евпатория фото карта                    

İsviçre'deki haber kaynağınız.

Cavit Akbuga

Bu e-Posta adresi istenmeyen posta engelleyicileri tarafından korunuyor. Görüntülemek için JavaScript etkinleştirilmelidir.

 

 

порно женщина с пиздой вместо рта смотреть İsviçre’de Kâğıtsızlar – Sans-Papiers

 

İsviçre’de ne kadar kağıtsız var ve ne durumdalar?

İsviçre’de geçerli bir oturuma ve kimliğe sahip olmayan göçmenler kâğıtsızlar olarak adlandırılıyor.

Yapılan açıklamalara göre, İsviçre’de şu an 90 bin ile 250 bin arasında değişen rakamlarda kâğıtsız insan yaşıyor. Bunların çoğunluğunu Latin Amerika kökenliler oluşturuyor. Kâğıtsızlar çoğunlukla ekonomik nedenlerle ülkelerini terk eden göçmenler veya sığınma hakkı reddedilenlerden oluşuyor. Bu kesimler, geldikleri ülkelerinden dolayı İsviçre’de kimlik alma şanslarına sahip değiller. Ancak kaçak olarak yaşasalar da eğitim ve sağlık gibi insani haklardan yararlanıyorlar. İsviçre’de kâğıtsız olarak doğup okula giden binlerce çocuk mevcut. Ancak bu çocuklar, gelecekleri konusunda belirsiz bir hayat ile birlikte, her an sınır dışı edilme korkusu ile yaşıyorlar.

Büyük bir çoğunluğu temizlik, ev işleri, inşaat, gastronomi gibi sektörlerde düşük ücretlere çalışmak zorunda bırakılan kağıtsızlar, hiçbir sosyal yardım almadan güvensizlik ve belirsizlik altında zor bir hayat sürdürmeye çalışıyorlar. Ancak İsviçre’ye sundukları bu katkıya rağmen İsviçreli yetkililer tarafından hala görmezden geliniyorlar.

http://tihanyoazis.hu/tech/tramvay-nizhniy-novgorod-novosti.html трамвай нижний новгород новости Cenevre’de Opertaion Papyrus Projesi

Cenevre Şehir Sekreterliği, Cenevre’de yasayan kâğıtsızların sorunlarına çözüm bulmak amacıyla '' Operation Papyrus'' adı altında pilot bir çalışma başlattı. Bu çalışma ile Cenevre’de yaşayan binlerce kağıtsıza yasal statü kazandırılması umuluyor. Ancak Opertaion Papyrus’un bazı şartları bulunuyor. Bu şartları yerine getirenler Cenevre Kantonu’nda B çalışma kimliği alma şansınsa sahip olabilecekler. Söz konusu şartlar şöyle sıralanıyor; 

  • Aile ve veya çiftin okul çağında bir çocuğunun olması,
  • 5 yıldır Cenevre’de hiçbir ceza veya borçlanma olmadan yaşamış olması,  
  • A2 seviyesinde Fransızca biliyor olması,
  • Hayatlarını çalışarak finanse ediyor olmaları.

Tek başına yaşayan bir kağıtsızın şartları biraz daha farklı. Buna göre kişinin bu uygulamaya hak kazanması için 10 yıldır İsviçre’de kaçak olarak kalmış olması ve bunu kanıtlaması gerekiyor. Başka bir şart ise, kimlik alan bir kişi herhangi bir nedenle işsiz kalması durumunda sınır dışı edilebilecek olması.

http://www.electromontag.in.ua/community/bolit-pod-levim-rebrom-chto-delat.html болит под левым ребром что делать Uygulamaya dair kuşkular da var

Cenevre Kantonu’nun kâğıtsızların durumuna insani yönden yaklaşıp kalıcı bir çözüm üretmesi diğer kantonlara iyi bir model olması açısından oldukça önemli. Ancak uygulama bazı kuşkuları beraberine getiriyor. Örneğin Kanton yetkililerinin açıklamalarında yer alan; “Bu uygulama ile kaçak çalışmayı engellemeyi ve bu insanları kontrol altında tutmayı amaçlıyoruz” türü söylemeler, uygulamanın hangi amaçla üretildiğinin üzücü bir kanıtı olarak önümüzde duruyor.

порно-фото нудистов с детьми Opertaion Papyrus Basel ve Zürich’te de talep ediliyor

Cenevre Şehir Sekreterliği’nin Opertaion Papyrus projesi Basel’de ve Zürich’te de tartışılmaya başlandı. Uygulamanın Zürich’te hayata geçirilmesi için 4667 imza toplanırken, toplanan imzalar geçtiğimiz günlerde gerekli mercilere iletildi.

Zürich’te şu an itibari ile 28 bin kâğıtsız insanın yaşadığı ifade ediliyor. İsviçre de 15 yıldır kağıtsız yaşadıktan sonra geçerli bir kimlik alabilen Bolivya asıllı göçmen Candelaria, kâğıtsızlara yönelik yapılacak olan düzenlemenin önemiyle ilgili olarak; ''Hangi köşe başında kontrol olacak endişesi ile bir hayat sürdüren, dil öğrenemeyen, sürekli korku içinde yaşayan kağıtsızlar için bu uygulama hayati bir önem taşıyor. Kağıtsızların hakları için sadece bugün değil her zaman mücadele etmeliyiz.'' diyor.

 

 

 

 

 

 

 

Cavit Akbuğa

 

http://bairropontealta.com/tech/oboznachenie-datchikov-na-sheme.html обозначение датчиков на схеме Mülteci Hayatlar - Bunker'de Yaşam

 

“İsviçre’ye gelmeden önce burayı yaşanılması gereken bir ülke olarak tasvir ediyordum.”

Suat Karaman 2016 yılının Ağustos ayında Kreuzlingen’de bulunan ana kampa iltica başvurusunu gerçekleştiriyor. Başvurmadan önce bir kelime öğrenmiştim diyor; ''İch bin Asyl''.

Kampa girmeden önce güvenlik görevlileri çantasını arıyor. Daha sonra da iki polis gelip Suat’ı yere yatırıyor ve ters kelepçe takarak gözaltına alıyorlar. Kafasında tasvir ettiği İsviçre tuzla buz oluyor böylece. Bir süre sonra kampa getirilip bırakılan Suat ”Mültecilik hayatım bu şekilde başlamış oldu” diyor.

Başvurunu yaptıktan sonra neler yaşadın?

3 gün boyunca Kreuzlingen’de bulunan ve ilk başvuruların yapıldığı ana kampta kaldım. Daha sonra da yine bu ana kampa ait olan bir yer altı kampına (Sığınak-Bunker) gönderildim. Bu kamptan aklımda kalan tek şey tuvalet kapısı üzerinde bulunan bir maymun karikatürüydü. Bu karikatür ile tuvaletin nasıl kullanılması gerektiği anlatılıyordu. İşte bu karikatür, İsviçre’nin mültecilerle bakış açısının net bir fotoğrafıydı benim için.

Suat burada 23 gün kalıyor. Daha sonra da Bern Kantonu’na transfer ediliyor.

транспортная карта для льготников липецк Tekrar Bunker

Yeni kampın daha güzel bir yer olmasını umut ediyordum. En azından yer üstünde olmasını… Ancak Biel Tremlan’da bulunan başka bir yer altı kampına transfer edilmiştim. 6 aydır bu kamptayım. Burada 120 kişi kalıyoruz. Bulunduğum köyde, kaldığım yere benzeyen 4 mülteci kampı daha bulunuyor. Normalde yer altı kamplarına sorunlu olan ya da ülkeyi terk kararı verilmiş mültecileri gönderiyorlarmış. Bunun nedeni ise kişilerin psikolojilerini bozup ülkeden ayrılmalarını sağlamak. Ancak bu politika bütün mültecilere uygulanıyor. Politikaları işe yarıyor diyebilirim. Bu yeraltı kamplarında kalıp psikolojinizin sağlıklı kalması mümkün değil.

Bunker nasıl bir psikoloji yaratıyor?

Geçenlerde Afgan bir çocuk bir kutu ilaç içip intihar etmeye çalıştı. 120 erkek yer altına hapis edilmişmişiz adeta. Bazen sabah kalkıyorum ne yapacağımı düşünüyorum. Her gün bir önceki günün aynısı. Burada dilimi konuşan 1 kişi bile yok. Havalandırma borularının hiç bitmeyen gürültüsü altında yaşam sürdürüyoruz. Temiz hava ve güneş ışığından mahrumuz. Bu kampın kısa bir süre sonra kapanacağını duyduk.

Neden kapanıyor Kamp? Kötü koşullardan dolayı mı?

Hiç sanmıyorum. Üstümüzde bir buz hokeyi salonu var ve salonda arada bir maçlar oluyor. Burada mültecilerin bulunması rahatsız etmiş olacak ki kampı buradan kaldırıyorlar. Kamp koşullarından çok bu ihtimalin daha güçlü olduğunu düşünüyorum. Ayrıca daha iyi bir yere transfer edileceğim konusunda hiç de umutlu değilim. Başka bir yer altı kampına gönderilebiliriz.

Geçimini nasıl sağlıyorsun?

Haftalık olarak 60 frank alıyorum. Bu da günlük olarak 8,5 frank ediyor. Bu para ile bütün ihtiyaçlarımı gidermek zorundayım. Günlük olarak imza verme zorunluğu var bir de. Eğer imza vermezseniz o hafta paranızı alamayabilirsiniz.

Gelecekle ilgili neler düşünüyorsun

Şu an hiçbir şey düşünemiyorum doğrusu. Yaşadığım bu süreç beni öyle bir umutsuzluğa itiyor ki… Ne düşünebilirim? Sadece ikinci mahkemeye çıkmam için Bern’den gönderilecek olan mektubu bekliyorum.

русские телки на кастинге порно  

если все возможные значения дискретной случайной величины *Bunker: Savaş halinde savunma amaçlı tasarlanmış askeri yer altı sığınakları. İsviçre’de şu anda birçok Bunker mülteci kampı olarak kullanılıyor. Ülkede, binaların altında bulunan toplam sığınak sayısı 300 bin. Askeri ve özel kurumlara ait olan sığınak sayısı ise 5100. Bu sığınaklar 8.6 Milyon insanı barındırma kapasitesine sahip.

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Cavit Akbuğa

 

 

Arzu, politik durumundan dolayı aldığı hapis cezasından dolayı, daha yeni evlendiği eşini ve ailesini geride bırakıp İsviçre’ye sığınmak zorunda kalan bir kadın. Arzu, isminin ve resminin saklı kalması koşuluyla bize iltica ve kamp süreçlerini anlatıyor.

21 Eylül 2011 günü Basel’de bulunan “50 Numara“ isimli başvuru kampının kapısında beklerken, o kapının arkasında yeni bir hayatın kendisini beklediğini biliyor Arzu. O kapının açılması ile başlayacak olan zorlu mülteci yaşamında yalnız değildir o sıra. Karnında taşıdığı büyük oğlu Alaz’da eşlik ediyordur kendisine.

Arzu kamptaki ilk zamanlarını şu sözlerle aktarıyor:

“ Burada iken hamile olduğumdan şüpheleniyordum. Doktora gitmek istedim ancak beni göndermediler. 1 ay kadar sonra doktara gidebildim ancak. Basel’deki koşullar çok kötüydü. Bu zor koşulları hamile ve yalnız bir kadın olarak yaşamak zorundaydım. Burada yaklaşık 400 kişi kalıyordu ve insanlar hiçbir sağlık taramasından geçirilmiyordu. Bu kamp yerine benim en tuhaf olan şey; herkese, kendi ana dillerinde hazırlanmış olan soruların bilgisayar tarafından sorulmasıydı. Bilgisayar verilen yanıtlar doğrultusunda bir hastalığınız olup olmadığını tespit ediyordu. Buna da sağlık taraması diyorlardı.“

расписание поездов светлогорск  İlk transfer

Arzu 2 ay süresince Basel’deki başvuru kampında bekletildikten sonra Aargau Kantonu’na transfer ediliyor. 2 hafta kadar, Buchs’ta bulunan geçici bir kamp yerinde kalan Arzu, bu dönemde hamileliğinin dördüncü ayındadır.

“Doktora gitmem gerekiyordu. Kullanmam gereken vitaminler vardı ve bu dönem hamileliğimin en tehlikeli dönemiyidi. Bu ana kadar sadece bir kez doktora gidebilmişim. Bütün ısrarlarıma rağmen kamp görevlileri doktora gidemeyeceğimi söylediler bana. 2 hafta sonra Muhen’de bulunan bir kampa transfer edildim. Burası eski bir binaydı ve hijenik açıdan epey sıkıntılar yaşadım. Doğumum yaklaşmaya başlayınca başka bir kampa transfer edildim. 2 metrelik bir odaydı burası ve kafamı kaldırsam tavana çarpıyordu. Odaya ilk girdiğim zamanlarda saatlerce ağladığımı hatırlıyorum. Bir süre sonra buradan da transfer edilip başka bir yere gönderildim. Hamile halimle kamp kamp geziyordum.“

будем купаться голыми Alaz’ın doğumu

“Oberkulm’da bulunan 2 katlı bir eve gelmiştim bu kez de. Doğumum iyice yaklaşmıştı ve sürekli olarak oradan oraya taşınmaktam bıkmıştım artık. Doğumum yaklaşmasına rağmen kamptan bebek için yatak vermediler bana. Bir arkadaşımla beraber bir yardım kuruluşundan bebek için yatak temin ettik. Doğum sürecim çok zorlu geçmişti ve hastanede bebeğimle birlikte bir başımaydım. Doğum sevincini bir başıma yaşadım yani.“

http://flavrful.com/dat/porno-smotret-24-chasa.html порно смотреть 24 часа Eşiyle buluşma

2012 yılının Aralık ayında Arzu’nun eşi de gelir İsviçre’ye. Zorlu kamp süreçlerini bu kez de eşi yaşamaya başlar.

“Bizi başka bir kampa vermedikleri için eşimin yanımıza gönderilmesini talep ettim. Eşim geldikten sonra bize daha büyük bir yer verileceğini düşünüyordum. Ancak olmadı tabi. Eşim ve çocuğumla birlikte bu tek kişilik bir odada yaşamak zorunda bırakıldık.“

Daha sonra eşiyle birlikte ilk olarak Kölliken’de bulunan bir kampa, daha sonra da Suhr’da bulunan 3 odalı bir yere yerleştiriliyorlar.

Kaldığı kamplara dair değerlendirmelerde de bulunan Arzu, hemen hemen kaldığı her kampta insanlık dışı muamelelerle karşılaştığını aktarıyor.

“Kamp güvenlikçilerinde kaldığımız odaların anahtarları bulunuyordu. Gece ya da gündüz fark etmeksizin kaldığımız odalara pat diye dalıyorlardı. Bunu iki günde bir yaparlardı. Bazı kamplarda da polis baskınları olurdu. Polisler adeta baskın yapar gibi odalara giriyorlar telefonlarımıza bilgisayarlarımıza el koyup inceliyorlardı. Bunlar insan psikolojisinin  kaldırabileceği şeyler değil. Bütün bunlar çok derin izler bıraktı bende.“

http://academiadeidiomasfriends.es/delo/novosti-krasnoyarska-i-kraya.html новости красноярска и края İkinci çocuk ve oturum hakkı

Bir süre sonra ikinci çocuğuna hamile kalan Arzu bu hamileliğin de oldukça sorunlu geçtiğini aktarıyor.

Burada bir parantez açıp, Arzu’nun ikinci çocuğuna hamile kaldıktan kısa bir süre sonra, 2013 yılının Kasım ayında oturum hakkını aldığını belirtelim.

Sağlık kontrolleri sırasında yaşadığı dil yetersizliği nedeniyle tercüman ihtiyacı duyan Arzu’nun bu isteği hiçbir şeklide yerine getirilmiyor.

“Bütün hamilelik sürecimi böyle geçirdim. Erken doğum yaptım ve oğlum Aris 8 aylık olarak dünyaya geldi. Doğunca oğlumun Down sendromlu olduğunu söylediler bana. Hamileliğim süresince, Down Sendromu için yapılması gereken testleri yapmamıştı doktor. Çocuğum için Dawn sendromlu denince ilk etapta bu durumu gözümüzde çok büyüttük. Ancak bir süre sonra üstesinden geldik.“

Son olarak Aris’in fizik tedaviye ihtiyacı olduğunu aktaran Arzu, bu tedavi masraflarının üstesinden gelemediklerini, belediyenin de kendilerine yeterince destek vermediğini söylüyor.

Arzu’nun bundan sonraki isteği iyi bir meslek yapmak ve ailesiyle birlikte kendi ayakları üzerinde durabilmek. 

 

 

 

 

 

Cavit Akbuğa

 

http://71visions.ch/leon/obrazets-dogovor-peredacha-imushestva-ot-uchreditelya.html образец договор передача имущества от учредителя  Mülteci Hayatlar

 

http://f-star.com.ua/love/golaya-pisya-zheni-video.html голая пися жены видео “Buraya kaçak yollardan geldim. Yolda dayak ve işkencelere maruz kaldım.“

Politik kimliğinden dolayı 5 yıl hapis cezası alan ve 20’li yaşlarının 5 yılını hapiste geçirmek zorunda kalan Mestan K., hakkında açılan 4 davadan dolayı Türkiye’yi terk etmek zorunda kalıyor. 8 aydır İsviçre’de yaşayan Mestan K. ile buraya gelişini ve bir mülteci olarak kamp koşullarını konuştuk. Mestan K.’nın temel isteği oturumunu alıp yeni bir hayata başlamak.

İsviçre’ye gelene kadar ne tür sıkıntılarla karşılaştın?

Kaçak yollardan geldim buraya... Önce Bosna’ya, sonra Sırbistan’a, oradan da Macaristan’a geçtim. Macaristan’da Vişegrad (Çek Cumhuriyeti, Slovakya, Polonya ve Macaristan ülkeleri tarafından, bu ülkelerin sınırlarını kontrol etmek ve korumak için oluşturulan özel bir güvenlik birimi) tarafından başka mülteciler ile birlikte yakalandık. Yakalandıktan sonra ciddi bir dayak ve işkenceye maruz kaldık. Hatta grubumuzda bulunan kadın ve çocuklar da aynı muameleye maruz kaldılar. Daha sonra mahkemeye çıkarıldım ve 7 gün hapiste kaldım. Hapisten çıktıktan sonra  orada iltica etmem gerektiğini, aksi takdirde Sırbistan’a geri iade edeceklerini söylediler. Mecburen Macaristan’da iltica ettim. Bir süre sonra da İsviçre’ye geçmeyi başardım.

isvicre'de mülteci olmak- www.haberpodium.com

İsviçre’deki iltica sürecin nasıl gelişti?

Kreuzlingen’de bulunan başvuru kampında başladı süreç. Başvuru kampları birçok insan için iç açıcı olmayabilir belki, ama benim gibi yollarda bin bir türlü zorluklar yaşayan biri için fena değildi. Burada bir süre kalıp yol ifadesi verdikten sonra Bern'e transfer edildim. Aslında İsviçre’de bütün zorluklar ana kamptan transfer edildikten sonra başlıyormuş. En azından benim için böyle oldu. Şu an bulunduğum kamp Bern merkezinde bulunan bir yer altı kampı. Merkez dediğim, trene ulaşmak için 20 dakika yürümek zorundayız.

Yer altı kampında yaşamanın ne gibi zorlukları var?

5 aydır buradayım ve şansım var ki bir süredir arkadaşlarımın yanında kalıyorum. Kampa sadece haftada bir kez para alıp imza vermek için gidiyorum. Ama burada kalmak zorunda olsaydım, 5 yılımı hapishanede geçirmeme ragmen oldukça zorlu bir yaşamım olacağının farkındayım. Yer altı kampının hapishaneye göre bir penceresi, volta atacagın bir havalandırması bile yok. Makinelerin sesinden dolayı oturup bir kitap dahi okuyamıyor insan. Bütün bunların yarrattıgı zorlukların üzerine bir de farklı kültürlerden gelen insanların bu daracık ortamda yaşamaya çalışmalarını ve üzerlerindeki stresi düşünün bir. Bu her an patlamaya hazır bomba gibi bir şey aslında.

Kısa bir süre önce kampta kalan mültecilere, birçok suça karıştıklarında dolayı, artık her akşam kamplarında kalma zorunluluğu getirildiği söylendi. Bu genel bir uygulama mı bilmiyorum ama sorunları çözmektense daha da derinleştireceği bir gerçek. Uygulama devam ederse beni de çok zorlu bir sürecin beklediği kesin.

Geçmini nasıl sağlıyorsun?

Haftalık olarak 66.5 frank alıyorum. İsviçre gibi bir ülkede bu para ile geçinmeniz için bir matematik profösörü olmanız gerekiyor.

Gelecek için hedefin nedir?

Öncelikli hedefim dil ögrenmek tabi. Herhangi bir dil kursuna göndermedikleri için ücretsiz verilen dil kursları bulup katılmaya çalışıyorum. Şöyle bir hedefim var dil ile ilgili... Oturumumu aldıktan sonra kantonla yapacagım görüşmeyi tercüman olmadan, Almanca konuşarak gerçekleştirmek istiyorum. Bir meslek yapmayı düşünüyorum. 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Cavit Akbuğa

 

 

Şüphesiz vicdanlı ve demokrat bir gazeteci olmak dünyanın her yerinde başınızı derde sokmak için yeterlidir. Hele bir de kana, göz yaşına,yoksulluğa, yolsuzluğa, geleceği çalınan çocukların dramına kulak verdiyseniz eğer işiniz daha da zordur.

İnsanı insan eden erdemlere sahip çıkmanız sizi kurşunlara, sürgünlere ya da demir parmaklıklara mahkum edebiliyor.

İşte Abbas da yukarda saydıklarımızdan dolayı başı dertten kurtulmayan mülteci gazetecilerden biri. 2014 yılın Ekim ayından bu yana, eşi ve 2 çocuğuyla birlikte isviçre’de yaşayan Abbas, ülkesinde olayların içindeki bir gazeteci iken, şimdi herşeye dışarıdan bakar hale geldi. Uluslararası boyutta bir gazeteci olan Abbas ile İsviçre’ye geliş sebeplerini ve burada karşılaştığı olumsuzlukları konuştuk.

İlk olarak sizi ülkenizden koparan sebeplerin ne olduğunu soralım.

2005 yılına kadar Azerbaycan’da hükümete karşı ses çıkaran ya da sesi duyulan tek güçtü gazeteciler. 2005 yılına kadar  gazetecilerin kurşunlandığı, parmaklarının kesildiği bir ülkeydi Azerbaycan. Böylesine çetin ortamlarda gazetecilik yapmak epey zor tabi.

Ne tür haberler yapmıştınız?

Azerbaycan’da gazetecilerin çok görmediği ya da görmek istemedikleri insanların hayatlarını yazıyordum. Ülkenin dağlık köylerinde yoksulluğa terk edilmiş insanların hikayelerini anlatıyordum. Bunlar bir süre sonra birilerini rahatsız etmiş ki tehdit telefonları almaya başladım. Dağ köylerinde yaşayan yoksul insanların hakların gasp eden adamlardı bunlar. Beni öldürmekle tehdit ediyorlardı hep.

Ukrayna’da Kiew’deki olayları takip eden Azerbaycanlı gazeteci Abbas, Gezi sürecinde Türkiye’de de görev yapıyor. Görevini yaptığı sırada da, polisin attığı bir biber gazi kapsülü elini kırıyor.

Buraya gelme süreciniz nasıl gelişti?

Fotoğraflarım birçok uluslararası gazetede yayınlandığı için tanınan biriydim. Durum kritik olunca, ben ve ailem İsviçre konsolosluğundan davet aldık ve konsolosluk aracılığıyla buraya geldik. Ben geldikten bir süre sonra çalıştığım gazete basıldı. Orayla ilgili aldığım haberler hiç de iyi değildi.

Buradaki kamp süreçleriniz nasıl geçti?

İlk geldiğimiz zamanlar Basel’de 4 gün kalmıştık. Bir odamız vardı. Diğer insanlara göre bu bir ayrıcalıktı tabi. Yemekler çocuklar için sorun oluyordu elbette ama kısa süre sonra başka bir yere transfer edildik. İlk olarak Kanton Aargau’ya bağlı Buchs’ta bulunan bir dağıtım kampına gönderildik. Burada 12 gün kalmıştık ve yaşam koşulları çok kötüydü. Daha sonra da üçüncü kampımızın bulunduğu Gränichen kasabasına transef edildik. Gränichen’da kışın çocuklar hastalandı. Geceleri kusuyorlardı. Uykudayken kusup boğulacaklar diye çok korkuyorduk. Bir gece küçük çocuk ateşlenince hasteneye götürmek zorunda kaldık. Kampın şefi sabah bizimle tartıştı. Ondan habersiz hasteneye gitmemiz büyük problemmiş güya. Çocuklarla kamp süreçleri daha çetin oluyor.

Bir süre önce oturum hakkınızı aldınız. Bununla ilgili ne söylemek istersiniz?

2015 yılının Mart ayında oturumumuzu aldık. Oturumla ilgili işlemlerimiz diğer insanlara göre hızlı bir şeklide gelişti. 5 ayda oturumumuzu aldık. Fakat Aargau Kantonu sıkıntılı bir Kanton. Oturum almanız koşullarınızda pek bir değişikliğe sebep olmuyor burada. Ev bulup taşınmadıkça, N kimlikli olduğunuz koşullarda günlüķ olarak 10 frank alıyorsunuz. Biz oturum aldıktan sonra, ev aramak için 3 ay "bilgilendirme" görüşmesini bekledik. Normalde bu süreç 4 ay sürüyormuş. 3 ayın sonunda, kendi araştırmamız sonucunda, aslında ev aramak için bu bilgilendirme görüşmesini beklememize gerek olmadığını öğrendik. Zaten bu görüşmede önemli bir bilgi de vermiyorlar. Kanton yetkilileri bu süreci bilinçli bir şekilde uzatıyorlar. Oturum aldıktan sonra ödenmesi gereken para ev buluncaya kadar bağlı olduğunuz belediyeye kalıyor. Siz bu sürede günlük olarak 10 frank almaya devam ediyorsunuz. Biz de bu politikanın kurbanı olduk. Daha bir ay önce ev bulup taşınabildik ancak.

Bundan sonraki zamanlar için planlarınız neler?

Şimdi Almanca kursuna gidiyoruz. Elbette ilk hedef Almancayı iyi bir şekilde öğrenmek. Daha sonra mesleğime burada devam etmek istiyorum. Çocuklarımızı güzel bir şekilde yetiştirmeyi hedefliyoruz. Bir de çok fazla olmazsa, ülkem için daha fazla özgürlük hayal ediyorum.

Ropörtajımız sırasında, bir yandan da televizyondan ülkesinde çıkan çatışmaları takip ediyor Abbas. Bedeni burada, ama ruhu doğduğu büyüdüğü topraklara ait olanlar gibi.

Gazetecilerin özgürce yazabildiği bir dünya dileğiyle...