İsviçre'deki haber kaynağınız.

Dr. med. Yasemin Schreiber-Pekin

Kadın Doǧum Uzmanı, Psikoterapist

Bu e-Posta adresi istenmeyen posta engelleyicileri tarafından korunuyor. Görüntülemek için JavaScript etkinleştirilmelidir.

 

порно женщина с пиздой вместо рта смотреть Doğum Kontrol Hapları

 

Günümüzde kullanılan en etkin aile planlaması metodudur doğum kontrol hapları. Bu haplar yumurtlamayı (ovulasyon) önlerken, rahim ağzı salgısının kıvamını arttırarak spermlerin içeriye geçişini engeller ve rahim içi dokusunu incelterek yuvalanma olayının önüne geçer. Tüm bu etkiler sonucunda gebelikten koruyucu etki oluşur.

En yaygın kullanılan doğum kontrol hapları östrojen ve progesteron hormonunun ikisini birden içeren kombine haplardır. Ayrıca "yalnızca progesteron içeren (minipill)" doğum kontrol hapları da mevcuttur. Minipill haplar özellikle doğum sonrası emzirme dönemi için uygun ilaçlardır. Eskiden kullanılan ve 50 mikrogram estrogen içeren haplar yerine, günümüzde artık 30 mikrogram içeren ve bu nedenle "düşük dozlu doğum kontrol hapları" olarak anılan ilaçlar kullanılmaktadır. Bu ilaçlarda eskiye göre damar içi pıhtılaşma ve diğer yan etkiler son derecede azdır. Düzenli olarak kullanıldıklarında doğum kontrol haplarının koruyuculuk oranları çok yüksektir. Kullanım şeması, 3 hafta kullan- 1hafta bırak, şeklinde özetlenebilir. Hapların üzerinde günler belirtilerek günleri şaşırma engellenmiştir. İlk kez başlayacak olanların ilk hapı adet başlangıcının birinci veya ikinci günü almaları gerekir. Bu șekilde gebelikten koruma, derhal başlar. İlaca geç bașlanırsa gebelik oluşabilir.

Bir aile planlaması yöntemi düşünüldüğünde jinekolojik muayene şarttır.  Pek çok hap çeşidi vardır ve jinekolok doktor tarafından kişiye en uygunu seçilerek reçete edilir. Haplar her gün belli bir saatte alınmalıdır. Unutulduǧunda 12 saatin içinde alınırsa sakıncası yoktur. 12 saat geçtiǧi taktirde alınırsa koruma etkisi yeterli olmaz. Unutulan hap hatırlayınca hemen alınır ve normal vakitte sıradaki hap da alınarak kutuya devam edilir, ancak o ay prezervatif gibi ek bir korunma yöntemi uygulanmalıdır. 

Kutular bulunan 21 tabletin bitiminden sonraki bir hafta ilaç alınmaz. Her kutu bittikten 3-4 gün sonra normal adet görülür. İkinci ve daha sonra devam eden kutularda, kutuya adetin kaçıncı günü başlandığı önemli değil; daha önce belirtildiği gibi 7 gün aralar ile başlanması önemlidir. İki kutu arasında adet görülmelidir. Adet görülmezse yeni kutuya başlanmamalı ve öncelikle bir gebelik testi yapılmalıdır. Özellikle penisilin grubu antibiyotikler doğum kontrol haplarının etkinliğini azaltıp gebeliklere yol açabilir. Belli bir nedenden ötürü bu tür antibiyotikler kullanılacakça aynı anda ilave bir korunma yöntemi de uygulanmalıdır. 

Emzirme döneminde doğum kontrol hapı olarak "sadece progesteron içeren doğum kontrol hapları (minipill’ler) tercih edilebilir. Minipill kullanılacaksa hep aynı saatte almaya dikkat edilmelidir.  Bunların içinde 28 adet tablet vardır ve hiç ara vermeden kullanılırlar. 

Tromboflebit (damar içi iltihabı) öyküsü olanlara, 35 yaş üzerinde olan ve sigara içen kadınlara, migren, hipertansiyon, karaciğer hastalığı olanlara, gebelik şüphesinde, nedeni belirsiz adet kanaması düzensizliklerinde doğum kontrol hapları sakıncalıdır, kesin olarak kullanılmaz. Bunun yanında, bilinenin aksine, yıllarca da kullanılsa, bırakıldıktan sonra asla kısırlık yapmaz.  

Doğum kontrol haplarının diğer bazı avantajları da tespit edilmiştir. Adet kanamasının miktarını azaltarak gereksiz kan kaybını, bu şekilde kansızlığı önler. Sancılı adet görme ve Premenstrüel Sendrom (PMS)  tedavisinde, akne (sivilce) ve yumurtalıkların kist üretmesinde tedavi amacıyla kullanılabilir.

Doğum kontrol haplarının en istenmeyen etkisi; içerdiǧi estrojen hormonu nedeniyle damar içi pıhtılaşmaya eğilimi arttırmasıdır. Bu hayati tehlikeli durum günümüzde kullanılan düşük doz ilaçlar sayesinde çok nadir görülür hale gelmiştir. Ağrı kesicilere cevap vermeyen baş ağrısı, göğüs ağrısı, bacaklarda şişme ve ağrı gibi durumlarda ilacı kesip doktora danıșmak gerekir. En sık görülen yan etkisi hafif bulantıdır. İlk üç ayda hafif ara kanamaları (kırılma kanamaları) yapabilir. Bunlar geçicidir. Üçüncü aydan sonra devam ederse ilacı değiştirmek gerekebilir.

Uzun süre doğum kontrol hapları kullanılırsa, ilaç kullanımı kesildiğinde bir süre adet görmeme problemi yaşanabilir. Bu durum ilk üç ayda sıklıkla kendiliğinden ortadan kalkar. Doğum kontrol hapları yaz aylarında kullanılacaksa yüze güneşten koruyucu kremler sürülmelidir. Aksi halde yüzde gebelerde de görülen kahverengi lekeler oluşabilir. Doğum kontrol hapları kullanımında görülebilen depresyon hali genelde B1, B6 ve B12  vitamini eksikliğine bağlıdır. Bunun için tedavi amaçlı vitamin verilebilir, çok nadiren bu şikayet artıp devam ederse ilacın kesilmesi gerekir. Doğum kontrol hapı içerisindeki estrogenler vücutta su tutucu, progesteron ise iştah açıcı etkiye sahiptir. Bu etkiler kişiden kişiye değişiklik gösterir. Göğüslerdeki hassasiyet de yine vücutta su tutucu etkiye bağlıdır.

Doğum kontrol hapları bilinenin aksine pek çok olumlu etkilere sahip hormonal ilaçlardır. Pek çok kişi yanlıș bilgilenme nedeniyle hormon içeren ilaçlardan uzak durmaktadır. Așaǧıda en çok sorulan soruların cevaplarını özetledim:

Doǧum kontrol hapları;

-       Asla kısırlık yapmaz.

-       Bırakıldıktan hemen sonra gebe kalınabilir.

-       İçindeki hormonların su tutucu, iştah açıcı etkileri olabilir. Bu nedenle, ender de olsa bazı kişilerde kilo yapabilir.

-       Adet öncesi gerginlik sendromunu (PMS) azaltabilir.

-       Kanser yapmaz, tersine iyi huylu meme kanseri, yumurtalık ve rahim kanserini azaltır.

-       Hormonal bozukluk oluşturmaz, tersine hormonal dengesizlik varsa bunu düzenler.

-       Nadirende olsa cinsel istek azalması yaratabilir.

-       Bazı kişilerde depresyona ve melankoli durumlara yol açabilir. İleri depresyon sorunu olanlara önerilmemektedir.

-       Yumurtalık kistlerinin tedavisinde, polikistik over (PCO) sendromunda, adet sancısını, adet öncesi gerginliğini azaltmak için, așırı adet kanamasına baǧlı kansızlığın tedavisinde, akne ve tüylenme tedavisinde, endometriosis hastalığında kullanılabilir.

 

www.praxis-schreiber.ch

 

 

 

 

 

 

Dr. med. Yasemin Schreiber-Pekin

Kadın Doǧum Uzmanı, Psikoterapist

Bu e-Posta adresi istenmeyen posta engelleyicileri tarafından korunuyor. Görüntülemek için JavaScript etkinleştirilmelidir.

 

 

http://tihanyoazis.hu/tech/tramvay-nizhniy-novgorod-novosti.html трамвай нижний новгород новости  Doǧum Kontrol Hapının Tarihçesi

 

Mercimek kadar küçük, bezelye gibi yeșil, yaldızlı folya içine teker teker yerleștirilmiș küçük, yuvarlak haplar bundan 60 yıl kadar önce devrim yaratıp dünyayı deǧiștireceklerdi. Fakat bu așamaya gelinceye kadar gidilecek yol uzundu epeyce.

транспортная карта для льготников липецк 4000 yıl önce: Eski Mısırlılar, nar çekirdeǧini havanda dövüp bal mumuyla karıștırır, vajinaya yerleștirilecek fitiller yaparlardı. Nar çekirdiǧi, günümüzdeki doǧum kontrol hapları gibi estrojen içerir. Bitkisel estrojenin bazı durumlarda yumurta çatlamasını önlediǧi olasıdır.

русские телки на кастинге порно

если все возможные значения дискретной случайной величины M.Ö. 1550: Bilinen ilk doǧum kontrol hapı reçetesi bir papirüse yazılıdır. Tarihçilerin tahminine göre, timsah dıșkısından imal edilen fitiller, cinsel ilișkiden önce vajinaya yerleștirilir.

расписание поездов светлогорск Orta Çaǧ: Hayvan barsaǧından veya balık derisinden, bazan da ketenden yapılmıș prezervatifler kullanılır. Çocuk aldırmanın, hatta korunmanın ölümle cezalandırıldıǧı, evlilik sırasında doǧan çocuk sayısının yirmiyi bulduǧu Avrupa`nın bu karanlık yıllarında istenmeyen hamileliklerin ve 20-30 yaș arası kadınların ölüm oranı hayli yüksektir.

будем купаться голыми 1901: Adet kanamasının beyindeki merkezlerin ve yumurtalıkların salgıladıǧı hormonlara baǧlı olduǧu keșfedilir.

http://flavrful.com/dat/porno-smotret-24-chasa.html порно смотреть 24 часа 1919: Günümüzdeki doǧum kontrol hapının çalıșma prensibi açıklanır. Gebe tavșanların yumurtalıkları gebe olmayan diși hayvanlara nakledilir ve yumurtalıkta salgılanan gebelik hormonu progesteronun yumurtlamayı önlediǧi kanıtlanır.

http://academiadeidiomasfriends.es/delo/novosti-krasnoyarska-i-kraya.html новости красноярска и края 1938: İsviçre Schering firması dișilik hormonu olan estrojeni sentetik imal etmeyi bașarır. Etinil estrojen (EE) adı verilen madde, günümüze kadar kullanılan doǧum kontrol haplarının içeriǧidir. Aynı zamanda gebelik hormonu progesteron, sentetik olarak imal edilir. Etinil estrojen (EE) ve sentetik gestajen içerikli doǧum kontrol hapları geliștirilmeye bașlanır.

http://71visions.ch/leon/obrazets-dogovor-peredacha-imushestva-ot-uchreditelya.html образец договор передача имущества от учредителя 1950: 71 yașindaki Amerikalı Margaret Sanger, aile planlaması kampanyasını kurar. Karizmatik șahsiyetiyle biyokimyager Gregory Pincus`u hormonel doǧum kontrol hapının geliștirilmesinin önemine inandırır. Kısa sürede 50 bin dolar toplayarak Pincus`un bilimsel araștırmalarını destekler.

http://f-star.com.ua/love/golaya-pisya-zheni-video.html голая пися жены видео 1956: Puerto Rico ve Haiti`de 60 bin kadında ilk doǧum kontrol hapları bașarıyla denenir.

евпатория фото карта 1960: Amerika`da Enovid isimli ilk doǧum kontrol hapı piyasaya sürülür.

1961: Türkiye`de anayasa deǧișikliǧi refandumu yapılır ve halk oylamasında kabul edilir. Almanya duvarla ikiye bölünür. Twist dans salonlarını fetheder. Endüstride haftada 45 saat çalıșma kabul edilir. Avrupa`da Anovlar isimli doǧum kontrol hapı piyasaya sürülür.

Bazı tarihçilerin kanısına göre 20. Yüzyılı, Einstein`ın izafiyet teorisinden, atom bombasından, veya bilgisayar ve internetten çok, doǧum kontrol hapı etkilemiștir.

1965-1968: Zor bir bașlangıçtır doǧum kontrol hapı için. Sadece adet sorunlarını düzenlemek üzere ve evli kadınlara verilmesi talep edilir doǧum kontrol haplarının.

1968: Öǧrenci hareketleri ve cinsel devrimle birlikte bir dönüm noktasına gelinir. Doǧum kontrol hapı batı dünyası toplumunun deǧișmesinde büyük bir rol oynar. Ilk defa, cinsellik ve doǧum kontrolu açıkça konușulan konular haline gelir. Doǧum kontrol hapı, özgür yașanan cinselliǧin simgesi olur. Insanlar kadın-erkek hak eșitliǧi için sokaklara dökülür, gösteri yaparlar. Bugünkü toplum birçok hakkı o neslin verdiǧi savașa borçludur.

1968: Almanya`da çıkan „Konkret“ mecmuası, „Doǧum Kontrol Hapı İçin Özgürlük“ manșetiyle yayınlanan baș yazısında, doǧum kontrol hapını evli olmayan kadınlara da yazan doktor adreslerini bildirmeye davet eder okuyucularını. Müthiș bir yankı yaratır bu çaǧrı. Redaksiyon, gelen okuyucu mektupları altında gömülür adeta. Adres deǧiș tokuș merkezi haline gelir redaksiyon.

70`li 80`li yıllar: Cinsel devrim etkisini göstermeye bașlar. Doǧum kontrol hapı, toplumun ahlak anlayıșının ölçeǧi olmaktan çıkmıștır artık. Milyonlarca kadın gayet normal olarak kullanır doǧum kontrol hapını. Bu da yeni bir sorun yaratır. 1971`de „Zeit“ gazetesi, „Doǧum Kontrol Hapı Paniǧi“ bașlıklı bir makale yayınlar. Gazeteye göre, düșen doǧum sayısı insanları endișelendirmelidir. Almanların, doǧum kontrol hapı yüzünden neslinin tükenmesi söz konusudur. İleriki yıllarda bu tür kaygıların yersiz ve asılsız olduǧu, sadece propaganda amacıyla ileri sürüldüǧü kanıtlanacaktır.

1980’den günümüze: Doǧum kontrol haplarının hormon içeriǧi gitgide düșürülür ve yeni nesil, az yan etkili haplar geliștirilir. 1961 yılında piyasaya sürülen Anovalar 50 microgram EE içerirken, günümüzde kullanılan doǧum kontrol haplarında 0.03 ila 0.05 microgram EE vardır. Bașka türlü ifadeyle, o zamanlar doǧum kontrol hapı kullananlar, hergün bugünkü ilaçların 3 paketini birden yutuyorlardı. Bu sayede doǧum kontrol hapınının hakkında halk arasında duyulan, kansere veya kısırlıǧa yol açtıǧı yönündeki korku ve kaygıların yersiz olduǧunu biliyoruz. Bu yan etkilere neden olsaydı, on yıllarca bu denli yüksek dozajlı doǧum kontrol hapı kullanan milyonlarca kadında yapardı mutlaka. Doǧum kontrolü dıșında, adet düzenleyici, adet sancılarını giderici, kan kaybını azaltıcı, sivilce, așırı tüylenme gibi niteliklerinden de istifade edilir doǧum kontrol hapının.

2012: Barack Obama saǧlık sigortalarının doǧum kontrol hapını ödemesini talep eder ve tutucu çevrelerden büyük tepki görür. Doǧum kontrol hapının din özgürlüǧüne karșı geldiǧi gerekçesi öne sürülür. Obama`nın siyasi rakipleri tarafından aleyhinde seçim propagandası olarak kullanılır.

Bir dahaki yazımda, günümüzde piyasada olan doǧum kontrol haplarının özelliklerine, en çok sorulan sorulara ve olumlu etkilerinin yanında olumsuz yan etkilerine deǧineceǧim.

www.praxis-schreiber.ch

 

 

 

 

 

 

Dr. med. Yasemin Schreiber-Pekin

Kadın Doǧum Uzmanı, Psikoterapist

Bu e-Posta adresi istenmeyen posta engelleyicileri tarafından korunuyor. Görüntülemek için JavaScript etkinleştirilmelidir.

 

http://www.electromontag.in.ua/community/bolit-pod-levim-rebrom-chto-delat.html болит под левым ребром что делать  STRES

 

 

Stres, kișinin yașadıǧı fiziksel veya psikolojik sorunlara gösterdiǧi doǧal tepkidir. Stresin nedeni dıștan veya içten gelebilir; yani ya çevrenin yol açtıǧı ya da kișinin kendisinin algıladıǧı veya düșündüǧü nedenleri olabilir. Evrimdeki yerine bakarsak, tehlike anında stresin yarattıǧı savașma veya kaçma tepkisinin saǧ kalmak için kesinlikle gerekli olduǧunu görürüz. Tehlike durumunda beden, adrenalin, kortizol ve diǧer stres hormonları salgılar, adaleler kasılıp, kollara, bacaklara, kalbe ve beyne kan pompalanır. Bu nedenle tansiyon ve nabız yükselir. Tüm dikkatimiz tehlikeye odaklanır. Bir an için tam konsantre, olaǧan üstü güçlü ve verimli olabiliriz. Bu tepkilerin hepsi kısa süreli stres halinde anlamlı ve gereklidir. Ancak günlük yașam kișiyi sürekli alarm halinde tutuyorsa, stres hastalıǧa yol açar.

Kișisel yașam tecrübelerine baǧlı olarak strese korku veya bașka duygularla da tepki gösterebiliriz. Örneǧin, bir defa köpek tarafından ısırılmıșsak, köpeǧin görüntüsü bile yeter stres yaratmaya. Daha tehlike yokken stres reaksiyonları olușur. Ortada somut bir sorun olmadan yașanan strese psikolojik stres diyoruz. Bașka bir örnek: Zamanında dünyanın en zengin adamı olan Onassis, ömrü boyunca fakirlikten korkarmıș. Gençken yașadıǧı yoksulluǧun etkisini bütün malına, mülküne, tersanelerine, servetine raǧmen atamamıș içinden.

Stres, yașamın parçasıdır, gelip gidicidir. Fakat gitmezse ya da yeterli savunma mekanizmaları geliștirilmezse, hastalığa yol açar. Stres yaratan durumları dıș etkenler ve iç etkenler olarak ikiye ayırıyoruz. Bu ikinci kısım kișisel tecrübeye ve dirence baǧlı. Kanadalı fizyolog Hans Selye stresle karșılașan vücudun üç așamadan geçtiǧini ifade ediyor:

  1. Alarm tepkisi: Beden, kendisine meydan okuyana karșılık vermek için hazırlar kendini.
  2. Dayanma tepkisi: Bu așamada savunma geliștirilir. Problemi çözmeye ve yenmeye çalıșılır, veya problemden kaçılır ya da duruma alıșılır.
  3. Tükenme: Eǧer bir önceki așama bașarılı olmadıysa direnç azalmaya, enerji depoları tükenmeye bașlar.

Gündelik yașamda sorunların sonu gelmez ve herșey halloldu dediǧimiz anlar sayılıdır. Biz desek bile medya veya çevremiz bilgilendirir bizi çözümü olmayan sorunlar hakkında. Bolca adrenalin ve kortizol salgılamamız için ne gerekliyse yapılır. Stres hormonlarının sürekli salgılanması baǧıșıklık sistemini zayıflatır, alerjiler, yüksek tansiyon; ayrıca beyne gelen alarm mesajlarlarıyla depresyon ve korku hastalıkları olușur. Hafızayla konsantrasyon olumsuz etkilenir, adaleler sürekli kasılır ve aǧrır. Șeker, kalp hastalıklarıyla kemik erimesi de vücuttaki kortizolle tetiklenir.

Stres idaresinde ilk adım, yașamımızda stres yaratan durumları ve belirtilerini tanımaktır. Son yıllarda sık duyduǧumuz Türkçe tabirlerden bir “kafayı yemek” oldu. Düșüne düșüne, sorunları içinden hiç çıkılamayacak hale getirip paniǧe kapıldıǧımızda kullanırız bu deyiși. Bu durumda, bir kaç adım geri gidip, düșüncelere mesafeli bakmakta fayda vardır. “Olmazsa olmaz” sabit fikirlerimizi sorgularsak, çok zaman, “aslında oluyormuș” sonucuna varırız.

Olumlu düșünen insanlarla birlikte olmak, enerji vampirlerinden uzak durmak önemlidir. Bu her zaman mümkün olmayacaǧından, hayır demesini öǧrenmek, size tașınan sorunların, “bu benim problemim deǧil” bilincinde olmak gerekir. Bu șekilde çok zaman sadece kendinize deǧil, karșınızdakine de daha etkili yardımda bulunabilirsiniz.

Benzerini çok yașadıǧım bir örnek vereyim bu konuda; Uzun yıllardır tanıdıǧım bir hastam, muayenehanedeki randevusuna telaș içinde ve nefes nefese geldi. Ölçtüǧümüzde, tansiyonu yüksekti. Yanında, beș altı yașlarında bir çocuk vardı. Çok zor bir boșanma süreci yașayan komșusunun bir kaç saatliǧine çocuǧuna bakma ricasını kıramamıștı. İlk defa olmuyordu buna benzer ricalar. Yıllardır migren ve bel aǧrılarından șikayetçi olduǧunu bildiǧim hastama, kendisini nasıl hissettiǧini sordum. Aǧrı kesici alarak yola çıktıǧını, bana gelirken geç kalma korkusu ve küçük çocuǧun verdiǧi sorumluluǧun stresiyle çok gerildiǧini, migren nöbetinin bașlamak üzere olduǧunu itiraf etti. Bu iyi niyetli hanım kendi sınırlarını ve ihtiyaçlarını hiçe saymıș, öncelikler listesinde kendini en alt uca koymuștu. Acısını günlerce süren aǧrılarla çekecekti. Ayrıca komșusuna da gerçekten faydası dokunduǧundan emin deǧildim. Nazik, fakat net bir hayır cevabıyla komșu da belki maǧdur rolünden çıkıp, sorunlarını kendisi çözmesini öǧrenebilirdi.

Bundan bir kaç yıl önce İstanbul`da taksiye binmiștik. Eșim önde, ben çocuklarla arkada oturuyordum. Șoförümüz, direksiyona sımsıkı sarıldı, bir taraftan söylenerek, bir taraftan ani manevralarla gaz ve fren pedaline peș peșe sonuna kadar basarak yol aldı. Biz arkadakiler dehșet ve mide bulantısı arasında bocalarken, eșim biraz yavaș sürmesini rica etti șoför beyden. Eșimin Türkçe bildiǧine çok sevinen șoför, “Stres atıyorum, eniște”, diye açıklama yaptı. Neyse, sonra radyoyu açıp türkü dinlemeye bașladı da, stres seviyesini müzikle düșürdü. Biz de saǧsalim vardık gideceǧimiz yere.

Gevșemek ve dinlenmek için uygun tekniklerden faydalanmak önemlidir. Yapılması gerekeni iyi planlamak, size karșı olan beklentileri gücünüzün sınırlarına uygun bir seviyede cevaplandırmak. Kendi görüș açınızı deǧiștirerek, kafanızdaki “olması gereken ideal durum” hayalini gerçekçiliǧe doǧru düzeltmek stresi azaltır. Bencillikle, saǧlıklı bir șekilde kendi ihtiyaçlarına saygı göstermenin arasındaki dengeyi bulmak kolay deǧildir her zaman. Fakat öncelikler listesinde sizin arzularınız hep en sonda geliyorsa, bir șeyleri deǧiștirmeniz gerekiyor demektir.

                               

www.praxis-schreiber.ch

 

 

 

 

Dr. med. Yasemin Schreiber-Pekin

Kadın Doǧum Uzmanı, Psikoterapist

Bu e-Posta adresi istenmeyen posta engelleyicileri tarafından korunuyor. Görüntülemek için JavaScript etkinleştirilmelidir.

 

порно-фото нудистов с детьми  Ayurveda Arınma Terapisi

 

Antik çaǧda bile, gereǧinden fazla birikim en önde gelen hastalık nedeni olarak görülür, saǧlıklı bir yașam için arınma terapileri önerilirdi. Her ne kadar etkileri bilimsel olarak açıklanamasa da, arınma uygun metodlarla, uzman terapistlerin denetimi altında uygulanırsa, bilimsel ispatı olmadan da iyi hisseder arınan insan kendisini. Günümüzde detoks terapisi bir moda akımı haline gelmiș olup, toksinleri atma amacıyla bir kısmının saǧlık deǧeri sorgulanabilecek diyetler, çaylar, baharatlar, sebze sularıyla yapılan kürler, kolon hidroterapisi gibi sayısız metodlar tatbik ediliyor.

Bilinen arınma terapilerinin içinde en denenmiș ve etkililerinden biri Ayurveda yöntemidir. Sri Lanka`da, Ayurveda yöntemiyle arınmayı üç hafta boyunca kendi üzerimde denedim geçtiǧimiz ay.

Saǧlıklı ve uzun yașamın sırlarını veren Ayurveda, günümüze ulașmıș en eski, mükemmel ve bütünsel bir tıp sistemidir. Kelime anlamı olarak Ayur, yașam; Veda, bilgi demektir. Veda bilgisi, yașamın her alanında mükemmel gelișmeyi amaçlar.

Ne zaman yazıldıkları kesin olarak saptanamamıș olmakla beraber, en eski yazılı metinlerden olan Veda`ların, 3000 yıllık bir geçmișe sahip oldukları kabul edilmektedir. Deneyime dayanan bilgilerle, insan saǧlıǧının bedensel, ruhsal, zihinsel ve duygusal görüș açılarına yönelik bir felsefenin birleșiminden olușur Ayurveda. Bilgiler, Hindistan`da yüzyıllarca, belirli aileler içinde saklı tutularak, hekimler tarafından nesilden nesile verilmiș, ilk defa 1986 yılında batılı hekimlere sunulmuș, bundan sonra Avrupa ve Amerika`da hızla yayılmıștır.

Ayurveda`ya göre insan dört öǧeden olușur; beden, algılama, zihin ve ruh. Her mertebe bir sonrakini bir çekirdek gibi içerir, besler ve geliștirir. Ulașılmak istenen hedeflerden biri, yașam gücünün hareket edeceǧi kanalları açık tutmaktır. Ayurveda insanı fiziksel bedeniyle, ruhsal yapısıyla, bilinç düzeyiyle, hatta yașadıǧı ortamla bir bütün olarak ele alır. Ayurveda araștırmacılarına göre, saǧlıǧımız için kendi yaptıǧımız herșey, bașkalarının yaptıǧından daha etkilidir.

Ayurveda terapisin bașlamadan önce, Dosha adı verilen, sorun yaratabilecek unsurların tesbiti yapılır. Özel eǧitimli Ayurveda hekimi, nabız ve dile, cildin, tırnakların, saçların, idrarın, dıșkının durumuna bakarak ve çok detaylı sorular sorarak teșhis koyar. Örneǧin günlük yașamınıza yönelik, sıcaǧa, soǧuǧa, rüzgara dayanıklılıǧınız, yiyip içtikleriniz, mesleǧiniz, aileniz, uykunuz, rüyalarınız hakkında bilgi edinir. Bu șekilde, șu andaki saǧlık durumunuzun hangi Dosha tipine uyduǧu tanımlanır. Büyük kısmı genetik yapıyla baǧlantılı olan Dosha tipi, insanın yașına, o anda yașadıǧı duruma göre de deǧișir.

Üç Dosha tipi tanımlanır, tipe göre tedavi ve beslenme tavsiyeleri farklıdır. Bir çok insanda birden fazla Dosha özelliǧi bulunur. Așaǧıda üç tipe ait bir kaç örnek veriyorum;

Vata tipleri: Narin yapılı, zayıf, ciltleri kuru olur, elleri ayakları çabuk üșür. Yaratıcı olup, çok çeșitli fikirleri vardır, fakat bașladıkları iși sonuna getirmeye sabırları yoktur. Huzursuzluǧa, uyku sorunlarına çabuk maruz kalırlar. Sıcak, pișirilmiș yemekler, tuzlu, ekși ve tatlı yiyecekler yemeleri tavsiye edilir.

Pitta tipleri: Vücut yapıları orta aǧırlıktadır, çabuk ve așırı acıkırlar. Mantıklı ve sistematik düșünür, hareket etmeyi sever, özellikle acıktıklarında öfke nöbetleri geçirebilirler. Gastrit, akne, egzema olmaya yatkındırlar. Uzun süre konsantre olmaları gerektiǧinde ardından gevșemekte, uykuya dalmakta zorlanırlar. Çok sıcak yememeleri tavsiye edilir.

Kapha tipleri: Tıknaz yapılı, sakin, kolay telașlanmayan, acele etmeyen șahsiyetlerdir. Düzenli yașamayı, rutini, yemek yemeyi, uyumayı, yatmayı severler. Çocukluk sürecinde Kapha`nın baskın gelmesi doǧaldır ve frenlenmemesi gerekir. Dengesi bozulan Kapha tipi yetișkinler melankoliye, sonsuz yakınmalara ve çabuk kilo almaya yatkındır. Baharatlı, buruk ve suyu atan gıdalar yemeleri önerilir.

Teșhis konulduktan sonra Ayurveda terapisine bașlanır. Beslenme çok merkezi bir yer alır, her öǧünde her tattan ve renkten yemek çeșitleri sunulur. Genelde vejeteryan olsa da, balık ve az miktarda tavuk eti yenir.

Arınmıș bitkisel yaǧlarla tüm beden masajı, buhar banyosunda terletme, barsakları temizleme, ayrıca ince sızarak akan ılık yaǧ ile alın ve bașa çok hafif, fakat olaǧanüstü gevșetici rahatlatıcı masajlar, ayak masajları, iki terapistin aynı anda tatbik ettiǧı senkron masajlar uygulanır. Barsakları temizlemeye hazırlık olarak üç-dört gün sabahları yarım fincan kadar arınmıș bitkisel yaǧ içilir, oruç tutulur, terleme ve masajların da desteǧiyle, beden içten ve dıștan yaǧlanır. Hint yaǧı içerek ince barsaklar, susam yaǧıyla lavman yaparak da kalın barsaklar temizlenip toksinler atılır. Barsak temizleme prosedürü bir haftanın içinde tamamlanır. KatIlașmıș birikimler yumușayarak sökülüp atılır.

Tahmin edilebileceǧi gibi yapılan terapilerin bir kısmı pek hoș deǧil, hatta epey eziyetli. İlk hafta sırasında vücüt, harekete geçmiș toksinleri atmaya çalıșırken aǧrılar veya depresif düșünceler artabiliyor. Ancak bu ilk haftayı atlattıktan sonra kendinizi çok hafif, ruhen ve bedenen rahat hissetmeye bașlıyorsunuz. Zamanınız, imkanınız var da, bir üçüncü hafta daha ekleyebilirseniz tüm gençleștirici, șifalı etkisini görüyorsunuz Ayurveda`nın. Ayrıca Ayurveda`yla arınma terapisi sırasında medyadan gelen kötü haberlerden, aile ortamından, sosyal çevreden uzaklașarak ruhsal yükleri atmaya, yoga ve meditasyonla iç dengeyi saǧlamaya çok büyük önem veriliyor. Doǧa ortasında, sakin bir ortamda olduǧunuzdan bu pek zor gelmiyor insana.

Sonunda çekilen sıkıntılar unutuluyor. Gençleșmiș, dinçleșmiș, seneye Ayurveda terapisini tekrarlamaya kararlı olarak, günlük yașama enerji dolu dönüyorsunuz.

 

www.praxis-schreiber.ch

 

 

 

 

Dr. med. Yasemin Schreiber-Pekin

Kadın Doǧum Uzmanı, Psikoterapist

Bu e-Posta adresi istenmeyen posta engelleyicileri tarafından korunuyor. Görüntülemek için JavaScript etkinleştirilmelidir.

 

 

http://bairropontealta.com/tech/oboznachenie-datchikov-na-sheme.html обозначение датчиков на схеме Her Doğum Başka Türlüdür

 

Çocuklar, doğum sırasından itibaren insan yaşamını alt üst etmeye başlarlar. Bir yandan mümkün olduğu kadar doğal olsun, öte yandan da, anne ve bebek için hiçbir risk oluşmasın gibi iki arzu çelişkisi yaşatır doğum. Zor geçen doğumlar, haliyle olumsuz ve travmatik izler bırakır yeni anneler üzerinde. Çok tartışılan şeylerden biri de; sezaryen mi, normal doğum mu olsun konusudur.

Nasıl olur normal doğum?

Hamileliğin sonlarına doğru, nişan dediğimiz, hafif kanla karışık mukus tıkaç düşer. Karında, kasıklarda, sırta ve bele vuran düzenli sancılar, amniyon sıvısının gelmesi gibi belirtiler yaklaşan doğumun habercileridir. Artık rahim doğuma hazırdır ve hastaneye gitmenin zamanı gelmiştir. Ardından başlayan açılma sürecinde kasılmalar gitgide şiddetlenirken, bu kasılmalar daha uzun ve düzenli hale gelir. Rahimin ağzı açılır ve bebek doğum kanalına girer. Bu evre 8-10 saat kadar sürer. Bundan sonra ıkınma süreci başlar. Gebe kadın derin bir nefes alır, çenesini göğsüne dayar ve havayı dışarı vermeden kasılma boyunca kuvvetle makata doğru ıkınarak bebeği aşaği iter. Arada, sürekli ıkınmamak için ağızdan kısa nefesler alınıp verilir. Bu şekilde bir saatin içinde bebek doğar. Bazı durumlarda, lokal anestezi takibi epizyotomi denilen cerrahi kesim de gerekebilir. Bebeğin ardından plasenta çıkar.

Yarı oturarak, yana yatarak, doğum taburesinde, suda veya rahat gelen her pozisyonda yapılabilir doğum. Ağrı kesici ilaçlar, masaj, pozisyon değiştirme, banyolar, alternatif tıp metodlarıyla mümkün olduğu kadar rahatlatmaya çalışılır anne adayı. Belden yapılan EDA (Epidural anestezi) metoduyla az sancılı doğum sağlanabilir. Bir kanülle omurgadaki sinir uçlarına ağrı kesici uygulanır. Doğum sonrası, varsa epizyotomi dikilirken de faydalanılır EDA`dan. Doğumu olumlu bir şekilde yaşayabilmek için, yapılmasını öneririm şahsen. Doğumhanelerde geçen uzun yıllara varan deneyimlerimden bilirim ki, ebeler “doğal doğum” yaptırma hevesiyle biraz nazlanırlar bu konuda, EDA talebinde diretici olmak gerekebilir. Sonucunda acıyı çekecek kişi ebe değil, gebedir.

Bazı durumlarda suni sancıyla başlatılır doğum. Örneğin, bebek yeterince büyümüyor, kalp atışları stres yaşadığını gösteriyorsa, hesap edilen doğum tarihi 7-10 gün aşılmışsa, su gelmesinden 24 saat sonra sancılar başlamadıysa veya annede hamilelik zehirlenmesi gibi sağlık sorunları gelişirse, serumla suni sancı uygulanır.

Bütün işi kadınlar yapıyor demek haksızlık olur baba adaylarına. Acı çeken karısının yanında eli kolu bağlı bir şekilde bulunmak ve manevi destek vermek kolay değildir. Babalar için en güzel anlardan biri yeni doğmuş bebeğin, ebenin yardımıyla, göbek kordonunu kesmesi olabilir. Doğumdan hemen sonra anneye verilir ve henüz süt gelmese de, emmeğe başlayarak yeni geldiği dünyaya uyum sağlar bebek.

Beklenmeyeni de içeren doğal bir olay

Örneğin bebeğin kalp atışlarının düşmesi nedeniyle doğumu hızlandırmak gerekebilir bazan. Operatif vajinal doğum metodu denilen vakum veya forseps kullanılırsa, bebeğin kafasında zararsız ve geçici olarak şişkinlik veya kızarıklık oluşabilir, bir tehlikesi yoktur. Bazan da acil olarak sezaryen gerekebilir.

Planlı yapılan sezaryenin zamanı, hesaplanan doğum tarihinin 7-14 gün öncesindedir. Sezaryen gerektiren durumlar; plasentanın rahim ağzına çok yakın olması, daha önceki ameliyatlar sonucu rahim kaslarının zayıflamış olması, bebeğin anne karnında yan veya ters durması, büyük olması, gebede daha önce iki sezaryen yapılmış olması ve aktif genital herpes ve benzeri enfeksiyonlardır.

Bazan da travmatik yaşanmış doğum veya başka nedenlerle oluşmuş aşırı doğum korkusu o denli stres yaratır ki anne adayında, istek üzerine sezaryen yapılması söz konusu olur. Bu durumda doğum doktorunun, gebenin kaygılarını anlamaya çalışması ve sezaryenin avantajlarıyla dezavantajlarını açıklaması çok önemlidir. Özellikle çok çocuk planlayan çiftlerin bilmesi gereken ciddi riskleri düşünmek gereklidir. Üçten fazla sezaryen komplikasyon riskini hayli arttırır. Plasentanın ileri ki hamileliklerde rahim ağzına veya sezaryen yarasının içine yerleşmesi ve rahim rüptürü, şiddetli kanamalara yol açabilir. Annenin yaşı ne kadar gençse ve ilerde ne kadar çok çocuk sahibi olmayı planlıyorsa, o denli tercih edilmelidir normal doğum.

Sezaryen acil değilse, annenin bir refakatçısı -genelde bebeğin babası- ameliyathaneye girebilir. Ameliyat sahasıyla yatağın başucu perdeyle ayrılarak anneyle yanındaki kişi görmez ameliyatı. Sadece biraz karında baskı hissedilir toplam yarım saat kadar süren ameliyat sırasında. Birkaç dakikanın içinde gelir bebek dünyaya. Bebek ısıtılmış havlulara sarılı, anneyle babanın kucağına verilir.

Sezaryen sonrası, genelde 24 saat içinde idrar sondası ve serum çıkarılır. Ağrılara karşı ağrı kesici verilse de normal doğumdan daha ağrılı geçer ve bir iki gün daha uzun kalınır hastanede. Ameliyat ve anestezi komplikasyonları, enfeksiyon oranı biraz daha yüksek sezaryende. Rahim sarkması ve cinsel yaşam konusunda fark görülmüyor. Normal doğum yapanlarda idrar kaçırmaya daha sık rastlansa da, doğumdan altı yıl sonra karşılaştırıldığında, iki grup arasında fark bulunamıyor.

Sezaryen mi, normal doğum mu?

Dünya Sağlık Örgütü WHO`nun önerdiği sezaryen oranı % 10-15`tir. Bunun çok üzerine çıkılması da, çok altına inilmesi de anne ve bebek açısından sakıncalı görülür. Bu konuda İsviçre, % 30`luk bir oran ile Avrupa birincisidir. Bu eğilime karşı önlemler alma çabasında sorumlular. Türkiye`de ise, ortalama % 50`yi bulan, özel hastanelerde % 65`e kadar çıkan sezaryen oranı dünyada birinci sıraya getirmiştir ülkemizi. Birinci olduk diye sevinmeye gerek yok nitekim. Aksine, çok çocuk yapmanın faziletine inanılan bir ortamda kırmızı alarm yaratması gerekir bu durum.

Doğumun şekline son kararı anne adayı verir ve bu karara saygı göstermek gerekir. Fakat sağlık açısından zorunlu değilse, normal doğum kural, sezaryense istisna olarak kalmalıdır.

www.praxis-schreiber.ch