как стать помощником депутата на общественных началах                    

http://inoxsys.hu/community/vyazat-bolero-spitsami-shemi.html вязать болеро спицами схемы İsviçre'deki haber kaynağınız.

Aydin Yildirim,

  • Editör-İsviçre Gündemi

    урок секс сестра

    порно о рабах Aydın Yıldırım

    коломенская 25 спб на карте Genel Yayın Yönetmeni

    http://kans.co.id/leon/afisha-sobitiy-rostovna-donu.html афиша событий ростовна дону Bu e-Posta adresi istenmeyen posta engelleyicileri tarafından korunuyor. Görüntülemek için JavaScript etkinleştirilmelidir.

    фото голых людей на пляже  

    форма п 3 образец  

    http://vicenzacorsi.com/delo/parom-sochi-turtsiya-raspisanie.html паром сочи турция расписание  

    прижали ребенку палец что делать İsviçre Sosyal Yardımlar Konferansı’nın (SKOS) güncel rakamlarına göre, İsviçre’de yaşayan bir kişinin geçinebilmesi için en az 2.600 Frank’a ihtiyacı var. Dört kişilik bir ailenin asgari geçim sınırı ise 4.900 Frank. Verilere göre, ülkede yaşayan 530 bin kişi, asgari bir geçim ücretine sahip. Buna ek olarak, yaklaşık 500 bin kişi ise yoksulluk riski ile karşı karşıya bulunuyor.

    характеристики провод ввг 3х 1.5 İsviçre’de yoksulluk son 20 yılda daha da arttı. Nüfusu 8 milyonun üzerinde olan İsviçre’de, bir milyondan fazla insan ya yoksul ya da yoksulluk potansiyeli taşıyor. Ülkedeki yoksulluk riskini genellikle; göçmenler, işsizler, eğitim seviyesi düşük olanlar, çalışma ücreti düşük olanlar, iki çocuktan fazlasına sahip olan aileler ve tek başına yaşayanlar taşıyorlar. Fabrikaların ülke dışına taşınmaları, iş mekanizması dahilinde kalmayı ve başka bir iş bulmayı daha da zorlaştırıyor.

    книги эротика читать Genel olarak yaşam koşullarının kötü olması, beraberine borçlanmaları ve sağlıksal sorunları da getirirken, kişiler genellikle bu durumdan kurtulmak için pek de çıkış yolu bulamıyorlar. Çocuklar ise, anne-babalarının bu yoksulluğunu miras olarak devralıyorlar.

    http://girlbaskets.com/lifes/seks-molodih-russkih-nd.html секс молодых русских нд Sürekli olarak sosyal sigortaları kısıtlayan ve her alanda tasarrufa giden İsviçre devletinin bu uygulamaları, sosyal refah açısından tehdit oluşturuyor. Ülkenin yoksullukla mücadelede uzun vadeli ve etkili çözüm önerileri bulunmuyor maalesef. Atılan adımlar ise oldukça zayıf. Buna, şu sıralar gündemde olan “Çocuk bakımı için ailelere yapılacak olan maddi yardım“ konusunu örnek gösterebiliriz.

    http://morganmarketingsystems.com/community/skolko-seychas-vremeni-na-kurilskih-ostrovah.html сколько сейчас времени на курильских островах Federal Hükümet, Federal Meclis’in ve Senato’nun da desteği ile İsviçre’de yaşayan çocukların yoksulluklarını azaltmak istiyor. Son verilere göre, İsviçre’de şu an itibarı ile 250 bin çocuk yoksulluk içinde yaşıyor. Hükümet bu durumu biraz olsun iyileştirmek adına, gelecek beş yıl için 100 Milyon Frank’lık bir bütçe düşünüyor. Bu maddi destek ile, yoksul ailelere ihtiyaç temelli katkı sunulması öngörülüyor. Ancak 250 bin yoksul çocuk için 5 yıl boyunca yapılacak olan 100 Milyon Frank’lık bütçenin etkili olup olmayagı soru işaretleriyle dolu.

     Konuyu, farklı boyutları ile yazarlarımız Derya Özgül ve Bülent Kaya da ele aldılar. 

    .........

    Yaz tatili dönemi yaklaşıyor. Ancak buradan Türkiye’ye gidecek olan birçok insan tedirgin. Tedirginliğin temel sebebi ise İsviçre’den Türkiye’ye yapılan ihbar faaliyetleri.

    Konu, Basel’de görev yapan Türkiye kökenli bir polisin, muhalif düşüncelere sahip olan Türkiye kökenlilere ait bazı gizli bilgileri UETD İsviçre ve T.C. Konsolosluğu üzerinden Ankara’ya ulaştırılması haberi ile bir kez daha gündeme geldi. Haber Basler Zeitung’a aitti. Bu konuya ilişkin tartışmaların İsviçre basınına nasıl yansıdığını geçtiğimiz sayımızda geniş çaplı ele almıştık.

    Son dönemlerde İsviçre’den Türkiye’ye giden ve havaalanında gözaltına alınıp sorgulananların sayısında önemli artışlar var. Sosyal medya ile ilgili paylaşımlarımlarından dolayı gözaltına alınan bu insanların kimisine kendi ülkesine giriş yasağı konulup geri gönderilirken, kimisi ise uzun süre gözaltında tutuluyor.

    OHAL’in de getirdiği keyfi uygulamalara maruz kalan bu insanlar, buradan yapılan ihbarlarla tutuluyorlar. İhbar mekanizmasında Facebook gibi sosyal medya üzerinden yapılan paylaşımlar önemli bir etkiye sahip.

     Bu dönemde Türkiye’ye gidecek olanlara önerilerimiz şöyle;

     - Profilinizi kapalı tutun ve yakınen tanımağınız kişilerin arkadaşlığını kabul etmeyin.

    - Türkiye’ye gittiğinizde akıllı telefonlarınızı yanınızda bulundurmayın.

    - Türkiye’ye gitmeden önce yakınlarınızı haberdar edin.

    - Türkiye’de yaşanan herhangi bir gözaltı durumunda İsviçreli yetkilileri haberdar edin.  Bu e-Posta adresi istenmeyen posta engelleyicileri tarafından korunuyor. Görüntülemek için JavaScript etkinleştirilmelidir. üzerinden de İsviçre Dışişleri Bakanlığı yetkililerini     haberdar edebilirsiniz. 

    - Basel Kanton Savcılığı da, bu konuda sıkıntı yaşayanlara destek vermek istediğini belirtiyor. Basel bölgesinde kalanlar, Bu e-Posta adresi istenmeyen posta engelleyicileri tarafından korunuyor. Görüntülemek için JavaScript etkinleştirilmelidir. maili üzerinden savcılık yetkililerine başvuru yapabilirler.

    Bu ihbar mekanizması İsviçre’de de tersine işliyor. Burada ise, genellikle bu ihbar mekanizmaları içinde olan UETD gibi kurumların temsilcileri ve üyeleri takip edlip İsviçreli resmi kurumlara ve basına bildiriliyor.

    Gelinen aşamada, kurulan bu ihbar mekanizmalarının buradaki toplumsal dokuya ve huzura zarar verdiğini bir kez daha vurgulamakta fayda var.

     

    Sevgiyle

     

     

     

     

     

     

     

     

    READ MORE
  • Editörün Notu

     

    Aydin Yildirim- www.haberpodium.com

    Aydın Yıldırım

    Genel Yayın Yönetmeni

    Bu e-Posta adresi istenmeyen posta engelleyicileri tarafından korunuyor. Görüntülemek için JavaScript etkinleştirilmelidir.

     

     

     

    Yıl sonlarında genellikle Dünya ve ülke gündemine damgasını vuran olaylara bakarız. 2016 yılı Dünya gündeminde Türkiye’nin yoğun bir şeklide yer aldığını, Tükiye’de olan biten gelişmelerin yıla damgasını vurduğunu gördük.

    Türkiye, birçok açıdan olağanüstü bir yıl geçirdi. Başkanlık sistemi tartışmaları, 15 Temmuz darbe girişimi, seçilmis siyasetçilere yönelik tutuklamalar, görevden almalar, yıl boyunca yaşanan çok sayıda bombalı ve silahlı saldırı, her kesimden oluşan gazetecilere yönelik dava ve tutuklamalar...

    Burada, konuya daha çok gazetecilik boyutu ile yaklaşıp gazetecilerin yaşadığı zorluklara değinmek istiyorum.

    Türkiye Gazeteciler Cemiyeti Yönetim Kurulu geçtiğimiz günlerde 2016 yılı basın raporunu açıkladı. Rapora göre 2016 yılında 780 gazetecinin basın kartı iptal edilirken, 839 gazeteci yaptıkları haberler nedeniyle hakim karşısına çıktı. Bunlardan 143’ü yeni yıla cezaevinde girdi. Rapora göre 157 yayın organı kapatılırken işsiz kalan gazeteci sayısı ise 10 bini aştı.

    Türkiye’deki gazetecilerle ilgili bir rapor da Sınır Tanımayan Gazeteciler Örgütü’nden geldi. Rapora göre Türkiye, dünya basın özgürlüğü sıralamasında iki puan daha kaybederek, 180 ülke arasından 151. sıraya geriledi.  Yani 2016 yılı, basın açısından kara bir yıl olarak kayıtlara geçti.

    Gazetecilerin yaşadığı bu zorluklar Türkiye ile sınırlı değil tabi ki. Burada, İsviçre’de de bu işin zorluklarını hissedebiliyoruz kimi zaman.

    Nasıl mı?

    T.C. Bern Büyükelçiliği Basın Müşaviri Hacı Mehmet Gani’yi okuyucularımızın pek azı bilir.

    2016 yılında, gazetecilik çalışmalarımızdan kaynaklı haklarımıza dayanarak Basın Müşaviri Hacı Mehmet Gani Bey üzerinden, Basın Yayın ve Enformasyon Genel Müdürlüğü (BYEGM)’ne basın kartı başvurusunda bulunduk. Bir ton resmi belge, dergi nüshaları, form ve Büyükelçilik onayından sonra, başvurumuz Hacı Mehmet Gani Bey tarafından BYEGM’e iletildi.

    BYEGM başvurumuzu olumlu yönde değerlendirip, kartlarımızı bize iletilmek üzere Hacı Mehmet Gani Bey’e gönderdi. Basın kartlarımız geçtiğimiz Eylül ayında gönderilmiş olmasına rağmen Hacı Mehmet Gani Bey tarafından keyfi olarak alıkonuldu ve bize iletilmedi.

    Konuyu yazılı ve sözlü olarak birçok kez kendilerine sormamıza rağmen yeterli bir yanıt almış değiliz. Kartlarımız verilmemesinde kimi zaman sponsorlarımız, kimi zamansa köşe yazarlarımız gerekçe gösterildi. Konunun Almanya'daki merkez ile (!) konuşulacağı iletildi.

    Anlaşılan o ki yaptığımız çalışmalar Hacı Mehmet Gani Bey’in pek de hoşuna gitmiyor. Basın Müşaviri Hacı Mehmet Gani Bey’in, Türkiye’de gazetecilere yönelik olan yaptırımları burada da hayata geçirme çabası içinde olduğunu düşünüyor, uygulamanın keyfiyetine dikkat çekmek istiyoruz. Aksi halde Büyükelçilik ve BYEGM basın kartlarımız için onay vermezlerdi.

    HaberPodium çalışanları olarak daha önce Isviçre basın kartı ve uluslararası basın kartı başvurularında da bulunmuştuk. Bu başvurularda istenilen belgeler sadece basın alanında çalışıldığını kanıtlayan birkaç belge idi. Çok kısa bir zamanda da sorgusuz sualsiz kartlarımız bizlere iletilmişti.

    Kıyaslama yapmak gerekirse; uygulamalarda ve gazeteciliğe yönelik yaklaşımlarda, aradaki farkların çok fazla olduğunu görebiliyoruz maalesef.

    Son olarak şunu da belirtelim; HaberPodium İsviçre’deki yaşamı konu edinen, burada yaşayan insanlarımızı İsviçre gündemine dair en iyi şekilde bilgilendirme hedefi güden bağımsız bir yayın organıdır. Hukuk kökenli bir devlet görevlisi olan Hacı Mehmet Gani Bey, belki yarın başka bir yerde başka bir göreve atanacaktır, ancak burada kalıcı olan bizler, çalışmalarımızı aynı yayın çizgisinde sürdürmeye devam edeceğiz.

     

     Sevgiyle 

     

     

     

     

     

     

     

     

    READ MORE
  • Editörün Notu

    Aydın Yıldırım

    Genel Yayın Yönetmeni

    Bu e-Posta adresi istenmeyen posta engelleyicileri tarafından korunuyor. Görüntülemek için JavaScript etkinleştirilmelidir.

     

     

     

    Bu yıl Avrupa'nın birçok ülkesinde seçim, Türkiye’de ise başkanlık referandumu yapılacak. Hollanda, Fransa, Almanya, İtalya gibi ülkelerde yapılacak olan seçimlerin ilki Mart ayında Hollanda da başlayacak. Tam da bu dönemde AB içinde Donald Trump paniği yaşanıyor. Göçmen ve sığınmacılar konusunda sıkıntılı dönemler geçiren ve içten içe dağılma söylentileriyle çalkalanan AB, Donald Trump’ın göçmen politikaları ile daha da çetrefilli bir sürece giriyor.

    Donald Trump bazı Müslüman ülkelerin vatandaşlarına seyahat yasağı getirmek istemiş, ancak ABD mahkemeleri tarafından reddedilen bu istemi Avrupa’daki aşırı sağcı partiler tarafından da desteklenmişti. İtalya’da Kuzey Ligi, Belçika’da Vlaams Belang, Hollanda’da PVV, Fransa’da Milli Cephe (FN) ve Almanya’da AfD, Trump’ın göçmenlerle ilgili kararnamesine destek veren partiler. Hollanda'da PVV partisinin lideri Geert Wilders, hızını alamayıp, iktidara gelmesi halinde Trump’ın yaptığının “aynısını yapacağını” söylüyor.

    “Visegrad ülkeleri” olarak bilinen Polonya, Slovakya, Çek Cumhuriyeti ve Macaristan’ın iktidarda olan liderleri de, Donald Trump’ın göçmen politikalarına destek verdiklerini açıklıyorlar.

    Türkiye’de de başkanlık için öngörülen referandum tarihi 16 Nisan olarak açıklandı. OHAL ve KHK’lar ortamında gidilecek olan bu referandumda, daha önceki seçim deneyimleri göz önünde bulundurulduğunda, çatışmalı ve kutuplu ortamın daha da tırmandırılacağı kuşkusuz. Referandum ile ilgili tartışmalar, oy kullanma hakkı olan milyonlarca Türkiye vatandaşı olması vesilesi ile Avrupa’ya da yansıyacak. Gerekli propagandalarını yürütmek amacıyla, birçok siyasetçinin buralara geleceğini tahmin etmek hiç de zor değil. Öyle ya da böyle gelişmelerin içinde olacağız.

    İsviçre’de ise şu sıra üçüncü jenerasyon için geçerli olacak olan kolaylaştırılmış vatandaşlık hakkı üzerinden çifte vatandaşlık tartışmaları başlatıldı. İsviçre Halk Partisi SVP gelecekte tek ülke vatandaşlığının gündeme getirilmesi için çalışmalara başladı. Konuyu detaylı bir şekilde yazarımız Derya Özgül kaleme aldı.

    .......

    2017 yılındaki gelişmeler, gelecekte dünya gidişatına nasıl bir yön verileceği konusunda ipuçları veriyor bize. Dünya siyasetine, tutucu ve otoriter güce dayalı siyaset yaklaşımıyla yön verileceği çok açık. 

    Geçtiğimiz günlerde George Orwell'in "1984” isimli kitabının, Donald Trump'ın ABD başkanlık koltuğunu devralmasından kısa süre sonra, en çok satan kitaplar listesinde birinci sıraya yükseldiğine dair haberler aktarıldı. 1949 yılında yayımlanan bu romanda, Big Brother (Büyük Birader) tarafından sürekli gözetim altında olan ve gerçeklerin çarpıtılması yoluyla insanları sürekli baskı ve kontrol altında tutan totaliter bir toplum anlatılıyor.

    Anlaşılan o ki, insanlar hafızalarını taze tutmak için yeniden okuma ihtiyacı duyuyorlar. Gelişmelerin kitapları yeniden okunabilir kılıyor olması sevindirici.

     

     

    Sevgiyle

     

     

     

     

     

     

     

     

     

     

     

    READ MORE
  • Editörün Notu

    Aydın Yıldırım

    Genel Yayın Yönetmeni

    Bu e-Posta adresi istenmeyen posta engelleyicileri tarafından korunuyor. Görüntülemek için JavaScript etkinleştirilmelidir.

     

     

    Yaz tatili heyecanı başladı. İsviçre’nin gündelik koşuşturmacasından ve iş stresinden kaçmanın zamanı geliyor. İsviçre'nin birçok kantonunda okullar için yaz tatili Temmuz'un ilk haftasında başlarken, birkaç kantonda bir hafta erken ya da daha geç başlıyor.

    Bu ay ki sayımızda, özel olarak tatil konusuna eğildik ve güzel bir tatil geçirmeniz adına bazı önerilerde bulunmanın yanısıra, İsviçre’de faaliyet yürüten tatil acenteleri ve bazı vatandaşlarla da görüşüp, tatil rezervasyonlarına ve tatil planlarına dair nabız yokladık. Sonuçta, insanların tatil yapma konusunda pek de rahat olmadıklarını fark ettik. Bu yıl, özellikle Türkiye’ye gidecek olanlar, Türkiye’deki ortamın güvensizliğinden kaynaklı olarak İspanya, İtalya, Yunanistan, Dominik Cumhuriyeti, Küba ve Tayland gibi ülkelere gideceklerini ifade ettiler.

    Son dönemlerde yoğun bir şekilde gündeme gelen, sosyal medya ihbarları da tatilcilerin canını sıkan bir başka etken. Özellikle, Türkiye’de OHAL uygulaması sürerken tatil için Türkiye’ye pek de sıcak bakılmıyor. Çoğu kişi, “çok mecbur kalmadığı sürece“ gitmek istemediğini ifade ediyor.

    ............................

    Manchester ve Londra’daki terör saldırılarının ardından İsviçre’de yeniden güvenlik konusu gündeme geldi.

    Bu konudaki ilk somut adımı, İsviçre’nin en büyük konser organizatörlerinden biri olan abc Production AG attı. Adı geçen firma, konser ve etkinliklere çanta yasağı getirirken bu yasak kapsamında, sadece A5 formatında, 14,8 x 21 cm ölçüleri altında olan çantaların konser alanlarına girebileceği açıklamasını yaptı. Cam ve pet şişelerde bulunan sıvılar, teneke ve karton paketlerdeki içecekler, video kamera, tablet ve maytaplar da bu yasaklar sıralamasındaki yerlerini aldılar. Bahsi geçen bu yasaklar hemen yürürlüğe konuldu.

    Yasakların ya da korkunun konser türü etkinlikleri ne derece etkileyeceği bilinmez ama, güvenlik uzmanlarının, kalabalık yerlere gidilmemesi konusundaki uyarılarını sürekli olarak duymaya devam edeceğiz. Önlemlere rağmen hiç kimse, hiçbir yerde kendini güvende hissetmiyor artık. Şöyle bir geriye dönüp baktığımızda, bu güvensizliğin ve korkunun her yerde olduğunu görebiliriz aslında; Ortadoğu’da, Asya’da, Afrika’da, Okyanus ötesinde, Avrupa’da…

    Tatil heyecanın başladığı bu dönemde içinizi kararttımsa affola.

    HaberPodium ekibi adına tüm okuyucularımıza güzel bir tatil geçirmelerini diliyorum.

     

    Sevgiyle...

     

     

     

     

     

     

     

     

    READ MORE