İsviçre'deki haber kaynağınız.

Haşim Sancar

Yeşiller Partisi Bern Kanton Milletvekili

Bu e-Posta adresi istenmeyen posta engelleyicileri tarafından korunuyor. Görüntülemek için JavaScript etkinleştirilmelidir.

 

http://ruspolikor.ru/home/shodnya-zhd-stantsiya-karta.html сходня жд станция карта Moutier Bölgesi Bern Kantonu’ndan Ayrılıyor

из рук в руки в уфе холодильники Moutier-Exit 

Bugünkü Jura Kantonu, yıllar süren mücadelesi ile, 1978’de yapılan bir halk oylaması sonucunda Bern Kantonu’ndan ayrılıp yeni bir Kanton oluşturmuştu. Jura, Fransızca konuşulan bir kantondur. Ancak, Jura Kantonu ayrılırken tüm Fransızca konuşulan bölgeyi birlikte götürememişti. Günümüzde Bern Kanton sınırları içerinde Bern-Jurası denilen ve Fransızca konuşulan 55’000 nüfuslu bir bölge bulunurken, bu bölgenin kopuş mücadelesi hala devam ediyor.

автор рассказа в прекрасном и яростном мире Bern’den kopuşlar devam edeceğe benziyor

Fransızca konuşan 7’700 nüfuslu Moutier şehri de yıllardır ayrılma mücadelesi veriyor. 18 Haziran 2017’de, Moutier Belediyesi’nde halk oylamasına gidildi ve halkın yüzde 51.7’si Bern Kantonu’ndan ayrılmaya “Evet” dedi. Federal Devlet, herhangi bir hile yapılmasın diye oylamalara gözlemci göndermişti. Bern için acı ve kantonun iki dilli olmasını zayıf düşüren bir karar.

Oylamadan önce yapılan anlaşmaya göre, eğer Moutier’de çoğunluk ayrılmaya evet derse, yakınlarındaki her biri 300 nüfuslu olan Belprahon ve Sonvollier belediyeleri de halk oylamaları yapabilecekler. Hatta Sonvollier’de ayrılmadan yana karar alırsa, kendisi Bern Kantonu toprakları içerisinde (Exlave) denilen bir nevi ada gibi bir belediye olarak kalacak. Bu iki belediye, 17 Eylül 2017’de halk oylamasına gidecek. Jura Kantonu’na geçecek olan Moutier ve belki diğer iki belediyenin geçiş tarihleri 2021. Bern ve Jura Kantonları arasında o süreye kadar gerekli hazırlıkların yapılması gerekiyor. Ayrılmadan yana olan oylamadan önce yapılan anlaşmaya göre, sonuç ne olursa olsun, oylamaya giden belediyelerin dışında başka bir oylama yapılmayacak ve her iki taraf sonucu kabullenip diğer belediyeler üzerinde etkili olmaya girişmeyecek. Ancak, oylamanın ayrılmadan yana çıkmasından hemen sonra, Fransızca konuşan Bern-Jurası’nın diğer belediyelerinin de aynı girişimde bulunması gerektiğini belirten sesler yükselmeye başladı. Herhalde Bern Kanton Hükümeti’nin karşı tarafa anlaşmayı hatırlatması üzerine, bu sesler kısa bir süre sonra kesildi. Hatta ayrılmadan yana olan bazı kesimlerde, anlaşmaya kendilerinin uyması gerektiğini belirten açıklamalar yapıldı.

кортизол значение норма Fransızca azınlığa tanınan politik haklar sorgulanıyor

Bern Kantonu, parlamentodaki gerek yasama gerekse de yürütme organında, Fransızca konuşulan Bern-Jurası bölgesi için bir kontenjan ayırmış durumda. 7 kişilik hükümette (yürütme organı), en az bir sandalye Fransızca konuşulan Bern-Jurası için ayrılmış. 160 kişilik parlamentoda ise 12 sandalye ayrılmış ve parlamenterlerin yöresel konularda ayrıcalıkları bulunuyor.

Ancak Bern-Jurası için hükümette ayrılmış bulunan en az bir sandalyenin çift dilli Biel’i de içine alacak şekilde yeniden düzenlenmesi gerektiğini savunan görüşler ve konu ile ilgili yasa önerileri oylamanın hemen akabinde parlamentoya sunuldu. Bern-Jurası için ayrılmış 12 sandalyenin de çok olduğunu ve düşürülmesi gerektiğini savunan partiler de bulunmakta.

Etki-tepki mi?

“Bern-Jurasının kalan Fransızca konuşan kesiminin değerini daha çok bilmek ve onların da kopuşuna neden olabilecek girişimlerden uzak durmak yerine, yukarıda belirttiğim girişimleri neye yormak gerekiyor? Bu bir etki-tepki meselesi midir? Yoksa var olan durumdan yararlanmak isteyen yöre ve temsilciler mi bulunuyor?” gibi sorular ister istemez gündeme geliyor.  Belki de bunlar iyi düşünülmeden ve her iki konuya hizmet eden bazı girişimlerdir.

Şuna da değinmeden geçmemek gerekiyor. Yüzde 51,7’lik bir oran, çok az bir farktır. Bu şekli ile Moutier Bern’de de kalsa, Jura’ya da geçse, bölünmüş bir Moutier olarak yaşayacak.

Jura Kantonu, oylamadan önce Moutier’e vadettiği hastane projesini hayata geçirmek ve daha sonraki masraflarını karşılamak zorunda. Aksi takdirde, Moutier’in bölünmüşlüğü daha da karmaşıklaşacak. Temennimiz, orada yaşayan halkın birbirine tekrar yakınlaşması ve kendi bölgelerini kalkındırmak için hep birlikte uğraş vermeleri.

Bern-Jurası tartışmaları, belki önümüzdeki yirmi yıl için bir sakinlik dönemine girmiş olacak ama konu daha sonra gelecek olan nesilleri meşgul edeceğe benziyor. Demokrasiler buna müsaade ediyor. Hiçbir şey mutlak değildir. “Geriye dönüşler mümkün mü?” sorusuna şimdilik bir cevap verebilme olanağı bulunmuyor. Bakacak ve göreceğiz.

 

 

 

 

 

 

 

Haşim Sancar

Pro Infirmis Bern şehri yöneticisi

Bern Çevresi Engelliler Konferansı Yönetim Kurulu Üyesi

Yeşiller Bern Kanton Parlamenteri

Bu e-Posta adresi istenmeyen posta engelleyicileri tarafından korunuyor. Görüntülemek için JavaScript etkinleştirilmelidir.

 

 

http://xn--12-mlctpfqq7a.xn--p1ai/wp-content/spar-perevod-s-gollandskogo.html спар перевод с голландского Engellilere Karşı Ayırımcılık Yapıldığına Dair Tarihi Mahkeme Kararı

 

İsviçre‘de, Engellilerin Eşitliliği Yasası  (Behindertengleichstellungsgesetz: BegiG) 2004 yılından beri yürürlükte bulunuyor. İlk defa Mart 2017‘te bir mahkeme, yasanın 6. Maddesi gereği engellilere ayırımcılık yapıldığına dair bir karar verdi.

Ocak 2012 yılında zekâ ve fiziksel engelli beş çocuk, pedagoglar eşliğinde Unterrechstein/AR kaplıca havuzunda birkaç saat geçirmek istediler. Ziyaretlerini ise daha önceden belirtmişlerdi. Ancak kapıda sevimsiz ve ayırımcı bir tavır ile karşılaştılar. Havuz yöneticileri, diğer müşterilerin rahasız edilebileceklerini düşündükleri için engelli çocukların kaplıca havuzuna alınmayacaklarını belirttiler. Yapılan sözlü itirazlar maalesef bir işe yaramamıştı. Sevinçleri kursaklarında kalan engelli çocuklar ve pedagoglar, büyük bir hayal kırıklığı ve ayırımcılığa uğramanın verdiği burukluk içindeki ruh halleri ile geriye dönerler.

Bu tavırdan dolayı çok sinirlenen okul müdürü kaplıca havuz yöneticilerinden hemen bir açıklama ister. Gelen açıklama yazılıdır ve tabir-i caizse, özürü kusurundan büyük bu açıklama kaplıca havuzunun internet sayfasında da yayınlanmıştır. Açıklamada, engelli insanların grup olarak kaplıca havuzlarına alınmayacakları ve yalnız olan kişilere karşı da bu yaptırım hakkını kullanmanın saklı tutulacağı belirtiliyordu.

Konu basında ve kamuoyunda tartışmalara ve eleştirilere yol açarken, havuz yöneticileri birçok insanın tepkisi ile karşılaştı. Engelliler alanında çalışmalar yürüten Pro İnfirmis, Procap ve insieme gibi kurumlar, engelliler çatı organizasyonu Inclusion Handicap’ın hukuksal desteği ile, yasalarda öngörülen kurumların dava açma hakkından yararlanarak, sözü geçen kaplıca havuzunu ayırımcılık yapmak suçundan dolayı mahkemeye verirler.

6 yıl sonra, Mart 2017’de Appenzell Ausserrhoden Kanton Mahkemesi, İsviçre’de bir ilk olarak, davacılara bütün şikâyet konularında hak verdi. Mahkeme kararına göre, kaplıca havuzu yetkilileri engellilerin girişine izin vermemekle suç işlediler. Mahkeme kararı henüz yazılı olarak yayınlanmazken, itiraz amacı ile bir üst mahkemeye götürüleceği için henüz kesin bir karar özelliği taşımıyor. Ancak, karar şimdiki hali ile tarihsel ve ilktir. Şimdiye kadar engellilerin halka açık kurumlara alınmamasına karşı bugüne kadar böyle bir mahkeme kararı verilmemişti.

Yıllar önce Bern şehrinde bir diskotek, tekerlekli sandalyeli bir engelliyi içeri almamıştı. Şehir parlamentosunda bulunduğum bu süreçte, parlamentoya bir soru önergesi vermiştim. Diskotek sahibi, Cumartesi akşamının çok kalabalık olmasından dolayı, bu kişinin o gece yangın çıkabilmesi ihtimali durumunda güvenliğinin sağlanamayacağını belirtmişti. Ancak, daha sonra da geri adım atmak zorunda kalmıştı.

Topluma açık yerlerde bu tür ayırımcılığın yapılamayacağını o zaman dile getirmiştim. Aksi taktirde, bu kurumlara verilen işletme izninin iptaline kadar gidebilecek tedbirler alabilme olanakları bulunuyor. Ancak, o zamanlar henüz bir mahkeme kararı yoktu. Mart 2017 tarihli mahkeme kararı, ileride bu tür durumlara örnek gösterilebilmesi acısından yol gösterici ve sevindirici bir karar.

Bu kararda görebildiğimiz gibi, hukuk sisteminde kişilerin bizzat mahkemeye başvurabilmesinin yanında, kurumların da dava açma hakklarının bulunması, hukuksal olarak büyük bir avantaj sağlıyor. Bu hak çevre ve doğayı koruma alanlarında da bulunuyor.

Temennimiz, ayrımcılığın olmadığı, çok çeşitlilik ve çok renkliliğin olduğu bir toplumda hep birlikte yaşamak.

 

http://webacktravel.com/wp-content/sotsialnoe-razvitie-subektov-rf.html социальное развитие субъектов рф Pro Infirmis hizmetleri hakkında ayrıntılı bilgi ve bulunduğunuz yörenin büro adresi için: www.proinfirmis.ch

стихи о временах года 3 класс Bağışlar için: PC 30-13891-5

 

 

 

 

 

Haşim Sancar

Yeşiller Partisi Bern Kanton Milletvekili

Bu e-Posta adresi istenmeyen posta engelleyicileri tarafından korunuyor. Görüntülemek için JavaScript etkinleştirilmelidir.

 

 

 

http://master-door.kiev.ua/images/elektronnaya-podpis-v-eliste-gde-delayut.html электронная подпись в элисте где делают Sosyal Yardıma Kısıtlama ve Saldırı

Sosal yardım en son ağ

Sosyal yardım (Sozialhilfe) toplumum ve sosyal sigortaların son ağıdır. Ekonomik durumu iyi olmayan bir kişinin veya bir ailenin geliri geçimi için yeterli değilse ve diğer tüm sosyal sigortalardan (işsizlik, malülen emeklilik, hastalık sigortası vs.) yararalanılamıyor veya yeterince yararlanamıyorsa, devreye giren ve belediyelerin sosyal yardım kurumları (Sozialdienst) tarafından belli bir bütçeye göre yapılan yardımdır.

Bu son ağ, adeta yüksek bir yerden diğer ağlaradan geçerek düşen birisinin yere çakılmamasını engellemeye yönelik son ağdır. Sosyal yardım, diğer sosyal sigortalarla karşılatırıldığında, bir belediye sınırları içersinde yaşayan, ihtiyacı olan herkese verilmesi gereken ve prime bağlı olmayan bir yardımdır.

SKOS (Schweizerische Konferenz für Sozialhilfe): İsviçre Sosyal Yardım Konferansı

Sosyal yardım, verilen vergilerle karşılaşılanan, toplumsal barışa da hizmet eden ve kantonların oluşturdukları kanunlarla çerçevesi çizilen bir sosyal sigortadır. Kişiler ve aileler için önerilen bütçe, içinde kantonların sosyal yardım bakanlarının da yer aldığı bir kurum olan, SKOS (Schweizerische Konferenz für Sozialhilfe: İsviçre Sosyal Yardım Konferansı) tarafından belirlenir. Ancak kurumun mutlak bağlayıcılığı yoktur. Bu bütçe kantonlar tarafınan genellikle örnek alınır ve uygulanır. Bu bütçe, geçici bir yardımı öngördüğü ve kişinin tekrar iş hayatına dönmesini cazip kılması için, yaşamda gerekli en az bir miktarı kapadığı için, düşüktür. Bu sebeple, sosyal yardım alan kişiler yalnızlığa itilen, toplumun en kenar kesimlerini oluşturan, bir kısmı hastalıklarından dolayı çalışamayan ama malülen emeklilik sigortasından da yararlanamayan işsizler, sosyal sorunlara sahip kişiler, coğu kalifiye olmadığı için işsiz kalan kimseler, küçük çocukları ile tek başına yaşamak zorunda kalan anneler gibi kişilerden oluşuyor. Sosyal yardım ile geçinmek zorunda kalan kesimin, takriben üçte ile dörtte birini, zengin İsviçre’nin geleceği olan çocuklar oluşturuyor.

Sosyal yardım bütçesi

Sosyal yardım alabilmek için, kişinin mal ve mülkünün olmaması, durumunu istenen belgelerle çok sıkı bir şekilde kanıtlanması gerekiyor. Deyim yerinde ise kişinin donuna kadar soyunması gerekir (bazen onu da indirmek gerekiyor).

SKOS’un sosyal yardım bütçe önerisi şu şekilde görünüyor:

Tüm ihtiyaçlar (Grundbedarf) için (yeme, içme, elbise, elektrik, su, kültürel faaliyetler, toplu taşımacılık vs), bir kişi için 986 frank, iki kişi için 1’509 frank, üç kişi için 1’834 frank şeklinde.

Görüldüğü gibi, kişi sayısı arttıkça ortalama da düşmekte. Yörelere göre değişen sınırlı bir miktara kadar ev kirası, en ucuz hastalık sigortası primi ve hastalık masrafları (Selbstbehalt).

Bazı durumlarda (örneğin kişinin çalışması eğitim ve kurs yapması veya iş aramasını başarılı bir şekilde yürütmesi durumda), çocukları ile yalnız yaşayan kadınlara vs. bazı ek ödemeler de yapılmaktadır.

Sosyal yardıma saldırılar

Son on yıl içerisinde sosyal yardımlara etkili bir saldırı politikası geliştirildi. Tek tük rastlanılan kötüye kullanma (örneğin kaçak çalışılıp sosyal yardım alma) olayları bir vesile olarak saldırı malzemesi haline getirilirken, bu alandaki sorumlu politikacılara kirli bir savaş açıldı. Sosyal Yardım’ın toplumsal boyutları göz ardı edilip, kişisel bir suçmuş gibi, tembellik ve bir nevi utanma duygusu ile bağlantısı yapılmaya çalışıldı. Bu kampanyayı sağ ve populist parti ve kişiler başlatırken, buna bazı medya grupları da destek sağladı. Toplumda sosyal yardım alanların sindirilmesi ve utanması gerektiği anlayışı yaygınlaştırılırken, sosyal yardım alanlara dair olumsuz bir imaj geliştirildi. Buna göre yardım alanların çalışmak istemeyen tembeller olduğu yansıtılmaya çalışıldı. Ve bu konuda haylı bir başarı da sağlandı.

Sosyal yardıma yapılan bu saldırılar, bu alanda bir çok tedbirlerin alınmasına yol açtı. Kişinin bazı belgeleri getirmemesi veya getirememesi, bazı önerilen işlere birtakım nedenlerle gitmemesi veya gidememesi, bazı şartları yerine getirememesi durumunda ya sosyal yardımın hiç ödenmemesini ya da bir süre için veya sürekli bir şekilde yapılan yardımın kısıtlanmasına neden olabiliyor.

Bern Kantonu’nda olduğu gibi bazı kontonlar sosyal dedektifler oluşturup, gözlem amacı ile adeta insanların özel yaşantısına kadar gizli bir şekilde girebiliyorlar. Bazı kantonlar, SKOS bütçe önerisini yüksek bulup, SKOS limitlerinin altına düşmeye yöneliyorlar.

Bern Kantonu sosyal yardımı kısıtlamaya gidiyor

SP’den iki bakanın geri çekilmesi ve yapılan ara seçimler sonucu hem Hükümet’te hem de Parlamento’da salt çoğunluğu elde eden sağ parti temsilcileri, Bern Kantonu’nda sosyal yardımda 20 milyon franklık bir kısıtlamaya gitmek için kolları sıvadılar.

Kısıtlama önerisi, bir belediyede başkanlık yapan SVP’li bir kanton parlamenterden gelmişti ve Parlamento’dan geçtikten sonra, yine kantonda sosyal kurumlardan sorumlu SVP’li bir bakanın kolları sıvaması ile gerçekleştirilmeye çalışılıyor. Sözkonusu kısıtlamalar yasa değişikliği öngördüğü için,  siyasi parti ve bu alanda çalışma yapan kurumların daha önceden düşüncelerinin alınması (Vernehmlassung) gerekiyor. Bakan Bey, kısıtlamaları bir an önce hayata geçimek istediği için (Sonbahar 2018’de) buna pek gönüllü görünmüyor ve hukuksal bir mücadeleyi bile göze almış görünüyor. Anlaşılan, hazırladığı değiklikleri bu konudaki bilgi sahibi personeline bile sormadan, kendi bürosunda hazırlamış.

Hangi kısıtlamalar?

Gizli tutulmasından dolayı henüz belli olmamasına karşın, konuşulan bir dizi kısıtlama önerisi söyle;

  • Herkese yapılan tüm ihtiyaçlar yardımının yüzde 10 oranında azaltılması.
  • 18-25 yaşları arasındaki gençlere, tüm ihtiyaçlar yardımının yüzde 15’ten 30’a kadar kısıtlanması
  • Dil bilmeyen yardım alıcılarına (göçmenler) tüm ihtiyaçlar yardımının yüzde 30 oranına kadar kısıtlanması.
  • İltica yoluyla alınan F oturumlu kişiler belli bir süre sonra SKOS bütçesinden yardım alabilmekteler. Bu yardımın yüzde 15 indirilmesi.
  • 12 yaşı altındaki çocukları ile tek başına yaşayan ve bakım görevi bulunan özellikle kadınlara ve 60 yaş üzerindekilere yapılan yardımlara yönelik kısıtlamalar öngörülmüyor.

Görüldüğü gibi, bazı kısıtlamalar dil yetersizliği, sahip olunan oturumun cinsi vs. ayırımcı niteliği taşıdığı ve eşit uygulamayı zedelediği için yasalara bile ters düşmekte.

Sosyal yardım alan insanlar, siyaset ve kamuoyu tarafından oldukça yıpratıldığı ve suçluymuş gibi yansıtıldığı için hem örgütlenemiyor hem de sokağa çıkma cesaretini gösteremiyor. Bu görev, toplumun bir kesiminin dıştalanmasına karşı çıkan yeşil ve sol partilerin yanında, sendikalar, sosyal alanda çalışan NGO gibi kurum ve kuruluşlara düşüyor. Bıçak kemiğe dayanmış görünüyor.

Bern Kantonu’nundaki sosyal yardımın uğradığı bu yeni saldırı akınına karşı, protestolar ve kamuoyu baskısı ile ne kadar güçlü bir direniş gösterilse bu saldırılar o derece geri teptirilebilir. Böyle bir çalışma başladı. Bakalım ne denli ses getirecek ve ne denli geri adım attırılabilecek.

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Haşim Sancar

Yeşiller Bern Kanton Milletvekili

Bu e-Posta adresi istenmeyen posta engelleyicileri tarafından korunuyor. Görüntülemek için JavaScript etkinleştirilmelidir.

 

 

http://cjscentreforbeauty.com/wp-content/drozhzhevoe-testona-kefirei-mayoneze.html дрожжевое тестона кефиреи майонезе  Bern Kantonu’nda Reşit Olmayan İlticacılar (UMA) İçin Halk Oylaması

 

 

UMA (Unbegleitete Minderjährige Asylsuchende), anne- babasız, refakatsız ve reşit olmayan (1-17 yaşları arasında) ilticacı gençler için kullanılan bir ifade.

UMA’lar çocuk yaşta oldukları için, diğer ilticacılardan ayrı ve yaşlarına uygun şartlarda barındırılmalı, geleceğe yönelik olarak UMA’ların eğitimine yatırımda bulunulmalıdır. Gençlerin geleceğine şimdiden ne kadar yatırım yapılırsa, gelecekte bu kesimden toplumsal olarak o kadar yararlanılır.

Kanton Bern, UMA’ları (458 kişi), onlara uygun ve diğer ilticacılardan ayrı tutarak, genellikle personelli konutlarda barındırmaktadır. Bunlardan bir kısmı ise İsviçreli ailelerde kalırken, tüm UMA’lara dil öğrenme, eğitim ve meslek edinebilme olanakları sunulmaktadır.

Bu şartlara uygun olarak UMA’lar Kanton bütçesine daha masraflı olmaktadırlar. Ancak, Federal Hükümet’in Kanton’a ödediği meblağ, yukarıda sözünü ettiğimiz nedenlerden dolayı yetersizdir. Bunu için, Kanton kendi bütçesinden, bu masraflar için bir meblağ ayırmak durumundadır. Sözünü ettiğimiz masraflar için Bern Kanton Hükümet’i geçen senenin Eylül ayında Parlamento’ya 2016-2019 yılları arası için bir bütçe sundu. Bu yıllar için Parlamento’nun toplam 105 milyon Frank’lık bir kredi vermesini istedi. Kredi, Bern Kanton Parlamentosu’nda büyük bir çoğunlukla geçti. Karşı oy bir tek SVP ve EDU’dan geldi.

SVP daha sonra bu krediyi engellemek amacı ile referandum için imza kampanyası başlattı ve gerekli olan on bin geçerli imzayı topladı. SVP, çocuklar için de olsa, masrafların yüksek olduğunu iddia ediyor ve UMA’ların ergen olan ilticacılarla aynı konutlarda ve aynı şartlarda barındırılmasını öneriyor. Oysa, çocukları koruma yasasından dolayı, ergen olmayan ve herhangi bir ebeveyn ile yaşamayan çocukların uygun şartlarda barındırılması zorunluluğu bulunuyor. Eğer çocukları koruma yasası devreye girse, söz konusu masraflar daha da yüksek olurdu. Bu parti ve çevresinin yabancılara ve ilticacılara bakış açısı ve kamuoyunda yabancılar konusunu sıcak tutup bunu oy potansiyeline çevirme çabaları, bilenen diğer bir gerçek.

Bern Kantonu’ndaki diğer tüm orta ve liberal partiler bu krediye Parlamento’da evet diyorlar. Buna rağmen konuya gereken ciddiyetle yaklaşılmalı ve bu saldırının boşa çıkartılması gerekir.

Eğer sözü geçen kredi için ciddi bir evet kampanyası yürütülmezse, kaybetme olasılığı bulunuyor. Kaybetme nedenlerden biri meblağın yüksek oluşu (105 Milyon Frank) olabilir.

Aslında kredinin 2016 yılı için payı olan 46 Milyon Frank harcanmış durumda ve 2017’nin (yine 46 Milyon Frank) de neredeyse yarısı harcanmış olacak. Ancak, yasal nedenlerden dolayı bütün kredi için halk oylamasında gidilebilmekte.

Kanton Bern, önümüzdeki yıl için yine Sonbahar’da Parlamento’ya gelecek olan 200-300 Milyon Frank’lık bir kısıtlama paketi hazırlıyor. Oylamada Hayır çıkması halinde, çocukları koruma yasasının getirdiği zorunluluktan dolayı, farklı ama belki de daha yüksek masraflar ortaya çıkacaktır. Buna karşın bazı çevreler, kısıtlamarın bir kısmını bu meblağla telafi edilmesi gerekir düşüncesinde olabilirler.

Bern Kantonu’nda, UMA’lar için 21 Mayıs’ta yapılacak İlticacılar Sosyal Yardımı (Kredit für Asylsozialhilfe) halk oylamasına alışık olmayan iyi bir destek, „Operation Libero”dan geldi. Bu tarafsız örgüt, daha çok genç ve eğitimli olan orta kesimlerden oluşuyor. SVP’in Yaptırım İnisiyatifi’nin büyük oranda reddedilmesinde de rol oynayan Operation Libero, krediye destek verecek tüm gençlik partileri ile birlikte çalışıp, ilticacı genç ve çocukların konumlarına uygun barındırılmasının sağlanabilmesi için, krediye evet desteklerini sunacaklarını belirttiler. Bu destek hem oylamanın sonucuna etki anlamında hem de gençliğin dayanışması açısından oldukça önemli bir girişim.

Buradan, Operation Libero’nun adına yakışır bir tavır sergilediğini vurgulamadan geçmeyelim.

 

 

 

 

 

 

 

Haşim Sancar

Pro Infirmis Bern şehri yöneticisi

Bern Çevresi Engelliler Konferansı Yönetim Kurulu Üyesi

Bern Kanton Milletvekili

Bu e-Posta adresi istenmeyen posta engelleyicileri tarafından korunuyor. Görüntülemek için JavaScript etkinleştirilmelidir.

 

 

http://www.vis-vitalis-forum.ru/data/o-bozhe-kakoy-muzhchina-natali-peredelannaya.html о боже какой мужчина натали переделанная Malulen Emeklilik Kurumunda Yeni Kısıtlamalar Tehlikesi

 

 

Daha önceki yazılarımda, engelli kişilerin durumu ve malulen emekli kurumu ile ilgili bazı konulara değinerek, gelecekteki bir takım olumsuz gelişmelere parmak basmıştım. Bu konular ne yazık ki son dönemlerde somutlaşmaya başladı.

Malulen Emekliler (IV) Kurumu, 2011 yılında revize edilirken (6a Revizyonu), bütçesinde her sene artarak çıkan 11 milyar franklık açığı kapatmak için birçok kısıtlamalara yönelmişti.

Bunlardan biri de 12‘500 kişinin malulen emeklilik maaşının kesilmesi ve 2018’e kadar iş alanına dönmeleri kararının alınması idi. Ne yazık ki tüm girişimlere karşın, işverenlerin engeli olan insanları işe almaları için kontenjan ayırmaları Parlamento tarafından kabul edilmemişti.

İşe dönme projesi fiyasko ile sonuçlandı

Gelinen süreçte “işe dönme projesi”, bu konuda tecrübe sahibi kişilerin korkularını kanıtlayarak, başarısızlıkla sonuçlandı. 25 Ocak 2017 tarihinde IV Kurum şefi Stefan Ritler, televizyonda (SF1, 10vor10) insanları tekrar iş hayatına döndürme konusunda başarısız kaldıklarını itiraf etti. Ritler, bu işi tek başlarına başaramayacaklarını özellikle vurgularken, bir yerlere mesaj veriyordu. Kâr amaçlı serbest piyasada, işverenlerin engellilere kontenjan ayırması yasa ile zorunlu kılınmazsa, sermayeye karşı bir engeli olan insanların iş bulmada pek şansları yok demek istiyordu Ritler. Elbette tek tek duyarlı ve sosyal düşünen işverenler bulunmakta. Ancak kapitalizmde iyi niyet maalesef yeterli olmuyor.

Malulen emekli kurumu (IV) borcunu ödüyor

 

Malulen emekli kurumu (IV), açığını kapatmada oldukça iyi bir yol aldı. 2005’ten beri malulen emekli maaşı alan insanların sayısında her yıl bir düşüş söz konusu. Malulen emeklilik kurumunun (IV) emeklilik kurumuna (AHV) olan 11 milyar Frank borcu, planlandığı gibin 2030’a kadar ödenmiş olacak. Bilindiği gibi, bu açığı kapatmak için 2017 sonuna kadar her sene katma değer vergisinden (Mehrwertsteuer) yüzde 0,4 (0,4%) oranında, yani bir milyar frank civarında IV’ya pay aktarılmakta. Bu pay 2018’den itibaren gelmeyecek maalesef. Buna rağmen, IV borçlarını ödeyip, ekonomik olarak iyi bir perspektife sahip olacak.

Sağ partiler ve işverenler kısıtlamalar için kolları sıvıyorlar

Tüm bunlara karşın, hiç de gerek olmaksızın, sağ ve liberal partiler engelliler alanında kısıtlama yapmada hızlarını durdurmayıp yeni kısıtlamalara yöneliyorlar. Komisyonda, politikacılar ve işveren çevreleri bu anlamda şimdiden tartışmalara başladılar. Son seçimler sonucu ulusal Parlamento’nun sağa kayması, ne yazık ki bu alanda da yine kısıtlamalara gidileceğine yönelik işaretler vermekte. Şimdiye kadar yüzde 70 oranında engelliliği olan birisi, tam malulen emeklilik maaşı alıyordu. Bu oran yeni bir düzenleme ile yüzde 80’e çıkarılmak isteniyor.

30 yaş altındakilere malullük maaşının kaldırılması

En acımasız öneri işverenler tarafından getirilmekte. Buna göre, doğumdan itibaren engelli olanlar dışındaki 30 yaş altındakilere malulen emeklilik maaşı verilmemesi ve sadece geçici bir süre için günlük para (Taggeld) verilmesi isteniyor. Bu da 30 yaş altındaki engellileri sosyal yardıma mahkûm etmek anlamına geliyor. Tekrar iş hayatına geçme (Eingliederungsmassnahmen) alanında da kısıtlamalara gidilmesi önerilmekte.

Sağ partiler çocuk maaşlarına göz dikiyorlar

Malulen emeklilerin çocuğuna da,18 yaşını bitirene kadar (eğitimde olanlar için 25 yaş sonuna kadar) aldıkları maaşın yüzde kırkı kadar çocuk aylıkları veriliyor. Sağ ve liberal parti milletvekilleri bu maaşların çok yüksek olduğunu ve çalışan kesimin aldığı 200 frank çocuk parası ile karşılaştırıldığında bir haksızlık teşkil ettiğini belirterek, bu meblanın düşürülmesi gerektiğini belirtiyorlar. Ayrıca belirtmekte yarar var: Ortalama yaşama oranının yükselmesi ile birlikte, erkeklerin ilerleyen yaşlarda çocuk sahibi olmalarında artış görünüyor. Normal emeklilikte de (AHV) bu babalar çocukları için maaş alabilmekteler. Bu durum, normal emeklilikte (AHV) tartışma konusu.

Yol paralarının kesilmesi de yolda görünüyor

Sağlık tedavileri ve meslek hayatına yeniden dönmek için (Eingliederungsmassnahmen) herhangi bir işyerine gidiş gelişlerdeki ödenen yol paraları da bazı çevrelerin gözüne batmış olacak ki, bunlarında kısıtlanması gerektiği savunuluyor.

Engelliler iş görüşmelerine çağrılsın

Gerekli olmadığı halde, tartışılan tüm bu kısıtlamalara karşı, Pro Infirmis’in de üyesi olduğu, engelliler alanındaki çatı kurumu “Inclusion Handicap”, direniş göstermekte. Inclusion Handicap, özellikle tekrar işe dönme konusunda, işverenlerin engellileri işe alması için uğraş vermesi gerektiğini belirtiyor.

Bilindiği gibi, toplu göçe karşı inisiyatifinin yasalaşması ile birlikte, herhangi bir iş yerinde boş bir kadro olduğunda, önce İsviçre’de yaşayan işsiz birisinin işçi bulma kurumları (RAV) aracılığı ile iş görüşmesine çağrılması öngörülüyor. “Inclusion Handicap”, engellilere de iş alanında bir şans verilmesi için, bu görüşmelere engellilerin de çağrılması gerektiğini belirtiyor.

Anlayacağınız, engelliler alanında ortam oldukça sıcak, ancak sonuçları engellilere soğuk bir hava yaratacağa benzemekte. Temennim, bu korkularımın gerçekleşmemesi yönünde.

http://adstime.us/wp-content/nemeet-litsoi-ruki-prichini.html немеет лицои руки причины Duyma engelliler seslerini yükseltiyorlar!

1 Şubat 2017 tarihinde, İsviçre genelinde 5000 sabit ve 2200 portatif siren aracılığı ile yapılan siren testleri sırasında; Basel, Bern, Lozan ve Lugano şehirlerinde duyma engelliler “Alarm ölüleri” etkinliği ile bir protesto gösterisi gerçekleştirdiler.

Sirenler, doğal afetler, kimyevi kazalar, savaş ve sel baskınları sırasında kullanılacak uyarı araçları olarak değerlendiriliyor. Ancak, İsviçre’deki bir milyon duyma özürlü insan için bu uyarı bir anlam ifade etmiyor. Duyma özürlüler, siren testleri sırasında meydanlarda “Flashmob“ denilen ve yere yatılarak yapılan bir protesto gösterisi ile halkı sorunlarına duyarlı kılma girişiminde bulundular. Siren testleri ile verilen herhangi bir alarm durumunda, duyma özürlülere bir SMS aracılığı ile ulaşılması isteminde bulunan bu grup, kendilerine SMS gönderilmemesinden dolayı ayırımcılığa uğradıklarını belirtiyor.

Yetkililer, SMS sisteminin geliştirilemediğini belirterek, bu istemi şimdiye kadar gerçekleştirmediler. Sel baskını sirenlerinde, alarmın verildiği bölgeyi hemen terk etmek gerekiyor.

İsviçre, Ay’a gönderilen füzelerin ve içindeki tüm eşyaların aydaki tam ölçümlerinin gerçeğe en yakın ağırlığının ölçüldüğü dünyadaki tek ülkedir (Bern Üniversitesi). Ama, bir milyonun hayatını tehlikelere karşı korumak için bir SMS sistemini geliştir(e)miyor. Buna ölmüş kargalar bile güler!

 

Pro Infirmis hizmetleri hakkında ayrıntılı bilgi ve bulunduğunuz yörenin büro adresi için: www.proinfirmis.ch

Bağışlar için: PC 30-13891-5