İsviçre'deki haber kaynağınız.

İsviçre,

  • 2016 Yılında İsviçre Gündemine Damgasını Vuran Konular

    Hasim Sancar- www.haberpodium.com

    Haşim Sancar

    Yeşiller Partisi Bern Kanton Milletvekili

    Bu e-Posta adresi istenmeyen posta engelleyicileri tarafından korunuyor. Görüntülemek için JavaScript etkinleştirilmelidir.

     

     

     

    http://calcher.com/delo/istoriya-gruppi-korol-i-shut-vikipediya.html история группы король и шут википедия 2016 Yılında İsviçre Gündemine Damgasını Vuran Konular

     

    2016 yılında İsviçre’de neler olduğunu anlatmadan önce bir şeyi vurgulamadan geçmeyelim; Dünya’daki gelişmeleri, savaşları, zorunlu göçleri, ekonomik krizleri vs. göz önünde tutarsak, İsviçre’de oldukça ‘rahat ve güvenilir’ bir ortamda yaşadığımızı ve diğer insanlara yardımda bulunabilme şansına sahip olduğumuzu söyleyebilirim.

    2016 yılında İsviçre’de en çok konuşulan konular şöyleydi;

     

    обоснование возникшей проблемы и потребности FIFA skandalları

    Fifa baskani infantino - www.haberpodium.com

    Yeni FIFA başkanı da Kanton Walis’in bir köyünden(!)

    Bilindiği gibi 2015 yılında, 111 yıllık bir tarihe sahip olan FIFA’nın en büyük skandalına şahit olunmuş ve ortaya çıkan bir takım yolsuzluk ve rüşvet olaylarıyla tüm futbol dünyası çalkalanmış, FIFA’ya bağlı 41 kişi ve kurum hakkında ABD’de dava açılmıştı. Diğer birçok rüşvet ve yolsuzluk olaylarının yanında, Dünya Kupaları’nın 2018’de Rusya’da ve 2022’de Katar’da yapılması kararını alan Yürütüme Kurulu’nun 24 üyesinden 12’si yolsuzluk yapmak ve zimmetine para geçirmekle suçlandı. Bu suçlamalardan dolayı merkezi Zürich’te bulunan FIFA’da aramalar yapılmış ve aynı gün kurumun 7 yöneticisi tutuklanmıştı. FIFA Başkanı, İsviçre’nin Walis Kantonu’ndan 79 yaşındaki Joseph Blatter’e yapılan ağır eleştirilere karşın, 2015’de tekrar seçilmiş, beklentilerin tersine birkaç gün sonra istifasını açıklamıştı. 

    Şubat 2016’da Zürich’te yapılan kongrede, başka bir ülkeden bir başkana sıra gelmedi. Yeni FIFA Başkanı, Walis Kantonu’nun başka bir köyünden olan Gianni Infantino seçildi. Dünya batsa, İsviçre batan en son ülke olur herhalde! Infantino FIFA içersindeki çalkantıları durdurabilecek mi sorusu henüz cevaplanmış değil.                                                                             

    отчет по практике инженера электрика Gençlerde şiddete eğilim azalmaya devam ediyor

    Gençlerde şiddete eğilimi -www.haberpodium.com

    Reşit olmayan gençlerdeki şiddete eğilim altı yıldır gittikçe azalıp 2009’daki (4440 vaka) istatistiklerin yarısına düştü. Bu yıl açıklanan 2015 istatiğine göre, İsviçreli gençlerdeki şiddet eğilimi 1000 kişiden 3 kişiye, yabancı gençlerdeki şiddet eğilimi ise 1000 kişiden 5 kişiye tekabül ediyor. Yabancılardaki oran halen yüksek olmasına karşın, özellikle Türkiyeli ve eski Yugoslavya’dan gelen gençlerde şiddet eğilimindeki düşüş oldukça yüksek. Konunun erbabları, bu düşüşün büyük nedenin sosyal medyadan kaynaklanmasından korkuyorlar. Bir taraftan, yalnızlaşan gençlik, diğer taraftan sosyal medya yolu ile yeni şiddet metodlarının gelişmesinden endişe ediliyor. Kanımca, sosyal medya etkin bir rol oynasa da konuyu açıklamaya yetmemekte. Yeni ceza yasası, son yıllarda ekonomideki canlılık ve altı yıl öncesine kıyasla, staj yeri bulmada kolaylıklar da önemli rollere sahip. Tüm bunların yanında, istitastiklere karşı mümkün oldukça mesafeli yaklaşmak gerekir, çünkü statistikler bir an fotoğrafı gibidir ve daha çok toplumun şikâyette bulunma tavrını sergiler. İstistatiklerde de olsa, kuşkusuz gençliğin günah keçisi olarak gösterilmemesi sevindirici bir durum.

    Temennim, geleceğimiz olan gençlere, ekonomik kriz gibi zor dönemlerde de perspektifler ve barış için mücadele sunabilmemizdir.

    http://ericknavarro.com.mx/leon/tarifnie-plani-lineyki-cherniy.html тарифные планы линейки черный  Burka yasağı

    isvicre'de burka yasagi - www.haberpodium.com

    Kanton Tessin’in Eylül 2013’te halk oylamasında getirdiği Burkayı Yasaklama inisiyatifi yüzde 65 oranında oyla kabul edilmişti. Bir sonraki aşamada ise Kanton anayasasının değiştirilmesi gündeme gelmişti. Bu durumda kantonların anayasalarındaki değişikliklerin Federal Parlamento’da (Nationalrat) ve Temsilciler Meclisi’nde de (Ständerat) kabul görmesi gerekiyordu. Her iki meclis bu değişikliğı kabul ederken, İsviçre’de ilk kez, Kanton Tessin’de, Burka yasağı 1 Temmuz 2016 tarihi itibariyle yürürlüğe girmiş oldu.

    Olmayan bir sorundan zevk alan, Burka aracılığı ile yabancı düşmanlığını hedefleyen kimi aşırı sağcı çevreler hızını alamayıp, Mart 2016 tarihinde İsviçre genelinde Burka’yı yasaklamak hedefi ile, bir inisiyatif için imza toplamaya başladılar.

    Avrupa’daki yabancı düşmanlığı yapan partiler, genelde göçmenler özelinde islama karşı yaptıkları politikalarda prim toplayınca ve bu politikalarının seçimlerde oya dönüştürdüğünü görünce, bu anti-göçmen ve islam-karşıtı propagandaların sürekli yapılması yolunu seçiyorlar. Gerek minarenin gerekse de burkanın İsviçre’deki sayısının elle sayılabilcek kadar az olması bir şey değiştirmiyor.

    сколько тормозной жидкости нужно в ваз 2114  İsviçre Yeşiller Partisi’nin atom santrallerine karşı inisiyatifi

    Isvicre Atom santralleri - www.haberpodium.com

    İsviçre Yeşiller Partisi’nin atom santallerinin açılışından 45 yıl sonra kapatılmasını isteyen inisiyatifi, 2016’da halk oylamasına sunuldu. Bu inisiyatife göre dünyanın en eski atom santrali olan Beznau I’in yanında Beznau II ve Mühleberg’in 2017 yılında AKW Gösgen’de 2024 ve AKW Leibstadt 2029 yıllarında fişlerinin çekilmesi gerekiyordu. Oylama sonucu, Yeşiller Partisi açısından büyük bir başarı teşkil etse de, ne yazık ki bu inisiyatif halk oylamasında yüzde 46 oranında kabul görerek, yeterli olmayan bir sonuç aldı. Bu sonucun en büyük nedeni, tüm sağ partilerin ve ekonomi çevrelerinin büyük direnişinin yanında, oylamadan kısa bir süre önce Ulusal Parlamento’nun kabul ettiği enerji stratejisi 2050 idi. Bu stratejiye göre Beznau I’in 2029’da kapatılması öngörülüyor ve diğer atom santrallerinin açılışından 40 yıl sonra uzun ömürlü konseptler sergilemesi isteniyor. Diğer taraftan İsviçre’nin giderek ekolojik kaynaklardan elektrik üretimini arttırması da öngörülüyor.

    http://plock.nu/tech/kak-ustanovit-igru-na-8.html как установить игру на 8 Emeklilere (AHV) zam inisiyatifi

    isvicre'de emeklilik-www.haberpodium.com

    Emeklilere 250 franka kadar zam öngören AHFplus, sendika, yeşil ve sol çevrelerin inisiyatifi ne yazık ki 2016’daki halk oylamasında kabul görmedi. Pensiyon kasaların yatırımlarındaki gelirin düşmesi ve bunun alınan emekli aylıklarına yansımasını gidermek amacı ile bir olasılıkla Federal Parlamento’dan emekli aylıklarına 70 Franklık gibi bir artış çıkabilir. AHV önümüzdeki süreçte de birçok tartışmalara konu olacağa benziyor; Kadınların emeklilik yaşlarının 65’e, erkeklerin 67’e çıkarılması, emeklilerin reşit olmayan çocuklarına ödenen maaşların kaldırılması, dullara emeklilik aylıkların sadece reşit olmayan çocukları varsa verilmesi, vs…

    расписание электричек химки конаково на 25 июня Yaptırım inisiyatifi

    isvicre'den yurtdisi edilme - www.haberpodium.com

    Almancası Durchsetzungsinitiative olan yaptırım inisiyatifi, yurtdışı etme inisiyatifi (Ausschaffungsinitiative) sonrası, yine SVP tarafından halk oylamasına sunulmuştu. Küçük suç işlemelerde dahi, yabancıların yurtdışı edilmesini öngören, yurtdışı etme inisiyatifinin parlamentoda yasaya geçirilmesinden hoşnut olmayan SVP, yeni bir initiyatif ile ilk inisiyatifinin, uluslararası antlaşmalar ve yargının bağımsızlığını gözetmeksizin, kayıtsız ve şartsız yasaya uygulanmasını istemekteydi. Oysa Parlamento, örneğin hakimlere istisnai durumlarda karar hakkı tanıyordu. Bu yeni inisiyatif 2016 yılında halk oylamasına gitmiş, tüm diğer parti ve sivil örgütlerin desteği ile, yüzde 59 gibi büyük bir çoğunlukla reddedilmişti. Bu oylama ile duvara toslayan SVP, yabancılar konusunu kamuoyunda canlı tuttuğu için, yine de kârlı çıkmıştır.

    история независимости сша Toplu göç inisiyatifi

    isvicre'de toplu göc www.haberpodium.com

    Almancası Masseneinwanderung olan SVP’nin toplu göçe karşı inisiyatifi, İsviçre’ye gelen göçmenlerin sayısını kısıtlama ile ilgili idi ve Şubat 2014’te halk oylamasında kabul görmüştü. Bu inisiyatif, Avrupa Birliği ile olan serbest dolaşımı sağlayan ikili antlaşmaların gerekirse iptal edilmesi istenmekte ve göçü kontenjana bağlayarak, örneğin yabancıların aile birleşimini ve sosyal yardım alabilmesini engelleme, iş pazarında İsviçre’de oturanlara öncelik tanıma istemlerini içermekteydi. Söz konusu inisiyatif 2016’nın sonlarında Parlamento tarafından kabul edilip, Avrupa Birliği (AB) ile olan ikili antlaşmalara ve serbest dolaşıma zarar vermeksizin yasalaştı.

    Buna göre işçi arayan bir işyeri, önce işçi kurumundan kayıtlı işsiz birisini görüşmeye davet edecek. Sunduğu inisiyatifin bu şekilde yasaya geçmesinden hoşnut olmayan SVP, diğer partilere anayasayı çiğnedikleri suçlamasında bulunsa da, yeni yasaya karşı referanduma gitmedi. SVP’nin yan kurumu olan AUNS (Bağımsız ve Tarafsız bir İsviçre Hareketi), bu yazının kaleme alındığı sıralarda, SVP’yi de şaşırtan bir açıklamayla, AB ile olan serbest dolaşımı da kapsayan ikili anlaşmaların iptali için bir inisiyatif başlatarak imza toplamaya gideceğini bildirdi. Ayrıca, referunduma başvuru süresinin son gününde, SP üyesi bir üniversite profesörü olan Nenad Stojanovic, bu yasanın Parlamento’dan bu şekilde geçmesine karşı referanduma gideceğini belirtti. Bu girişiminde, SVP’nin mağdurluk politikasını engellemeyi hedefleyen Nenad Stojanovic, bu yola halktan olur almak için başvurduğunu belirtiyor. Bilindiği gibi, referendum için İsviçre genelinde 100 gün içerisinde, oy hakkına sahip kişilerden elli bin geçerli imza toplamak gerekiyor.

    http://expertiza-bryansk.ru/tech/tatu-serdechkona-ruke-foto.html тату сердечкона руке фото En sıcak ve kurak Sonbahar 2016

    Isvicre'de kurak iklim - www.haberpodium.com

    Alman kökenli Hildegard Knef, “Dünyanın sonu Zürich gölü kenarında, gölgede otuz derecede geldi” der, bir aşkın, bir sıcak yaz gününde bitimini anlatan şarkısında. Yazların sıcağına, kuru geçmesine alıştık, ancak sonbaharın 2016’daki kadar sıcak ve kuru geçmesi, kayıtlar yapıldığından beri hiç raslanmamış bir olgu. Bırakın Noel’i, yılbaşına da karsız girdik. Kayak merkezlerinın bir kısmı teleferiklerini hiç çalıştırmadı. Bazıları, makina gücü ile, ki oda gereken soğuğu yakalayabiliyorsa, suni kar üretmeye gitti. Öyleki, kayak yapılabilmesi için üretilen kar, sadece kayak şeritlerine yetebiliyor ve yeşil çimenlerin yanında, kara koyunun sırtındakı alaca beneklere benziyor.

    2016’nın son haftasında, daha henüz yılbaşı havai fişekler atılmadan iki üzücü haber geldi: aşırı sıcaklıklar ve kuraklıklardan dolayı Tessin ve Graubünden Kantonlarında orman yangınları tüm çabalara karşın bir hafta süreyle devam etti.

    Bu gerçeklik bizlere, iklimin değiştiğini, küresel ısınmanın arttığını, bağırarak sesleniyor. Bu gidişatın bir kısmında biz insanoğlu ve kızının sorumluğu bulunuyor. Dünyanın ve doğanın bize vereceğinden daha fazlasını sağmaya çalışıyor ve elde edileni de adaletsiz bir şekilde dağıtıyoruz. Temennimiz daha sosyal ve adaletli bir dağılımın biz insanlara eşlik etmesi.

    мебельная фурнитура в нижнем новгороде Dünyanın en uzun tüneli Gotthard açıldı

    17 yıllık çalışmalardan sonra, 57 km ile dünyanın en uzun olan tüneli hizmete girdi. Günde 260 yük treni ve 65 yolcu treni aktarma kapasitesine sahip olan Gotthard tüneli 1 Haziran 2016’da, Angela Merkel und Alexander Dobrindt, Francois Hollande, Matteo Renzi gibi uluslararası önemli politikacılarının da aralarında bulunduğu büyük bir gösteri ile açıldı.

    SVP’nin ulusal parlamenterlerden Sylvia Flückiger, Federal Hükümet’e bir soru önergesi ile, “Allah’a yaklaşma anlamına gelen Derviş danslarının açılış gösterilerinde yer almasının, İsviçre’nin kendi kültüründen uzaklaştığı anlamına gelmiyor mu?” sorusunu yöneltti. Konu Flückiger için o kadar önemliydi ki, gösterilerin yapıldığı gün kendi doğum gününü kutlamasından dolayı gösterilere katılamamış olmasına karşın, bu denli önemli bir ulusal sorunu savsaklamamak gerektiğini düşünüyordu. Federal Hükümetin cevabında ise, Derviş dansına benzetilenin, ot desteleri olduğunu belirtiyor.

     

    jawa 660 sportard характеристики 2017 Yılında Gündeme Gelecek Olan Konular

    расценки на укладку коммерческого линолеума Yeni vatandaşlığa geçme yasası 2018’de yürürlüğe giriyor

    isvicre vatandasligi - www.haberpodium.com

    Ulusal Parlamento, 1.1.2018’de yürürlüğe girecek olan vatandaşlığa geçme yasasını 2016 yılında yeniden düzenlemişti. Buna göre, vatandaşlığa başvurmak için İsviçre’de 12 yerine, 10 oturum yılı yeterli olacak. Ancak, başvuru sahibinin yerleşme hakkını içeren C oturumlu (C Ausweis) olması gerekiyor. Daha önceleri B, F ve hatta N oturumlularda diğer şartları yerine getirdiklerinde, bireyler vatandaşlık için başvurabiliyorlardı. Yeni yasaya göre ayrıca, kişinin başvurudan önceki son üç yıl sosyal yardım almamış olması (eğitim gören çocuklar için geçerli değil) ve oturduğu yerin dilini iyi bilmesi gerekiyor. Bu kıstaslar en az uyulması gereken kıstaslar. Kantonlar kıstasları daha da katılaştırma olanaklarına sahip.

    http://irsaigrappa.com/tech/uvolnenie-stati-tk-rf.html увольнение статьи тк рф Üçüncü nesil için kolaylaştırılmış vatandaşlık

    isvicre'de 3. nesil icin kolaylastirilmis vatanadaslik - www.haberpodium.com

    Waad Kantonu’ndan İtalyan kökenli ikinci nesilden, Ada Marra bu yasa önersini sekiz yıl önce vermişti. Geçen sene Parlamento’ya gelen ve olumlu bir sonuç ile geçen bir yasa tasarısı, üçüncü neslin kolaylaştırılmış vatandaşlıktan (Erleichterte Einbürgerung) yararlanmasını öngörüyor.

    SVP’nin dışında diğer tüm partiler tarafından desteklenen yasa, İsviçre’de yılda beş bin kişiye kolaylaştırılmış vatandaşlıktan yararlanmayı sağlayacak ve Anayasa değişikline neden olmasından dolayı, 12 Şubat 2017’de halkoylamasında sunulacak.

    Düzenleme, dede veya nenesi İsviçre’de yaşayan üçüncü neslin kolaylaştırılmış vatandaşlıktan (kısa sürmesi, az masraflı olması vs.) yararlanmasını öngörmekte. Göçmenlerin bu oylamayı (diğer tüm oylamaları da) kaçırmayıp, “Evet” demek için hemen işbaşına geçmesi gerekiyor.

    результаты конкурса лучший по профессии Şirket vergileri III (Unternehmenssteuerreform III: USR III)

    İsviçre’nin uluslararası şirketlere ve holdinglere yaptığı vergi indirimleri, bunların İsviçre’ye yerleşmesine kolaylık ve cazibelik sağlıyordu. Bu uluslararası standartlara uygun değildi ve bundan dolayı İsviçre uluslararası alanda eleştirilere ve baskılara maruz kalmıştı. Bu durumu uluslararası standartlara uygun kılmak için kısa adı Unternehmenssteuerreform III (USR III) olan yeni bir şirket vergileri reformu yapmak gerekli oldu. Ancak, bu reformla birlikte uluslararası standartlara uygun bir şekilde şirketlere yenilik ve araştırmalar konularında yeni vergi imtiyazları getirilmek istenirken, yerli şirketlere de yeni vergi indirimleri talep edilmekte. Diğer taraftan, kârdan da vergi indirimi öngörülüyor. Federal Hükümet, kantonların açığını kantonlara ödediği gelir vergisi payından yüzde dört oranında arttırma ile kantonların bir kısmının kaybını karşılama yolunda gidiyor.

    Federal Hükümet yeni reformla kaybın 800 milyon frank olacağını tahmin ediyordu. Oysa şimdiki verilere göre bu rakam 4 milyar Frank (belki daha da fazla). Bu farkı kapatmak ancak vatandaşlardan alınan vergilerin yükseltilmesi, sağlık, sosyal, eğitim ve toplu taşımacılık alanındaki yatırım ve harcamaların kısıtlaması ile olanaklı olabilecek.

    Bu sebeplerden dolayı, Yeşiller, SP ve sendikalar konuyu referanduma götürmek için imza topladılar. 12 Şubat 2017’de oylamaya gelecek olan şirket vergileri referandumuna, Yeşiller, SP ve sendikalar “Hayır” diyor. Bu, reformun yükünün dar gelirli kesime yıkılmasını istemeyenlerin “Hayır” demesi gereken bir oylama.

    2017 yılına hoş geldin derken, yeni yılın sizlere, çevrenize ve tüm insanlığa adaletli bir barış yılı olmasını diliyorum.

     

     

     

     

     

     

     

     

     

    READ MORE
  • 2017 Yılında Elektronik Sigara

    Doç. Dr. B. Nazan Walpoth

    Bern Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesi

    Kardiyoloji Bölümü Öğretim Üyesi

    Bu e-Posta adresi istenmeyen posta engelleyicileri tarafından korunuyor. Görüntülemek için JavaScript etkinleştirilmelidir.

     

     

    Dünya Sağlık Örgütü ve pek çok uzman, orta ve uzun vadeli zararları henüz yayınlarla belirlenmemiş olan e-sigaranın, tütün sigarası bağımlılığı mücadelesinde önerilmemesi görüşündeler.

    E-sigara içiminin tütün sigarası içiciliğinden en önemli farkı, tütünün yokluğu ve buna bağlı olarak tütün yanması ile oluşan zararlı dumanın enhale (içe çekilmemesi) edilmemesidir. Bu yüzdendir ki, bugünün kısa vadeli bilgileri ışığında, tütün enhalasyonu ile arttığı bilinen kalp damar hastalıklarının, bazı kanser ve akciğer hastalıklarının, daha az görülebileceği düşünülmektedir.

    Elektronik sigaralar pil, rezervuar, püskürtücü, buharlaştırılan sıvı ve sensörlü olan ağızlıktan (sensör püskürtmeyi regüle eder) oluşur.

    İsviçre`de kartuşun sadece nikotin içermeyen formları için satış izni vardır. İnternet üzerinden nikotinli kartuş siparişi dünyanın her yerden mümkündür.

    http://irconsole.ir/leon/glavnoe-sobitie-pokerstars-championship.html главное событие pokerstars championship  E-sigara’nın etkileri

    -       E-sigara kısa vadede ağızda kuruluk, başağrısı, nefes darlığı, öksürük ve kan basıncında yükselme gibi etkiler yapabilir.

    -       Saf olmayan glycerol enhale edilirse (içe çekilirse) akciğer yangısına sebep olabilir.

    -       Teknik arızalar neticesinde, nikotinli sıvıların deri ve ağız mükozası ile teması tahrişe ya da olası patlamalar neticesi yaralanmalar olabilir.

    -       Kaza ile, özellikle küçük çocukların eline geçen nikotinli sıvıların içilmesi tehlikeli nikotin zehirlenmesine sebep olabilir.

    -       İçeriğindeki diacyl, formaldehyd gibi kanser yapıcı kimyasalar nedeniyle akciğer kanserine sebep olabilir. 

    Yeni bir endüstri

    Batı ülkelerinde sigara satışının gerilemesiyle, e-sigara bu endüstri için yeni ve cazip bir pazar oluşturmuştur. Renkli ve hoş kokulu olan e-sigaralar çocukların ve gençlerin nikotin bağımlılığına geçiş risklerini azımsanmayacak derecede arttımaktadır.

    Araştırmalar

    E-sigara içicilerinin orta ve uzun vadeli riskleri konusunda henüz elimizde yeterince bilgi ve yayın yoktur. Unutulmamalıdır ki, nikotin içeren e-sigaralar da kişiyi nikotin bağımlısı yapabilmektedir. Bu risk özellikle tütün sigarası içicisi olmayan gençlerde gözardı edilmemelidir. Sigara bağımlılığı ile mücadele eden uzmanlar e-sigara desteğinin gerekliliği konusunda hemfikir değiller.

    Uzmanların bazıları e-sigarayı tütün sigarasından kurtulma ve buna bağlı potansiyel sağlık risklerini azaltmada yardımcı olabileceğini düşünüyorlarken, bazıları da e-sigaranın nikotin bağımlılığına geçişte ilk basamak olabileceği kaygısını taşımaktadırlar. Böylelikle e-sigara ile, sigara içiciliğinin toplumda yeniden kabul edilebilir duruma getirilebileceği endişesini duymaktadırlar.

    Şu an için e-sigaranın sigara bağımlılığından kurtulmada etkili olduğunu gösteren çok az randomize araştırma/ yayın mevcuttur. Konu uzmanlar arasında henüz tartışmalıdır. Elimizde var olan ilk araştırmalar, e-sigaranın şu an için sigara bırakmada kullandığımız diğer yardımcı yöntemlere/ilaçlara (Bupropion, Varenciline, sigara mücadele kursları) kıyasla üstünlüğunü ya da eşdeğerliğini gösterememiştir.

    Önlemler

    E-sigaranın her koşulda özel denetimi olmalıdır. Kalite normları belirlenip kartuşun içindeki sıvının içeriği ve içindeki nikotinin üst sınırı belirlenmelidir. E-sigara paketleri üzerinde “e-sigaraya bağlı riskler görülebilir“ şeklinde uyarı yazılmalıdır.

    E-sigara gençler için tütün sigarası içiciliğine ilk basamak olabileceğinden, her türlü özendirici reklamdan kesinlikle kaçınılmalıdır. Dünya Sağlık Örgütü’nün de önerdiği gibi, uzmanlar orta ve uzun vadeli zararları henüz yayınlarla belirlenmemiş olan e-sigarayı tütün sigarası bağımlılığı mücadelesinde henüz aktif olarak önerilmemelidirler.  Bunun yerine yararları yeterince kanıtlanmış; Bupropion, Varenciline, sigara ile mücadele kursları gibi yöntemler ve ilaçlar önerilmelidir.

    Son olarak şu vurguyu özellikle yapalım; e-sigaralar sadece ve sadece erişkinlere satılmalıdır.

    Sağlıcakla kalın.

     

     

     

     

     

     

     

    READ MORE
  • 27. TURİZM FUARI FESPO BAŞLADI

    isvicre turizm fuari fespo - www.haberpodium.com

    İsviçre’nin en büyük turizm fuarlarından biri olan FESPO başladı. 26 -29 Ocak tarihleri arasında gerçekleştirilecek olan FESPO, Zürich-Oerlikon’da bulunan Fuar Merkezi’nde bulunuyor.

    READ MORE
  • Cinsel taciz; Tencere dibin kara, senin ki benden kara!

    Bülent Kaya

    Siyaset bilimci ve Araştırmacı

    Bu e-Posta adresi istenmeyen posta engelleyicileri tarafından korunuyor. Görüntülemek için JavaScript etkinleştirilmelidir.

     

     

     

     

    Sığınmacılar konusu Avrupa ülkelerinin gündemini farklı biçimlerle meşgul etmeye devam ediyor. Köln'de yılbaşı gecesi göçmen gençlerden oluşan bir grubun yüzlerce kadına toplu cinsel taciz eylemi, Merkel’in „sıcak yürek ve hoş geldin kültürü“ çağrısını adeta sabote etmek isteyenlerin ekmeğine yağ süren bir boyut kazandı.

    İstisnasız bütün Avrupa ülkelerinde, göçmen karşıtı ırkçı gruplara indirgenemeyecek geniş bir çevre, kapılarını sığınmacılara açmakta zaten pek istekli olmayan siyasetçileri üzerine cinsel taciz eylemleri üzerinden ciddi bir kamuoyu baskısı oluşturmaya başladılar. İsviçre’de SVP’li Blocher ve Die Weltwoche gazetesi etrafında kümelenmiş popülist entelektüeller siyasi jargonlarına “cinsel taciz ve yabancılar” kıtasını eklemekte geç kalmadılar bile. Taciz eylemlerinin popülist bir yaklaşımla göçmen karşıtlığı için araçsallaştırılmasını, yani cinsiyetçi bu eylemi kınamayı açık-ırkçılık siyasetinin değirmenine su taşımak amacıyla yapılmasını şimdilik bir kenara bırakalım.

    Ancak şu bir gerçek ki, doğru veya yanlış, mültecilerden söz etmeye başlanıldığında bir çok Avrupalının zihnini meşgul edecek olan masum Aylan Kurdî’nin yürek yakan cansız bedeni değil, artık bu taciz olayı olacaktır. Nitekim olayın basına yansımasından sonra konuştuğum İsviçreli arkadaşlarımın büyük bir çoğunluğu yüzlerine yansıyan endişeli bir dille “bu konuda ne düşünüyorsun?” demeden kendini alıkoyamadılar.

    Kültürleştirilmiş cinsiyetçilik

    Taciz olayı bir çok gazete ve dergide farklı bakış açılarıyla değerlendirildi. İngiltere’nin saygın haftalık dergisi The Economist taciz olayını “Göçmen Erkek, Avrupalı Kadın” başlığını attığı makalesinde kültürel açıdan ele aldı. The Economist için Avrupa insanındaki bu endişe, abartılı bile olsa saçma değil. Zira bu dergiye göre, kadının toplumsal konumu ve erkeğin kadına yaklaşımı bağlamında ”zengin, liberal ve laik Avrupa ile yeni mültecilerin geldikleri bazı ülkeler arasında gerçekten büyük bir kültürel uçurum var”.

    Bu yüzden de Avrupa insanı bu olayda doğal olarak “Kuzey Afrika ve Ortadoğu’nun ortak paydası cinsiyetçilikten nasibini almış, tehdit edici genç erkekleri görecektir”, diyor. Ve ekliyor: “Yeni gelenlerin entegrasyonu konusunda, Avrupa bu konuda sicili daha iyi olan Amerika’dan bir kaç şey öğrenebilir. Göçmenlere tolerans ve kadın erkek eşitliği gibi hem yasa hem de yerel normlara saygı duymalarını öğretmek “kültür emperyalizmi” olarak görülmemelidir”.

    Cinsel tacizleri yapanların kültür veya etnisitesi ile cinsel taciz olgusu arasında bir bağ kurmak elbette The Economist’e özgü yeni bir şey değil. Eğitim, sağlık ve sosyal alan gibi bir çok alanda, göçmenlerin köken toplumları kültürel açıdan homojen bir toplum olarak algılanmaktadır. Sosyal bilimlerde “kültürleştirmek ” kavramı ile açıklanan bu yaklaşım, kültürleri statik ve değişmeyen, bireyi A dan Z’ye kadar belirleyen bir üst-güç olarak görmektedir. Böylece herhangi bir göçmenin herhangi bir tavrı veya duruşu onun ait olduğu kültürün bir özelliği olarak algılanmaktadır.

    Bu yüzdendir ki, bizim kuşak çok iyi hatırlar, 80 yıllarda İsviçre’de Türkiyeli sol örgütlerin şiddet eylemleri kültürümüze özgü bir durum olarak değerlendirilirdi. Yine aynı şekilde, Almanya’daki bazı Türkiyeli gençlerin kadın-taciz ve hırsızlık eylemleri 80’lerin Almanya’sında kültür eksenli çok ciddi tartışmalara sebebiyet verdiğini hatırlatalım. Sonuçta göçmenlerin -kriminel olsun veya olmasın - bazı eylemlerinin, kültürel perspektifle değerlendirilmelerinin doğal bir sonucu olarak, kategorileştirilmesi ve genelleştirilmesi yeni bir şey değil.

    Cinsiyetçiliği kültürleştirmekle, ırkçılığı ve suç olgusunu kültürleştirmek arasında hiç fark yoktur, üstelik yanlıştır da. Cinsiyetçilik gerçeğinin fotoğrafı Fransız edebiyatçı Virginie Despentes’in “King Kong Teori” adlı eserinde ki şu cümlelerde saklı: "Cinsel tecavüz, bütün sosyal sınıfları, yaşları, güzellikleri ve hatta karakterleri ilişkilendiren federatif bir eylemdir. Biz kadınlardan, kadına yönelik cinsel şiddeti yeni bir fenomen yada belli bir gruba özgün bir şeymiş gibi algılamamızı beklemesinler”. Zira cinsiyetçi şiddet, her hangi bir sosyal ortama bağlı kalmaksızın, Avrupa Birliği ülkeleri de dahil her toplumda var; evde, işte, okulda, caddede, dijital sanal dünyada...

    İstatistiklere göre, Avrupa Birliği’nde her üç kadından biri 15 yaşından sonra  hayatında en az bir kere fiziki ve/veya cinsel şiddete maruz kalmış. Çalışan kadınlarda cinsel tacize uğrama oranı ise yüzde 75. Bu sayılara festivaller, karnavallar vb. gibi şenlik ortamlarında yapılan ve polis kayıtlarına girmeyen “sarhoş beyaz erkek” tacizleri dahil değil tabii...  Bu sınırlı gözlem bile Despentes’in yukardaki satırlarını teyit ediyor.

    Simone de Beauvoir’ın “Kadın olarak doğulmuyor, kadın olunuyor” meşhur sözü, biz erkekler içinde son derece geçerli bir laf: erkek doğmadık, erkek olduk. İşte bütün sırda bu sonuncuda yatıyor, yani toplumun bizi nasıl erkek yaptığında - tabii bir o kadarda bizim de kendimizi.

    Cinsiyetçilik konusunda hiç bir toplumun diğerinden kalır yanı yok. Tencere dibin kara, seninki benden kara misali...

     

     

     

     

     

     

     

    READ MORE
  • DiKKAT, YENi CEZALAR GELiYOR!

    Federal Hükümet’in istemi doğrultusunda yapılan yeni düzenlemelere göre, koruma altında olan bitkileri koparanlar, küçük balıkları avlayanlar, piknik sonrasında çöplerini alanda bırakanlar, sokağa izmarit atanlar, kapalı mekanda sigara içenler disiplin cezaları alacaklar. READ MORE

  • DiKKAT, YENi CEZALAR GELiYOR!

    Federal Hükümet’in istemi doğrultusunda yapılan yeni düzenlemelere göre, koruma altında olan bitkileri koparanlar, küçük balıkları avlayanlar, piknik sonrasında çöplerini alanda bırakanlar, sokağa izmarit atanlar, kapalı mekanda sigara içenler disiplin cezaları alacaklar.

    READ MORE
  • Editör-İsviçre Gündemi

    Aydın Yıldırım

    Genel Yayın Yönetmeni

    Bu e-Posta adresi istenmeyen posta engelleyicileri tarafından korunuyor. Görüntülemek için JavaScript etkinleştirilmelidir.

     

     

     

    Bir yaz tatilini daha geride bıraktık. Gündelik yaşama dair koşuşturmacalarımız yeniden başladı. İsviçre gündemi Eylül ayını, 24 Eylül’de yapılacak iki oylama ile karşılıyor. Bunlardan biri Gıda Güvenliği, bir diğeri ise Emeklilik Reformu ile ilgili. Bu oylamaların detaylarını içerikte okuyabilirsiniz.

    Uzun bir süredir İsviçre vatandaşlığı ile ilgili haberleri ele alıyor, yazarımız Derya Özgül köşe yazarlarında bu konuyu işliyordu. 1 Ocak 2018 tarihi itibariyle yeni vatandaşlık yasasının yürürlüğe giriyor olmasından dolayı, bu konuyu mümkün olduğunca ele almaya ve okuyucularımızı bilgilendirmeye devam edeceğiz.

    Yürürlüğe girecek olan yeni vatandaşlık yasasına göre daha önce 12 yıl olan ikâmet süresi 10 yıla düşüyor. Ancak vatandaşlık için bu kez de C oturum şartı getiriliyor. Yeni uygulamada C kimliğine sahip olmak için kişinin İsviçre’de 10 yıl yaşamış olması gerekecek. Bununla birlikte "İyi entegre olma" kriterleri de şart koşuluyor.

    Yeni yasadan dolayı mağdur olacak olanlar C kimliğine sahip olmayanlar. Bu nedenle, C kimliğine sahip olamayanların yeni yıla kadar vatandaşlık başvurularını yapmalarında fayda var.

    İsviçre’de her kantonun ve belediyenin şartlarında farklılıklar mevcut. Konu ile ilgili sağlıklı bilgilerin, ikâmetgahın bulunduğu belediyelerin vatandaşlık bürolarından alınması en uygunu olur.

    ....................

    HaberPodium gazetecilik kursları başlatıyor.

    Gazetecilik konusunda bilgi edinmek ve gazeteciliğin nasıl yapıldığını anlamak isteyenler kurslarımıza katılabilirler.

    Söz konusu kurslarda; habercilik gelişiminin tarihi, haber dilinin nasıl oluşturulduğu, haberin nasıl yazılması gerektiği ve görsellerle nasıl şekillendirildiği ile fotoğrafçılık gibi temel başlıklar işlenecek.

    4 Eylül’de başlayacak olan kursların süresi 6 hafta. İlgilenenler Bu e-Posta adresi istenmeyen posta engelleyicileri tarafından korunuyor. Görüntülemek için JavaScript etkinleştirilmelidir. adresinden ya da 076 343 80 74 no’lu telefondan bize ulaşıp daha detaylı bilgi edinebilirler.

    Sevgiyle

     

     

     

     

     

     

    READ MORE
  • Editörün Notu

    Aydın Yıldırım

    Genel Yayın Yönetmeni

    Bu e-Posta adresi istenmeyen posta engelleyicileri tarafından korunuyor. Görüntülemek için JavaScript etkinleştirilmelidir.

     

     

    İsviçreli politologlar ve siyasi çevreler, şu sıralar göçmen karşıtı söylemler kullanan ve bu sayede halk üzerindeki etkisini arttırmaya çalışan İsviçre Halk Partisi SVP’nin politikalarını tartışıyorlar. Öyle ki, SVP’nin uygulamalarının demokratik ve hukuk sistemi için bir tehdit olduğu bile konuşulur oldu artık.

    Son 6 yıllık süreci ele aldığımızda, sırasıyla; Minare Yasağı İnisiyatifi (Gegen den Bau von Minaretten), Yurtdışı etme İnisiyatifi (Ausschaffungsinitiative), Toplu Göçe Hayır İnisiyatifi (Masseneinwanderungsinitiative) gibi referandumlar İsviçre siyasetine damga vuran gelişmelerdi. Tamamı ırkçı politikalarıyla bilinen SVP’ye ait olan bu inisiyatifler ardı ardına halk tarafından kabul edildi. Bir sonraki aşama, 28 Şubat’ta oylanacak olan Yaptırım İnisiyatifi (Durchsetzungsinitiative) olacak.

    Bütün bu refendumlarda kullanılan temel argümanlar; “Yabancılar işinizi elinizden alacaklar”, “İşsiz kalacaksınız”, “Canınızdan-malınızdan olacaksınız”, “Yaşam standardınız düşecek” “İsviçre sistemi yıkılacak“ gibi tamamen korkuya dayalı asılsız söylemler.

    Popülist politikalar yürüten SVP, tezat bir şeklide doğrudan demokrasi sisteminin yılmaz savunucusu haline geldi. Öyle ki, ulusal ve uluslararası hukuk sistemleri bile bu anlayışa kurban edilir oldu artık.

    28 Şubat’ta Yaptırım İnisiyatifi (Durchsetzungsinitiative) ile ilgili oylamalar yapılacak. Konuyla ilgili detayları yazarlarımız Derya Özgül ve Haşim Sancar ele aldılar.

    Buradan çağrımız; “Oy kullanma hakkı olan herkes mutlaka oyunu kullansın” olsun.

    …….

    Irkçı söylemlerle sadece siyasi yaşamda karşılaşmıyoruz. Eğitimde ve kültür-sanat gibi alanlarda da aynı sorunları yaşıyoruz maalesef.

    Solothurn Kantonu’na bağlı Egerkingen Belediyesi, tenefüs sırasında okul meydanlarında sadece Almanca konuşulmasını istemiş. Öneri SVP’li parlamenterlerce de destekleniyor. Buna göre, eğer bir öğrenci tenefüste Almanca dışında başka bir dil konuşuyorsa ve bunu da üç kez tekrarlamışsa “yakalanıp” cezaya çarptırılacak. Uygulamanın öğrenciler arasında “ihbarcılığı” özendireceğini söylemeye gerek bile yok.

    Diğer yandan, İsviçre’de yaşayan Yönetmen Esen Işık’ın ilk uzun metrajlı filmi olan Köpek’in Quartz Filmpreis Verleihung tarafından en iyi film, en iyi senaryo, en iyi kamera ve en iyi müzik dallarında aday gösterilmesi bulvar gazetesi Blick’i oldukça üzmüş. Blick’e göre Heidi gibi ulusal bir film varken Köpek filminin bu dallarda aday gösterilmesi haksızlık.

    Konuyla ilgili olarak Yönetmen Esen Işık ile görüştük. Esen Işık konuyla ilgili konuşmak ve polemiğe girmek istemediğini  belirtti. Saygıyla karşılıyoruz.

    Sinema eleştirmenimiz Ayhan Demirden‘in konuya ilişkin yazısını okuyabilirsiniz.

    Sevgiyle…

     

     

     

     

     

    READ MORE
  • Her Doğum Başka Türlüdür

    Dr. med. Yasemin Schreiber-Pekin

    Kadın Doǧum Uzmanı, Psikoterapist

    Bu e-Posta adresi istenmeyen posta engelleyicileri tarafından korunuyor. Görüntülemek için JavaScript etkinleştirilmelidir.

     

     

    Her Doğum Başka Türlüdür

     

    Çocuklar, doğum sırasından itibaren insan yaşamını alt üst etmeye başlarlar. Bir yandan mümkün olduğu kadar doğal olsun, öte yandan da, anne ve bebek için hiçbir risk oluşmasın gibi iki arzu çelişkisi yaşatır doğum. Zor geçen doğumlar, haliyle olumsuz ve travmatik izler bırakır yeni anneler üzerinde. Çok tartışılan şeylerden biri de; sezaryen mi, normal doğum mu olsun konusudur.

    Nasıl olur normal doğum?

    Hamileliğin sonlarına doğru, nişan dediğimiz, hafif kanla karışık mukus tıkaç düşer. Karında, kasıklarda, sırta ve bele vuran düzenli sancılar, amniyon sıvısının gelmesi gibi belirtiler yaklaşan doğumun habercileridir. Artık rahim doğuma hazırdır ve hastaneye gitmenin zamanı gelmiştir. Ardından başlayan açılma sürecinde kasılmalar gitgide şiddetlenirken, bu kasılmalar daha uzun ve düzenli hale gelir. Rahimin ağzı açılır ve bebek doğum kanalına girer. Bu evre 8-10 saat kadar sürer. Bundan sonra ıkınma süreci başlar. Gebe kadın derin bir nefes alır, çenesini göğsüne dayar ve havayı dışarı vermeden kasılma boyunca kuvvetle makata doğru ıkınarak bebeği aşaği iter. Arada, sürekli ıkınmamak için ağızdan kısa nefesler alınıp verilir. Bu şekilde bir saatin içinde bebek doğar. Bazı durumlarda, lokal anestezi takibi epizyotomi denilen cerrahi kesim de gerekebilir. Bebeğin ardından plasenta çıkar.

    Yarı oturarak, yana yatarak, doğum taburesinde, suda veya rahat gelen her pozisyonda yapılabilir doğum. Ağrı kesici ilaçlar, masaj, pozisyon değiştirme, banyolar, alternatif tıp metodlarıyla mümkün olduğu kadar rahatlatmaya çalışılır anne adayı. Belden yapılan EDA (Epidural anestezi) metoduyla az sancılı doğum sağlanabilir. Bir kanülle omurgadaki sinir uçlarına ağrı kesici uygulanır. Doğum sonrası, varsa epizyotomi dikilirken de faydalanılır EDA`dan. Doğumu olumlu bir şekilde yaşayabilmek için, yapılmasını öneririm şahsen. Doğumhanelerde geçen uzun yıllara varan deneyimlerimden bilirim ki, ebeler “doğal doğum” yaptırma hevesiyle biraz nazlanırlar bu konuda, EDA talebinde diretici olmak gerekebilir. Sonucunda acıyı çekecek kişi ebe değil, gebedir.

    Bazı durumlarda suni sancıyla başlatılır doğum. Örneğin, bebek yeterince büyümüyor, kalp atışları stres yaşadığını gösteriyorsa, hesap edilen doğum tarihi 7-10 gün aşılmışsa, su gelmesinden 24 saat sonra sancılar başlamadıysa veya annede hamilelik zehirlenmesi gibi sağlık sorunları gelişirse, serumla suni sancı uygulanır.

    Bütün işi kadınlar yapıyor demek haksızlık olur baba adaylarına. Acı çeken karısının yanında eli kolu bağlı bir şekilde bulunmak ve manevi destek vermek kolay değildir. Babalar için en güzel anlardan biri yeni doğmuş bebeğin, ebenin yardımıyla, göbek kordonunu kesmesi olabilir. Doğumdan hemen sonra anneye verilir ve henüz süt gelmese de, emmeğe başlayarak yeni geldiği dünyaya uyum sağlar bebek.

    Beklenmeyeni de içeren doğal bir olay

    Örneğin bebeğin kalp atışlarının düşmesi nedeniyle doğumu hızlandırmak gerekebilir bazan. Operatif vajinal doğum metodu denilen vakum veya forseps kullanılırsa, bebeğin kafasında zararsız ve geçici olarak şişkinlik veya kızarıklık oluşabilir, bir tehlikesi yoktur. Bazan da acil olarak sezaryen gerekebilir.

    Planlı yapılan sezaryenin zamanı, hesaplanan doğum tarihinin 7-14 gün öncesindedir. Sezaryen gerektiren durumlar; plasentanın rahim ağzına çok yakın olması, daha önceki ameliyatlar sonucu rahim kaslarının zayıflamış olması, bebeğin anne karnında yan veya ters durması, büyük olması, gebede daha önce iki sezaryen yapılmış olması ve aktif genital herpes ve benzeri enfeksiyonlardır.

    Bazan da travmatik yaşanmış doğum veya başka nedenlerle oluşmuş aşırı doğum korkusu o denli stres yaratır ki anne adayında, istek üzerine sezaryen yapılması söz konusu olur. Bu durumda doğum doktorunun, gebenin kaygılarını anlamaya çalışması ve sezaryenin avantajlarıyla dezavantajlarını açıklaması çok önemlidir. Özellikle çok çocuk planlayan çiftlerin bilmesi gereken ciddi riskleri düşünmek gereklidir. Üçten fazla sezaryen komplikasyon riskini hayli arttırır. Plasentanın ileri ki hamileliklerde rahim ağzına veya sezaryen yarasının içine yerleşmesi ve rahim rüptürü, şiddetli kanamalara yol açabilir. Annenin yaşı ne kadar gençse ve ilerde ne kadar çok çocuk sahibi olmayı planlıyorsa, o denli tercih edilmelidir normal doğum.

    Sezaryen acil değilse, annenin bir refakatçısı -genelde bebeğin babası- ameliyathaneye girebilir. Ameliyat sahasıyla yatağın başucu perdeyle ayrılarak anneyle yanındaki kişi görmez ameliyatı. Sadece biraz karında baskı hissedilir toplam yarım saat kadar süren ameliyat sırasında. Birkaç dakikanın içinde gelir bebek dünyaya. Bebek ısıtılmış havlulara sarılı, anneyle babanın kucağına verilir.

    Sezaryen sonrası, genelde 24 saat içinde idrar sondası ve serum çıkarılır. Ağrılara karşı ağrı kesici verilse de normal doğumdan daha ağrılı geçer ve bir iki gün daha uzun kalınır hastanede. Ameliyat ve anestezi komplikasyonları, enfeksiyon oranı biraz daha yüksek sezaryende. Rahim sarkması ve cinsel yaşam konusunda fark görülmüyor. Normal doğum yapanlarda idrar kaçırmaya daha sık rastlansa da, doğumdan altı yıl sonra karşılaştırıldığında, iki grup arasında fark bulunamıyor.

    Sezaryen mi, normal doğum mu?

    Dünya Sağlık Örgütü WHO`nun önerdiği sezaryen oranı % 10-15`tir. Bunun çok üzerine çıkılması da, çok altına inilmesi de anne ve bebek açısından sakıncalı görülür. Bu konuda İsviçre, % 30`luk bir oran ile Avrupa birincisidir. Bu eğilime karşı önlemler alma çabasında sorumlular. Türkiye`de ise, ortalama % 50`yi bulan, özel hastanelerde % 65`e kadar çıkan sezaryen oranı dünyada birinci sıraya getirmiştir ülkemizi. Birinci olduk diye sevinmeye gerek yok nitekim. Aksine, çok çocuk yapmanın faziletine inanılan bir ortamda kırmızı alarm yaratması gerekir bu durum.

    Doğumun şekline son kararı anne adayı verir ve bu karara saygı göstermek gerekir. Fakat sağlık açısından zorunlu değilse, normal doğum kural, sezaryense istisna olarak kalmalıdır.

    www.praxis-schreiber.ch

     

     

     

     

     

     

     

     

     

     

     

     

     

     

    READ MORE
  • HERKESE 2500 FRANK EK ÜCRET!

    İsviçreliler, 'çalışsın veya çalışmasın' herkese ayda 2 bin 500 frank ek ücret verilip verilmemesini belirlemek üzere 5 Haziran’da referanduma gidecekler. “Koşulsuz Temel Gelir İnisiyatifi“ ismiyle sunulan tasarının halk oylamasına sunulması için 126 bin imza toplandı. READ MORE

  • HERKESE 2500 FRANK EK ÜCRET!

    İsviçreliler, 'çalışsın veya çalışmasın' herkese ayda 2 bin 500 frank ek ücret verilip verilmemesini belirlemek üzere 5 Haziran’da referanduma gidecekler. “Koşulsuz Temel Gelir İnisiyatifi“ ismiyle sunulan tasarının halk oylamasına sunulması için 126 bin imza toplandı.

    READ MORE
  • İsviçre’de göçmenlerin seçme ve seçilme hakları

    Dünyanın en eski federal sistemlerinden biri olan İsviçre birçok farklılığı da bünyesinde barındırıyor. Yirmi altı devletli bu ülkede, bazı kantonlarda göçmenlerin de seçme ve seçilme hakları bulunuyor. Yaklaşık 800 bin nüfuslü Vaud (Lozan ve çevresi) Kantonu’nda, 28 Şubat’ta İsviçre vatandaşı olmayan göçmenler de oy kullanacaklar.

    READ MORE
  • İSVİÇRE’DE OTURUM ÇEŞiTLERi

    İsviçre’de yaşayabilmek oturum ve çalışma iznine sahip olmakla mümkün. Burada yaşayan göçmenler kantonlar tarafından düzenlenen ve C, B, G, L, F, N, S ve Ci olarak adlandırılan çeşitli kimliklere sahiptirler. READ MORE

  • İSVİÇRE’DE OTURUM ÇEŞiTLERi

    İsviçre’de yaşayabilmek oturum ve çalışma iznine sahip olmakla mümkün. Burada yaşayan göçmenler kantonlar tarafından düzenlenen ve C, B, G, L, F, N, S ve Ci olarak adlandırılan çeşitli kimliklere sahiptirler.

    READ MORE
  • İSVİÇRE’DE OTURUM ÇEŞiTLERi

    İsviçre’de yaşayabilmek oturum ve çalışma iznine sahip olmakla mümkün. Burada yaşayan göçmenler kantonlar tarafından düzenlenen ve C, B, G, L, F, N, S ve Ci olarak adlandırılan çeşitli kimliklere sahiptirler.

    READ MORE
  • İSVİÇRE’DEKİ 1 MAYIS KUTLAMALARINDA ERDOĞAN’IN KUKLASI YAKILDI

    İsviçre’de 1 Mayıs kutlamaları yapıldı. İsviçre’nin birçok şehrinde düzenlenen 1 Mayıs kutlamalarında biraraya gelen işçiler, sendika üyeleri, sivil toplum örgütleri ve siyasi parti temsilcileri yoğun yağmur yağışı altında yürüdüler.

    READ MORE
  • İSVİÇRE’DEKİ 1 MAYIS KUTLAMALARINDA ERDOĞAN’IN KUKLASI YAKILDI

    Isvicre'de 1 Maiys kutlamalari_2016-haberpodium

    İsviçre’de 1 Mayıs kutlamaları yapıldı. İsviçre’nin birçok şehrinde düzenlenen 1 Mayıs kutlamalarında biraraya gelen işçiler, sendika üyeleri, sivil toplum örgütleri ve siyasi parti temsilcileri yoğun yağmur yağışı altında yürüdüler.

    READ MORE
  • İSVİÇRE’NİN FKÖ İLE GİZLİ ANLAŞMASI

    İsviçre’nin Filistin Kurtuluş Örgütü’yle (FKÖ) 1970 yılında yaptığı gizli bir anlaşma gün yüzüne çıktı. 70’li yıllarda 'terör örgütü' olarak sınıflandırılan FKÖ, İsviçre’de kısa süre içerisinde üç ayrı eylem gerçekleştirmişti. Ulaşılan belgelere göre, dönemin Dışişleri Bakanı Pierre Graber’in bilgisi dahilinde, FKÖ’lülerin İsviçre’de başka eylem yapmamaları karşılığında açılan dosyaların üzerinin örtüleceği, buna karşılık ise FKÖ’nin Birleşmiş Milletler’de tanınmasına diplomatik destek sunulacağı vaat edilmiş.

    READ MORE
  • İSVİÇRE’NİN FKÖ İLE GİZLİ ANLAŞMASI

    İsviçre’nin Filistin Kurtuluş Örgütü’yle (FKÖ) 1970 yılında yaptığı gizli bir anlaşma gün yüzüne çıktı. 70’li yıllarda 'terör örgütü' olarak sınıflandırılan FKÖ, İsviçre’de kısa süre içerisinde üç ayrı eylem gerçekleştirmişti. Ulaşılan belgelere göre, dönemin Dışişleri Bakanı Pierre Graber’in bilgisi dahilinde, FKÖ’lülerin İsviçre’de başka eylem yapmamaları karşılığında açılan dosyaların üzerinin örtüleceği, buna karşılık ise FKÖ’nin Birleşmiş Milletler’de tanınmasına diplomatik destek sunulacağı vaat edilmiş.

    READ MORE
  • İYİ BİRLİK 2. KONGRESİNİ YAPTI

    iyibirlik-toplanti-bern-haberpodium.com

    İsviçre İşverenler ve Yatırımcılar Birliği-İYİ BİRLİK 2. Genel Kurul Toplantısı’nı yaparak yeni yönetimini belirledi. 30 Nisan Pazar günü, Bern’de bulunan Dergah-Alevi Kültür ve Dayanışma Derneği’nde yapılan Genel Kurul Toplantısı’na, İsviçre’nin çeşitli bölgelerinden birçok işveren katıldı.

    READ MORE