İsviçre'deki haber kaynağınız.

Şener Arslan

Ekonomi ve Yatırım Uzmanı

Bu e-Posta adresi istenmeyen posta engelleyicileri tarafından korunuyor. Görüntülemek için JavaScript etkinleştirilmelidir.

 

 

причины заикания и симптоматика заикания Snapchat – IPO (Halka Arz)

 

Mart’ın başında, Snapchat’in ana şirketi Snap, ABD’de halka açıldı. Snapchat’i, 14 ile 30 yaş arasında olanlar ya da bu yaşta çocukları olan kişiler muhtemelen tanırlar.

http://magribart.ru/leon/moskovskaya-pensiya-skolko-sostavlyaet.html московская пенсия сколько составляет Bu yazımda ele alacığım asıl как делать скрины на телефоне samsung konu, bir Aplikasyon nasıl olur da 31,3 milyar değerinde olabilir? 

 

Sadece bu veriyi daha iyi algılıyabilmeniz için;

-        Swisscom’un piyasa değeri: 22,5 milyar dolar

-        Julius Bär’in piyasa değeri: 10,3 milyar dolar

-        Credit Suisse’in piyasa değeri: 30,85 milyar dolar

-        Adecco’nun piyasa değeri: 12,5 milyar dolar

Snap, 2011’de kurulan ve en büyük özelliği anlık bir mesajlaşma uygulamasıdır. Yani, kısa vade içerisinde kullanıcıların birbirlerine yazılı metin, fotoğraf, ses veya video göndermelerini sağlar ve arkadaş gurubu ile daha fazla temas halinde kalınmasına yol açar. Facebook ile arasındaki en büyük fark ise, Snapchat’in ba dolar tan beri sadece tek kullanıcı sayısını büyütmek yerine, daha fazla olan bağlantılar arasındaki komünikasyonu ve bilgi paylaşmalarını geliştirmek.

Böyle bir düşünce ne kadar da ilginç olsa, bu şirket altı yıl içerisinde, nasıl böyle bir değere kavuşabilir? 1 Mart’ta halka açılan bu şirket, ayni gün % 44 değer kazanmıştı. Halka açılan fiyatı USD 17 iken, günün sonunda bu değer USD 24.48 zıplamıştı. Bu hızlı yükselişin nedeni, yatırım fonlarının bu şirketi mecburu olarak satın almaları ve aynı zamanda da yatırımcıların fantazisi idi. 

Halka açılış gününde bu tür artışlar olabiliyor. Ve uzun vadeli baktığınızda, halka açılan belirli şirketler çok iyi değer kazanabiliyor.

Size burada birkaç örnek vermek istiyorum. Zamanında 10’000 dolar aşağıda not ettiğim şirketlere yatırmış olsaydınız, gelirleriniz yıllar içerisinde bu seviyeye gelirdi;

-        Apple şirketi 1982’de halka açılırken, 10’000 dolar yatırım yapan ve şirketi portföyde tutan, bugün 2’780’000 dolara sahip olurdu.

-        Google şirketi 2004’de halka açılırken, 10’000 dolar yatırım yapan ve şirketi portföyde tutan, bugün 170’000 dolara sahip olurdu.

-        Facebook şirketi 2013 yılında halka açılırken, 10’000 dolar yatırım yapan ve şirketi portföyde tutan, bugün 45’000 dolara sahip olurdu

Elbette bu şirketler halka açılmazken yatırım yapanlar bu değerlerin daha üstünde bir performans elde edebilirlerdi. Bu tür yatırmalara “Venture Capital” veya “Business Angel” denilir ve bunlar aslında sadece profesyonel uzmanlar ile birlikte yapılabilinir.

İsviçre’de örneğin, sizin 250’000 İsviçre frangınız olursa, bu tür şirketlere halka açılmadan, “Venture Capitalist” veya “Business Angels” olarak yatırım yapma imkânına sahip olabilirsiniz.

Snapchat’e geri dönersek… Bu şirketin kısa dönem içerisinde nasıl böyle bir değere kavuştuğunu uzmanlar tartışıyor. Çoğu, benim düşünceme göre, bu şirketin muhtemelen bu değeri korumayacağını inanıyor. Nedenlerini şöyle ifade edebilirim;

  1. Şirket 2015’de 372,9 milyon dolar kayıp elde etmişti
  2. Şirket 2016’da 514,6 milyon dolar kayıp elde etmişti
  3. Şirket 2011’den beri hiçbir yıl para kazanmadı
  4. Gelire bakarsak, şirket 2016’da 404 milyon gelir elde etmişti. Değeri ile karşılaştırırsak, değeri 84 kere gelir demek. Bu veri Facebook’da 14, Google’da 6, Amazon’da 3, Netflix’te ise 7. Anlayacağınız, burada en hızlı büyüyen ve dünyada yerini belirten şirketlere baksak bile, Snap’ın değeri oldukça astronomik duruyor.
  5. Kullanıcı sayısına bakarsak, Snapchat’i kullanan 158 milyon insan var dünyada. Instagram’ın ise 300 milyona yakın. Bu kullanıcı sayıları fazla da büyümemekte.

Burada daha fazla sayacağım notlar olabilir. Ama önemli olan, bu tür şirketlerin değeri çoğunlukla fantezi verilerden belirlenir. Kısa dönem içerisinde çok ciddi çıkış yapıp, halka açılırlar. Belirli şirketler değerini korumayı bilirlerken belirli şirketler ise bu değeri koruyamayıp ya tam batarlar ya da yüksek değer kaybı ile yola devam ederler.

Twitter örneğin… Kasım 2013’de 18 Milyar dolar olarak piyasaya sürülmüştü. Şirketin halen devam etmesine rağmen ve bu aralar muhtemelen Donald Trump’ın attığı Tweet’ler sayesinde, bilakis ABD içerisinde biraz daha popüler olan şirket, bugünkü değeri ile 11 Milyar dolar oldu. Yani, sadece üç yıl içerisinde, halka açıldıktan sonra 7 Milyar dolar değer kaybetmiş.

Burada söz konusu olan şey şu;  ya uzun vadeli yatırımcı olursunuz ve böyle şirketin değerlendirmesine bakarsınız ya da kısa vadeli trader olursunuz, bu tür şirketleri kısa vadeli portföye ekler, değer kazandıktan sonra, borsada batsa bir yatırımcıya satarsınız. Ben uzun vadeli yatırımcı olduğum için, bu tür yatırımlardan uzak dururum. Ancak tabi ki bunu her yatırımcı/trader kendisi belirlemeli.

Son olarak, dünyada olan küresel ekonomik politikalar yatırımcıların tercihlerini belirler. Neredeyse son 9 yıldır gördüğümüz olağanüstü düşük faizler, küresel piyasada yatırım yapılabilecek her şeyin fiyatını aşırı bir şekilde yükseltti. Etrafınızdaki gayri menkullerin değerlerine bakın örneğin. Sadece 6 yıl içeresinde % 40’a yakın değer artışları var. Böyle bir dönem içerisinde yatırımcı olumlu yatırım arar. Borsada ya gayrimenkule ya arsaya ya da direk şirketlere yatırım yapar. Böylece yatırımcı ara sıra iyi bir hikâyeye kapılıp gereksiz yatırım yapabilir. Bundan dolayı da, herhangi bir yatırım yapmadan önce, yatırım yapacağınız yatırımın değerini öğrenin veya her zaman uzmanlara sorun. 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Şener Arslan

Ekonomi ve Yatırım Uzmanı

Bu e-Posta adresi istenmeyen posta engelleyicileri tarafından korunuyor. Görüntülemek için JavaScript etkinleştirilmelidir. 

 

http://r-service77.ru/leon/cherez-skolko-v-inkubatore-poyavyatsya-tsiplyata.html через сколько в инкубаторе появятся цыплята Yatırımlarda Dikkat Etmeniz Gereken Zamanlar

 

Uzun zaman yatırım yapan yatırımcı bu hissi bilir. Bir hisse senedi alır, bunu birkaç ay veya birkaç yıl tutar. Hisse senedi değer kazandığında, yatırımcı daha da heyecanlı olur ve biraz daha fazla hisse alır. Aynı zaman içerisinde bu yatırımı kaçıran kişiler, yatırımı kaçırdığı için buna daha büyük paralarla veya imkânların üstünde yatırım yapmak isterler. Bu dediğim bir tek hisse senedi için geçerli değil.

Daha basit bir örnek vermem gerekirse; belirli ülkelerdeki arsa veya konut fiyatına bakın. Herhangi bir yatırımcı bu yatırımı yapar ve gelişen yıllarda bu yatırım değer kazanır. Bunu gören komşusu, akrabası ve diğerleri bu işlere girmek ister ve buna yakın yatırım yaparlar. Yıllar içerisinde, bu gidişatı gören herkes artık yatırım yapmaya başlar ve elinde olan varlığı arsalara, konutlara yatırır. Bu yatırımları yaparken, küresel gelişme ve ülkenin gidişatı unutulabilir. Yıllar içerisinde bir ülkenin veya dünyanın ekonomisi olumsuz bir gidişata dönerse, birden bu tür yatırımlar değer kaybetmeye başlar ve satmak için alıcı bulunamaz. Çok ümitle bu işe giren yatırımcı, birden karşısında aşırı şekilde değer kaybeden bir yatırım ile karşı karşıya kalır. Arsa veya gayrı menkul değerleri borsada olduğu gibi, her gün değerlendirilmediği için, bu tür yatırım hataları yıllar içerisinde ancak anlaşılabilir. Buna yakın hataları borsada ararsanız, her ay çeşitli hisse senetlerine bakarak görebilirsiniz. Bu yazımda bu tür hataları ele alıp, “Buna ne yol açıyor?, Yatırımcı bundan ne tür dersler çıkarabilir?” gibi soruları ele alıp biraz daha detaya inmek istiyorum.

İlk olarak, çeşitli yatırım amacıyla, aynı hataları gördüğümüz yatırımlara kısaca bakalım. Böylece bu durumun tek bir borsa için geçerli olmadığını anlayacaksınız.

1- Lale Devri ya da Lale Çılgınlığı, lale soğanlarının fiyatlarının aniden aşırı derecede yükselip çöküşe geçtiği döneme verilen isimdir. Bu çılgınlığı burada anlatmak uzun sürer, ama aşağıdaki enekse bakan, bir yıl içerisinde soğanların dünya genelinde değerinin % 500 artıp, iki ay içerisinde de % 500 değer kaybederek tekrar ayni fiyata düştüğünü görür. Bu durum çoğu yatırımcıları zengin ederken, aynı zamanda bu yatırıma geç kalan, yatırımdan çıkmayan ve son anda giren yatırımcıydı da tüm varlığından etmiştir.

2- 2007’de AB’de olan oluşan konut krizi ve akabinde dünya genelinde olan küresel finans krizi. Grafiğe bakarsanız, 2001’den itibaren konut fiyatları çok hızlı bir şekilde yükselmeye başlar. Dediğim gibi, bu fiyatlar borsadaki hisse senetleri gibi günlük çıkıp inmezler. Bu tür trendler daha uzun sürer ama gördüğümüz gibi burada da çok kötü krize yol açabilirler. 2008 krizinde dünya genelinde trilyon para yakıldı ve milyonlarca insan işini kaybetti. Aynı şekilde bu yatırımı erken şekilde satan kazandı. Oyuna sonradan giren ve uzun vadeli içerisinde kalmak isteyenler ise kaybetti.

3- Son olarak, İsviçre’de bir aralar çok sevilen Leonteq hisse senedini örnek olarak göstermek istiyorum. Bu şirketin sahipleri, İsviçre’nin önde gelen süper teknoloji ve süper şirket anlayışına sahip olan gruptan oluşan kişilerdi. Eylül 2013’de bu şirkete yatırım yapan yatırımcı, kısa zaman içerisinde parasını ikiye katlamış, iki yıl içerisinde üçe, üç buçuk yıl içerisinde ise neredeyse yediye katlamış. Yani 100 bin frank yatırım yapan birisinin, üç buçuk yıl sonra 760 bin franka yakın parası olmuştu. Ama her zamanki gibi, bu yatırıma geç kalan veya sonradan daha azimli şekilde bunu yakalamaya çalışarak yatırımda kalan kişiler yine büyük değer kaybı yaşadılar.

Burada kısaca üç önemli faktöre değinmek istiyorum:

http://personalizedmedicinemanagement.com/community/novoe-raspisanie-dachnih-avtobusov-orenburg-2017.html новое расписание дачных автобусов оренбург 2017 1. Sürü psikolojisi

Normalinde çeşitli düşünceler bir araya gelip tartışıldığında ve önemli konular birbirinden öğrenildiğinde olumlu sonuçlar doğar. Ancak herkesin dediğini yapmak ve çoğunluğun peşinden gitmek, hayatta belki, ama yatırımda kesinlikle olumsuz sonuçlara yol açar. Bu nedenle piyasayı ve uzmanları dinlemek önemlidir. Ama her zaman bir de kendi düşüncenizi ve bilginizi göz önünde bulundurmayı aksatmayın.

2.  Yatırım’dan fazla, hikâyelere değer vermek

Çoğunlukla, her yatırımın arkasında olumlu bir hikâye vardır. Arsa aldığınızda; “Buralar 10 yıl sonra böyle veya şöyle olacak”. Bir hisse senedi aldığınızda; “Bu şirket önümüzdeki yılların şirketi olacak” veya en son lale çılgınlığı döneminde; “Dünyada lale kalmayacak” gibi hikâyeler vardı. Her biri balon patlaman önce çok mantıklı gelir kulağa ve yatırımcı bir nevi kendisini kandırmak ister. Ama rasyonel bakıldığında, bu tür yatırımlara daha iyi değer biçilebilir.

3. Kendi yeteneklerinize aşırı güvenmeniz

Her insanda olduğu gibi yatırımda da, yatırımcıların kendi kabiliyetlerinin dışında olan herhangi bir gelişmeyi sanki önceden biliyorlarmış gibi, zeka ve yeteneklerinin çok yüksek olduğuna inanmalarıdır.

2008 konut krizinden önce, örnek olarak, AB’de yatırımcılar yılda 100 bin euroluk gelir ile neredeyse 6 tane eve yatırım yapmış ve büyütüp daha fazla yatırım yapmayı planlamışlardı. Fiyatlar çıktığında, bu yatırımcılar kendilerini aşırı şekilde zeki zannedip, daha fazla alım yapmışlardı. Ancak piyasalar battığında bu tür yatırımcılar hem tuttukları evlerden hem de tüm varlıklarından oldular.

Burada daha sayacağım çok nokta var ancak önemli olan yatırma yapmadan önce, bir makro fotoğrafı çizmek ve dünya genelinde ne olup ne bittiğini iyi anlamaktır.

Yatırım yapacağınız alandan anlamanız, gerektiğinde uzmanlarla birlikte çalışmanız çok önemlidir.

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Sener Arslan-www.haberpodium.com

Şener Arslan

Ekonomi ve Yatırım Uzmanı

Bu e-Posta adresi istenmeyen posta engelleyicileri tarafından korunuyor. Görüntülemek için JavaScript etkinleştirilmelidir.

 

 

где найти катану Ekonomileri Canlandırma Arayışları

поменять права в москве юао  

Dünya ekonomisi 2007/08 küresel krizinden sonra bir türlü yeterli derecede büyüyemiyor. Bir yandan Merkez Bankaları faizleri düşürüp ekonomileri canlandırmaya çalışırlarken, diğer yandan da maliyeler, politikaları ile yanlış kararlar alıp gereken reformları yapmadıkları için ekonomileri bir türlü canlandıramıyorlar. Önceki yazılarımda bu konuyu birkaç kez ele almıştım. Son zamanlarda çeşitli ve üst düzeyde ekonomistler çoğunlukla bu konuyu ele alıp, merkez bankalarını ve onların politikalarını eleştiriyorlar. 

Bugün tanıdığımız Avrupa Birliği’nin devam etmesi ve insanların bu birliği şimdiki şekilde kabul etmeleri için, birlik içerisinde yaşayan halkların, büyüyen  bir ekonomi ile gelirleri artan bir nesile sahip olması gerekecek.

http://morethenever.myjino.ru/leon/konstitutsionnoe-pravo-grazhdan-na-zhiloe-pomeshenie.html конституционное право граждан на жилое помещение İsviçre için güçlü bir Avrupa Birliği önemli

Özellikle de İsviçre için, güçlü bir Avrupa Birliği oldukça önemli. Çünkü İsviçre ihracatlarının ve ithalatlarının % 50’den fazlasını Avrupa Birliği ile yapmakta. Çin, ABD ve Hindistan gibi ülkeler İsviçre için, gecen yıllar içerisinde ne kadar değer kazansa da, halen en büyük ticari ortak Avrupa Birliği’dir. 

isvicre ekonomisi-www.haberpodium.com

Bu önemi, son yıllar içerisinde İsviçre Merkez Bankası’nın aldığı kararlardan da fark ettik. İsviçre Merkez Bankası kendi kararlarını Avrupa Merkez Bankası’nın kararlarına bağlarken, ona göre EUR/CHF kurunu belirlemeye çalışıyor. Bu denge bozulduğu anda, iki yıl önce gördüğümüz gibi, İsviçre’den Avrupa’ya ihracat eden şirketler sorun yaşayabilecekler.

проблемы инженерного мышления Avrupa Birliği’nin toparlanma çabaları

İngiltere’nin Avrupa Birliği’nden çıkması kararından sonra, geriye kalan 27 AB ülkesi tekrar toparlanacak ve tekrar Avrupa Birliği’ni nasıl canlandırabileceklerini görüşecekler. Almanya, İtalya ve Fransa 22 Ağustos’ta kendi aralarında görüşüp AB’nin ve birliğin önemini tekrar gündeme getirdiler.

Üst düzeydeki Avrupa analistleri, Ağustos’un sonunda “Avrupa ile nasıl birlikte çalışılabilinir?” sorusu çerçevesinde, “Continental Partnership” başlıklı bir yazı yayınladılar. Analistler, bu yazının içeriğinde; “İngiltere, Türkiye, Ukrayna ve İsviçre gibi ülkelerin bu sistem içerisine hangi kurallar dahilinde alınabilir ve nasıl birlikte çalışılabilir?” gibi sorulara cevaplar arayıp önerilerde bulundular.  Yazıda bir nevi, Avrupa Birliği ile birlik etrafındaki ülkeler arasında var olan çalışmaları güçlendirip, birliğin önemini kaybetmemesini sağlama konusu işlendi.

AB bu yazıya nasıl yanıt vereceği henüz belli değil. Ancak  İngiltere’nin AB’den çıkma kararından sonra, İngiltere’den AB’de kalma ile ilgili fazla bir gelişme göremedik. İsviçre ise “Masseneinwanderunginitiative” sorununu bir türlü çözmedi. Tüm komşu ülkeler, AB ile anlaşmalarını veya aldıkları kararları uygulamakta bir nevi endişeliler.

подсмотрел пляж рассказы Ekonomik kriz ve sağ partilerin güçlenmesi

İngiltere’nin Avrupa Birliği’nden çıkması, İsviçre’nin ülkeye çalışmak için gelecek olan göçmenlere kontenjan getirmek istemesi, AB içerisinde büyümenin olmaması Avrupa’da sağ partilerin güçlenmesinin temel nedenleri olarak görülüyor. Bu gibi durumları fırsat bilen ve kullanan sağcı partiler, son yıllarda ekonomik durumu daha da kötü olan bilinçsiz halkı kullanıp, ters gidişattaki tüm sorumluluğu yabancılara yükleyerek iktidara geliyorlar. Bunu Fransa’da ve Almanya da çok iyi görüyoruz. Buna benzer politikalar, bu sıralar ABD’de, başkanlık yarısı sürecinde Cumhuriyetçi Donald Trump’un kullandığı söylemlerde de mevcut. Sistemin bozuk olduğuna inandırılan halk, sorunun yabancılardan, özelikle de Meksikalılardan kaynaklandığına inandırılmaya çalışılıyor.

работа вахтовым методом с проживанием Borçlar, şirketleri ve halkı korkutuyor

Ağustos sonunda Amerika’da toplanan merkez bankaları yetkilileri, su an ki politikalarıyla çıkmaz sokağa girdiklerini gördüler ve ekonomileri nasıl canlandırabileceklerine dair cevaplar aradılar.

Merkez bankalarının sıfır faiz politikaları ve devletlerin gittikçe büyüyen borçları, şirketleri ve halkı korkutuyor. Parası olan şirketler, yeni yatırım yapmayıp, yeni iş üretemiyorlar. Halk ise haklı olarak tüketmeyip, parasını saklayarak korumaya çalışıyor. Sonuçta bu durum ekonominin büyümemesine yol acıyor. 

Isvicre ekonomisi-www.haberpodium.com

Bu durum böyle devam ederse, dünyanın ne ekonomik, ne de politik gidişatı olumlu olacak.  Peki somut olarak ne olabilir? İsçilerin maaşları yükselmeyecek, aksine daha da düşecek. Politik arenada popülist sağ partiler güç kazanacak. Emeklilik paralarla yok olacak ve işsizlik tekrar çoğalacak.

http://klvrt.ru/delo/changes-come-perevod.html changes come перевод İsviçre ne yapabilir?

İsviçre kendini bu olumsuz gelişmelerden ne kadar koruyabilir? Bunu şu an için söyleyemem ancak İsviçre her ne kadar  Hindistan, ABD ve Çin ile ekonomik alış-verişini geliştirse de, yine de Avrupa Birliği ülkelerinin büyümesine ihtiyacı olacak.

Önümüzdeki yıllar içerisinde, İsviçre Merkez Bankası’nın yanlış politikaları nedeniyle, isçiler emeklilik paralarını düşündükleri gibi alamayacaklar. Bunun üstüne bir de ekonomik kriz gelirse, İsviçre sağlam bir  liman olmaktan uzaklaşabilir. Umarım önümüzdeki aylar içerisinde politikacılar bunu anlarlar ve politik değişiklikler yaparlar. Merkez Bankası ise normal faize geri dönüp yasadığımız sağlam liman anlayışını devam ettirirler.

 

 

 

 

Şener Arslan

Ekonomi ve Yatırım Uzmanı

Bu e-Posta adresi istenmeyen posta engelleyicileri tarafından korunuyor. Görüntülemek için JavaScript etkinleştirilmelidir.

 

 

 

İsviçre Borsası, SMI ve genel Avrupa borsaları gibi, bu yıl iyi performans göstermedi. Bu negatif ortama yol açan gidişat, önümüzdeki haftalarda da kaybolmayacak.

İsviçre Borsası yılın başından bu yana, neredeyse 1000 puan kaybederek eksi %13.35 performans gösterdi. Bu sene hangi şirketlerin iyi performans sergileyeceklerini, hangilerinin aşırı ekside olacaklarını biraz daha detaylı anlatmak istiyorum.

İsviçre borsanın en büyük 20 şirketini elinde tutan SMI endeksi, İsviçre için en önemli Borsa endeksi olarak geçer. Ancak endeksin içerisinde her şirketin ağırlığı aynı değildir ve borsa ağırlığından (yani şirketin piyasada olan değeri çarpı hisse sayısı olarak hesaplanır) belirlenir. Anlayacağınız, endeks çok önemli olmasına rağmen ve günde birkaç kere haberlerde ve radyo’da yayınlanmasına rağmen, bu endeksin ağırlığını fazla yatırımcı bilmemektedir.

Bu endeksin ağırlığını belirleyen bu üç şirket vardır;

-        Novartis, % 23 ağırlık

-        Nestle, % 22 ağırlık

-        Roche,  % 16.71 ağırlık

Yani, bu üç büyük şirketin endekste olan ağırlığı % 60’a yakın olmasıyla birlikte, bu şirketlerin gidişatı, borsanın gidişatını da belirler. Bu gruptan sonra bir de bankalar ve sigortalar gelir. İlaç sanayisi ve bankalar borsa üzerinde % 70 oranından fazla ağırlık gösterir.

Roche ve Novartis bu yıl, genel dünyada ilaç sanayilerin Amerika Birleşik Devlet ’inde olan seçimlerden dolayı aşırı baskı altına gelmiştir. Demokratik Parti’nin seçimlerinde bu yıl aşırı şekilde tartışılan konu, “ilaç sanayisinin ilaç fiyatlarını aşırı şekilde yükseltmesi ve insanları zor durumda bırakması” olmuştu.

Ön secim esnasında, ABD’de olan bir şirket, akşam üzeri yeni sahibinden taraf bir ilacı 13.50 dolardan 750 dolara yükselti. Yani anlayacağınız, aksam üzeri bu ilacın değeri % 5000’den fazla yükselti. Bunun ardından, insanlar sokağa çıkıp bu ahlaksızlığa karşı eylemler düzenledi. Hillary Clinton ve Berni Sanders bu konuya çok sert tepki göstererek, ABD içerisinde böyle bir şeyin asla bir daha olmayacağına ve tüm ilaç şirketlerini kim başkan seçilirse kontrol atlına alıp, bu fiyatların inmesi için savaşacaklarına söz verdiler. Novartis ve Roche her ne kadar İsviçre şirketleri olsalar da, Amerika’da olan satış piyasası büyük ve oradan gelen bir ceza şirketleri aşırı bir şekilde negatif etkileyebilir. Bu örneği geçmişte hem bankalarda hem de gecen yıl araba sanayisi devi Volkswagen’de gördük.

Grafikte görüldüğü gibi, Novartis 2015 yılında gördüğü CHF 100 seviyelerinden % 32 aşağıda performans göstermekte. Bu yıl ilaç sanayisiyle birlikte, UBS ve CS Bankaları da aşırı şekilde eksi performans gösteriyorlar. CS bu yıl eksi % 40 bir performans gösterirken, UBS bu yıl eksi % 32’de oldu.

Bankalar bu eksi faiz döneminde aşırı zorluklar görüyorlar. Normalinde bir banka kısa vadeli faiz alır ve bunu uzun vadeli faiz olarak müşterilerine kredi verir. Bu aradaki fark, “margin” olarak kazanç getirir ve banka böylece ne kadar para yönetirse ve ne kadar kredi verirse o kadar para kazanır. Lakin, eksi ve çok düşük faiz döneminde, 10 yıllık faizler bile neredeyse şirketlere bedavaya gelince, bankalar elinde olan paraları kullanamayıp, merkez bankasına geri iade etmektedirler. Bununla birlikte, halen çeşitli devletlerden, başta ABD olmak üzer, büyük baskı var. Çeşitli Avrupa ülkeleri, İsviçre’de yatan kendi vatandaşlarının paralarına ulaşmak isterken, bu durum büyük ve küçük bankalar üzerinde baskı yaratmaktadır.

Ne olabilir?

Peki bu yıl Borsada hiç mi iyi kazanç imkânı yoktu?  Evet vardı. SMI içerisinde bulunan Geberit, ABB ve SGS iyi birer performans gösterdiler. Geberit ve ABB ikilisi % 15’den fazla artarak çok iyi birer performans gösterdiler. Bu şirketler ile birlikte orta ve küçük şirketler de İsviçre’de çok iyi performans gösterdiler. Örneğin Logitech % 54 artarken, Gurit % 45’lik bir artış performansı gösterdi. Elbette, hangi yıl hangi sektör ve şirket iyi performans göstereceğini önceden bilmek çok zor veya imkânsız diyebiliriz. Ancak ödevini iyi yapan yatırımcılar, bu şirketleri bir doktorun hastasını muayene eder gibi muayene ederlerse, başarılı olma imkânını yükseltip, iyi performans sağlayabilirler. Bunu yapmayacaksalar bile, sepet halinde bu çeşitli endekslere yatırım yapma imkânına da sahip olabilirler.

ABD seçimlerinden sonra, yil sonuna doğru, 15 Aralıkta ABD Merkez Bankası’nın bir toplantısı olacak. Orada alacağımız mesai ve faiz yükseltimi, İsviçre borsasını ve küresel piyasalarını olumsuz etkileyebilir. Yani 2017 yılına, 2016 yılı gibi eksi başlayabiliriz. Ama borsada değer kaybeden şirketler, yatırımcının gözünde tekrar değerli olmaya başlayıp, alım fırsatı yaratabilirler. Bu durumda, % 40 ve % 50 değer kaybeden bankalara ve % 20 değer kaybeden sanayi şirketlerine yatırım yapmak, 2017 için olumlu bir strateji olabilir. 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Sener Arslan-www.haberpodium.com

Şener Arslan

Ekonomi ve Yatırım Uzmanı

Bu e-Posta adresi istenmeyen posta engelleyicileri tarafından korunuyor. Görüntülemek için JavaScript etkinleştirilmelidir.

 

 

 

Son haftalar Avrupa ve İngiltere için oldukça canlı ve dolu geçti. Birleşik Krallık Başbakanı ve muhafazakâr partinin eski Genel Başkanı David William Cameron, 23 Haziran’da İngiltere’yi Avrupa Birliği içinde kalıp kalmama konusunda referanduma taşıdı. Cameron, İngiltere’nin Avrupa Birliği içinde kalmasından yana olmasına rağmen, son seçimlerde bu referandumu yapacağına dair söz vermişti ve bu sözünden geri dönmek istemedi. Kendisi ve arkadaşları, referandum öncesinde, İngiltere’nin AB içinde kalmasının ne kadar önemli olduğunu yeterince vurguladı.

“Brexit” i isteyen taraf, başta Londra eski Belediye Başkanı Boris Johnson ve UKIP Başkanı Nigel Farage idi. Secim öncesi, yaptıkları sözlerin hiçbirini yerine getiremeyeceklerini bile bile, yine de kendi politik güçlerini çoğaltmak için, bu politikada ısrarcı oldular. Referandumun ikinci gününde, ikisi de görevine son verip istifa ettiler.

Brexit ve Isvicre ekonomisi-www.haberpodium.comUzun zaman kimse İngiltere’nin Avrupa Birliği’nden çıkacağına inanmıyordu. Referandumdan bir gün önce bile; anket şirketleri, bahis büroları ve küresel piyasalar böyle bir çıkış ihtimali olduğu, ancak bu ihtimalin çok düşük olduğu düşüncesindeydiler.

Kimse böyle bir adım beklemiyordu, çünkü İngiltere için böyle bir adıma gerek yoktu. Bu tür seçimlerde genellikle insanlar net bilgilere sahip olmazlar ve maalesef duygularına yenik düşerler. Ayrılık taraftarları son derece popülist kampanyalarla meydan okudular. Avrupa Birliği’nden çıkalım diyen politikacıların verdiği hiçbir söz yerine getirilemez olmasına rağmen bu sözler verildi ve halkın bu yönde secim yapması istendi.

Alınan karar sonrasında, İngiltere para birimi Sterlin küresel piyasa hızlı bir şekilde değer kaybetti. Pound, Dolara karşı, çok kısa dönem içerisinde 1.50’den 1.30’a düştü.

игра где ты на острове Bundan sonra ki süreçte ne olacak?

İngiltere bu çıkışla Avrupa ile bağlantısını kesip kendi kurumları ile birlikte tek başına karar verme yetkisine sahibi olmak istiyor. Lakin Avrupa’dan çıkmak isteyen İngiltere’nin düşünmesi gereken bazı noktalar var. Örneğin servis sektörünün yaptığı satışların % 50’si Avrupa’ya gitmekte. İngiltere Avrupa Birliği’nden çıkma kararı ile birlikte bu tür satışları yapamayacak, yapsa düşük bir şekilde yapacak. Yani karşısında, piyasası acık olan bir Avrupa Birliği göremeyecek. Bu piyasayı acık tutması için, örneğin Norveç uyguladığı kararı uygulayabilir. Bu şekilde bugüne kadar olan anlaşmalar ve kararlar dururken, Avrupa’nın aldığı politik kararlarda düşüncesini ifade edemeyecek.

Britanya, Avrupa Birliği’nin 50. Maddesi çerçevesinde AB İle yeniden müzakereye oturacak. Bunu bilen politikacılar bu maddeyi aktif hale getirmekten kaçınıyorlar. Henüz İngiltere politikacılarının ne tür adımlar atacakları belli değil, ancak bu işi yavaşlattıracakları kesin.

фильм приказ уничтожить  İsviçre için olumlu mu?

Hayır, pek de olumlu değil. Birincisi, bu tür belirsizlikler ekonomilerde ek sorunlar yaratır. Şirketler yatırım yapmaktan uzak kalırlar ve ekonomiler, bilhassa da İngiltere tekrar durgun bir ekonomi, hatta kriz ile karşı karşıya kalabilir. Kriz esnasında, yatırımcı sağlam bir liman arar ve bunu İsviçre ve İsviçre frangında bulur. Bu da İsviçre frangının diğer para birimlerine karşı daha da değer kazandığını gösterir. Böyle bir durumda İsviçre Merkez Bankası, bilançosu İsviçre gayri safi yurtiçi hasıla kadar şişmesine rağmen, daha da para basıp, bilançosunu geliştirir.

Brexit ve Isvicre ekonomisi-www.haberpodium.come

İkincisi, bir önceki yazımda ele aldığım gibi, İsviçre devlet tahvilleri faiz ödemektedirler. Bu vahim durumda yatırımcılar eksi faize mecburu kalmaktadırlar. Yani, siz yatırımcı olarak veya sizin emeklik yatırımlarınız su an eksi faiz almakta, daha doğrusu devlete hem borç verip, hem de faiz ödemektesiniz.

Son olarak; Avrupa Birliği ülkesi vatandaşlarının serbest dolaşımını engelleyen bir referanduma imza atan İsviçre, 9 Şubat 2017 tarihine kadar “serbest dolaşımın ortadan kaldırılması” kararını uygulamaya geçirmesi gerekiyor.

AB bu sıra içeriği İngiltere ile dolu bir dönem geçireceği için, İsviçre’ye çok da fazla zaman ayıramayacaktır. AB, İngiltere’ye tanımak istemediği hakları, İsviçre’ye hiç tanımaz ve provoke etmek fazla mantıklı olmaz. Avrupa pazarı İsviçre’nin en büyük ihracat ve ithalat yaptığı bir piyasa özelliği taşıyor. Bu piyasayı kızdırmak veya küçültmek İsviçre’nin ekonomisi için hiç de olumlu olmaz. Bu nedenle, İngiltere’yi bekleyip, 9 Şubat 2017’de uygulanacak olan düzenlemeleri ertelemek İsviçre için en mantıklı karar olur. İngiltere’nin ilk etapta vereceği karar önemli. Ondan sonra İsviçre tekrar AB’de ile masaya oturmalı.