdür. 

     

     

     

     

     

     

     

     

    READ MORE