İsviçre'deki haber kaynağınız.

YOKSUL ÖĞRENCİLERE DESTEK

Birçoğumuz maddi durumu iyi olmayan öğrencilere yardım etmek istememize rağmen, bu yardımların nasıl ve hangi yollardan yapılacağına dair bilgi eksiklikleri ile karşılaşabiliyoruz. Winterthur’da yaklaşık 1,5 yıldır faaliyet yürüten bir eğitim yardım vakfı var. Royal Döner Vakfı.

İsviçre'nin karanlık yüzü. Heidi'nin ayağı niye çıplak?

Heidi, tüm dünyada sevilen bir çocuk kitabı. TRT'de de uzun yıllar çizgi dizisi yayınlandı. Peki hiç dikkat ettiniz mi, Heidi'nin ayakları neden hep çıplak? Evrensel Kültür dergisinin şubat sayısında Sevim Akyürek, Johanna Spyri'nin 53 yaşında yazdığı Heidi'nin ayakları ile ilgili bu sırrı ve İsviçre'nin karanlık yüzünü yazdı.

ÇOCUK POSTASI - Çocuklar ve Trafik

Çocuklar hareketli bir ortamda doğup, büyüyorlar ve küçük yaştan itibaren trafiğin bir parçası oluyorlar. Bebekken arabada ailesi ile birlikte yolculuk yapan çocuklaryaşları ilerledikçe, yaya olarak, ya da bisiklet türü araçlar kullanarak trafiğe katılıyorlar.

Çocuk Postası - Düşmeler

Kazaları Önleme Kurumu bfu/bpa/upi tarafından Türkçe olarak başlatılan Çocuk Postası adlı kampanyanın bir parçası olan yazı dizimizin bu ay ki konusu “Düşmeler“

Halk arasında “Çocuklar düşe kalka büyürler“ şeklinde kullanılan bir deyim vardır; Çocuklar hareket etmeyi, yürümeyi koşmayı öğrenirken düşereler, elleri ve dizleri çizilir. Bu düşmeler kaçınılmazdır, tehlikesizdir ve çocukların sağlıklı gelişimi için gereklidir. Anne-babalar, çocuğa bakan kişiler hem çocuklara bu tecrübeleri edinmeleri için imkan sunmalılar, hem de bu hareketli gelişme döneminde gözleri çocuklarının üzerinde olmalıdır.

Bu yazımızda çocukların ağır yaralanmalarına, hatta ölümülerine neden olabilecek düşmeleri ele alacağız.

причины заикания и симптоматика заикания Yüksekten düşmeler

Bebeklerin bez değiştirme masasından, yataktan düşmesi ağır kafa yaralanmalarına neden olabilir. Bebeklerde, kafa vücuttan daha ağır olduğu için, düşmelerin çoğunluğu kafa yaralanması ile sonuçlanıyor. Bebeğinizi hiçbir zaman, bez değiştirme masasında yalnız bırakmayın. Bezini değiştirirken gözünüz hep bebeğinizin üstünde olsun ve her zaman bir elinizle bebeğinizi tutun. Bez değiştirme masasından uzağa gitmeniz gerekiyorsa, bebeğinizi de yanınıza alın.

http://r-service77.ru/leon/cherez-skolko-v-inkubatore-poyavyatsya-tsiplyata.html через сколько в инкубаторе появятся цыплята Yürüteçler

Yürüteçler bebeğinizin yürümeyi öğrenmesine yardımcı olmazlar ve tehlikelidirler. Çocuk, yürüteçin hız temposuna uyum sağlayamayacağı için yürüteç çabucak devrilir ve tehlikeli düşmelere sebep olabilir. Evde en çok yürüteçlerden düşmeler nedeniyle kazalar meydana geliyor. Ayrıca yürüteç, çocuğun kendi doğallığında yürümeyi öğrenmesini de engelliyor. Bırakın çocuklarınız yürüteçsiz kendi doğallında yürümeyi öğrensinler. Çocuğunuz güvenli bir ortamda kendi deneyimlerini yapmalıdır. Küçük yaştan itibaren kendisine zarar vermeyecek şekilde davranmayı öğrenmelidir.

где найти катану Ev içinde düşmelere karşı önlemler

Çocuğunuz, kapıve pencereleri açmayabaşladığında, yüksek bir yerden düşme tehlikesi de artar. Pencere ve balkon kapılarına çocuklar için emniyet güvenlik mekanizmaları takın ve çocukları kesinlikle pencerenin açık olduğu odalarda yanlız bırakmayın.  Özellikle merdiven parmaklığı ve parmaklıklı beşiklerde çocuğunuzun başının sıkışması ya da tırmanıp düşmesitehlikesine karşı çok daha dikkatli olun. Halılarınızın altına kaymayı önleyici lastik altlıklar yerleştirin. Balkonunuzda çocuklarınızın tırmanacağı, sandalye, masa gibi hiçbirşeyi bırakmayın.

поменять права в москве юао Ranza yataklardan kaçının

Çocukları, ranzalarda yatırmaktan kaçının. Yukarı çıkarken ya da gece uykuda  kazalar meydana gelebilir. Ranza kullanmak zorundaysanız, korunakları sağlam olan bir ranza kullanın. Büyük çocuğunuzu üstte yatırın ve çocuklarınıza ranzanın üst katında oynamayı yasaklayın.

http://morethenever.myjino.ru/leon/konstitutsionnoe-pravo-grazhdan-na-zhiloe-pomeshenie.html конституционное право граждан на жилое помещение Bebek arabasından düşmeler

Bebek arabasından düşmesini önlemek için çocuğunuzun kemerini mutlaka bağlayın. Otobüs veya tramvay ani fren yaptığında, çocuk arabasının arkasında ağır çantalar asılıysa, çocuk arabası devrilebilir. Bunun için çocuk arabasına ağır şeyler asmayın.

проблемы инженерного мышления Oyun alanı

Oyun alanlarında çocuğunuza göz kulak olun. Özellikle de kaydırağa çıkarken dikkat edin.Yukarıya acele tırmanırken düşme tehlikesi vardır. Oyun alanında bisiklet kasklarının çıkarılması gerekmektedir. Kask bağları oyun aletlerine takılıp kazalara neden olabilir. 

подсмотрел пляж рассказы Öneriler

§  Bez değiştirme masasını köşeye yerleştirin-böylece düşmeyi her iki taraftan engelleyebilirsiniz. Bez değiştirirken, bir elinizle bebeğinizi tutun, veya bezi yerde değiştirin.

§  Çocuk yürüteçleri kullanmayın

§  Çocuğunuzun hareket etme isteğini, çabalarını destekleyin ve gözünüz hep çocuğunuzun üstünde olsun.

§  Mümkün olduğunca, çocuğunuz 6 yaşına girmeden önce ranza kullanmayın. Sağlam monte edilmiş merdiveni ve korunakları olan ranzaları kullanın.

§  Pencerelerinize Pencere kilidi takın.

§  Pencere ve balkon korkuluklarına yakın yere sandalye koymayın. Çocuklar sandalyeleri tırmanmak için kullanabilirler.

работа вахтовым методом с проживанием BFU

Kazaları Önleme Kurumu bfu/bpa/upi güvenlik konusunda aileleri ve çocuğa bakan kişileri bilgilendirmektedir. Yeni, Türkçe olarakda çıkarılan Çocuk Postası 7 sayıdan oluşmaktadır. Bu broşürlerde olası kazaları önlemek için gerekli önerileri bulabilirsiniz. Çocuk Postası, çocuğunuzun yaşına göre, size her yıl ücretsiz olarak  gönderilecektir. Ücretsiz olan Çocuk Postası’na www.bfu.ch sayfasında abone olabilirsiniz.

http://klvrt.ru/delo/changes-come-perevod.html changes come перевод Johnson & Johnson Family of Companiesaile ve çocuğun sağlığını koruma yükümlülüğüne sahip olma geleneğinin bir parçası olarak, İsviçre’de çocuk kazalarını önleme projesi „Çocuk Postası“nı desteklemektedir

Not: Bu teks bfu tarafından hazırlandı.

Rusya-İsviçre dostluğunun 200. yılında İsviçre’nin Büyük İkilemi: Putin ve Avrupa Birliği

Tüm dünyanın nefeslerini keserek izlediği Ukrayna krizi ve sonrasında Rusya’nın Kırım’ı işgali ve Putin’in pervasız ve saldırgan tutumu, en çok da İsviçre’yi zora soktu denilebilir. 

Putin ABD ve AB’nin çok sert tepkilerine rağmen saldırgan ve kayıtsız tutumunu kararlıca sürdürürken, İsviçre’deki Putin uzmanları da bu çok tehlikeli olayları anlamaya çalışıyorlardı. İsviçreli uzmanlar, Putin’in ekonomik ilgi, anti-Amerikancılık ve AB’nin Rusya’ya eleştirel yaklaşımı nedenlerinin karışımından oluşan garip bir tepkisellik hali içinde olduğu konusunda uzlaştılar.

Gelelim İsviçre’nin konuya ilişkin sıkıntılarına;

Rusya ve İsviçre’nin dostluk ilişkisi 200 yıllık. Napolyon’un yenildiği Napolyon Savaşları’nın bitmesinin ardından 1815 yılındaki Viyana Kongresi’ne katılan Rus elçisi, İsviçre’nin devlet olarak tanınmasına onay verdi. Böylece Rusya, Napolyon Savaşları süresince, İsviçre’nin topraklarındaki Rus askerlerine yaptığı insanca muameleye teşekkür etmiş oldu.

İsviçre-Rusya arasındaki bu sıcak ilişkiler Bolşeviklerin 1922’de SSCB’yi kurmalarına kadar sürdü. İsviçre komunizm karşıtı cephede yer alıyordu. FDP Milletvekili Ernst Cincera radikal sağcıları ülkedeki solculara karşı mobilize ediyordu ve solcuları « BoFei » (Boşer Feind-Kötü Düşman) olarak niteliyordu. Bu sıra İsviçre Rusya arasında 75 yıl devam eden bir buz zamanı yaşanıyor.

Soğuk savaşın sona ermesiyle birlikte eski sıcak ilişkiler hemen yeniden başlıyor. Hatta 1992 yılında zamanın Dışişleri Bakanı Flavio Cotti (CVP) Avrupa Konseyi’ne Rusya’nın da alınması için ikna turlarına çıkıyor. 2009 yılındaki Dışişleri Bakanı Michelin Calmy Rey (SP) ise Rusya’nın Dünya Ticaret Örgütü’ne girmesini sağlıyor.

Çelişkili Diplomasi

Günümüzde, soğuk savaş yıllarından 25 yıl sonra, Batı ve Rusya arasındaki Buz Devri geri döndü. Rusya Lideri Wladimir Putin, askeri güç kullanarak ve Kırım halkının haklarına saldırıda bulununca tüm dünyanın tepkilerini çekti. Yaptırımlar başladı, yaptırım ikazları yapıldı.

SP Milletvekili Dış Politika Uzmanı Carlo Sommaruga açık bir dille Putin’i halk haklarına saldırarak kırmızı çizgiyi aşmakla suçlayıp, İsviçre’nin tepki ve yaptırım uygulamasını  isterken, sağ kanattan ise Putin’e  şaşırtıcı şekilde büyük bir anlayışla bakılıyordu. Sağ kanatın bu tutumunun bir tarafında ekonomik nedenler rol oynuyor. Nitekim SVP’ye yakınlığıyla bilinen Ticaret Sendikası, İsviçre ile Rusya arasındaki serbest ticaret anlaşmasınının feshedilmesini “şanssızlık ve akılsızlık“ olarak eleştirdi. Sağ kanat bir yandan da Putin’in otoriter kişiliğine hayranlık duyuyor. Kırım’ı ilhak etmesini hafifçe eleştirmelerine rağmen bu otoriter kişiliğe saygı duymaktan da kendilerini alamıyorlar. Mesela SVP milletvekili Sebastian Frehner’e göre Putin’in politik performansı saygıya değer: „…Rusya’yı yine güçlendirdi, bu ülkeye tekrar birşeyler yaptı“ diyen  Frehner, Putin’nin düşünce özgürlüklerini kısıtlamasını ise şu şekilde mazur gösteriyor: „Rusya gibi büyük bir ülkeye sert bir el gerekir.“

Sağ kanatın bu duruşu Anti-Amerikancılar tarafından da destek buluyor. Frehner Putin’e Obama’dan daha fazla değer verdiğini söylüyor. „Evet… Rusya’nın tutumu halkların haklarına karşı legal değil fakat Amerika da sürekli uluslararası alanda insan ve halk haklarını ihlal ediyor. İnsan Irak savaşını düşünüyor… Amerika küçük ülkelere karşı emperyalistler gibi davranıyor.“

Ayrıca İsviçreli politikacıların bir başka iddiası da şu andaki Ukrayna-Kırım ve Rusya krizinden Batı da sorumlu. Soğuk savaştan sonra Nato’nun doğuya doğru genişlemesi Rusya’yı sıkıntıya soktu. Üstelik Rusya, Avrupa Birliği’nin Doğu Avrupa’dan sürekli birliğe yeni ülkeler katmasını bir tehdit olarak algıladı. Son olarak Ukrayna’nın da Avrupa Birliği’ne katılmasının aktüel olması bardağı taşıran son damla oldu. Hatta Yeşiller’den milletvekili Geri Müller bile solcu olarak bu görüşe şu sözlerle destek veriyor: „Avrupa Birliği ve Amerika’nın Ukrayna’yı kendi saflarına çekme çabaları Putin’in agresifleşmesinin nedeni olabilir.“ 

„Batı yıllardan beri Rusya’nın ipini giderek daha da kısaltıyor“ diyen milletvekili Andreas Aebi (SVP), „Kendimi Putin’in yerine koyduğumda, O‘nun hissettiklerini anlayabiliyorum; korkularında haklı ve ayrıca Rus ruhu incinmiş olmalı.“ şeklinde sözlerini sürdürüyor.

Putin’in Bern Meclisindeki Arkadaşları 

Putin’in Federal Meclis’teki en iyi arkadaşı CVP’li Senatör Filippo Lombardi. Filippo Lombardi ve Yeşiller’den Gery Müller 25 üyeli İsviçre-Rusya Parlamento Grupları’nın eş başkanları olmaları nedeniyle doğal olarak Rusya ve Putin‘e ilişkin görüşleri birbirine çok yakın.

Çok sık Rusya’ya seyahat eden Lombardi seyahatlerinden birinde kendisine ait olan bir derneğin atkısını Putin’in boynuna takarak onu sıkıca ve samimiyetle kucaklamıştı. Lombardi „Bizim Rusya ile iyi arkadaşlık ilişkilerimiz çok önemli. İsviçre olarak Avrupa Birliği ve Amerika ile çok büyük problemlerimiz var.“ diyor. 

Avrupa Birliği ile Rusya arasında giderek tırmanan anlaşmazlıklar İsviçre-Rusya’nın daha da yakınlaşmalarına neden oluyor; Sotschi Olimpiyatları’nda Putin’le karşılaşan Ueli Maurer Putin’i adeta esir almıştı. Ayrıca Putin’e büyük anlayış gösterenlerden biri de Maurer.

İsviçre’nin AGİT (Avrupa Güvenlik ve İşbirliği Teşkilatı) Elçisi Tim Guildmann AB’ye yakınlığına rağmen Putin’e anlayış gösteriyor ve diyor ki: „Ruslar duvarların yıkılmasından sonra öylesine acımasızca dışlandılar ki; bana Putin’i anlamak zor gelmiyor.“

Sonuç olarak Putin, şu anda AGİT Başkanlığı yapan İsviçre’yi çok büyük bir ikilem içine soktu. 2014 yılı Rusya-İsviçre dostluğunun da 200. yılı. İki ülke diplomatik dostluklarını bu yılın bahar aylarında kutlamayı planlamışlardı. İki ülke arasında ziyaretler de olacak. Diğer yandan da Bakanlar Kurulu yaptırımlar üzerinde çalışmalar ve incelemeler yapıyor.

Soğuk savaşın bitmesinden 25 yıl sonra dünya İsviçre için çok daha zor oldu.   

 

Haber: Gülter Locher

Bu e-Posta adresi istenmeyen posta engelleyicileri tarafından korunuyor. Görüntülemek için JavaScript etkinleştirilmelidir.

 

Çocuk Postası 2- Suda Yaşanan Kazalar

Kazaları Önleme Kurumu bfu/bpa/upi tarafından Türkçe olarak başlatılan “Çocuk Postası“ isimli kampanyanın bir parçası olan ikinci yazı dizimizde bu kez “Suda Yaşanan Kazalar konusunu ele alacağız.

игра где ты на острове Çocuklar suda oynarken ve yüzerken meydana gelen kazalar

Yazımıza başlamadan önce bu konuda bazı bilgiler vermek istiyoruz.

-      İsviçre’de her yıl -0-9 yaş arasında 3 çocuk boğularak hayatını kaybetmekte.

-      Küçük bir çocuk, suyun altında bir kaç saniye içinde boğulabilir.

-      Çocuklarda ölümle sonuçlanan kazalarda, boğulma ikinci sırada yer alıyor.

-      Bütün çocuk boğulmalarının ana nedeni, çocuğa bakmakla sorumlu olan kişinin çocuğu tek başına bırakması ya da gözetimin yetersiz olması.

Çocukların en sevdikleri eğlencelerden biri su ile oynamaktır. Çocukların banyo, havuz, göl,  ya da denizde keyifle ve güvenli bir şekilde zaman geçirmesi için gerekli önlemlerin alınması gerekir. Çocukların güvenliği için çocuklar su ile oynarken, yüzerken anne-babalar ve çocuğa bakan kişiler mutlaka temel kuralları öğrenmeli ve her türlü tedbiri almalıdır. Çocuklar havuzda, su kaydıraklarında, banyo küvetinde, şişme havuzlarda, göl kenarında, deniz kenarında vb. oynarken çok yakınında, onlara en fazla üç adım uzaklıkta bulunulmalı ve çocuklar bir saniye bile yalnız bırakılmamalıdır. Unutmayın! Çok az su bile çocukların boğulmasına neden olabilir. Kafası suya batan küçük bir çocuk kafasını kaldıramaz, çünkü çocukların kafası ağırdır ve kasları yeteri kadar gelişmemiştir. Çocuklar su kenarında oynarken başlarında bir büyük tarafından mutlaka izlenmelidir.

фильм приказ уничтожить Yüzme kursu

Çocuğunuzun yüzmeyi öğrenmesi, onun her türlü gelişimi açısından önemlidir. Çocuğunuza baskı yapmadan suya alıştırın. Çocukların suya itildiklerinde zor durumda kalarak yüzmeyi kendiliklerinden öğrenecekleri söylentisi doğru değildir. Çocuğunuz yüzmeyi kendi başına öğrenemez. En doğrusu, yüzmenin bu işin eğitimini almış yüzme öğretmenleri tarafından öğretilmesidir. Suda güvenlik evdeki banyo küvetinde hatta temizlik kovasında başlamalıdır. Temizlik yapılan günlerde ortaya kirli su kovaları bırakılmamasına dikkat edilmelidir. Suyu çok seven bebekler bu kovalara kafalarını sokabilir. Klozetin içindeki su bile 1-5 yaş çocukları için çekici olabilir.  Klozetin kapağı her zaman kapatılmalı, banyo kapısı da gerekirse kilitlenmelidir.  

Çocukları banyoya sokmadan önce tüm hazırlıklar yapılmış olmalıdır. Onların gözlemcisi olan yetişkin çok kısa bir süreliğine bile başlarını bırakıp havlu almaya gidemez. Küveti doldurarak suda oynamayı seviyorlarsa başlarında mutlaka bir yetişkin nöbet tutmalıdır.Şişme havuzda oynadılarsa oyun bittikten sonra suyunu boşaltarak havuzun havasını indirmek gerekir; sönmüyorsa suyu boşaltılıp dik olarak yaslanmalıdır.

http://magribart.ru/leon/moskovskaya-pensiya-skolko-sostavlyaet.html московская пенсия сколько составляет Annne-babalara, çocuk bakanlara öneriler

Çocuğunuz yüzmeyi öğrenmiş olsa bile, onu en fazla 3 adım mesafeden izlemeye devam etmelisiniz.

İsviçre kurtarma derneğinin belirlediği kurallara uyun (Schweizerischen Lebensrettungsgesellschaft SLRG) kurslar için  www.swimsports.ch swiss-swimming.chve www.slrg.ch adreslerine bakabilirsiniz.

Kayık veya bota bindiğinizde çocuğunuza mutlaka uygun bir can yeleği giydirin ve siz de giyin. Kolluk veya simitler yeterli güvenlik sağlamazken, boğulmayı önlemezler. 

Havuz görevlisinin olduğu havuzlarda da çocuğunuzun güvenliğinden siz sorumlusunuz, çocuğunuzu havuzda asla yanlız bırakmayın. Çocuğunuzu sadece güvenebileceğiniz yetişkin birine baktırın. Büyük çocuklara, örneğin kardeşlere baktırmayın,  onlara böylesine büyük bir sorumluluk vermemek gerekir.

как делать скрины на телефоне samsung BFU http://personalizedmedicinemanagement.com/community/novoe-raspisanie-dachnih-avtobusov-orenburg-2017.html новое расписание дачных автобусов оренбург 2017 Kazaları Önleme Kurumu

Kazaları Önleme Kurumu bfu/bpa/upi güvenlik konusunda aileleri ve çocuğa bakan kişileri bilgilendirmektedir. Yeni, Türkçe olarak da çıkartılan Çocuk Postası 7 sayıdan oluşmaktadır. Bu broşürlerde olası kazaları önlemek için gerekli önerileri bulabilirsiniz. Çocuk Postası, çocuğunuzun yaşına göre, size her yıl ücretsiz olarak  gönderilecektir. Ücretsiz olan Çocuk Postası’na www.bfu.ch sayfası üzerinden abone olabilirsiniz.

Johnson & Johnson Family of Companiesaile ve çocuğun sağlığını koruma yükümlülüğüne sahip olma geleneğinin bir parçası olarak, İsviçre’de çocuk kazalarını önleme projesi “Çocuk Postası“nı desteklemektedir.

 

İletişim adresi

swimsports.ch

Schlosserstr. 4

8180 Bülach

Tel.  044 737 37 92

Fax. 044 737 04 11

E-Mail: Bu e-Posta adresi istenmeyen posta engelleyicileri tarafından korunuyor. Görüntülemek için JavaScript etkinleştirilmelidir.

 

 * Yukarıdaki tekst bfu tarafından hazırlanmıştır.

 

 

 

 

CENEVRE’DEKİ YARDIM KURULUŞLARININ ÇÖZÜMSÜZLÜĞÜ

Dünya’nın en pahalı şehirlerinden biri olan Cenevre, aynı zamanda insani yardım kurumlarının da merkezi. Burası sadece milyonerlerin Cenevre Gölü’nde yelken açtıkları bir şehir değil, aynı zamanda hemen hemen bütün uluslararası yardım kuruluşları ofislerinin bulunduğu bir yer de. Şehir, adeta yardıma muhtaç insanlara hizmet eden kuruluşlarla kaynıyor.

Uzunca bir mesafe  yürümeye gerek yok. Uluslararası Kızıl Haç Komitesi’nin bulunduğu görkemli eski bir otelden, Birleşmiş Milletler İnsani Yardım Koordinasyon ofisinin bahçesine göz atabilirsiniz. Tepe yolunu izlediğinizdeyse kendinizi hemen Dünya Sağlık Örgütü’nün kriz odasında bulursunuz. Geri dönüşte, tepenin eteğinde bulunan üçgen şeklindeki binada Birleşmiş Milletler Mülteciler Yüksek Komiserliği bulunuyor.  Burası dünyanın “insani” kalbidir.

Özetle Cenevre

Park halindeki diplomat plakalı bir Porsche'nin arkasında bulunan büyük bir posterde, Suriyeli bir mülteci annenin kucağında bulunan kir-pas içindeki bir çocuğun "Donnez maintenant", (Şimdi bağış yap) çağrısı…

"Acil Yardım" ile "Kalkınma ve Geliştirme Yardımı"

Bu iki yardım türünü birbirinden ayırdetmek önemli.

Acil veya insanı yardım, hayat kurtarmak adına tasarlanmış kısa vadeli bir yardım türüdür. Bu yardım doğal afet, kıtlık durumu veya savaşın yol açtığı insanı krizlerde devreye giriyor.

Kalkınma ve Geliştirme yardımıise düzenlidir ve yoksul ülkelerin gelişmesini içerir. Burada, iyi işleyen bir hükümet, hukuk sistemi, ekonomi, eğitim vs. gibi uzun vadeli hedefler konuluyor. Çoğu zaman acil yardım, belli bir süre sonra bölgenin yeninden inşası sırasında, kalkınma ve geliştirme yardımına da dönüşebiliyor.

Peki yardımlarda temel sistem nasıl işler?  Birçok kez eleştiri konusu olmuş yardım sisteminde yanlış nerede?

Acil yardımın anası: Kızıl Haç

Gerçek anlamda ilk yardım örgütü Uluslararası Kızıl Haç komitesidir. Kızıl Haç 1863 yılında İşadamı Henry Dunant’ın çabaları ile   Cenevre'de kuruluyor. Dunant'ın çabaları Uluslararası Kızıl Haç Komitesi (İCRC)'nin kuruluşuna ve 1. Cenevre Sözleşmesi’ne (1864) yol açtı.

Bu sözleşmeyle birlikte acil yardımın temeli de atılıyor. Bu temel "insanı ilkeler" üzerine kuruludur: Acil yardım, insani, tarafsız, ve bağımsız olmalıdır.

Acil yardım sistemin kendisi de yardıma muhtaç

Cenevre merkezli yardım sistemi o kadar çok karmaşık hale gelmiş ki, şu halde yardım kurumlarının yardıma ihtiyaç duyduklarını söylemek abartı olmaz.

Kuruluş patlaması

Yardım kuruluşları arasında Kızıl Haç en büyüğü kabul ediliyor. Ancak günümüzde acil yardım yapan tek kuruluş Kızıl Haç değil artık. Bugün Dünya çapında onbinlerce acil yardım kuruluşu bulunuyor. Bunlar kabaca iki ana kategoriye ayrılyor;

Uluslararası Sivil Toplum Kuruluşları (NGO)ve Uluslararası Kuruluşlar.

NGO'lar

 hükümetlerden bağımsız çalışıyorlar ve her NGO'nun kendine özgü bir çalışma şekli var. Şu an itibarı ile genel olarak 250 Uluslararası Sivil Toplum Örgütü’nün (NGO) ya da  Federasyon’un olduğu tahmin ediliyor.

Çok uluslu olan bu kuruluşlarda farklı ülkeler birlikte çalışıyorlar. Bu bölgesel de olabiliyor. Bu kuruluşlar çalışmalarını genellikle Birleşmiş Milletler'in bir parçası olarak sürdürüyorlar.

BM bünyesinde, temel görev olarak acil yardım sunan 10 örgüt şöyle:

UNHCR: Birleşmiş Milletler Mülteciler Yüksek Komiserliği, tehlike altında olan mültecilere yardım ediyor.

UNICEF: Çocuklara yardım ediyor.

WFP ve FAO: Dünya Gıda Programı ve Gıda ve Tarım Örgütü, açlıkta olan insanlara yardım ediyor.

IOM: Uluslararası Göç Örgütü, göçmenlere yardım ediyor.

WHO: Dünya Sağlık Örgütü, hastalara yardım ediyor.

UNDP: Birleşmiş Milletler Kalkınma Programı, yeniden inşa ya yardım sunuyor.

UNFPA: Birleşmiş Milletler Nüfus Fonu, hamile kadınlar ve cinsel şiddet mağdurlarına yardım ediyor.

UNRWA: Birleşmiş Milletler Yardım ve Çalışma Örgütü, Filistinli mültecilere yardım ediyor.

OCHA: İnsanı Yardım Koordinasyon Örgütü, koordinasyonda yardımcı oluyor.

Çalışma şekli

Genellikle bir mağdur, bütün bu kuruluşlarla ilişkilendiriliyor. Tam olarak kaç kurumun aynı anda felaket bölgesinde bulunduğunu ise kimse tam olarak bilemiyor. Kurulu düzenin dışında felaket bölgesine binlerce Mongo'lar (My own ngo's= Benim Kendi Sivil Toplum Örgütüm) da akın ediyor. Bunlar, felaket bölgesine yardım amaçlı gelen ancak uzman olmayan sıradan vatandaş, doktor, elinde oyuncak dolusu kutular olan ev hanımları da olabiliyor.

Buna ek olarak, mağdurlar için birşeyler yapmak isteyen özel şirketlerin sayısı da sürekli artıyor.  Yani acil yardım sistemi, "küçük küçük parçalardan”bir araya gelmiş mimarı bir yapı.

Kızıl Haç’ın, herhangi bir felakette, ortalama bin kadar ulusal ve uluslararası yardım kuruluşunu hazır hale getirdiği tahmin ediliyor.

Yardım Kaosu ve Yeni Yapılanma

Kaos halindeki felaket bölgesinde olan farklı çalışma grupları çoğu zaman düzensizliğe yol açabiliyor. Bu durum özellikle 2004 yılında Güney Asya'da yaşanan Tsunami sonrasında çok belirgin bir şekilde gözlemlendi.

O zaman 39 BM Kuruluşu, yüzlerce uluslararası NGO, 30’dan fazla Hükümet, 60’tan fazla uluslararası şirket ve binlerce Mongo yardım amacıyla afet bölgesine gittiler.

Yaşanan bu yardım kaosundan dolayı, 2005 yılında İnsani Reform Süreci başlatıldı. Bu süreçte ilk büyük adım BM bünyesinde “Küme Sistemi” oluşturmak oldu.

Bu yeni yapılanma ile acil yardım paketi, koordineli bir şeklide birlikte çalışılacak 11 faaliyet kümesine bölündü. Buna göre her faaliyet kümesinde bulunan bir BM temsilcisi, o kümede acil yardım sağlayan tüm kuruluşların koordinasyonundan sorumlu kılındı. Bu hem global düzeyde hem de yerel düzeyde (hangi kuruluşun, hangi alanda yardım edeceği organizesi) hayata geçirildi.

Bu koordine gruplarının da üst koordineleri bulunuyor. İşleyişe göre, küme başında bulunan temsilci ne kadar paraya ihtiyaç olunduğunu, nereye evlerin yapılacağını, yemeklerin nerde dağıtılacağını gibi konuları bütün küme başkanlarına bildiriyor.

Buna ek olarak, Hükümetleri birinci elden bilgilendirmek için "Üst Koordine" de oluşturuldu.

Bu yeni yapılanmadaki amaç, küme sistemi ile eksikleri tamamlamak ve kimin nerede, ne zaman ne yaptığını bilmek.

En Büyük Felaket Rekabet

Teorik olarak küme sistemi oldukça güzel denebilir ancak işleyişte birçok sorun ortaya çıkıyor.

Yardım kuruluşlarının koordine edilmeye ihtiyaçları oldukları kesin. Çünkü hiçbir kuruluş, kamyonlarla dolu eşyaları getirdiğinde, başka bir kuruluşun oraya bir gün önceden yardım ettiğini görmek istemiyor. Yani pratikte birçok sorunla karşılaşılıyor.

Peki bunun sebepleri neler?

Birincisi; herkesin yardımcı olduğunu söylemek zor. Örneğin iki büyük kurum olan Kızıl Haç ve Sınır Tanımayan Doktorlar kümelere bilgi verip ve toplantılara düzenli olarak katılsalar da, tarafsızlıklarını korumak adına isimlerinin küme raporlarında yer almasını istemiyorlar.

Kızıl Haç ve Sınır Tanımayan Doktorlar çatışma bölgelerinde isimlerinin Birlemiş Milletler ile birlikte anılmasını da istemiyorlar, çünkü BM çatışmalarda askeri müdalede de bulunuyor.

BM İnsanı Yardım Örgütü’nden Jens Laerke şu anda acil yardım aktivitelerinin yaklaşık yüzde 75’inin kümeler tarafından koordine edildiğini söylüyor. Yani yüzde 25'i hala dağınık ve organizesiz.

İkinci sorun daha da büyük. Küme şeklinde çalışan kurumlar, birbirlerinin rakipleri de olabiliyorlar.

Laerke:"Ne istediğimiz ile gerçekte olanlar arasında büyük bir fark var. Bir şekilde rekabet var ve her kurum kendilerine bağış yapanlara ne kadar iyi işler yaptıklarını göstermek istiyor. Bir kurumun aldığı parayı, diğer bir kurum almıyor. Yani bir herşey ya da hiç oyunu".

En çok parayı kim alıyor?

Kurumların parası tam olarak nereden geliyor?

2012 yılında uluslararası yardım kuruluşlarına 13,02 milyar Euro aktarıldı. Bu rakamın 3,64 milyarı (% 28) özel şahıslardan, diğer 9,38 milyar (% 72) ise hükümetler tarafından aktarıldı.

Gelişen ekonomik güçlerin ve Arap ülkelerinin burdaki payları gün geçtikçe daha da artıyor. Bazı ülkeler, uluslararası sistem dışında, ikili anlaşmalar altında da acil yardımlar sunuyor. Örneğin Katar kendi inisiyatifini kullanarak 2011 yılındaki Libya krizinden sonra Tunus’ta bir mülteci kampı kurdu.

Bağış yapan hükümetler, acil yardımı genellikle kendileri sunmuyorlar. Ancak yine de acil yardım sistemin üzerinde etkili güçleri var. Örneğin paranın hangi kuruma ve nereye harcanacağını kararlaştırabiliyorlar.

BM’ye en çok bağış yapan ülkeler:

ABD:         2,76  milyar Euro

AB:  1,38 milyar Euro

İngiltere: 0,87 milyar Euro      

Türkiye: 0,73 milyar Euro

İsveç: 0,57  milyar Euro

Uluslararası acil yardım verenler:

Uluslararası kuruluşlar:  % 56

NGO'S:  % 26

Özel kurumlar:  % 7

Kızıl Haç :  % 6

Tüm kuruluşların amacı aynı olmasına rağmen, hepsi aynı kaynaktan, bağışlarla besleniyor.

Cenevre'de her "koordinasyon" kelimesi sonrasında mutlaka "rekabet" konuşulmakta. Her ne kadar kuruluşlar gözler önünde birlikte çalışsalar da, aslında bağış paralarını almak için kendi kurumlarını ön planda tutma çabasındalar ve örgütsel egolarının batağına saplanmış durumdalar.

Bağış parası rekabeti, görünürlük için bir dürtü yaratıyor. Çünkü hükümetler de kamu dikkati çeken felaketler için vergi parasını harcamak istiyorlar.

Uluslararası Kızıl Haç Federasyonu’nun, Acil Müdahale Birimleri Sorumlusu De Rijke: "Birçok kurum, medyanın gelebileceği bölgelerde çalışmak istiyor. Mesela Filipinler’de herkes Tacloban'a gitmek istedi, çünkü oraya uçakla gazeteciler geliyordu" diyor.

Bir de çabuk başarı elde etmek önemli. En kolay başarı yakalanabilinecek bölgeler çok seviliyor. Küme toplantıları da pazarlık yarışmaları gibi. Felaket bölgelerinde bulunan memurlar, hangi kurumun hangi bölgeye yardım sunabilecekleri konusunda yetkili ve bilgi sahibiler. Ancak pratikte koordinasyonu yardım kuruluşları ele alıyor, çünkü felaket bölgesi memuru kümelerin ne olduğunu konusunda hiç  bilgiye sahibi değil.

Yardım siyasettir

Insani ilkeler ortadan kalkıyor

Örneğin insanı yardım kuruluşları, 2011 yılında NATO'nun Libya bombardımanında, aynı ülkelerden destek almaktan rahatsız olmuşlardı.

İnsani Yardım İlkeleri:

İnsancıllık: İnsan hayatına saygı duyumak, korumak ve insani acılarını dindirmek.

Tarafsızlık: İnsani yardım kuruluşları çatışmalar sırasında taraf olamazlar. İnsanı yardım, o kişini kimliği ne olursa olsun en çok ihtiyacı olanlara verilmelidir.

Bağımsızlık: İnsani yardım, siyasi, ekonomik ve askeri hedeflerden ayrı tutulmalıdır.

Sektörde var olan rekabet sorunlu, ancak mevcut acil yardım siteminde başka bir sürtüşme daha var; İnsani ilkelere dayanan sistem tehlike altında...

Yapılan yardımlar politik bir içeriğe sahip ve bu durum giderek daha da siyasileşiyor.

Yardım kuruluşlarının ihtiyacı olan bağış paraları büyük ölçüde hükümetler tarafından temin ediliyor. Hükümetlerin belirli felaketlere yardım ver(me)mek için kendilerine göre nedenleri de olabiliyor. 11 Eylül 2001 saldırılar sonrası başlatılan "Terörle Mücadele" ile birlikte, siyaset ve yardım arasındaki sınırlar da kaybolmaya başladı.

Birçok ülke acil yardımlarını Dışişler Bakanlığı Sorumluluğu altına aldı. Böylelikle yardımlar iyice siyasallaştı ve yurt dışı politikasına destek adına kullanılmaya başlandı. Ayrıca bağışta bulunanlar bir süre sonra dayatmacı oldular ve sürekli olarak yardım kurumlarından istihbarat niteliğinde bilgi isteme başladılar. Sonuç olarak insanı yardım kuruluşları bağımsızlıklarını git gide yitirmekten yakınmaya başladılar.

İnsani İlişkiler Koordinasyon Birimi Başkanı Valerie Amos, BM Güvenlik Konseyi’nden Suriye ye girmek için lobi çalışmaları yürütüyor. Lobi çalışmalarının başarısı konusunda şüpheli olan Amos: “Sonuç olarak bu siyasi bir durum ve bir şekilde tarafsınız.” diyor.

BM insani yardım kuruluşunun birçok yöneticisi eski siyasetçilerden oluşuyor. Bunlardan bazıları şöyle;

İnsani İlişkiler Koordinasyon Birimi Başkanı Valerie Amos, İngiltere Parlamentosu’nun eski Başkanlarından biri ve Avustralya'da İngiltere’nin temsilciliğini yaptı.  UNDP Başkanı Helen Clark, Yeni Zelanda eski başbakanlarından. UNHCR Başkanı Antonio Guterres, Portekiz’in eski Başkanı.

Birçok yardım sever, insani ilkeleri hiçbir şekilde temel almıyor. BM İnsani Yardım Örgütü temsilcisi Jens Laerke: "Dünya artık siyasi görüşler ile yönetiliyor, insanı düşünceler ile değil. Biz siyasi karmaşa arasında, insanı bir alan yaratmak zorundayız. Ancak bu ne ücretsiz ne de kolay."diyor

Hüsran ve çözümsüzlük

Cenevre’de hayal kırıklığı hissediliyor ve sistem basarsız. Ne yazık ki henüz çözüm de bulunamadı. Ancak acil yardım sisteminin yeniden inşa edilmesi şart. Bunun için bütün kurumsal aktörlerin aynı masa etrafında buluşmaları gerekiyor.

Bu arada bu zaman süresince, insanlara yardım etmek adına kurumlara paralar bağışlanmaya devam ediliyor.

İlk adım “Yardım etmek” olmalı.

 

Hazırlayan : Derya Özgül  LL.M

Hukukçu

Bu e-Posta adresi istenmeyen posta engelleyicileri tarafından korunuyor. Görüntülemek için JavaScript etkinleştirilmelidir.