Çocuk ve aile,

  • Öfke ve Saldırganlık Çocuk ve Ergenlikte farklı mıdır?

    как сделать узел на крючке для вязания

    сколько варить куриную грудкув пароварке Dr. Meral Acar

    http://azov-yaseni.ru/websitemap/karta-ostrovov-sankt-peterburga.html карта островов санкт петербурга Çocuk, Ergen, Aile Psikoloğu ve Danışmanı

    http://upsourceasia.com/disqusion/lyubov-ne-ponimaet-slov-akterskiy-sostav.html любовь не понимает слов актерский состав Bu e-Posta adresi istenmeyen posta engelleyicileri tarafından korunuyor. Görüntülemek için JavaScript etkinleştirilmelidir.

    http://yourmobilemarine.com/images/gps-treker-dlya-mashini-bez-sim-karti.html gps трекер для машины без сим карты  

     

    структура функционирования рынка Öfke ve Saldırganlık Çocuk ve Ergenlikte farklı mıdır?

     

    Her anne ve baba çocuklarını dışardan gelebilecek tehlikelerden korumak, onlara güvenli bir hayat ve gelecek hazırlayabilmek için kendilerini sorumlu hisseder. Çoğu anne ve babalarda, çocuklarına gelebilecek tehlikelerin sadece dışardan gelebileceği düşüncesi hakimdir. Ancak anne-babalar, ev ortamlarının huzurlu olmasının çocuklarının ruh sağlığı için çok önemli olduğunu unutmamalıdırlar.

    Aile içi şiddet ve huzursuz ev ortamları

    Ebeveynler, ev ortamındaki huzursuzluk, gerginlik, öfke, şiddet ve stres gibi durumların, çocukların ruh sağlığı açısından derin yaralar açabileceğini gözardı edebilirler. Ani ve hızlı büyüme ile birlikte ergen, anne ve babası tarafından anlaşılmayı, ilgi ve değer görmeyi bekler. Bunu her ne kadar ilgilenmiyormuş gibi yapsa da, göz ucu ile anne ve babasının davranışlarını takip eder. Bu dönemde ergen, psikolojik olarak gençlik ve çocukluk arasında kalmışlığın ve vücudundaki büyük değişikliklerin üstesinden gelme çabası içerisindedir. Mutluluk, sevgi ve saygı ile dolu olan aile ilişkileri, ergenin sağlıklı bir kişilik ve karakter oluşturması açısından önemlidir.

    Ailede şiddet denildiğinde, kişinin bedensel bütünlüğüne yapılan saldırı anlaşılmaktadır. Şiddete maruz kalan çocuk veya ergen, vücudundaki morluk veya yaraları zaman içinde fizyolojik olarak onarabilecektir. Fakat psikolojik olarak açılan yaraların tamiri çok zordur.

    Öte yandan çocuk veya ergen aile ilişkilerinde ne gördüyse onu kendi sosyal çevresine uyarlar.

    Ailede şiddete maruz kalmış olan ya da eşler arasındaki şiddete tanık olan çocuk ve ergenleri, ruh sağlıkları açısından “ihmal edilmiş ve yeterli duygusal yakınlık ve destek almamış çocuklar ve ergenler“ olarak tanımlıyoruz.

    Peki aile ortamında var olan yüksek gerilimden dolayı mutsuz ve huzursuz bir ortamda yetişen çocuk ve ergenlerin ruh sağlıkları nasıl etkilenir?

    Eğer aile ilişkilerinde tehdit etme, dışlama, aşağılama, onur kırıcı isim takma, alay etme, odasına kilitleme, dövme, ilgisizlik gibi davranışlar hakimse, çocuk ve ergenin ruh sağlığı gelişiminde birçok sorunun oluşumuna zemin hazırlanmış olunur. Bu ve buna benzer durumlara maruz kalmış ergen ve çocuklar, yaşam boyu süren duygusal ve davranışal sorunlarin yanı sıra, okulda öğrenme güçlükleri ile karşı karşıya kalabilirler.

    Yapılan araştırmalara göre, aile içi şiddet görmüş veya şiddete tanık olmuş çocuk ve ergenlerde depresyon, kaygı, anksiyete, antisosyal ve dürtüsel davranışlar gibi durumlar bariz olarak daha çok görülmüştür.

    Çocuk ve ergenlik dönemindeki depresyon, yetişkinlere göre farklı belirtiler gösterir. Yetişkin olan birey, duygularını ve düşündüklerini ifade etmede ergenlere ve çocuklara göre daha rahattır. Ergen ve çocuklarda iletişim becerileri yetişkinlere göre daha az gelişmiş olduğu için bir takım farklı belirtiler gösterirler. Sinirlilik ve gerginlikle beraber, yaşına uygun aktivilere olan ilgilerin azalması, onlara ne alınırsa alınsın heveslerinin çabuk geçmesi, uyku ve iştah bozuklukları, gece korkuları, okuldaki başarının düşmesi... Bütün bunlar depresyonun habercisi olabilir.

    Öfke ve saldırganlık davranışları

    Şiddete maruz kalmış veya ailede şiddete tanık olmuş çocuk veya ergen, bu davranışlara karşı “öfke ve saldırganlık davranışları“ geliştirebilir. Ailede şiddet gören çocuk, okul ortamında da kendi sorunlarını şiddetle çözmeyi deneyebilir. Dolayısıyla anne ve babaların sadece çocukları ile olan ilişkileri değil, aynı zamanda ebeveyn olarak kendi aralarındaki ilişkileri de son derece önemlidir.

    Ergen ve çocuk, iletişim becerilerini ilk olarak ailede öğrenir, yaşar ve benimser. Çocuğuna, yaşadığı kızgınlığı sözlü olarak ifade edebilmesine fırsat ve destek veren anne-baba, öfkenin öfke ile çözümlenmediğini, onun değerli olduğunu ve sevildiği hissetiren bir güven ortamı yaratmış olur. Ergen ve çocuklara iletişim becerilerini geliştirme, problem çözme becerilerini destekleme, güven ve sevgi ortamı sunma bütün anne-babaların görevidir.

    Şiddetin yalnış olduğu da öğretilmelidir

    Yapılan araştırmalar, uzun süreli travmatik ortamlarda şiddete maruz kalmış çocuk ve ergenlerde, saldırganlık, alkol, madde bağımlılığı, depresyon ya da kişilik sorunlarının ortaya çıktığını ortaya koymuştur.

    Çocuğa, dışardan veya okuldan arkadaşları tarafından gelebilecek her türlü şiddet davranışının yalnış olduğunun öğretilmesi önemlidir. Anne-babalar okul veya ailelerle iletişime geçerek çocuklarına güven verebilirler. “Oğlum o sana vurursa, sen de ona vur, kendini ezdirme“ gibi öğütler çocuk açısından sakıncalı olabilir. Sorunların fiziksel güçle çözülebileceği anlayışını çocuğa vermek, çocuğun duygusal gücünün gelişmesine engel olabilirken, onu yanlış yöne de yönlendirmiş olursunuz.

     

     

     

     

     

     

     

     

     

     

     

     

     

     

    READ MORE
  • Mükemmel Çocuk Yetiştirmek

    Meral Acar- www.haberpodium.com

    Dr. Meral Acar

    Çocuk Psikoloğu

    Bu e-Posta adresi istenmeyen posta engelleyicileri tarafından korunuyor. Görüntülemek için JavaScript etkinleştirilmelidir.

     

     

    http://reddevilpress.com/awstats/igri-pro-skachat-torrent.html игры про скачать торрент Mükemmel Çocuk Yetiştirmek

     

    Anne ve babalar çocuk yetiştirirken, kendi yapmak isteyip de yapamadıklarını kendi çocuklarının yapmasını beklerler ve bununla ilgili birçok istek, hayal ve beklenti içerisinde olurlar.

    Aslında bu düşüncelerle hayaller kurmak oldukça doğal bir yaklaşımdır. Fakat çocuk sahibi olmak istemekle bir ürün sipariş yapılamayacağının farkında olması gereken anne ve babaların, dünyaya gelecek olan insan yavrusunun kendi iç donanım, yetenekleri ve farklılıkları ile geleceği üzerinde çok fazla düşünmezler. Burada dikkat edilmesi gereken, bu güzel düşünce ve hayalleri kurarken büyük beklentiler içerisinde olmamak, aşırıya kaçmamaktır. “Biz okuyamadık, çocuğum okusun, en iyi okulları kazansın“ gibi kendi yapamadıklarını çocuklarından bekleyen anne ve babalar, yaptıkları hataların çocukları tarafından yapılmaması beklentisi içerisinde de olurlar.

    Her birey, kendi aile ortamında, anne ve babasının doğru olarak bildiği ve inandığı eğitim anlayışı içinde büyür. Örneğin anne ve baba “mutlaka hukuk fakültesine gidecek“ şeklinde çocuğa ısrar ederlerse, belki çocuk o bölüme gidebilir. Ancak çocuğun severek yapacağı, başarabileceği ve sonunda mutlu olacağı bir mesleğe yönlendirilirmesi anne ve babanın görevidir. O halde çocuk, anne ve babasının yapmak isteyipte yapmadığını değil de, kendi yapmak istediğini yapmalıdır. Çocuk sahibi olmak, onları okutmak, büyütmek ve yetiştirmek, meslek sahibi olmalarını sağlamak, evlendirmek, uzun bir süreç ve oldukça emek dolu bir zaman dilimidir.

    Isvicre'de egitim, cocuk egitimi - www.haberpodium.comAtasözümüzde de olduğu gibi “Kuzguna yavrusu şahin görünürmüş“ misali, anne ve babalar çocuklarının ilk doğduğu zamanlarda, onların eşsiz, güzel, zeki, belki de üstün yetekli olduğu gibi düşüncelere kapılabilirler. Anne ve babaların hayalleri çocukları büyüdükçe birbirini tutmayabilir. Bu durumda bazı gerçekleri kabul etmeleri gerekebilir. Örneğin çok dışa dönük, konuşkan ve girişken bir babanın çocuğu daha sakin yapılı, babaya göre belki “pısırık“ gelebilecek kadar farklı olabilir. Bu durumda anne ve baba çocuğunu doğmadan önceki kurduğu hayalindeki kalıplara sokmaya çalışması, aralarındaki ilişkiyi zora götürebilir.

    Önceleri Anne ve babaların çocuklarını daha çok sınırlayan, kısıtlayan, daha çok anneye babaya bağlı olsun gibi sıkı disiplinli yaklaşımlar hakimken, günümüzde anne ve babalar; “çocuğum daha çok özgür olsun, kendine güvenen olsun, kendi ayakları üzerinde durabilsin“ gibi yaklaşımların olduğu görülmektedir. Anne ve babalar çocuklarını kendi hayallerindeki kalıba sokmaktan vazgeçtiklerinde, çocuk ile daha sağlıklı bir iletişime geçebilmekte ve çocuğun hayatına yön vermede çok daha başarılı oldukları gözlemlenmektedir.

    Burada dikkat edilmesi gereken şey, özgürlük ve özgüven ile kendi başına bırakılma durumu arasındaki farkı gözden kaçırmamaktır. Kendine saygısı ve özgüveni olan, başkalarına saygılı, sınırlarını tanıyan, hak, adalet, doğruluk gibi değer yargılarına sahip bireyler yetiştirmek anne-babaların çocuklarına kazandırması gereken temel özellikler olmalıdır.

    Çocuklara sorumluluklar verilmesi ve kendine yetebilme duygusunun geliştirilmesi önemlidir. Burada dikkat edilmesi gereken şey, çocuğu büyük bir yük altına sokmadan, yapabileceği ve başarabileceğine inandığınız konularda karar almasını sağlamaktır. İyi ve başarılı deneyimler edinmesini sağlamak, çocukların kendine yetkinlik duygusunun gelişmesinde gerekli tecrübelerdir.

    Çocuklara, ailede değerli olduklarını, aile içinde alınacak kararlarda onların da düşüncelerini alarak ailede var olduklarını hissettirmek çok önemlidir. Ailede sevilen ve değerli olduğunu hisseden çocuk, ileride içinde yaşadığı toplumda da kendini özgüvenli ve değerli hissedecektir.

     

     

     

     

     

     

     

     

     

     

    READ MORE
  • Nasıl Başarılı Anne Baba Olunur?

    Dr. Meral Acar

    Çocuk Psikoloğu

    Bu e-Posta adresi istenmeyen posta engelleyicileri tarafından korunuyor. Görüntülemek için JavaScript etkinleştirilmelidir.

     

     

    http://MenWorldHK.com/wp-content/katalog-filmov-2017-boeviki.html каталог фильмов 2017 боевики Nasıl Başarılı Anne Baba Olunur?

     

    Anne-baba olmak dünyanın en zor işlerinden biridir. Çocukların akademik başarısına önem verilmesinin yanı sıra, çalışma ahlakına ve gayretlerine de önem verilmesi, üzerinde durulması çok daha etkili ve faydalı bir yaklaşım olacaktır.

    Yapılan araştırmalar, çocukların çaba ve gayretlerinin övülmesinin zekaya vurgu yapılmasından daha önemli olduğunu ortaya koymuştur. Çocukların başarısında, sosyo-ekonomik durumlar, yaşadığı çevre ve ebeveynlerinin bilinçlilik düzeyi gibi özellikler, bir çocuğun başarısını doğrudan veya dolaylı olarak etkileyen çok sayıda etmenlerden en önemlileridir.

     İleride sağlıklı, mutlu bireyler yetiştirmek için anne ve babalar neyi yanlış yapıyorlar? Neyi doğru yapabilirler, bunları ele alalım:

    - Çocukların gayret ve çabaları övülüp onların bağımsız olmaları teşvik edilmeli, desteklenmelidir. Çocuklara; “Sen çok akıllısın, sen yaparsın“ gibi sözler söyleyerek onların omuzlarına ağır sorumluluklar yüklenmemelidir. Bu yaklaşım çocukta zorluklar karşısında kalınca başarısız olma korkusunu arttırırken, kaygılı davranışlar edinmesine sebep olabilir. Onun yerine çocukların yapabildiklerini görüp aşırıya kaçmadan övgü ve değer vermeniz yeterli olacaktır. Böylelikle çocuk sınırlarını tanır, cesaretlenir ve sonraki adımı atmaya kendisi karar verir.

    Özellikle ergenlik döneminde ergenlerin bağımsız davranmaları için yüreklendirilmesi, onların sorun çözme, kişiler arası iletişim kurma becerilerinin güçlendirilmesi açısından yardımcı olacaktır.

    - Anne babaların çocuklarına disiplin yöntemi olarak kullandıkları, bağırma, incitici sözler söyleme, küçük düşürme gibi davranışlar uzun vadede çocukların duygusal ve ruh sağlığına zarar verir. Bunun sonucunda da çocukta davranış problemleri oluşabilir. Anne babalar belki kısa vadede kendilerini rahatlatıyor olabilirler, fakat çocuklarda kişilik gelişimlerinde önemli hasarlar bıraktıklarının farkında olmayabilirler.

    - Mutlaka ilgili anne ve baba olmak iyi bir şeydir ancak aşırı kontrolcü bir ebeveyn olmanın dezavantajları da var. Böyle ailelerde büyüyen çocuklarda mutsuzluk, kaygı ve depresyonlara yönelim görülmektedir. Çocuklar daha az yaratıcı, daha az yeni fikirler üretmeye ve içe dönük yaşamaya itilmiş olur. Çocuğa imkanlar sunulmalı, kendi kararlarını almada onları desteklemeli, müdahale eden ebeveynlerden çok gözlemleyen ve takip eden ebeveyn olma, rehber olma yönünde çaba gösterilmesi daha doğru bir yaklaşım olacaktır.

    - Erken çocuk gelişiminde verilen eğitimin çocuklarda yaşamları boyunca bedensel, duygusal ve ruhsal sağlığı için önemli etkileri kabul edilmektedir. Dolayısıyla erken çocukluk döneminde edinilen alışkanlıklar, örneğin uyku saatlerinin düzenli olması gibi davranışların edinilmesi, onların yaşamlarına hem sağlık hem de düzen katar. Küçük çocukların televizyon izleme saatlerinde sınırlar konulmasını başka bir örnek olarak da verebiliriz. Gelişim psikologları olarak, üç yaş altındaki çocuklara televizyon veya tablet gibi araçları kesinlikle önermiyoruz. Çocuklardaki dil gelişiminin kazanıldığı bu dönemde; çocukların çevresi ile etkileşimleri, yaparak, yaşayarak öğrenmeleri, onların sözcük dağarcığının gelişimine sosyal yaşamın çok daha yararlı ve etkileyici olduğu yapılan araştırmalarla ortaya konmuştur.

    -  Ebeveynlerin çocuklarıyla sağlıklı, güvenli ve olumlu bağlar kurmaları son derece önemlidir. Anne-baba ile ergen arasındaki düşük seviyedeki ilişkilerde, ergenlerde çok daha sorunlu ve problemli davranışların geliştiği gözlemlenmiştir. Ebeveynin şiddete başvurması kuşkusuz kabul edilebilir bir yaklaşım değildir. Şiddete maruz kalmış çocukların çevreye uyum sorunları yaşadıkları, agresif ve saldırgan olmaya meyilli oldukları ortaya konmuştur.

    Ebeveyn tarafından mesafeli, uzak ve takdir görmeyen ergen, sosyal olarak içe kapanır, kaygı problemleri yaşayabilir. Ergenlik gibi çok zor olan bu döneminde karşılıklı sevgi, saygı ve güvenin esas alındığı ilişkilerde, ergenler kendilerini anne ve babalarına karşı sevgi ve güven içinde hisseder. Sonuçta da bu ergenlik döneminin mutlu ve sağlıklı bir şekilde geçirilmesi sağlanmış, desteklenmiş olunur.

     

     

     

     

     

     

     

     

     

     

     

     

     

    READ MORE