İsviçre'deki haber kaynağınız.

Hasim Sancar-www.haberpodium.com

Haşim Sancar

Yeşiller Partisi Bern Kanton Milletvekili

Bu e-Posta adresi istenmeyen posta engelleyicileri tarafından korunuyor. Görüntülemek için JavaScript etkinleştirilmelidir.

 

 

 

Exit kelimesi ingilizce’de çıkış anlamına geliyor. Otobanlarda, tren peronlarında, binalarda, aynı zamanda refakatlı yaşamı terk etmede, yani ölümlerde de exit terimi kullanılıyor.

Britain, bildiğimiz sömürgecilik döneminde “Üzerinde güneş batmayan ülke” olan İngiltere’nin ingilizcesi. İngiltere’nin Avrupa Birliği’nden (AB) ayrılması tartışma ve halkoylamasında kullanılan Brexit, Britain-exit (British-exit) kelimelerin kısaltılıp birleştirilmesinden geliyor. Bildiğimiz İngiltere aslında Birleşik Krallık (United Kingdom: UK) İngiltere, Wales, İskoçya ve Kuzey İrlanda’dan oluşuyor ve bugün Britanya olarak da isimlendiriliyor.

İkinci dünya savaşından hemen sonra, 1946 yılında Winston Churchill Zürich Üniversitesi’nde genç öğrencilere yönelik yaptığı bir konuşmasında barış, güvenlik ve özgürlük için, “Avrupa Birleşik Devletleri”nin oluşması gerektiğini savunur. İngiltere’nin 23 Haziran’daki AB’den ayrılma kararının çıktığı halk oylaması (Brexit-Referandumu) ile bugün içinde bulunduğu durum karşısında, herhalde Churchill’in kemikleri sızlıyordur.

Son gelişmeleri kısaca özetlemeye çalışalım. Britanya’nın AB’den ayrılması ile ilgili halkoylaması, Muhafazakâr Parti’nin (Tories) 2015 yılındaki genel seçimlerinde verdiği sözden kaynaklanıyor. Bazı memnuniyetsizliklerden dolayı, Başbakan ve Muhafazakar Parti Başkanı David Cameron, AB’de kalmanın bir referandumla halka sorulacağının sözünü vermişti, ki bu söz daha sonra yenilgisine ve istifasına mal oldu. Çünkü Cameron referandum öncesi mücadelede Britanya’nın AB’de kalmasından yana tavır almış ve bunun için oldukça çaba sarfetmiştir. Iskoçya’nın 2014 yılında, Britanya’nın bir parçası olarak kalıp kalmaması ile ilgili yapılan halk oylamasında da, Cameron birliktelik için oldukça uğraş vermiştir. İskoçlar’ın AB’den ayrılma ile ilgili korkuları için de, Britanya’nın AB’de kalacağının bir nevi teminatını vermiştir. Biraz da bu teminattan dolayı, İskoçlar halk oylamasında Britanya ile birlikte kalmadan yana oy kullanmıştır. Brexit halk oylamasında ise, İskoçlar büyük bir çoğunlukla Brexit’e karşı ve AB’de kalmadan yana oy kullanmışlardır. Hatta halk oylamasının genel olumsuz sonucundan sonra, İskoçya kamuoyunda yine ayrılık konusu yoğun tartışmalara sahne oldu. Çünkü halk oylamasında Britanya ile birlikte kalma lehinde çıkan sonuç, AB’nin bir parçası olarak çıkan bir sonuçtu ve İskoçya’da bunun tekrar gözden geçirilmesi gerekirtiği savunuluyor. Kısacası, İskoçlar AB’de kalmak için gerekirse Britanya’dan kopmayı da göze alıyorlar. İşkoçya’nın Britanya’da kalması veya ayrılması konusunun nasıl çözüleceği ise henüz muğlak.

Brexit ve Isvicre-www.haberpodium.com

Brexit halkoylamasından önce, Cameron AB’den birkaç konuda (sosyal yardım, çocukları yurtdışında yaşayan AB üyesi yabancılara ödenen çocuk parasının azaltılması gibi) değişiklikler kopartmıştı. Ama bu değişikler Brexit’i engelleyemedi.

сколько кубов в поддоне газобетона Brexit’ciler neden AB’den ayrılmak istiyorlar?

Bunun temel nedenlerden biri, Britanya’ya AB’nin olmazsa olmaz ilkesini oluşturan serbest dolaşım ile birlikte Doğu Avupa ülkelerinden yoğun göçün olması. Brexit’ciler AB’den çıkarak sorunu çözüp bu göçü durdurabileceklerini düşünüyorlar.

Tabii ki ekonomik konular da önemli bir rol oynuyor burada. Ekonomini son yıllarda yeterince büyüyememesi ve ticaretin diğer ülkelere (Çin, Hindistan vs.) kaydırılması, AB ile olan ticaretteki ithalat (291 milyar sterlin) ile ihracat (223 milyar sterlin) arasındaki cari açığın olması ve AB’den çıkılınca, sterlinin değer kaybetmesi ile birlikte, ihracatın artması sağlanılıp cari açığın bu şekilde kapatılacağı savunuluyordu. Britanya yılda net olarak AB’ye 10 milyar sterlin ödemede bulunmakta (projeler, eğitim yatırımları, ekonomisi zayıf olan ülkelere destek vs. için). AB’den çıkması ile bu miktar kasasında kalmış olacak.

AB, ürün, hizmet, insan ve sermayenin serbest dolaşımı üzerine kurulmuş bir devletler birliğidir. Britanya ise uluslararası sermayenin yoğunlaştığı bir ülke. “Brexit’ten sonra sermaye Londra’da kalmaya devam edecek mi?” sorusunu olumlu yanıtlamak oldukça güç görünüyor. Bundan dolayı Britanya Merkez Bankası, AB’den ayrılmanın ekonomiye ve finans sektörüne ağır bir darbe indireceğini, işsizliğin artıracağını, enflasyonu etkileyeceğini ve ülkeyi durgunluğa iteceğini belirterek Brexit ile ilgili uyarılarda bulunmuştu. Brexit’ten sonra Britanya’nın AB pazarından nasıl yararlanabileceği ve gümrük vergilerinin yükünün ne olacağı henüz belli değil. Bu konular, yapılacak anlaşmalara bağlı.

Tekrar vurgulamakta yarar var. AB, ürün, hizmet, insan ve sermayenin serbest dolaşımını birbirinden ayırmıyor. AB ülkesi vatandaşları, AB içinde iş bulukları taktirde başka bir ülkede çalışıp yaşayabiliyor ve aynı zamanda o ülkenin sosyal sigortalarından oldukça iyi şartlarda yararlanabiliyorlar. AB’nin bu tavrı doğru bir tavır. “Ben size ürünümü serbest bir şekilde satayım, sermayeniz bana gelsin ama insanların serbest dolaşımını istemiyorum” tavrı, kabullenecek nitelikte değil ve AB’nin bunu kabulleneceğini aklım almıyor. Britanya’nın AB’den çıkması ile birlikte İsviçre gibi ikili anlaşmalar yapar mı, yoksa başka bir çözüm yolu mu bulur, bunlar şimdilik muğlak konular. Çıkış ile birlikte, artık üyesi olmadığı için AB’nin şekillenmesinde ve alınacak kararlarda Britanya (ikili anlaşmalar olsa bile) sözsahibi olamayacaktır. Belki de Britanya uzaktaki pirinç için evdeki bulgurdan da oldu. Çıkış için parlamentonun bir karar alması ve resmi bir müraacatın olması gerekiyor. Çıkış tarihi için ortak biz uzatma kararı alınmazsa, Lizbon Anlaşması’na göre Britanya’nın iki yıl içersinde AB’den çıkması gerekiyor.

23 Haziran’daki ayrılık halk oylamasında Brexit’ten yana yüzde 51.9 oranında oy çıkmıştı. Brexit için çalışan politikacıların başında, Londra’nın popüler ve Muhafazakar Parti’den, eski Büyükşehir Belediye Başkanı Boris Johnson geliyor. Herkes halk oylamasından sonra Johnson’un partinin başına geçip, başbakan olacağını düşüyordu. Ancak öyle olmadı. Muhafazakar Parti Başkanlığına ve Başbakanlığa, kısa bir iç mücadeleden sonra halk oylaması sırasında Britanya’nın AB’de kalması için uğraş veren, Cameron hükümetinde İçişleri Bakanı olan, özel okullarda okumayan, yeni Demir Lady Therasa May getirildi. Therasa May, hemen hükümeti kurup, “çıkış, çıkıştır” diyerek, çıkışı hayata geçireceğini belirtti. Ancak bunu nasıl yapacağını şimdilik o da bilmiyor! Brexit için yeni bir Bakanlık kurarak David Davis’i bu bakanlığa atadı. Sanki “ayıkla pirincin taşını” demek istiyormuşçasına da Dışişleri Bakanlığı’na Boris Johnson’u getirdi. Başbakan May, AB’den çıkışı, bunu isteyenlerin ve eldeki olanakların ölçüsünde, mümkün oldukça acı çekmeksizin hayata geçmek istiyor. Bu tavır elbetteki parti içersindeki dağınıklığı ve ikiye bölünmüşlüğü engelleyip, partideki birlikteliği sağlamaya yönelik de bir girişimdir.

AB hangi şartlarla Britanya ile ilişkilerini sürdürecek henüz bilinmiyor. Sermaye, ürün ve insanın serbest dolaşımını birbirinden ayırarak, Biritanya’ya insanların serbest dolaşımına engel koymasını kabul edeceği hiç sanılmıyor. Çünkü böylesi bir durum, AB’nin ruhuna aykırı bir durum teşkil eder ve AB’nin fazla bir anlamı kalmaz ve de yeni çıkışlara bir nevi ön prim verilmiş olunacak. Brexit ile birlikte, zaten bir ada olan Britanya, daha da yalnızlaşacağa benziyor. Halkın bir kısmı ne için oy kullandıklarını bilmediklerini belirtti. Çıkış gelecek ile ilgili olmasına karşın, yaşlı kesimin büyük çoğunluğu çıkıştan, gençlik ise AB’de kalmadan yana oy kullanmışlardı. Çıkış süresi uzatılarak, yeni bir hükümet aracılığı ile tekrar bir halkoylamasına gidilir mi? Sorusunu şu anda yanıtlamak olanaklı görünmüyor.

AB, üçüncü ülkelerden gelen kişilere karşı bir nevi kale duvarı oluşturması açısından olumsuz bir girişim ve eleştirdiğim konu. Bunun dışındaki konularda, bazı eksikliklere karşın, demokratik hak ve hukuk, eğitim (öğrenci değiştirme proğramları Erasmus), akademik araştırma projeleri (Horizon 2020) ve temel haklar konularında oldukça olumlu yönler içermekte. Özellikle milliyetçiliğe fazla oyun sahası bırakmadığı için, Avrupa aşırı sağ partileri, AB’ye karşı tavır almaktalar. Aşırı sağ partiler, ülkelerinin bağımsızlıkların kaybettiğini ve dışarıdan kendilerine müdahale edildiğini iddia ediyorlar. Her ne kadar Brexit oylamasından sonra Avrupa’nın bazı aşırı sağ parti yöneticilerinden birkaç cılız ses çıkmış ise de, reaksiyonlar oldukça temkinli oldu. Tahminen, Brexit, sağ ve yabancı karşıtı partiler üzerinde bir korku etkisi bırakarak, AB’den çıkışın faturasının ne kadar yüksek olabileceğini gösterdi.

авиакомпания россия за сколько часов можно регистрироваться Brexit, İsviçre için ne ifade ediyor?

Brexit ve Isvicre-www.haberpodium.com

Finans sektörü için cazibesini kaybetmiş Britanya’daki sermayenin bir kısmının, AB ile ikili antlaşmaları olan ve sağlam bir zemin oluşturan İsviçre’ye kayacağı yönünde ciddi beklentiler mevcut. Bu sermaye güvenirli bir ülke, iyi bir altyapı ve sağlanacak vergi indirimi arar. Serbest dolaşımın kısıtlanması, bu sermaye için bir engellilik teşkil eder. Halk bu sermayeden az yararlanır, çünkü az insan çok sermayeyi elinde tutar ve tüketim yolu ile ekonomiye fazla bir yansıması görünmez. Kendilerinden az vergi alındığından, daha çok bu azınlık kesim kârlı çıkar. Bu sermaye bir kan emici gibidir. Ama, bu sermayeninin bankalarda olması ol ülkeye krediler yolu ile bazı zengillikler kazandırır.

http://zhenguochansi.org/demo/razobrat-slovopo-sostavu-dogadalsya.html разобрать словопо составу догадался SVP’nin “Toplu Göçe Karşı” inisiyatifi uygulanmaya nasıl girecek?

Bu dönemde merak edilen diğer bir konu ise, İsviçre’de halk oylamasında kabul edilen SVP’nin “Toplu Göçe Karşı” (Masseneinwanderung) inisiyatifinin nasıl uygulanmaya gireceği. Bu inisiyatif Şubat 2104 yılında halk oylamasına sunulmuştu ve İsviçre’ye gelen göçmenlerin sayısının azaltılmasını içeriyordu. AB ile İsviçre arasındaki ikili antlaşmalar; karşılıklı, ürün, hizmet, insan ve sermayenin serbest dolaşımını içermekte. İnisiyatifin kabul edilmesinden bu güne kadar yürütülen görüşmelerde AB, İsviçre’nin insan serbest dolaşımını kısıtlamaya olanak verebilecek yönünde hiç bir yumuşama göstermedi ve göstermesi de düşünülemez. Bu gerçeklik oylamadan önce de sürekli olarak vurgulandı. Brexit oylamasından sonra bu konuda anlaşmanın olabileceği yönünde bazı beklentiler olsa da, büyük bir mutabakatın sağlanacağını beklemek biraz hayalci bir yaklaşım olur. Ekonomisinin iyi gitmesi ve ihtiyaç duyduğu kalifiye elemanı, serbest dolaşım sayesinde karşılayan işveren de durumundan memnun ve kısıtlamadan yana değil.

http://nurkhairulloh.com/content/lg-hg2-harakteristiki.html lg hg2 характеристики  “Toplu Göçe Karşı” inisiyatifine karşı alternatif ne?

AB adı geçen İnisiyatifin ugulanmaya alınabilmesi için, İsviçre’ye karşı kozmetik ve göstermelik bir-iki değişikliği kabul edebilir. Örneğin işe alınmalarda ülkede bulunan işçilere öncelik verilmesi veya yabancı işçilerin yoğun olduğu Tessin gibi kantonlarda (sınır kantonu olmasından kaynaklanıyor) yabancılara kısmı bir sınır getirme durumu olabilir. Ya da bazı Avrupa yanlısı çevrelerin de istediği gibi; ikili anlaşmaların zemin bulması ve SVP’nin inisiyatinin bertaraf edilmesi amacı ile, ikili anlaşmalar için yeniden bir halk oylamasına gidilmesi yolu seçilebilir. Bunun için de kısaca adı “Rasa” olan “Raus aus der Sackgasse! Versicht auf die Wiedereinführung von Zuwanderungskontingenten” yeni bir inisiyatifin (Çıkmaz sokaktan çık! Göçmenlerin tekrar kontenjenla alınmasına hayır) imzası toplanmış ve Federal Hükümet’e verilmiş bulunuyor.

“Rasa” göçmenler için serbest dolaşımın devam etmesini ve göçmen işçilerin sayısının kontrol altında tutulması yönündeki kotalara karşı çıkıyor. Hükümet bu inisiyatif ile ilgili tavrını bu yılın sonbaharı ile 2017 ilkbaharı arasında açıklayacak. Tabii ki bu inisiyatifin halk oylamasında kabul edilmesi ile birlikte, SVP’nin initiyatifi bertaraf edilmiş ve işin en temiz yolu tutulmuş olunacak. Brexit’ten sonra, AB ile ikili anlaşmaların iptal edilmesi durumunda, çıkacak sonuçların ciddiyetinin herkes tarafından kavrandığı ve bu sebeple yeni bir halk oylamasının, ikili antlaşmalar lehinde sonuçlanacağı beklentisi yanlış bir beklenti değil.

 

Bu arada Hırvatların İsviçre’de de serbest dolaşımının imzadan geçip yürürlüğe girmesi gerekiyor. İsviçre, AB’nin, “Toplu Göçe Karşı” inisiyatifinin nispi de olsa, uygulanması konusunda hiçbir esneklik göstermemesinden dolayı, Hırvatların serbest dolaşımını imzalamayacağı yönünde bir blöfe kalkıştı. AB de, İsviçre’nin akademik araştırma projesi “Horizon 2020” den yararlanamayacağı yönde tavrını ortaya koydu. Bu anlaşmazlığı gidermek için, İsviçre biraz zaman dilenmek zorunda kaldı.

Her halükârda göçmenlik konusu AB’nin temel konularından biri. Brexit ile birlikte Britanya, AB’den ayrılma yolunu seçti. İsviçre, 2014’ten beri halk oylamasında kabul edilen göçmen sayısının düşülülmesi inisiyatifinden dolayı, AB ile çözüm aramakta. İşveren kesimi kısıtlamaya karşı olmasına karşın, son dönemlerde kapitalizmin neo-liberal teorisyenleri, ayrımcı ve kabul edilemez yeni düşünceler piyasaya sürüyorlar. (Göçmen sayısını düşürmek için, yeni gelen göçmenlerden ilk beş yılda ek bir verginin alınması gibi.)

Tüm bu gelişmeler, AB, vatandaşlarının serbest dolaşım hakkını süre içersinde kısıtlama yoluna gidip, şimdiye kadar ki olmazsa olmaz kıstasına bir darbe vurur mu? Bu kısıtlama, her şeyden önce ekonomisi zayıf ülke vatandaşlarına karşı bir girişim olacağı için, bu ülkeler böylesi bir girişime karşı direnip veto hakkını kullanacaklardır. Bu ülkelerin ağızlarına bir parmak bal çalınıp, insanların AB içersinde serbest dolaşımına bir darbe indirilir mi? Şimdilik hayır. Ama bu direnmenin ne zamana kadar süreceğini kestirmek zor.

 

 

 

 

 

 

 

 

Halim Sancar - www.haberpodium.com

Haşim Sancar

Pro Infirmis Bern şehri yöneticisi

Bern Çevresi Engelliler Konferansı Yönetim Kurulu Üyesi

 

 

 

Tamamlayıcı ödemeler (Ergänzungsleistungen:EL), emekliler (AHV) ve malülen emekliler (IV) için öngörülen maddi ek destektir. Tamamlayıcı ödemeler, eğer AHV ve IV maaşları, mevcut diğer gelirlerle birlikte kişinin ve ailesinin geçimi sağlamak için yetmiyorsa yapılır. Bazı istisnai durumlarda malülen emeklilik maaşı olmaksızın da kişiye sadece tamamlayıcı ödemeler de bir karar ile verilebiliyor. Yabancılar İsviçre’de 10 yıl, ilticacılar ve Türk vatandaşları (ikili anlaşmadan dolayı) 5 yıl oturum süresinden sonra, engellilikleri kanıtlanmışsa, malülen emekli maaşı olmaksızın da (üçyıllık prim ödenmemişse) istisnai tamamlayıcı ödemeleri isteyebilirler.

Tamamlayıcı ödemeler yasasını (ELG) tüm boyutları ile böyle kısa bir yazıda ele almak elbetteki olanaklı değil. Aşağıda tamamlayıcı ödemelerle (EL) ilgili, bakım evlerinde yaşamayan, özel bakıma ihtiyacı olmayan kişilerin alabilecekleri yardımlar ile ilgili bazı genel bilgiler vermek istiyorum. İstisnai durumlarları bu yazı çerçevesinde ele almak ne yazık ki mümkün değil.

Tamamlayıcı ödemelerin (EL) vergi kapsamına girmediğini ve yasaya uygun alınmışsa, geri ödenmesi gerekmeyen bir sigorta biçimi olduğunu, ayrıca belirtelim. İlk müraacatta, geriye dönük olarak malülen emeklilik maaşının alındığı tarihten itibaren, daha sonra ise 15 aya kadar geriye dönük hak istemlerinde bulunulabilinir. Tabi ki gelir, gider, aynı evde oturan kişilerin sayı ve adres değişikliklerini (yeni kontratla birlikte) gibi tüm değişiklikleri sürekli bildirmek gerekiyor.

Peki hangi durumlarda, kimlere ve ne kadar tamamlayıcı ödemeler yapılır?

Isvicre'de malülen emeklilik- www.haberpodium.com

Eğer kişi, kendisini (evlilerde ailesini) geçiremeyecek bir gelire sahip ise, ki bu da öngörülen tamamlayıcı ödemeler bütçesinden daha az bir gelire sahip olma anlamına gelir, kişiye tamamlayıcı ödemeler yasasına göre, ek yardım yapılır.

Bu yardım için yapılan bütçede öngörülen en fazla ev kirası miktarı, tek kişi için, yan ödemeler dahil gerçek kira ve en fazla 1’100, evli çiftlere ve kaç çocukları olduğuna bakılmaksızın, yine yan ödemeler dahil en fazla 1’250 Frank‘tır. Tekerlekli sandalye kullanmak zorunda olan engellilere, ayrıca elverişli daireler için 300 Frank ek kira ödenir. Hastalık sigortası için her yetişkin için 470 civarında, çocuklar için 100 Frank civarında hesaplanır. Mutfak, elbise, elektrik, gaz, sinema, tiyatro vs. diğer tüm giderler için tek kişiye 1’607 Frank bütçeye alınır. Aileler için (örneğin çocuksuz eşlere 2’411 Frank), kişi sayısı yükseldikçe aynı oranda olmayan bir artış ile daha yüksek meblağlar öngörülüyor.

Giderler olarak yukarıdaki meblağlar hesaplandıktan sonra, kişinin ve aynı evde oturan aile bireylerinin (okuyan ergin çocukları dahil) tüm gelirleri (emeklilik maaşı, pensiyon kasa dediğimiz ikinci emeklilik sandığı, nafakalar vs.) hesaplanır. Malülen emeklilik kurumundan alınan ve belirli bir amaç için ödenen, yardıma muhtaçlık tazminatı (Hilflosenentschädigung),  bakıcılık yardımı (Assistenzbeitrag) gibi gelirler göz önünde tutulmaz. Eğer kişi veya eşi veya aynı evde oturan ve bütçede yer alan çocukları çalışıyorlarsa (staj gelirleri dahil olmak üzere), iş ücreti olarak alınan maaştan bir yıl için tek kişiden 1’000, aileler için 1’500 Frank düştükten sonra, geri kalan meblağın üçte ikisi gelir hanesine yazılır. İşten edinen gelirin üçte biri, kişinin çalışması için motivasyon olarak kişiye bırakılır. Faiz gibi gelirler de bütçede gözönünde tutulur. Yüzde yüz malülen emekli olmayan kişilerin, kalan engelli olmayan kısmı için veya çalışmayan eşleri için, düzenli bir şekilde iş aradıklarını kanıtlayamazlarsa, ilgili kurum kişinin kazanabileceği bir geliri (hypotetische Einkommen) bütçeye gelir olarak ekleyebilir.

Kişinin birikimi var ise, tek kişi için 37’500, evliler ve aileler içinse 60’000 Frank’a kadar olan meblağ muaf tulur, yani göz önünde tutulmaz. Taşınmaz mülklerde (yurdışındakiler de dahil) ise vergi değeri göz önünde tutulur ve ipotekler (borçlar) çıktıktan sonra, oturulan evlerde kalan meblağdan 112'500 Frank muaf tutulur. Kalan meblağ var olan nakit birikimle topanır ve bundan daha önce sözünü ettiğimiz tek kişi için 37’500 (Freibetrag), evliler ve aileler içinse 60’000 Frank çıkarıldıktan sonra kalan kısmın malülen emekliler için 1/15’i (AHV-emeklileri için 1/10’u) (Vermögensverzehr) alınır ve 12 aya bölündükten sonra, her ay için bu miktar oranında, yapılan bütçede kesintiye gidilir.

Isvicre'de malülen emeklilik- www.haberpodium.com

Bunu bir örnekle açıklamaya çalışalım:

Malülen emekli birisinin kendi oturduğu bir dairesinin olduğunu ve vergi değerinin 200'000 Frank olduğunu varsayalım. Bu evin 50'000 Frank hipoteğinin olduğunu düşünelim. Kişinin ayrıca 40'000 Frank birikmiş nakit parası bulunmakta.

Evin değeri:                  200'000 Frank

Kendi oturduğu için:    -112'500 Frank

Kalan:                             87'500 Frank

Hipotek:                         -50'000 Frank

Kalan:                             37'500 Frank  

Birikmiş para                  40'000 Frank

Toplam                           77'500 Frank

Muaf tutulan meblağ      -37'500 Frank

Kalan:                            40'000 Frank

Malülen emekliler için bu 40'000 Frank 'ın 1/15'i alınması lazım, ki buda yılda 2666 Frank yapmaktadır. 12 aya bölersek, kişinin bütçesinden her az 222 Frank kesilmesi gerekiyor.

Tamamlayıcı ödemeler, ek olarak, kişinin senede ödemesi gereken sağlık hizmetlerinin yüzde 10’unu (Franshising dahil) ve 1’000 Frank’a kadarını da karşılar. 1’500 Frank’a kadar direk, üstündeki meblağlar için daha önceden izin alınması koşulu ile, diş tedavisi giderlerini de karşılar.

Tamamlayıcı ödemeler hak edildiği takdirde (AHV veya IV), kişinin milliyetine bakılmaksızın İsviçre’de yaşayan herkese, burada yaşamak koşulu ile ödenir. Yurtdışına gidildiğinde, her seferinde en fazla üç ay, yılda altı ayı geçmemek koşulu bulunmakta. Bu süreler geçildiğinde, fazla geçen süreler kesilir. Yurtdışında çıkıldığında verilen sınırların aşılması, istisna olmaktan çıkıpta sıkça tekrarlanması durumunda daha ciddi sorunlara maruz kalmanıza neden olabilir.

Tamamlayıcı ödemeler ile ilgili sorularınız olduğunda, gerek oturduğunuz belediyelerin ilgili kurumlarına (yaş haddinden emeklilik durumunda), gerek Kanton’ların ilgili kurumlarından (AHV-Zweigstelle) bilgi alabilirsiniz. Engelliler, yörelerindeki Pro Infirmis kurumlarından direk, detaylı ve özel konular için güvenirli bilgi için başvurularda bulunabilirler.

 

Pro Infirmis hizmetleri hakkında ayrıntılı bilgi ve bulunduğunuz bölgedeki büro adresleri için: www.proinfirmis.ch

Bağışlar için: PC 30-13891-5

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Haşim Sancar

Pro Infirmis Bern Yöneticisi

Bern Çevresi Engelliler Konferansı Yönetim Kurulu Üyesi

Bu e-Posta adresi istenmeyen posta engelleyicileri tarafından korunuyor. Görüntülemek için JavaScript etkinleştirilmelidir.

 

 

 

Tamamlayıcı ödemeler (Ergänzungsleistungen), emekliler (AHV) ve malülen emekliler (IV) için öngörülen ek maddi desteklerdir. Tamamlayıcı ödemeler, eğer AHV ve IV maaşları mevcut diğer gelirlerle birlikte geçimi sağlamak için yetmiyorsa yapılır. Bu yardım için yapılan bütçede öngörülen en fazla kira miktarı; tek kişi için, yan ödemeler dahil 1’100, evli çiftler ve kaç kişi olduguna bakılmaksızın aileler için, yine yan ödemeler dahil 1’250 franktır.

Bu meblağlarla, özellikle şehir merkezlerinde ev bulumak oldukça zor. Hele çocuklu aileler için neredeyse imkansız. Araştırmalara göre bu meblağlar 2012’de tek kişinin kirasının ancak yüzde 72’sini, eş ve ailelerin kirasının ise yüzde 68’ini karşılayabiliyor. Tekerlekli sandalye kullanımına uygun engelsiz daireler için, bu araca ihtiyacı olan kişiler başvurdukları takdirde, 300 Frank ek ücret verilebiliyor. Engelsiz daireler ve evler için, genellikle yeni olduklarından yukarıda belirtilen meblağlardan daha fazla bir kira bedeli istenir. Bu durum birçok engelli insanı maddi olarak zor durumda bırakıyor. İnsanlar, çoğu zaman yiyecek ve kültürel etkinlik bütçelerinden fedakarlıkta bulunarak yüksek kira farkını karşılamaya çalışıyorlar. İsviçre‘deki kiraların yüksek olmasından dolayı, bu durumun birçok insanı zor durumda bıraktığını özellikle vurgulamakta fayda var.

Bu durumda olan insanlar için bazı kantonların öngördükleri ek ödeme olanakları var veya vardı. Örneğin Kanton Bern‘de kısa adı ZuD olan (Zuschuss nach Dekret) ile, istisnai durumlarda bazı kalabalık aileler için bu fondan yüksek ev kiralarının farkını kapatmak için başvurlarda bulunabiliyorduk. Bu yardım genelge (Dekret) ile sağlanan bir ek yardımdı. Ne yazık ki sağ partilerin girişimleri (SVP’nin bununla ilgili yasa değişikliği önerisi), Kanton Hükümeti‘nin pasifliği ve orta partilerin desteği ile bu olanak kısıtlama paketinin kurbanı olmuş ve 2016 yılının başından beri kaldırılmış bulunuyor.

Bu olanaktan sadece Kanton Bern‘de yılda 1000 kişi yararlanabiliyorken, bütçeye üç milyon franklık bir yük getiriyordu. 320 Milyon fazlalık veren bir Kanton’un o yılki mali hesabı için bu rakam devede kulak denilebilir. Bern Kanton Parlamentosu‘da tüm uyarı ve çabalarıma karşın, ne yazık ki bu olanağın ömrünü ancak bir yıl daha fazla uzatabilme olanağı sağlayabildim. Aslında öngörülen bu yardımın kesilme zamanı 2014‘ün sonu idi.

Ulusal Parlamento da (Nationalrat), Federal Hükümet de yukarıda sözünü ettiğim tamamlayıcı önlemler (Ulusal bir yasa) bütçesinde kiralar için öngörülen meblağların az olduğunun farkındadır. Son yasal uyarlamalar 2001 yılında yapılmış, kiraların oldukça artmasına karşın, yasada öngörülen bu meblağlarda şimdiye kadar herhangi bir artışa gidilmemişti. Engelsiz daireler ve hareket engelliler için öngörülen 300 frank ise 1998‘den beri hiç değişmedi. Bu nedenle 2008 yılında, Integration Handicap, Pro Infirmis ve Pro Senectute gibi kurumlar Federal Sağlık Dairesi’nin bu konuda girişimde bulunması için bazı çabalar gösterdiler. Federal Sağlık Dairesi’nin 2011 yılındaki raporunda konuya dikkat çekilirken bu kurum aynı yıl Ulusal Parlamentosu’nun Sosyal Güvenlik ve Sağlık Komisyonu bir yasa değişikliği önerisi sundu. Federal Hükümet’in bu öneriye yönelik tavrı olumlu olur. Daha sonraki yıllarda önerilen yasa değişikliği, hem Ulusal Parlamento’dan (Nationalrat) hem de Kanton Temsilciler Meclisi’nden (Ständerat) geçti. Ancak bu öneri sadece normal kiraları içermekte olup engelsiz daireler için öngörülen 300 franklık meblağın artışını öngörmüyordu.

Bu amaçla, Ulusal Parlamento‘nun Sosyal Güvenlik ve Sağlık Komisyonu konuyu 2014‘te yeniden ele alıp ve gereken değişiklik çalışmalarına başladı. Bu kapsamda kurumlara düşünceleri sorulan metinlerde somut artış önerileri bulunuyordu. Amaç, 2015’in başından itibaren, yeni kira birimlerini tamamlayıcı ödemeler bütçesine almaktı. Daha sonrasında bu düzenleme için bir yıl gecikeceği belirtildi. Bir süre sonra da konunun tek başına düzenlenmesinden vazgeçilip, tamamlayıcı ödemeler yasasında (ELG) genel bir değişikliğe gidileceği ve ev kirası konusunun da yapılacak olan bu değişiklikler çerçevesinde ele alınacağı belirtildi.

Buna itiraz eden Ulusal Parlamento, Eylül 2015’te Sosyal Güvenlik ve Sağlık Komisyonu’nu,  kira tamamlayıcı ödemeler bütçesinin hemen yeniden düzenlenmesi için bir kez daha görevlendirdi.

Ne yazık ki Komisyon, geçtiğimiz ayın sonunda, 12’ye karşı 13 oyla tekrar tamamlayıcı ödemeler yasasında (ELG) tamamen değişikliğe gidildiğinde, ev kirası konusunun da ele alınacağı kararını verdi. Bu durum, konunun yıllarca sürümcemede kalacağı, engelli insanların daha da uzun yıllar mağdur duruma düşmesi anlamına geliyor, ki bu kabul edilemez. Politikanın bu vurdum duymaz tarzı, aynı zamanda da engelli insanlara karşı saygısızlık anlamına geliyor. Çünkü var olan bir soruna, çözüm aramaktan kaçınılıyor.

2012 yılının başından beri yasallaşan bakıcı yardımı da (Assistenzbeitrag), engellilerin bakım evlerinden çıkıp, kendi yaşamlarını kendilerinin belirleyebilecekleri, kendi evlerinde yaşamalarına olanak sunan bir yasa maddesidir. Bu anlamı ile, engellilere yapılan ev kirası yardımının düşük olması, bu olanağın önüne engel çıkarttığı için bakıcı yardımı anlayışına da aykırı.

Bu olumsuzluk derhal giderilmeli ve beklenen kira yardımının artması, en kısa zamanda hayata geçirilmelidir. Engelliler alanında çalışma yürüten kurumların bu konudaki çabaları ve ısrarları devam edecektir. Temennimiz, bu çabaların meyvesinin en kısa zamanda alınması ve politikacıların bu durumun ciddiyetini kavrayıp, gerçeği en kısa zamanda algılamalarıdır.

Pro Infirmis hizmetleri hakkında daha ayrıntılı bilgi ve bulunduğunuz bölgenin büro adresleri için: www.proinfirmis.ch

Bağışlar için: PC 30-13891-5

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Haşim Sancar

Pro Infirmis Bern Yöneticisi

Bern Çevresi Engelliler Konferansı Yönetim Kurulu Üyesi

Bu e-Posta adresi istenmeyen posta engelleyicileri tarafından korunuyor. Görüntülemek için JavaScript etkinleştirilmelidir.

 

 

 

Malülen Emeklilik Sigortası İsviçre’de 1960 yılından beri vardır ve dayanışma temeli üzerine kurulmuş bir sigortadır. Bu sigorta türü sağlık sorunundan dolayı çalışamayan insanlara maaş bağlamayı öngörür. 

Malülen Emekliler (IV) Kurumu, bundan bir kaç yıl önce, bütçesindeki 10 milyar franklık açıktan dolayı birçok kısıtlamalara yönelmişti. İşverenler de, verilen açığın primlerin yükseltmesi ile giderilmesine karşı çıkmıştı. Hal böyle olunca, bir taraftan yeni başvuruları yüksek oranda reddedilip yeni malülen emekli maaşı bağlanmasını engellemek gerekirken, diğer taraftan da periodik yapılan kontroller (Revision) ve dosyaların taranması aracılığı ile halı hazır mamülen emekli maaşı alan insanların sayısı düşürülüp, sözkonusu insanları iş hayatına yeniden döndürmek düşüncesi savunuldu. 

Bu düşünce Malülen Emeklilik Yasasının (IVG) 6a Revision’u ile 2012 yılından itibaren yürürlüğe girdi. Bu yasa ile 12.500 kişinin tekrar iş alanına dönmesi planlanmıştı. Bundan dolayı da oldukça pahalı ve karmaşık bilirkişi tıp raporları ile (medizinische Gutachten) binlerce insanın malülen emeklilik maaşı kesildi. Devlet olanaklı pahalı bu raporlara karşı, gerek ekonomik, gerekse de bilgi olanakları sınırlı olan ve sağlık sorunlarıyla cebelleşen insanların karşıt rapor yazabilecek, konu hakkında yeterli bilgisi olan ve bir rapor yazmayı kabul edecek tıp elemanlarını bulmalarının pek basit olmayacağ açık bir gerçekliktir. Bir de bu karmaşık prosedüre itiraz edebilecek ve bir hayli masraflı olan iyi bir avukat bulmak da eklenince iş oldukça zorlaşıyor.

Bu sebeplerden dolayı binlerce insan ya o zamana kadar aldığı malülen emeklilik ve Pension kasadan aldığı maaşlarını ya da tamamlayıcı ödemeler desteğini kaybetmişti. 

Ulusal Parlamentodaki sağ ve liberal parti temsilcileri ise, yasa değişikliği ile işverenleri belirli bir miktarda, bir engeli olan birisini işe almayı zorunlu kılma istemlerini reddettiler. Çünkü işverenler bu isteme karşı çıkıyorlardı. 

Isvicre'de Maulen emeklilik-haberpodium.comUzun süreden beri malülen emeklilik maaşı alan insanların maaşları kaldırıldığı zaman, Malülen Emeklilik Kurumu, bu insanlara iş bulup kendilerine yasa gereği yardım etmek, hatta iki yıla kadar ekonomik olarak da desteklemek zorundadır.

Gerek 2013 yılında gerekse de bu yılın başında basında ve kamuoyunda bu konu ile ilgili bazı haberler yayınlanmaya başladı. Buna göre, beklenen sonuçların ne yazık ki alınamadığı, bu kişilerin tekrar iş alanına dönmesi için gerekli olan işlemlerin ve uğraşların çok külfetli olup başarı sonucuna ulaşılmadığı tespit edildi.

Kanton Malülen Emeklilik Kurumları, insanların rahatsızlık ve hastalıklarının boyutlarından dolayı, tekrar iş alanlarına dönebilme koşullarının çok zor olduğunu vurguluyorlar. İşverenleri de bu konuda fazla yardımcı olmadıkları gerekçesiyle ayrıca eleştiriyorlar. Kapitalist sistemin aşırı kâr temelleri üzerinde kurulduğunu ve az işçi ile çok üretme filozofisinden harekat ettiğini göz önünde tutarsak, bu duruma pek de şaşmamak gerekiyor.

Bana yardımla ilgili bilgi almak için gelen birkaç kişi de bu konumdaydı. Kısa bir örnek vermek vereyim;

Genç yaşlarda olan bir kişi, kendisinin iyileştiğini belirten bilirkişi raporlu maaşının kesilmesi kararına itiraz etmeden, iş yaşamına dönmek istediğini belirtti. Daha sonra Malülen Emeklilik kurumunun bu kişiye yardım etmesini istedik. Birden fazla iş denemesine karşın, iki yılı aşan bir süreden sonra, kendisine refakatlık eden ve ekonomik olarak destekleyen Malülen Emeklilik Kurumu da gördü ki, bu kişinin iş alanına dönmesi pek de olanaklı değildi. İşverenlerin raporlarının yanında, kendileri de bu kunuyu tespit ettikler ve rapor hazırladılar. 

Kişinin Malülen Emekli maaşı alması için tekrar bir müraacatta bulunuyoruz.

Malülen Emeklilik kurumunun yukarıda belirtiğimiz bu tavrını, 1990 yılında Hollanda devleti denemişti. Ancak Hollanda daha sonra,1995 yılında çok daha fazla insana emeklilik maaşı vermek zorunda kalmıştı. Bu arada insanlar mağdur duruma düşmüş, belediyelerin sosyal hizmetlerinden yararlanmak zorunda kalmış ve bu git-gelmelerden ve uğraşlardan dolayı, sağlık sorunları daha da kötüleşmiş olarak tekrar Malülen Emekli Kurumuna dönmüşlerdi. 

Ne yazık ki, İsviçre bu kötü örneği tekrarladı. Yetmiyormuş gibi, son günlerde işverenlerin yeni bir önerisi de ortalıkta dolaşıyor. Önerilen şey; “Psikolojik sorunlarından dolayı gençlere, 25 veya 30 yaşından önce Malülen Emekli maaşı verilmesin” şeklinde. Sağ ve liberal partiler bu öneriyi destekleyeceklerini belirtiyorlar. Bu öneriye sıcak bakan orta ve sol parlamenterler de göze çarpmakta. Gerekçe de, genç insanların malülen emeklilik maaşı yerine iş hayatına kazandırılması. Oysa, her zaman ve herkes için ilk girişim, kişinin iş hayatına kazandırılmasıdır. Bu geçmişte de böyle idi, şimdi de böyle ve geçerli bir kıstas. Oysa şimdi ki düşüncenin temelinde ekonomik kısıtlama yatmakta.

Umarım, bu mücadelede mantık kazanır ve genç insanların psikolojik sorunlarına yeni sorunlar eklenmemiş olur.

 

Pro Infirmis hizmetleri hakkında ayrıntılı bilgi ve bulunduğunuz bölgenin büro adresleri için: www.proinfirmis.ch

Bağışlar için: PC 30-13891-5

 

 

 

 

 

http://torzhokotel.ru/projects/kak-vernut-bivshego-vozlyublennogo.html как вернуть бывшего возлюбленного    

характеристика мальчиков из рассказа бежин луг костя    

таня танцует стриптиз Haşim Sancar

Yeşiller Partisi Bern Kantonu Milletvekili

Bu e-Posta adresi istenmeyen posta engelleyicileri tarafından korunuyor. Görüntülemek için JavaScript etkinleştirilmelidir.

 

низкое атмосферное давление как влияет                   

Sevgili Okuyucular

Bu yazıyı, 28 Şubat 2016 tarihinde yapılacak halk oylamaları için, sizleri bilgilendirmek ve oyunuzu kullanmanızda yardımcı olmak amacı ile kaleme aldım. Bu sefer hem ulusal hem de Kanton Bern’de en önemli oylamalarla karşı karşıyayız.

Ulusal alanda yapılacak olan en önemli oylama, yabancılar konusundaki SVP’nin Yaptırım ( воронины где галина «Zur Durchsetzung der Ausschaffung Krimineller Ausländer- Durchsetzungsinitiative) inisiyatifidir. Herhangi bir suç işleyen ve para cezası da dahil olmak üzere, basit bir suçtan bile ceza alan состав сборной россии по футболу 2017 2018 yabancıların yurtdışı edilmesi ile ilgili olan bu inisiyativ reddedilmelidir. Bu inisiyatif burada doğup büyüyen ikinci nesli de kapsamına alıyor. Anayasa, insan hakları bildirgesi ve uluslararası yasalara aykırı düşen bu yasa önerisi, hukuğu hukuksuzlaştırıp, hakimlerin karar almada, kişinin özel durumunu göz önünde tutabilmesi ilkesini ortadan kaldırmaya çalışıyor. Hakimlerin karar verme fonksiyonunu ortadan kaldırdığı için, kuvvetler ayrılığı ilkesine bir darbe vurmuş oluyor. Bu anlamda kabul edilemez ve çok tehlikeli bir yasa önerisi olan bu inisiyatifin http://sunmoon-japan.net/demo/kraski-holi-svoimi-rukami-iz-krahmala.html краски холи своими руками из крахмала kesinlikle reddedilmesi gerekir.                                                                                                                                                

http://a3-electro.ru/images/igrat-karti-pasyans-4-masti.html играть карты пасьянс 4 масти Bern Kantonu’nda referandum

Bilindiği gibi, dar gelirli kesimlere devlet tarafından составляем организационную структуру hastalık sigortası primlerinini ödeyebilmeleri için, спа салон в домашних условиях ekonomik bir destek (Prämienverbilligung) sağlanmakta. Bern Kanton’u daha önceden ödediği yardıma, 2012 yılında 20 milyon, 2013 yılında ise 35 milyon franklık bir kısıtlama yaptı. Sosyal alandaki en kötü kısıtlamalardan biri bu konu. Ancak, bu son 35 milyonluk kısıtlama paketinin hayata geçmesi için, ilgili yasanın değişmesi gerekmektedir. Bu kısıtlamayı, dolayısı ile yasa değişikliğini engellemek için, Yeşiller öncülüğünde, gereken imzalar toplanarak konu referanduma götürüldü. Tahminen 80 bin kişi bu kısıtlamaladan nasibini alacak. Onun için, aşağıdaki örnekte de gösterilildiği gibi, hem yasa değişikliğine, hem de aynı kapıya çıkan “Eventualantrag” için  hayır demek gerekiyor.

Bern Kantonu’nda hükümetten (Regierungsrat) ayrılan SP’nin iki üyesi için ara seçimler yapılacak. Roberto Bernasconi ve Christoph Ammann desteklenmeleri gereken SP adaylarıdır.                                   

 

28 Şubat 2016 tarihinde yapılacak tüm halk oylamaları ve oy kullanma önerilerim: 

Ulusal oylamalar:

- Volksinitiative Für Ehe und Familie - gegen die Heiratsstrafe: Nein                           

- «Zur Durchsetzung der Ausschaffung Krimineller Ausländer (Durchsetzungsinitiative) »: Nein

- «Keine Spekulationen mit Nahrungsmittel (Erbschaftssteuerreform)»: Ja

- Strassentransitverkehr im Alpengebiet (STVG) (Sanierung Gotthard-Strassentunnel): Nein

 

Bern Kantonu oylamaları:

- Änderung des Gesetzes betreffend die Einführung der Bundesgesetze über die Kranken-, die Unfall- und die Militärversicherung (Krankenkassen-  Prämienverbilligung): Nein

- Eventualantrag: Nein

- Ausführungskredit für den Neubau für die Rechtsmedizin und die klinische Forschung der Universität Bern an der Murtenstrasse   20 – 30 in Bern: Ja