поменять права в москве юао                    

http://morethenever.myjino.ru/leon/konstitutsionnoe-pravo-grazhdan-na-zhiloe-pomeshenie.html конституционное право граждан на жилое помещение İsviçre'deki haber kaynağınız.

ÇAĞIMIZIN MİMAR SİNAN’I; PROF. METİN HEPGÜLER

фильм приказ уничтожить

http://magribart.ru/leon/moskovskaya-pensiya-skolko-sostavlyaet.html московская пенсия сколько составляет Geçtiğimiz günlerde Zürich Başkonsolosluğu’nda bir resim ve mimari sanatı sergisi yeraldı. Sergide eserleri yer alan eser sahiplerinden biri de Prof. Metin Hepgüler’di. İsviçre’de ilk defa bir sergiye imza atan Hepgüler,100 civarında eserini sanatseverlerle buluşturdu.

CiHAN iNAN iLE SiNEMA

как делать скрины на телефоне samsung  

http://personalizedmedicinemanagement.com/community/novoe-raspisanie-dachnih-avtobusov-orenburg-2017.html новое расписание дачных автобусов оренбург 2017

Berlin ve Zürich’te yaşayan Yönetmen Cihan İnan’la yaşamı ve çalışmaları üzerine bir söyleşi gerçekleştirdik. Uğraştığı işi severek yapan, kimi zaman uğradığı hayal kırıklarına rağmen durmadan, dinlenmeden üreten bir kişiliğe sahip Cihan İnan.

HAKAN CAN

İsviçre’de yaşayan sanatçılar serimize bu kez Hakan Can ile devam ediyoruz.

Çocukluğundan beri müzikle uğraştığını söyleyen Hakan Can, Ege Üniversitesi Devlet Konservatuarı mezunu. Konservatuar eğitiminden sonra İstanbul’a yerleşen Hakan Can, 1998 yılında, tamamen kendi bestelerinden oluşan xeyal firoş (Hayal satıcısı) isimli kürtçe bir albüm çalışmasına imza atıyor.

 

причины заикания и симптоматика заикания xeyal firoş

hûn werin keçên ciwan

ji we re ku wan xeyalan

li gûnd û bajaran

ez xeyalan difiroşim

evîna min xeyal e

 

ji çar aliyên cîhanê

kom dikim vê gulistanê

li der dorê mijûlvanê

ez xeyalan difroşim

evîna min xeyal e

 

http://r-service77.ru/leon/cherez-skolko-v-inkubatore-poyavyatsya-tsiplyata.html через сколько в инкубаторе появятся цыплята hayal satıcısı

genç kızlar, gelin

bu hayaller size

köy ve şehirlerde

hayaller satıyorum

sevdam hayaldir

 

dünyanın dört bir yanından

topladım bu gülleri

dört bir yan meşkul

hayaller satıyorum

sevdam hayaldir

 

Profesyonel müzik hayatında bir çok albüme aranjörlük ve yönetmenlik yaptığını söyleyen Hakan Can, söz ve müziği kendisine ait olan birçok beste ve enstrümantal müzik albümü hazırladığını belirtiyor.

Ud, Gitar, Bağlama ve Piyano gibi enstrümanlar çalan sanatçı, uzun ve kısa filmler için müzikler de yapıyor. Önümüzdeki günlerde gösterime girecek olan “Beni de götür“ isimli uzun metraj sinema filminde de Hakan Can müziklerini dinleyebileceğiz.

2 yıldır Isviçre’de yaşayan Hakan Can, yeni bir albüm çalışması içinde olduğunu belirtiyor bize. Şu an yeni albümüne dair sponsor desteği aradığını söyleyen Can, “Yeni albüm için herşey hazır fakat bildiğiniz gibi bu çalışmaların gerçekleşebilmesi için sponsor desteği şart. Bu albümdeki eserlerin söz ve besteleri bana ait “ diyor.

Hakan Can’ a çalışmalarıyla ilgili bazı sorular yönelttik.

Kendiniz daha cok hangi müzik türüne ait hissediyorsunuz?

Yaptığım müzik tarzı Etno-Jazz. Etnik müzik yapmıyorum, klasik bir Jazzcı değilim ancak ikisinden de

 birşeyler yapmak istiyorum. Makamsal müzikle klasik jazz müziğinin örtüşen çok şeyi var. Aralarında ciddi farklılıklar olmasına rağmen her iki müzik türünün birbirine çok yakıştığını düşünüyorum. Son 10 yılda dünyada bu tarz müzikler yükselmeye başladı.

Sizin için İsviçre’de müzik yapmanın avantajı nedir?

Ben hiç bir zaman müzikle ilgili yerel kalmak istemedim. Başından beri kendi yaptığım müziği aşmak, müziğe daha güzel şeyler eklemek gibi bir derdim vardı. O yüzden isviçre’de yaşıyor ve müzik yapıyor olmam, verdiğim konserlerde bir çok farklı milletten insanla bir arada olmama imkan sunuyor. Yapmak istediğim bu aslında. Müzik olarak biraz da dünya müziği yapmak...

İsviçre’de müzik yapmak nasıl bir duygu yoğunluğu yaşatıyor size?

Burada yaşamak farklı tabii. Burada kendi insanlarına dışarıdan bakabiliyorsun ve daha farklı görüyorsun. Dışarıdan bakınca içindeyken göremediğin şeyleri görüyorsun.

Müzik konusunda üretememe gibi bir sorunu var mı sanatçıların?

Üretememe gibi bir durum söz konusu değil bence, bu mazeret olamaz. Çünkü bizim topl

umumuzda malzeme çok. Herşey güllük gülistanlık değil ve bu da sanatçıya tepki gösterme imkanı veriyor, çünkü gerçek sanat hep bir kaygı taşır. Toplumla ilgili, bir sanat eserinin ortaya çıkması için sanatçının bir derdinin olması lazım ve biz de dertten bol ne var? Sosyal toplumu iyi gözlemleyen ve hisseden, duyarlı sanatçıların üretememe problemi olmaz.

Yeni bir konser çalışmanız olacak mı?

Evet yeni bir konser hazırlığım var. Yılbaşından sonra olacak bu konser. Yine İsviçre`deki farkli milletlerden müzisyenlerle birlikte yapacağız muhtemelen. Yeni müziklerimi sunmak istiyorum bu konserimde.

Tiyatral çalışmalar için de müzikler yaptığını söylüyor Hakan Can. 

Zürich Maxim Theater`ın projesi olan “Die Badewanne“ adlı oyunun müziklerini bestelemiş. Müziğe dair olan hedefini  “Herkesin dinleyebileceği, kendinden birşeyler bulabileceği bir müzik yapmak“ şeklinde belirtiyor.

Terapi amaçlı müzikler de yapan Hakan Can, ayda 1 kez olmak üzere bir psikiatri kliniğinde makamsal müzik ve müzikoterapi ile seminerlere katkı sunuyor. Nefes teknikleriyle ilgili, Ülkü Can ve Psikolog Yasemin Schreiber ve ile birlikte, hayal gücüne ve nefes terapisine destek sunan sanatçı, buraya dileyen herkesin katılabileceğjni belirtiyor. Müzik ve Imaginasyon seminerlerine katılmak isteyenler  http://www.praxis-schreiber.ch/altorientalische-musiktherapie.php  adresinden bilgi alabilirler.

 

 

 

İSVİÇRE'DE EBRU SANATININ İZLERİ

Ebru, yoğunlaştırılmış su üzerine serpiştirilen özel boyaların şekillenmesiyle oluşan ve desenlerin kağıda geçirilmesi ile yapılan bir süsleme sanatıdır. Daha çok çiçek ve çeşitli soyut motif çeşitliliklerinden oluşan bu sanat çalışmasına dair merak ettiklerimizi, İsviçre’de uzun bir süredir Ebru ve yağlı boya çalışmalarıyla uğraşan Ebru Özel’le konuştuk.

Söyleşimize geçmeden önce, ilk olarak bu sanatın gelişimiyle ilgili kısa bir bilgi verelim.

Köklerinin 9. ve 10. yüzyıla kadar uzandığı varsayılan Ebru sanatının tam olarak ne zaman ve hangi ülkede ortaya çıktığı bilinmiyor. Ancak bu sanat türünün süslemelerinin daha çok doğu ülkelerine özgü olduğu düşünülmektedir. Bazı İran kaynaklarında Ebru sanatının Hindistan’da ortaya çıktığı yer alırken, başka kaynaklarda da bu sanatın Özbekistan'ın Buhara kentinde doğduğu ve İran yoluyla Osmanlılar'a geçtiği belirtiliyor

Çocukluğundan beri resme karşı ilgisinin olduğunu anlatan Ebru Özel,  daha önceleri  sulu boya ve kara kalem çalışmaları yaptığını söylüyor ve Ebru sanatıyla nasıl tanıştığını şöyle anlatıyor; 

“Adımı araştırmaya başladım ilk olarak. Bir süre sonra Ebru sanatı ile tanıştım ve onunla buluştum. Bu sanata olan ilgim adımla alakalı yani. Daha sonra nasıl yapıldığını çok merak ettim ve daha detaylı araştırmaya başladım.“

Ebru Özel uzun süre İsviçre’de bu sanatla uğraşan birilerini aramış ancak kimseyi bulamamış. Kitaplardan öğrenmeye çalıştığı bu sanat hakkında daha fazla bilgi almak için İstanbul’a gitmiş.

“ Bu sanat türü benim çok öğrenmek istediğim birşeydi. Üsküdar’da Ebru sanatının ustası olan Hikmet Barutçugil’i buldum. Ondan bu sanatla ilgili çok yoğun dersler aldım ve çok şeyler öğrendim. Bu beni çok mutlu etti.“

İsviçre’de doğup büyüyen Ebru Özel, şu an Uzwil ve Appenzell’de Ebru ve Bob Ross tarzı yağlı boya resim kursları veriyor. Kurslarına özellikle İsviçrelilerin yoğun bir ilgi gösterdiğini söyleyen Özel, yakın zamanda Zürich’te de kurs vereceğinin müjdesini veriyor.

Ebru sanatı için kullandığınız malzemeler neler?

Ebru yapmak için su, sığır ödü, kitre ve renkli toprak boyalar kullanıyorum. Boyaları serpmek için ise fırça kullanırız. Bu fırça gül ağacındandır. Ucunda at kuyruğundan oluşan kıl vardır. Ayrıca teknemiz tabii ki. Bu sanatın en önemli özelliği, kullanılan malzemelerin tamamının doğadan alınıyor olması.

Bu sanatın incelikleri neler peki?

Ebru yapımında kullanılan suyun belli bir yoğunluğa sahip olması ve özel olarak hazırlanan boyayı üzerinde tutabilmesi gerekmektedir. Ebru suyuna bu özelliği veren madde ise Kitre’dir. Kitre ile kıvamlı hale getirilmiş suya, içine sığır ödü konmuş boyalar damlatılır. Öd boyanın su üzerinde yüzmesini sağlayan en önemli maddedir. Ayrıca Ebru boyalarının tamamı, toprak boyadır. Bunları kendim de yapıyorum ancak büyük bir çoğunluğu Türkiye’den hazır geliyor bana. Çünkü bu boyayı yapmak çok zor ve çok zaman gerekiyor.“

Nasıl bir aşamadan geçiyor çalışmanız?

Boyalarımı fırça ile daha önce hazırlanmış olan kitreli suyun üst yüzeyine damlatıp, metal çubuk yardımıyla onlara çeşitli şekiller veriyorum. Daha sonra dikkatli bir şeklide kağıdı şu üzerine bastırıp kaldırıyorum. Son olarak üzerinde şekiller oluşan kağıdı 10 dakika kadar kurumaya bırakıyorum.

Ebru sanatı, Ebru sanatçıları tarafından belirsizlikle ve nereye varacağı bilinmeyen bir serüvenle tanımlanıp, mistik bir güç ve evren ile özdeşleştiriliyor. Tekneye düşen her damla boyanın, ruhlarından damlayarak suyun üzerinde yeni şekiller oluşturduğuna inanan Ebru sanatçıları, hiçbir şeklin, rengin ve ritmin tekrarı olmayacağını düşünerek Ebru sanatını sonsuzlukla özdeşleştirirler.

Gül dalı fırçalarına her vuruşlarında kalpleri ile aynı ritimde çarpan boyalarını suda aşkla buluşturan Ebru sanatçıları, bu şekilde belirsizliği, beklemeyi ve sabri öğrendiklerini söylerler.

“Bu sanat kişiye özgüdür. Renga renk boyaların kıvamını siz veriyorsunuz. Herkesin kendine göre bir tarzı vardır ve her eser bir defalıktır. Herhangi bir eseri tekrar yapmak ya da düzeltmek mümkün değil. İrade dışı gelişen bir sanat bu. Örneğin bir lale yapmak istiyorsunuz, ancak olmayınca, ortaya başka birşey çıkınca bunu kabul ediyorsunuz. Sonra bir daha deniyorsunuz lale yapmayı. Bu sanat biraz da sabır işi.“

Ebrular, üzerlerindeki desen ve motiflere göre çeşitlendiriliyor. Su üzerindeki boyalara çeşitli müdahalelerde bulunarak; battal, gel-git, şal, taraklı, bülbül yuvası, hatip ve çiçekli gibi ebru çeşitleri yapılmaktadır.

Bu gizemli sanatın geleneksel olduğu kadar tedavi edici yani da olduğunu belirtmeden geçmeyelim. Bunda doğal malzemenin önemi büyük.

Ebru’nun ruhsal tedavi özelliğinin, sentetik boyalar kullanıldığı takdirde kendini göstermeyeceğine inanılırken, toprağın doğal renklerinin ve doğal ahenginin kendi içinde bir terapi etkisi yarattığı ifade ediliyor.

Kendi alanında sergiler de açan Ebru Özel, son olarak hedefleri arasında İsviçre’de bu sanatı tanıtmak olduğunu söylüyor ve ekliyor; “Bu sanatı sevgiyle öğrendim ve insanlara sevgiyle öğretip paylaşmak istiyorum.“

Ebru Özel’in çalışmaları hakkında daha fazla bilgi edinmek isteyen okuyucularımız gerekli bilgileri  www.ebrush.ch adresinden edinebilirler.

 

где найти катану Kurs yeri adresleri:

Roswiesenstrasse 4, 8051 Zürich

Bahnhofstrasse 6, 9050 Appenzell

 

 

ASMiN SANAT SOKAĞI

 

Bu ismi ilk duyduğumuzda ne tür çalışmalar yapıldığını merak ettik ve hemen aradık. Telefonun diğer bir ucunda bulunan Yılmaz Karakoç’un anlatımları üzerine, Kanton Schwyz’a doğru yola çıktık. Dört bir yanı dağlar ve yeşilliklerle kaplı Rothenthurm isimli küçük bir yerleşim yerinde buluşuyoruz Yılmaz Karakoç’la.