İsviçre'deki haber kaynağınız.

Haşim Sancar

Pro Infirmis Bern şehri yöneticisi

Bern Çevresi Engelliler Konferansı Yönetim Kurulu Üyesi

Yeşiller Bern Kanton Parlamenteri

Bu e-Posta adresi istenmeyen posta engelleyicileri tarafından korunuyor. Görüntülemek için JavaScript etkinleştirilmelidir.

 

 

Engellilere Karşı Ayırımcılık Yapıldığına Dair Tarihi Mahkeme Kararı

 

İsviçre‘de, Engellilerin Eşitliliği Yasası  (Behindertengleichstellungsgesetz: BegiG) 2004 yılından beri yürürlükte bulunuyor. İlk defa Mart 2017‘te bir mahkeme, yasanın 6. Maddesi gereği engellilere ayırımcılık yapıldığına dair bir karar verdi.

Ocak 2012 yılında zekâ ve fiziksel engelli beş çocuk, pedagoglar eşliğinde Unterrechstein/AR kaplıca havuzunda birkaç saat geçirmek istediler. Ziyaretlerini ise daha önceden belirtmişlerdi. Ancak kapıda sevimsiz ve ayırımcı bir tavır ile karşılaştılar. Havuz yöneticileri, diğer müşterilerin rahasız edilebileceklerini düşündükleri için engelli çocukların kaplıca havuzuna alınmayacaklarını belirttiler. Yapılan sözlü itirazlar maalesef bir işe yaramamıştı. Sevinçleri kursaklarında kalan engelli çocuklar ve pedagoglar, büyük bir hayal kırıklığı ve ayırımcılığa uğramanın verdiği burukluk içindeki ruh halleri ile geriye dönerler.

Bu tavırdan dolayı çok sinirlenen okul müdürü kaplıca havuz yöneticilerinden hemen bir açıklama ister. Gelen açıklama yazılıdır ve tabir-i caizse, özürü kusurundan büyük bu açıklama kaplıca havuzunun internet sayfasında da yayınlanmıştır. Açıklamada, engelli insanların grup olarak kaplıca havuzlarına alınmayacakları ve yalnız olan kişilere karşı da bu yaptırım hakkını kullanmanın saklı tutulacağı belirtiliyordu.

Konu basında ve kamuoyunda tartışmalara ve eleştirilere yol açarken, havuz yöneticileri birçok insanın tepkisi ile karşılaştı. Engelliler alanında çalışmalar yürüten Pro İnfirmis, Procap ve insieme gibi kurumlar, engelliler çatı organizasyonu Inclusion Handicap’ın hukuksal desteği ile, yasalarda öngörülen kurumların dava açma hakkından yararlanarak, sözü geçen kaplıca havuzunu ayırımcılık yapmak suçundan dolayı mahkemeye verirler.

6 yıl sonra, Mart 2017’de Appenzell Ausserrhoden Kanton Mahkemesi, İsviçre’de bir ilk olarak, davacılara bütün şikâyet konularında hak verdi. Mahkeme kararına göre, kaplıca havuzu yetkilileri engellilerin girişine izin vermemekle suç işlediler. Mahkeme kararı henüz yazılı olarak yayınlanmazken, itiraz amacı ile bir üst mahkemeye götürüleceği için henüz kesin bir karar özelliği taşımıyor. Ancak, karar şimdiki hali ile tarihsel ve ilktir. Şimdiye kadar engellilerin halka açık kurumlara alınmamasına karşı bugüne kadar böyle bir mahkeme kararı verilmemişti.

Yıllar önce Bern şehrinde bir diskotek, tekerlekli sandalyeli bir engelliyi içeri almamıştı. Şehir parlamentosunda bulunduğum bu süreçte, parlamentoya bir soru önergesi vermiştim. Diskotek sahibi, Cumartesi akşamının çok kalabalık olmasından dolayı, bu kişinin o gece yangın çıkabilmesi ihtimali durumunda güvenliğinin sağlanamayacağını belirtmişti. Ancak, daha sonra da geri adım atmak zorunda kalmıştı.

Topluma açık yerlerde bu tür ayırımcılığın yapılamayacağını o zaman dile getirmiştim. Aksi taktirde, bu kurumlara verilen işletme izninin iptaline kadar gidebilecek tedbirler alabilme olanakları bulunuyor. Ancak, o zamanlar henüz bir mahkeme kararı yoktu. Mart 2017 tarihli mahkeme kararı, ileride bu tür durumlara örnek gösterilebilmesi acısından yol gösterici ve sevindirici bir karar.

Bu kararda görebildiğimiz gibi, hukuk sisteminde kişilerin bizzat mahkemeye başvurabilmesinin yanında, kurumların da dava açma hakklarının bulunması, hukuksal olarak büyük bir avantaj sağlıyor. Bu hak çevre ve doğayı koruma alanlarında da bulunuyor.

Temennimiz, ayrımcılığın olmadığı, çok çeşitlilik ve çok renkliliğin olduğu bir toplumda hep birlikte yaşamak.

 

Pro Infirmis hizmetleri hakkında ayrıntılı bilgi ve bulunduğunuz yörenin büro adresi için: www.proinfirmis.ch

Bağışlar için: PC 30-13891-5

 

 

 

 

 

Haşim Sancar

Yeşiller Bern Kanton Milletvekili

Bu e-Posta adresi istenmeyen posta engelleyicileri tarafından korunuyor. Görüntülemek için JavaScript etkinleştirilmelidir.

 

 

 Bern Kantonu’nda Reşit Olmayan İlticacılar (UMA) İçin Halk Oylaması

 

 

UMA (Unbegleitete Minderjährige Asylsuchende), anne- babasız, refakatsız ve reşit olmayan (1-17 yaşları arasında) ilticacı gençler için kullanılan bir ifade.

UMA’lar çocuk yaşta oldukları için, diğer ilticacılardan ayrı ve yaşlarına uygun şartlarda barındırılmalı, geleceğe yönelik olarak UMA’ların eğitimine yatırımda bulunulmalıdır. Gençlerin geleceğine şimdiden ne kadar yatırım yapılırsa, gelecekte bu kesimden toplumsal olarak o kadar yararlanılır.

Kanton Bern, UMA’ları (458 kişi), onlara uygun ve diğer ilticacılardan ayrı tutarak, genellikle personelli konutlarda barındırmaktadır. Bunlardan bir kısmı ise İsviçreli ailelerde kalırken, tüm UMA’lara dil öğrenme, eğitim ve meslek edinebilme olanakları sunulmaktadır.

Bu şartlara uygun olarak UMA’lar Kanton bütçesine daha masraflı olmaktadırlar. Ancak, Federal Hükümet’in Kanton’a ödediği meblağ, yukarıda sözünü ettiğimiz nedenlerden dolayı yetersizdir. Bunu için, Kanton kendi bütçesinden, bu masraflar için bir meblağ ayırmak durumundadır. Sözünü ettiğimiz masraflar için Bern Kanton Hükümet’i geçen senenin Eylül ayında Parlamento’ya 2016-2019 yılları arası için bir bütçe sundu. Bu yıllar için Parlamento’nun toplam 105 milyon Frank’lık bir kredi vermesini istedi. Kredi, Bern Kanton Parlamentosu’nda büyük bir çoğunlukla geçti. Karşı oy bir tek SVP ve EDU’dan geldi.

SVP daha sonra bu krediyi engellemek amacı ile referandum için imza kampanyası başlattı ve gerekli olan on bin geçerli imzayı topladı. SVP, çocuklar için de olsa, masrafların yüksek olduğunu iddia ediyor ve UMA’ların ergen olan ilticacılarla aynı konutlarda ve aynı şartlarda barındırılmasını öneriyor. Oysa, çocukları koruma yasasından dolayı, ergen olmayan ve herhangi bir ebeveyn ile yaşamayan çocukların uygun şartlarda barındırılması zorunluluğu bulunuyor. Eğer çocukları koruma yasası devreye girse, söz konusu masraflar daha da yüksek olurdu. Bu parti ve çevresinin yabancılara ve ilticacılara bakış açısı ve kamuoyunda yabancılar konusunu sıcak tutup bunu oy potansiyeline çevirme çabaları, bilenen diğer bir gerçek.

Bern Kantonu’ndaki diğer tüm orta ve liberal partiler bu krediye Parlamento’da evet diyorlar. Buna rağmen konuya gereken ciddiyetle yaklaşılmalı ve bu saldırının boşa çıkartılması gerekir.

Eğer sözü geçen kredi için ciddi bir evet kampanyası yürütülmezse, kaybetme olasılığı bulunuyor. Kaybetme nedenlerden biri meblağın yüksek oluşu (105 Milyon Frank) olabilir.

Aslında kredinin 2016 yılı için payı olan 46 Milyon Frank harcanmış durumda ve 2017’nin (yine 46 Milyon Frank) de neredeyse yarısı harcanmış olacak. Ancak, yasal nedenlerden dolayı bütün kredi için halk oylamasında gidilebilmekte.

Kanton Bern, önümüzdeki yıl için yine Sonbahar’da Parlamento’ya gelecek olan 200-300 Milyon Frank’lık bir kısıtlama paketi hazırlıyor. Oylamada Hayır çıkması halinde, çocukları koruma yasasının getirdiği zorunluluktan dolayı, farklı ama belki de daha yüksek masraflar ortaya çıkacaktır. Buna karşın bazı çevreler, kısıtlamarın bir kısmını bu meblağla telafi edilmesi gerekir düşüncesinde olabilirler.

Bern Kantonu’nda, UMA’lar için 21 Mayıs’ta yapılacak İlticacılar Sosyal Yardımı (Kredit für Asylsozialhilfe) halk oylamasına alışık olmayan iyi bir destek, „Operation Libero”dan geldi. Bu tarafsız örgüt, daha çok genç ve eğitimli olan orta kesimlerden oluşuyor. SVP’in Yaptırım İnisiyatifi’nin büyük oranda reddedilmesinde de rol oynayan Operation Libero, krediye destek verecek tüm gençlik partileri ile birlikte çalışıp, ilticacı genç ve çocukların konumlarına uygun barındırılmasının sağlanabilmesi için, krediye evet desteklerini sunacaklarını belirttiler. Bu destek hem oylamanın sonucuna etki anlamında hem de gençliğin dayanışması açısından oldukça önemli bir girişim.

Buradan, Operation Libero’nun adına yakışır bir tavır sergilediğini vurgulamadan geçmeyelim.

 

 

 

 

 

 

 

Haşim Sancar

Pro Infirmis Bern şehri yöneticisi

Bern Çevresi Engelliler Konferansı Yönetim Kurulu Üyesi

Bern Kanton Milletvekili

Bu e-Posta adresi istenmeyen posta engelleyicileri tarafından korunuyor. Görüntülemek için JavaScript etkinleştirilmelidir.

 

 

Malulen Emeklilik Kurumunda Yeni Kısıtlamalar Tehlikesi

 

 

Daha önceki yazılarımda, engelli kişilerin durumu ve malulen emekli kurumu ile ilgili bazı konulara değinerek, gelecekteki bir takım olumsuz gelişmelere parmak basmıştım. Bu konular ne yazık ki son dönemlerde somutlaşmaya başladı.

Malulen Emekliler (IV) Kurumu, 2011 yılında revize edilirken (6a Revizyonu), bütçesinde her sene artarak çıkan 11 milyar franklık açığı kapatmak için birçok kısıtlamalara yönelmişti.

Bunlardan biri de 12‘500 kişinin malulen emeklilik maaşının kesilmesi ve 2018’e kadar iş alanına dönmeleri kararının alınması idi. Ne yazık ki tüm girişimlere karşın, işverenlerin engeli olan insanları işe almaları için kontenjan ayırmaları Parlamento tarafından kabul edilmemişti.

İşe dönme projesi fiyasko ile sonuçlandı

Gelinen süreçte “işe dönme projesi”, bu konuda tecrübe sahibi kişilerin korkularını kanıtlayarak, başarısızlıkla sonuçlandı. 25 Ocak 2017 tarihinde IV Kurum şefi Stefan Ritler, televizyonda (SF1, 10vor10) insanları tekrar iş hayatına döndürme konusunda başarısız kaldıklarını itiraf etti. Ritler, bu işi tek başlarına başaramayacaklarını özellikle vurgularken, bir yerlere mesaj veriyordu. Kâr amaçlı serbest piyasada, işverenlerin engellilere kontenjan ayırması yasa ile zorunlu kılınmazsa, sermayeye karşı bir engeli olan insanların iş bulmada pek şansları yok demek istiyordu Ritler. Elbette tek tek duyarlı ve sosyal düşünen işverenler bulunmakta. Ancak kapitalizmde iyi niyet maalesef yeterli olmuyor.

Malulen emekli kurumu (IV) borcunu ödüyor

 

Malulen emekli kurumu (IV), açığını kapatmada oldukça iyi bir yol aldı. 2005’ten beri malulen emekli maaşı alan insanların sayısında her yıl bir düşüş söz konusu. Malulen emeklilik kurumunun (IV) emeklilik kurumuna (AHV) olan 11 milyar Frank borcu, planlandığı gibin 2030’a kadar ödenmiş olacak. Bilindiği gibi, bu açığı kapatmak için 2017 sonuna kadar her sene katma değer vergisinden (Mehrwertsteuer) yüzde 0,4 (0,4%) oranında, yani bir milyar frank civarında IV’ya pay aktarılmakta. Bu pay 2018’den itibaren gelmeyecek maalesef. Buna rağmen, IV borçlarını ödeyip, ekonomik olarak iyi bir perspektife sahip olacak.

Sağ partiler ve işverenler kısıtlamalar için kolları sıvıyorlar

Tüm bunlara karşın, hiç de gerek olmaksızın, sağ ve liberal partiler engelliler alanında kısıtlama yapmada hızlarını durdurmayıp yeni kısıtlamalara yöneliyorlar. Komisyonda, politikacılar ve işveren çevreleri bu anlamda şimdiden tartışmalara başladılar. Son seçimler sonucu ulusal Parlamento’nun sağa kayması, ne yazık ki bu alanda da yine kısıtlamalara gidileceğine yönelik işaretler vermekte. Şimdiye kadar yüzde 70 oranında engelliliği olan birisi, tam malulen emeklilik maaşı alıyordu. Bu oran yeni bir düzenleme ile yüzde 80’e çıkarılmak isteniyor.

30 yaş altındakilere malullük maaşının kaldırılması

En acımasız öneri işverenler tarafından getirilmekte. Buna göre, doğumdan itibaren engelli olanlar dışındaki 30 yaş altındakilere malulen emeklilik maaşı verilmemesi ve sadece geçici bir süre için günlük para (Taggeld) verilmesi isteniyor. Bu da 30 yaş altındaki engellileri sosyal yardıma mahkûm etmek anlamına geliyor. Tekrar iş hayatına geçme (Eingliederungsmassnahmen) alanında da kısıtlamalara gidilmesi önerilmekte.

Sağ partiler çocuk maaşlarına göz dikiyorlar

Malulen emeklilerin çocuğuna da,18 yaşını bitirene kadar (eğitimde olanlar için 25 yaş sonuna kadar) aldıkları maaşın yüzde kırkı kadar çocuk aylıkları veriliyor. Sağ ve liberal parti milletvekilleri bu maaşların çok yüksek olduğunu ve çalışan kesimin aldığı 200 frank çocuk parası ile karşılaştırıldığında bir haksızlık teşkil ettiğini belirterek, bu meblanın düşürülmesi gerektiğini belirtiyorlar. Ayrıca belirtmekte yarar var: Ortalama yaşama oranının yükselmesi ile birlikte, erkeklerin ilerleyen yaşlarda çocuk sahibi olmalarında artış görünüyor. Normal emeklilikte de (AHV) bu babalar çocukları için maaş alabilmekteler. Bu durum, normal emeklilikte (AHV) tartışma konusu.

Yol paralarının kesilmesi de yolda görünüyor

Sağlık tedavileri ve meslek hayatına yeniden dönmek için (Eingliederungsmassnahmen) herhangi bir işyerine gidiş gelişlerdeki ödenen yol paraları da bazı çevrelerin gözüne batmış olacak ki, bunlarında kısıtlanması gerektiği savunuluyor.

Engelliler iş görüşmelerine çağrılsın

Gerekli olmadığı halde, tartışılan tüm bu kısıtlamalara karşı, Pro Infirmis’in de üyesi olduğu, engelliler alanındaki çatı kurumu “Inclusion Handicap”, direniş göstermekte. Inclusion Handicap, özellikle tekrar işe dönme konusunda, işverenlerin engellileri işe alması için uğraş vermesi gerektiğini belirtiyor.

Bilindiği gibi, toplu göçe karşı inisiyatifinin yasalaşması ile birlikte, herhangi bir iş yerinde boş bir kadro olduğunda, önce İsviçre’de yaşayan işsiz birisinin işçi bulma kurumları (RAV) aracılığı ile iş görüşmesine çağrılması öngörülüyor. “Inclusion Handicap”, engellilere de iş alanında bir şans verilmesi için, bu görüşmelere engellilerin de çağrılması gerektiğini belirtiyor.

Anlayacağınız, engelliler alanında ortam oldukça sıcak, ancak sonuçları engellilere soğuk bir hava yaratacağa benzemekte. Temennim, bu korkularımın gerçekleşmemesi yönünde.

Duyma engelliler seslerini yükseltiyorlar!

1 Şubat 2017 tarihinde, İsviçre genelinde 5000 sabit ve 2200 portatif siren aracılığı ile yapılan siren testleri sırasında; Basel, Bern, Lozan ve Lugano şehirlerinde duyma engelliler “Alarm ölüleri” etkinliği ile bir protesto gösterisi gerçekleştirdiler.

Sirenler, doğal afetler, kimyevi kazalar, savaş ve sel baskınları sırasında kullanılacak uyarı araçları olarak değerlendiriliyor. Ancak, İsviçre’deki bir milyon duyma özürlü insan için bu uyarı bir anlam ifade etmiyor. Duyma özürlüler, siren testleri sırasında meydanlarda “Flashmob“ denilen ve yere yatılarak yapılan bir protesto gösterisi ile halkı sorunlarına duyarlı kılma girişiminde bulundular. Siren testleri ile verilen herhangi bir alarm durumunda, duyma özürlülere bir SMS aracılığı ile ulaşılması isteminde bulunan bu grup, kendilerine SMS gönderilmemesinden dolayı ayırımcılığa uğradıklarını belirtiyor.

Yetkililer, SMS sisteminin geliştirilemediğini belirterek, bu istemi şimdiye kadar gerçekleştirmediler. Sel baskını sirenlerinde, alarmın verildiği bölgeyi hemen terk etmek gerekiyor.

İsviçre, Ay’a gönderilen füzelerin ve içindeki tüm eşyaların aydaki tam ölçümlerinin gerçeğe en yakın ağırlığının ölçüldüğü dünyadaki tek ülkedir (Bern Üniversitesi). Ama, bir milyonun hayatını tehlikelere karşı korumak için bir SMS sistemini geliştir(e)miyor. Buna ölmüş kargalar bile güler!

 

Pro Infirmis hizmetleri hakkında ayrıntılı bilgi ve bulunduğunuz yörenin büro adresi için: www.proinfirmis.ch

Bağışlar için: PC 30-13891-5

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Haşim Sancar

Yeşiller Partisi Bern Kanton Milletvekili

Bu e-Posta adresi istenmeyen posta engelleyicileri tarafından korunuyor. Görüntülemek için JavaScript etkinleştirilmelidir.

 

 

 

Sosyal Yardıma Kısıtlama ve Saldırı

Sosal yardım en son ağ

Sosyal yardım (Sozialhilfe) toplumum ve sosyal sigortaların son ağıdır. Ekonomik durumu iyi olmayan bir kişinin veya bir ailenin geliri geçimi için yeterli değilse ve diğer tüm sosyal sigortalardan (işsizlik, malülen emeklilik, hastalık sigortası vs.) yararalanılamıyor veya yeterince yararlanamıyorsa, devreye giren ve belediyelerin sosyal yardım kurumları (Sozialdienst) tarafından belli bir bütçeye göre yapılan yardımdır.

Bu son ağ, adeta yüksek bir yerden diğer ağlaradan geçerek düşen birisinin yere çakılmamasını engellemeye yönelik son ağdır. Sosyal yardım, diğer sosyal sigortalarla karşılatırıldığında, bir belediye sınırları içersinde yaşayan, ihtiyacı olan herkese verilmesi gereken ve prime bağlı olmayan bir yardımdır.

SKOS (Schweizerische Konferenz für Sozialhilfe): İsviçre Sosyal Yardım Konferansı

Sosyal yardım, verilen vergilerle karşılaşılanan, toplumsal barışa da hizmet eden ve kantonların oluşturdukları kanunlarla çerçevesi çizilen bir sosyal sigortadır. Kişiler ve aileler için önerilen bütçe, içinde kantonların sosyal yardım bakanlarının da yer aldığı bir kurum olan, SKOS (Schweizerische Konferenz für Sozialhilfe: İsviçre Sosyal Yardım Konferansı) tarafından belirlenir. Ancak kurumun mutlak bağlayıcılığı yoktur. Bu bütçe kantonlar tarafınan genellikle örnek alınır ve uygulanır. Bu bütçe, geçici bir yardımı öngördüğü ve kişinin tekrar iş hayatına dönmesini cazip kılması için, yaşamda gerekli en az bir miktarı kapadığı için, düşüktür. Bu sebeple, sosyal yardım alan kişiler yalnızlığa itilen, toplumun en kenar kesimlerini oluşturan, bir kısmı hastalıklarından dolayı çalışamayan ama malülen emeklilik sigortasından da yararlanamayan işsizler, sosyal sorunlara sahip kişiler, coğu kalifiye olmadığı için işsiz kalan kimseler, küçük çocukları ile tek başına yaşamak zorunda kalan anneler gibi kişilerden oluşuyor. Sosyal yardım ile geçinmek zorunda kalan kesimin, takriben üçte ile dörtte birini, zengin İsviçre’nin geleceği olan çocuklar oluşturuyor.

Sosyal yardım bütçesi

Sosyal yardım alabilmek için, kişinin mal ve mülkünün olmaması, durumunu istenen belgelerle çok sıkı bir şekilde kanıtlanması gerekiyor. Deyim yerinde ise kişinin donuna kadar soyunması gerekir (bazen onu da indirmek gerekiyor).

SKOS’un sosyal yardım bütçe önerisi şu şekilde görünüyor:

Tüm ihtiyaçlar (Grundbedarf) için (yeme, içme, elbise, elektrik, su, kültürel faaliyetler, toplu taşımacılık vs), bir kişi için 986 frank, iki kişi için 1’509 frank, üç kişi için 1’834 frank şeklinde.

Görüldüğü gibi, kişi sayısı arttıkça ortalama da düşmekte. Yörelere göre değişen sınırlı bir miktara kadar ev kirası, en ucuz hastalık sigortası primi ve hastalık masrafları (Selbstbehalt).

Bazı durumlarda (örneğin kişinin çalışması eğitim ve kurs yapması veya iş aramasını başarılı bir şekilde yürütmesi durumda), çocukları ile yalnız yaşayan kadınlara vs. bazı ek ödemeler de yapılmaktadır.

Sosyal yardıma saldırılar

Son on yıl içerisinde sosyal yardımlara etkili bir saldırı politikası geliştirildi. Tek tük rastlanılan kötüye kullanma (örneğin kaçak çalışılıp sosyal yardım alma) olayları bir vesile olarak saldırı malzemesi haline getirilirken, bu alandaki sorumlu politikacılara kirli bir savaş açıldı. Sosyal Yardım’ın toplumsal boyutları göz ardı edilip, kişisel bir suçmuş gibi, tembellik ve bir nevi utanma duygusu ile bağlantısı yapılmaya çalışıldı. Bu kampanyayı sağ ve populist parti ve kişiler başlatırken, buna bazı medya grupları da destek sağladı. Toplumda sosyal yardım alanların sindirilmesi ve utanması gerektiği anlayışı yaygınlaştırılırken, sosyal yardım alanlara dair olumsuz bir imaj geliştirildi. Buna göre yardım alanların çalışmak istemeyen tembeller olduğu yansıtılmaya çalışıldı. Ve bu konuda haylı bir başarı da sağlandı.

Sosyal yardıma yapılan bu saldırılar, bu alanda bir çok tedbirlerin alınmasına yol açtı. Kişinin bazı belgeleri getirmemesi veya getirememesi, bazı önerilen işlere birtakım nedenlerle gitmemesi veya gidememesi, bazı şartları yerine getirememesi durumunda ya sosyal yardımın hiç ödenmemesini ya da bir süre için veya sürekli bir şekilde yapılan yardımın kısıtlanmasına neden olabiliyor.

Bern Kantonu’nda olduğu gibi bazı kontonlar sosyal dedektifler oluşturup, gözlem amacı ile adeta insanların özel yaşantısına kadar gizli bir şekilde girebiliyorlar. Bazı kantonlar, SKOS bütçe önerisini yüksek bulup, SKOS limitlerinin altına düşmeye yöneliyorlar.

Bern Kantonu sosyal yardımı kısıtlamaya gidiyor

SP’den iki bakanın geri çekilmesi ve yapılan ara seçimler sonucu hem Hükümet’te hem de Parlamento’da salt çoğunluğu elde eden sağ parti temsilcileri, Bern Kantonu’nda sosyal yardımda 20 milyon franklık bir kısıtlamaya gitmek için kolları sıvadılar.

Kısıtlama önerisi, bir belediyede başkanlık yapan SVP’li bir kanton parlamenterden gelmişti ve Parlamento’dan geçtikten sonra, yine kantonda sosyal kurumlardan sorumlu SVP’li bir bakanın kolları sıvaması ile gerçekleştirilmeye çalışılıyor. Sözkonusu kısıtlamalar yasa değişikliği öngördüğü için,  siyasi parti ve bu alanda çalışma yapan kurumların daha önceden düşüncelerinin alınması (Vernehmlassung) gerekiyor. Bakan Bey, kısıtlamaları bir an önce hayata geçimek istediği için (Sonbahar 2018’de) buna pek gönüllü görünmüyor ve hukuksal bir mücadeleyi bile göze almış görünüyor. Anlaşılan, hazırladığı değiklikleri bu konudaki bilgi sahibi personeline bile sormadan, kendi bürosunda hazırlamış.

Hangi kısıtlamalar?

Gizli tutulmasından dolayı henüz belli olmamasına karşın, konuşulan bir dizi kısıtlama önerisi söyle;

  • Herkese yapılan tüm ihtiyaçlar yardımının yüzde 10 oranında azaltılması.
  • 18-25 yaşları arasındaki gençlere, tüm ihtiyaçlar yardımının yüzde 15’ten 30’a kadar kısıtlanması
  • Dil bilmeyen yardım alıcılarına (göçmenler) tüm ihtiyaçlar yardımının yüzde 30 oranına kadar kısıtlanması.
  • İltica yoluyla alınan F oturumlu kişiler belli bir süre sonra SKOS bütçesinden yardım alabilmekteler. Bu yardımın yüzde 15 indirilmesi.
  • 12 yaşı altındaki çocukları ile tek başına yaşayan ve bakım görevi bulunan özellikle kadınlara ve 60 yaş üzerindekilere yapılan yardımlara yönelik kısıtlamalar öngörülmüyor.

Görüldüğü gibi, bazı kısıtlamalar dil yetersizliği, sahip olunan oturumun cinsi vs. ayırımcı niteliği taşıdığı ve eşit uygulamayı zedelediği için yasalara bile ters düşmekte.

Sosyal yardım alan insanlar, siyaset ve kamuoyu tarafından oldukça yıpratıldığı ve suçluymuş gibi yansıtıldığı için hem örgütlenemiyor hem de sokağa çıkma cesaretini gösteremiyor. Bu görev, toplumun bir kesiminin dıştalanmasına karşı çıkan yeşil ve sol partilerin yanında, sendikalar, sosyal alanda çalışan NGO gibi kurum ve kuruluşlara düşüyor. Bıçak kemiğe dayanmış görünüyor.

Bern Kantonu’nundaki sosyal yardımın uğradığı bu yeni saldırı akınına karşı, protestolar ve kamuoyu baskısı ile ne kadar güçlü bir direniş gösterilse bu saldırılar o derece geri teptirilebilir. Böyle bir çalışma başladı. Bakalım ne denli ses getirecek ve ne denli geri adım attırılabilecek.

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Hasim Sancar- www.haberpodium.com

Haşim Sancar

Yeşiller Partisi Bern Kanton Milletvekili

Bu e-Posta adresi istenmeyen posta engelleyicileri tarafından korunuyor. Görüntülemek için JavaScript etkinleştirilmelidir.

 

 

 

2016 Yılında İsviçre Gündemine Damgasını Vuran Konular

 

2016 yılında İsviçre’de neler olduğunu anlatmadan önce bir şeyi vurgulamadan geçmeyelim; Dünya’daki gelişmeleri, savaşları, zorunlu göçleri, ekonomik krizleri vs. göz önünde tutarsak, İsviçre’de oldukça ‘rahat ve güvenilir’ bir ortamda yaşadığımızı ve diğer insanlara yardımda bulunabilme şansına sahip olduğumuzu söyleyebilirim.

2016 yılında İsviçre’de en çok konuşulan konular şöyleydi;

 

FIFA skandalları

Fifa baskani infantino - www.haberpodium.com

Yeni FIFA başkanı da Kanton Walis’in bir köyünden(!)

Bilindiği gibi 2015 yılında, 111 yıllık bir tarihe sahip olan FIFA’nın en büyük skandalına şahit olunmuş ve ortaya çıkan bir takım yolsuzluk ve rüşvet olaylarıyla tüm futbol dünyası çalkalanmış, FIFA’ya bağlı 41 kişi ve kurum hakkında ABD’de dava açılmıştı. Diğer birçok rüşvet ve yolsuzluk olaylarının yanında, Dünya Kupaları’nın 2018’de Rusya’da ve 2022’de Katar’da yapılması kararını alan Yürütüme Kurulu’nun 24 üyesinden 12’si yolsuzluk yapmak ve zimmetine para geçirmekle suçlandı. Bu suçlamalardan dolayı merkezi Zürich’te bulunan FIFA’da aramalar yapılmış ve aynı gün kurumun 7 yöneticisi tutuklanmıştı. FIFA Başkanı, İsviçre’nin Walis Kantonu’ndan 79 yaşındaki Joseph Blatter’e yapılan ağır eleştirilere karşın, 2015’de tekrar seçilmiş, beklentilerin tersine birkaç gün sonra istifasını açıklamıştı. 

Şubat 2016’da Zürich’te yapılan kongrede, başka bir ülkeden bir başkana sıra gelmedi. Yeni FIFA Başkanı, Walis Kantonu’nun başka bir köyünden olan Gianni Infantino seçildi. Dünya batsa, İsviçre batan en son ülke olur herhalde! Infantino FIFA içersindeki çalkantıları durdurabilecek mi sorusu henüz cevaplanmış değil.                                                                             

Gençlerde şiddete eğilim azalmaya devam ediyor

Gençlerde şiddete eğilimi -www.haberpodium.com

Reşit olmayan gençlerdeki şiddete eğilim altı yıldır gittikçe azalıp 2009’daki (4440 vaka) istatistiklerin yarısına düştü. Bu yıl açıklanan 2015 istatiğine göre, İsviçreli gençlerdeki şiddet eğilimi 1000 kişiden 3 kişiye, yabancı gençlerdeki şiddet eğilimi ise 1000 kişiden 5 kişiye tekabül ediyor. Yabancılardaki oran halen yüksek olmasına karşın, özellikle Türkiyeli ve eski Yugoslavya’dan gelen gençlerde şiddet eğilimindeki düşüş oldukça yüksek. Konunun erbabları, bu düşüşün büyük nedenin sosyal medyadan kaynaklanmasından korkuyorlar. Bir taraftan, yalnızlaşan gençlik, diğer taraftan sosyal medya yolu ile yeni şiddet metodlarının gelişmesinden endişe ediliyor. Kanımca, sosyal medya etkin bir rol oynasa da konuyu açıklamaya yetmemekte. Yeni ceza yasası, son yıllarda ekonomideki canlılık ve altı yıl öncesine kıyasla, staj yeri bulmada kolaylıklar da önemli rollere sahip. Tüm bunların yanında, istitastiklere karşı mümkün oldukça mesafeli yaklaşmak gerekir, çünkü statistikler bir an fotoğrafı gibidir ve daha çok toplumun şikâyette bulunma tavrını sergiler. İstistatiklerde de olsa, kuşkusuz gençliğin günah keçisi olarak gösterilmemesi sevindirici bir durum.

Temennim, geleceğimiz olan gençlere, ekonomik kriz gibi zor dönemlerde de perspektifler ve barış için mücadele sunabilmemizdir.

 Burka yasağı

isvicre'de burka yasagi - www.haberpodium.com

Kanton Tessin’in Eylül 2013’te halk oylamasında getirdiği Burkayı Yasaklama inisiyatifi yüzde 65 oranında oyla kabul edilmişti. Bir sonraki aşamada ise Kanton anayasasının değiştirilmesi gündeme gelmişti. Bu durumda kantonların anayasalarındaki değişikliklerin Federal Parlamento’da (Nationalrat) ve Temsilciler Meclisi’nde de (Ständerat) kabul görmesi gerekiyordu. Her iki meclis bu değişikliğı kabul ederken, İsviçre’de ilk kez, Kanton Tessin’de, Burka yasağı 1 Temmuz 2016 tarihi itibariyle yürürlüğe girmiş oldu.

Olmayan bir sorundan zevk alan, Burka aracılığı ile yabancı düşmanlığını hedefleyen kimi aşırı sağcı çevreler hızını alamayıp, Mart 2016 tarihinde İsviçre genelinde Burka’yı yasaklamak hedefi ile, bir inisiyatif için imza toplamaya başladılar.

Avrupa’daki yabancı düşmanlığı yapan partiler, genelde göçmenler özelinde islama karşı yaptıkları politikalarda prim toplayınca ve bu politikalarının seçimlerde oya dönüştürdüğünü görünce, bu anti-göçmen ve islam-karşıtı propagandaların sürekli yapılması yolunu seçiyorlar. Gerek minarenin gerekse de burkanın İsviçre’deki sayısının elle sayılabilcek kadar az olması bir şey değiştirmiyor.

 İsviçre Yeşiller Partisi’nin atom santrallerine karşı inisiyatifi

Isvicre Atom santralleri - www.haberpodium.com

İsviçre Yeşiller Partisi’nin atom santallerinin açılışından 45 yıl sonra kapatılmasını isteyen inisiyatifi, 2016’da halk oylamasına sunuldu. Bu inisiyatife göre dünyanın en eski atom santrali olan Beznau I’in yanında Beznau II ve Mühleberg’in 2017 yılında AKW Gösgen’de 2024 ve AKW Leibstadt 2029 yıllarında fişlerinin çekilmesi gerekiyordu. Oylama sonucu, Yeşiller Partisi açısından büyük bir başarı teşkil etse de, ne yazık ki bu inisiyatif halk oylamasında yüzde 46 oranında kabul görerek, yeterli olmayan bir sonuç aldı. Bu sonucun en büyük nedeni, tüm sağ partilerin ve ekonomi çevrelerinin büyük direnişinin yanında, oylamadan kısa bir süre önce Ulusal Parlamento’nun kabul ettiği enerji stratejisi 2050 idi. Bu stratejiye göre Beznau I’in 2029’da kapatılması öngörülüyor ve diğer atom santrallerinin açılışından 40 yıl sonra uzun ömürlü konseptler sergilemesi isteniyor. Diğer taraftan İsviçre’nin giderek ekolojik kaynaklardan elektrik üretimini arttırması da öngörülüyor.

Emeklilere (AHV) zam inisiyatifi

isvicre'de emeklilik-www.haberpodium.com

Emeklilere 250 franka kadar zam öngören AHFplus, sendika, yeşil ve sol çevrelerin inisiyatifi ne yazık ki 2016’daki halk oylamasında kabul görmedi. Pensiyon kasaların yatırımlarındaki gelirin düşmesi ve bunun alınan emekli aylıklarına yansımasını gidermek amacı ile bir olasılıkla Federal Parlamento’dan emekli aylıklarına 70 Franklık gibi bir artış çıkabilir. AHV önümüzdeki süreçte de birçok tartışmalara konu olacağa benziyor; Kadınların emeklilik yaşlarının 65’e, erkeklerin 67’e çıkarılması, emeklilerin reşit olmayan çocuklarına ödenen maaşların kaldırılması, dullara emeklilik aylıkların sadece reşit olmayan çocukları varsa verilmesi, vs…

Yaptırım inisiyatifi

isvicre'den yurtdisi edilme - www.haberpodium.com

Almancası Durchsetzungsinitiative olan yaptırım inisiyatifi, yurtdışı etme inisiyatifi (Ausschaffungsinitiative) sonrası, yine SVP tarafından halk oylamasına sunulmuştu. Küçük suç işlemelerde dahi, yabancıların yurtdışı edilmesini öngören, yurtdışı etme inisiyatifinin parlamentoda yasaya geçirilmesinden hoşnut olmayan SVP, yeni bir initiyatif ile ilk inisiyatifinin, uluslararası antlaşmalar ve yargının bağımsızlığını gözetmeksizin, kayıtsız ve şartsız yasaya uygulanmasını istemekteydi. Oysa Parlamento, örneğin hakimlere istisnai durumlarda karar hakkı tanıyordu. Bu yeni inisiyatif 2016 yılında halk oylamasına gitmiş, tüm diğer parti ve sivil örgütlerin desteği ile, yüzde 59 gibi büyük bir çoğunlukla reddedilmişti. Bu oylama ile duvara toslayan SVP, yabancılar konusunu kamuoyunda canlı tuttuğu için, yine de kârlı çıkmıştır.

Toplu göç inisiyatifi

isvicre'de toplu göc www.haberpodium.com

Almancası Masseneinwanderung olan SVP’nin toplu göçe karşı inisiyatifi, İsviçre’ye gelen göçmenlerin sayısını kısıtlama ile ilgili idi ve Şubat 2014’te halk oylamasında kabul görmüştü. Bu inisiyatif, Avrupa Birliği ile olan serbest dolaşımı sağlayan ikili antlaşmaların gerekirse iptal edilmesi istenmekte ve göçü kontenjana bağlayarak, örneğin yabancıların aile birleşimini ve sosyal yardım alabilmesini engelleme, iş pazarında İsviçre’de oturanlara öncelik tanıma istemlerini içermekteydi. Söz konusu inisiyatif 2016’nın sonlarında Parlamento tarafından kabul edilip, Avrupa Birliği (AB) ile olan ikili antlaşmalara ve serbest dolaşıma zarar vermeksizin yasalaştı.

Buna göre işçi arayan bir işyeri, önce işçi kurumundan kayıtlı işsiz birisini görüşmeye davet edecek. Sunduğu inisiyatifin bu şekilde yasaya geçmesinden hoşnut olmayan SVP, diğer partilere anayasayı çiğnedikleri suçlamasında bulunsa da, yeni yasaya karşı referanduma gitmedi. SVP’nin yan kurumu olan AUNS (Bağımsız ve Tarafsız bir İsviçre Hareketi), bu yazının kaleme alındığı sıralarda, SVP’yi de şaşırtan bir açıklamayla, AB ile olan serbest dolaşımı da kapsayan ikili anlaşmaların iptali için bir inisiyatif başlatarak imza toplamaya gideceğini bildirdi. Ayrıca, referunduma başvuru süresinin son gününde, SP üyesi bir üniversite profesörü olan Nenad Stojanovic, bu yasanın Parlamento’dan bu şekilde geçmesine karşı referanduma gideceğini belirtti. Bu girişiminde, SVP’nin mağdurluk politikasını engellemeyi hedefleyen Nenad Stojanovic, bu yola halktan olur almak için başvurduğunu belirtiyor. Bilindiği gibi, referendum için İsviçre genelinde 100 gün içerisinde, oy hakkına sahip kişilerden elli bin geçerli imza toplamak gerekiyor.

En sıcak ve kurak Sonbahar 2016

Isvicre'de kurak iklim - www.haberpodium.com

Alman kökenli Hildegard Knef, “Dünyanın sonu Zürich gölü kenarında, gölgede otuz derecede geldi” der, bir aşkın, bir sıcak yaz gününde bitimini anlatan şarkısında. Yazların sıcağına, kuru geçmesine alıştık, ancak sonbaharın 2016’daki kadar sıcak ve kuru geçmesi, kayıtlar yapıldığından beri hiç raslanmamış bir olgu. Bırakın Noel’i, yılbaşına da karsız girdik. Kayak merkezlerinın bir kısmı teleferiklerini hiç çalıştırmadı. Bazıları, makina gücü ile, ki oda gereken soğuğu yakalayabiliyorsa, suni kar üretmeye gitti. Öyleki, kayak yapılabilmesi için üretilen kar, sadece kayak şeritlerine yetebiliyor ve yeşil çimenlerin yanında, kara koyunun sırtındakı alaca beneklere benziyor.

2016’nın son haftasında, daha henüz yılbaşı havai fişekler atılmadan iki üzücü haber geldi: aşırı sıcaklıklar ve kuraklıklardan dolayı Tessin ve Graubünden Kantonlarında orman yangınları tüm çabalara karşın bir hafta süreyle devam etti.

Bu gerçeklik bizlere, iklimin değiştiğini, küresel ısınmanın arttığını, bağırarak sesleniyor. Bu gidişatın bir kısmında biz insanoğlu ve kızının sorumluğu bulunuyor. Dünyanın ve doğanın bize vereceğinden daha fazlasını sağmaya çalışıyor ve elde edileni de adaletsiz bir şekilde dağıtıyoruz. Temennimiz daha sosyal ve adaletli bir dağılımın biz insanlara eşlik etmesi.

Dünyanın en uzun tüneli Gotthard açıldı

17 yıllık çalışmalardan sonra, 57 km ile dünyanın en uzun olan tüneli hizmete girdi. Günde 260 yük treni ve 65 yolcu treni aktarma kapasitesine sahip olan Gotthard tüneli 1 Haziran 2016’da, Angela Merkel und Alexander Dobrindt, Francois Hollande, Matteo Renzi gibi uluslararası önemli politikacılarının da aralarında bulunduğu büyük bir gösteri ile açıldı.

SVP’nin ulusal parlamenterlerden Sylvia Flückiger, Federal Hükümet’e bir soru önergesi ile, “Allah’a yaklaşma anlamına gelen Derviş danslarının açılış gösterilerinde yer almasının, İsviçre’nin kendi kültüründen uzaklaştığı anlamına gelmiyor mu?” sorusunu yöneltti. Konu Flückiger için o kadar önemliydi ki, gösterilerin yapıldığı gün kendi doğum gününü kutlamasından dolayı gösterilere katılamamış olmasına karşın, bu denli önemli bir ulusal sorunu savsaklamamak gerektiğini düşünüyordu. Federal Hükümetin cevabında ise, Derviş dansına benzetilenin, ot desteleri olduğunu belirtiyor.

 

2017 Yılında Gündeme Gelecek Olan Konular

Yeni vatandaşlığa geçme yasası 2018’de yürürlüğe giriyor

isvicre vatandasligi - www.haberpodium.com

Ulusal Parlamento, 1.1.2018’de yürürlüğe girecek olan vatandaşlığa geçme yasasını 2016 yılında yeniden düzenlemişti. Buna göre, vatandaşlığa başvurmak için İsviçre’de 12 yerine, 10 oturum yılı yeterli olacak. Ancak, başvuru sahibinin yerleşme hakkını içeren C oturumlu (C Ausweis) olması gerekiyor. Daha önceleri B, F ve hatta N oturumlularda diğer şartları yerine getirdiklerinde, bireyler vatandaşlık için başvurabiliyorlardı. Yeni yasaya göre ayrıca, kişinin başvurudan önceki son üç yıl sosyal yardım almamış olması (eğitim gören çocuklar için geçerli değil) ve oturduğu yerin dilini iyi bilmesi gerekiyor. Bu kıstaslar en az uyulması gereken kıstaslar. Kantonlar kıstasları daha da katılaştırma olanaklarına sahip.

Üçüncü nesil için kolaylaştırılmış vatandaşlık

isvicre'de 3. nesil icin kolaylastirilmis vatanadaslik - www.haberpodium.com

Waad Kantonu’ndan İtalyan kökenli ikinci nesilden, Ada Marra bu yasa önersini sekiz yıl önce vermişti. Geçen sene Parlamento’ya gelen ve olumlu bir sonuç ile geçen bir yasa tasarısı, üçüncü neslin kolaylaştırılmış vatandaşlıktan (Erleichterte Einbürgerung) yararlanmasını öngörüyor.

SVP’nin dışında diğer tüm partiler tarafından desteklenen yasa, İsviçre’de yılda beş bin kişiye kolaylaştırılmış vatandaşlıktan yararlanmayı sağlayacak ve Anayasa değişikline neden olmasından dolayı, 12 Şubat 2017’de halkoylamasında sunulacak.

Düzenleme, dede veya nenesi İsviçre’de yaşayan üçüncü neslin kolaylaştırılmış vatandaşlıktan (kısa sürmesi, az masraflı olması vs.) yararlanmasını öngörmekte. Göçmenlerin bu oylamayı (diğer tüm oylamaları da) kaçırmayıp, “Evet” demek için hemen işbaşına geçmesi gerekiyor.

Şirket vergileri III (Unternehmenssteuerreform III: USR III)

İsviçre’nin uluslararası şirketlere ve holdinglere yaptığı vergi indirimleri, bunların İsviçre’ye yerleşmesine kolaylık ve cazibelik sağlıyordu. Bu uluslararası standartlara uygun değildi ve bundan dolayı İsviçre uluslararası alanda eleştirilere ve baskılara maruz kalmıştı. Bu durumu uluslararası standartlara uygun kılmak için kısa adı Unternehmenssteuerreform III (USR III) olan yeni bir şirket vergileri reformu yapmak gerekli oldu. Ancak, bu reformla birlikte uluslararası standartlara uygun bir şekilde şirketlere yenilik ve araştırmalar konularında yeni vergi imtiyazları getirilmek istenirken, yerli şirketlere de yeni vergi indirimleri talep edilmekte. Diğer taraftan, kârdan da vergi indirimi öngörülüyor. Federal Hükümet, kantonların açığını kantonlara ödediği gelir vergisi payından yüzde dört oranında arttırma ile kantonların bir kısmının kaybını karşılama yolunda gidiyor.

Federal Hükümet yeni reformla kaybın 800 milyon frank olacağını tahmin ediyordu. Oysa şimdiki verilere göre bu rakam 4 milyar Frank (belki daha da fazla). Bu farkı kapatmak ancak vatandaşlardan alınan vergilerin yükseltilmesi, sağlık, sosyal, eğitim ve toplu taşımacılık alanındaki yatırım ve harcamaların kısıtlaması ile olanaklı olabilecek.

Bu sebeplerden dolayı, Yeşiller, SP ve sendikalar konuyu referanduma götürmek için imza topladılar. 12 Şubat 2017’de oylamaya gelecek olan şirket vergileri referandumuna, Yeşiller, SP ve sendikalar “Hayır” diyor. Bu, reformun yükünün dar gelirli kesime yıkılmasını istemeyenlerin “Hayır” demesi gereken bir oylama.

2017 yılına hoş geldin derken, yeni yılın sizlere, çevrenize ve tüm insanlığa adaletli bir barış yılı olmasını diliyorum.