http://flavrful.com/dat/porno-smotret-24-chasa.html порно смотреть 24 часа                    

http://academiadeidiomasfriends.es/delo/novosti-krasnoyarska-i-kraya.html новости красноярска и края İsviçre'deki haber kaynağınız.

Berna coban-www.haberpodium.com

Berna Çoban

Diyetisyen

Bu e-Posta adresi istenmeyen posta engelleyicileri tarafından korunuyor. Görüntülemek için JavaScript etkinleştirilmelidir.

 

 

ÇOCUKLARINIZIN SAĞLIĞINI TEHDİT EDEN BESİNLER

 

Çocuklarımızın sağlıklı beslenmesi ve doğru beslenme alışkanlıkları edinmesi en büyük arzumuzdur. Büyüme ve gelişme sürecine katkıda bulunacak besinler konusunda dönem dönem sizleri bilgilendirmeyi amaçlıyorum.

Bu ayki konum ise tam aksine çocuklarınızın sağlığı için tehdit oluşturan besinler.

порно женщина с пиздой вместо рта смотреть Kızartılmış besinler: Kızartılmış besinler hem çocuklar hem de yetişkinler için tehdit unsurudurlar. Kızartılan besinler vücutta serbest radikal oluşumunu arttırıp, birinci derece kanser etkenidirler. Kızartılmış besinlerin yağ içeriğinin çok yüksek olması, böylece kalorilerinin artması da bir diğer olumsuz unsurdur. Çocuklarınız elbette bu çıtırdayan lezzete daha eğilimli oluyorlar. Ancak bu alışkanlıkların sizin aile sofranızla şekilleneceğini unutmayın. Fırınlanmış besinler ile daha sağlıklı bir alternatif sunabilirsiniz.

http://tihanyoazis.hu/tech/tramvay-nizhniy-novgorod-novosti.html трамвай нижний новгород новости Şekerli besinler: Gün geçtikçe şekere olan duyarlılığımız, bilincimiz artsa da endüstriyel besinler hala çocuklarımızı cezbediyor.   Besleyici hiçbir yanının olmaması, bununla birlikte hastalıklara davetiye çıkarması da yadsınamaz. Örneğin yüksek fruktozlu mısır şurubu diğer şekerli gıdalar arasında yağa dönüşme hızı en yüksek olan basit şeker kaynağıdır. Basit şeker kaynakları çocuğunuzun sağlığını çalan tatlı birer hırsızdır aslında. Okul başarısını bile düşüren bir etkendir. Çocuklarınıza şeker alternatifi olarak taze ve kuru meyveleri sunabilir ya da pekmez, bal gibi doğal antioksidanları içeren besinler ile şeker ihtiyacını karşılayabilirsiniz.

http://www.electromontag.in.ua/community/bolit-pod-levim-rebrom-chto-delat.html болит под левым ребром что делать isvicre'de aglikli beslenme- www.haberpodium.comFast food: Çağın tüketim çılgınlığı olan fast food kilo problemini ve kronik hastalıkları da beraberinde getiriyor. Yüksek kalorili, bol karbonhidratlı bol yağlı bu besinler çocuğunuzun geleceği için tehdit unsurudur. Sosyal yönünün zedelenmemesi adına, ayda birkaç defa ızgara köfteli bir burger, ince hamurlu bir pizza tüketebilir çocuğunuz. En güzeli evde yapacağınız hamburger, pizza ya da fırınlanmış patates olacaktır. Evde yapılan sağlıklı yemekler daima önceliğiniz olsun. Damak tadı nasıl gelişirse, ileriki yaşamında tercihleri o denli sağlıklı olur.

порно-фото нудистов с детьми İşlenmiş et ürünleri: Dünya Sağlık Örgütü’nün ‘işlenmiş et ürünleri kanser yapıyor’ açıklaması gerçeği gözler önüne seriyor. Şarküteri ürünleri hem yüksek kalori içeriği hem doymuş yağ seviyesi hem de yüksek nitrit nitrat oranları ile sağlığımızı tehdit ediyor. Özellikle barsak kanseri ile doğrudan ilişkisi olduğu düşünülen bu besinleri mutfağınızdan uzak tutun.

http://bairropontealta.com/tech/oboznachenie-datchikov-na-sheme.html обозначение датчиков на схеме Asitli içecekler ve meyve suları: Çocuklarımızın ilgisini çeken bir diğer besin grubu ise asitli içeceklerdir. Yoğun şeker içerikleri obezite problemi ile paraleldir. Hiçbir besin değeri olmayan bu içecekler, gereksiz kalorileri ile çocuğunuzun sağlığını olumsuz etkiler. Üstelik yüksek asit oranı diş sağlığını bozarken mide rahatsızlıklarına da neden olur. Meyve suları ise, yüksek fruktoz içerikleri ve lif oranının çok düşük olması sebebiyle göründüğü kadar da masum değiller.  Çocuklarda obezite prevelansını arttıran faktörlerin başında içeceklerden alınan kalori de hiçbir şekilde yadsınamaz. Yapılan çalışmalara göre gebelik sürecinde meyve suyu tüketimi çocuğunuzun  ileriki yaşamında hipertansiyon hastası olma riskini arttırıyor. Bilinçli tüketici olmaya özen göstermeli ve meyveyi meyve olarak tüketmeliyiz.

транспортная карта для льготников липецк Cipsler: Yağ içeriği oldukça yüksek olan cipsler kanser riskini arttırdığı gibi çocukların zekâ puanlarında da düşüşe neden oluyor. Cipslerin Alzheimer oluşumuna katkısı büyüktür.  Çocuklarınıza meyve cipsleri, tarhana cipsleri veya evde yapacağınız lavaş cipsleri ile daha sağlıklı bir alternatif sunabilirsiniz.

İstatistiklere göre, 2016 yılı boyunca tüm dünyada en çok konuşulan ve sağlık sektöründe en çok haberi yapılan konular diyet, kanser ve diyabettir (şeker hastalığı). Bu durum, son yıllarda beslenme düzeni bozulmuş toplumların yaşadığı sorunların sonuçlardır.  

Çocuklarımız bizim geleceğimizdir. Yukarda ele aldığım 6 madde çocuklarımızın hayatından çıkabilir ya da sıklığı azalabilirse onların sağlığı acısından çok şey değişir.

Sağlıklı ve mutlu sofralarda büyüyen bir nesil dileğiyle…

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Berna coban - www.haberpodium.com

Berna Çoban

Diyetisyen

Bu e-Posta adresi istenmeyen posta engelleyicileri tarafından korunuyor. Görüntülemek için JavaScript etkinleştirilmelidir.

 

 

Yepyeni bir yıl  bilinmezlikleri ve fırsatları ile kapıda… Geçen yılın kazandırdıkları, öğrettikleri bu yıl içinde neleri değiştirmek istediğinize, hassasiyetlerinize ve önceliklerinize dair  bir yol çiziyor.

Yeni yılda hayallerinize umutla bakmak için besinlerin gücüne inanın. Akan giden zamanın vücudunuza  acımasız davranmasını önlemek için planlarınızı şimdiden yapmaya başlamalısınız…

Metabolizmanızı hızlandıracak ve  zamana meydan okumanızı sağlayacak beslenme tüyoları ise şöyle:

1. Yeni yılda sağlıklı beslenmek adına atabileceğiniz ilk adım elbette su tüketimini arttırmak olmalı.  Besin ve oksijen taşınması, bununla birlikte atık maddelerin de vücuttan atılması için bol suya ihtiyacımız var. Ayrıca su seviyesi düşmüş insanların enerjileri ve metabolizmaları da yavaşlar, kilo almada daha elverişli bir hal alınır. Su tüketiminiz arttıkça kendinizi daha zinde hissedecek , nedensiz unutkanlıklardan kurtulduğunuzu , daha ışıl ışıl bir cilde sahip olduğunuzu göreceksiniz.

 2. ‘’ Bütün hastalıklar bağırsakta başlar ‘’  diyen Hipokrat ‘ı yabana atmayın ve  probiyotikleri hayatınızın bir parçası haline getirin.  Bağırsaklarımızdaki yararlı  bakteriler olan probiyotikler,    farkında olmasak da, önceleri hayatımızda olan, pek çok besinlerde bulunuyor. Yoğurt , ayran , kefir gibi fermente  süt ürünleri sofranıza sağlık katacak. Ömür uzatan gıdalar diye adlandırdığımız bu besinler bağışıklığınızı güçlendirecek, pek çok kronik hastalığa  karşı koruyucu, sindirim sistemi hastalıkları için gerçek birer dost olacaklardır.

saglikli beslenme - www.haberpodium.com

3. Ne  yersek o’yuz diyoruz ya, tam da anlatmak istediğim bu aslında…Yeni yılda yenilenmeye alışveriş listenizden başlamaya,  paketli ürün tüketimini azalmaya ne dersiniz. İşlem görmüş her besinin en basit haliyle tuz gibi katkı maddelerine maruz kaldığı ve lezzet oyunlarına alet olan masum besinlerin de artan kalorisi bir gerçek. Obezite prevelansının son dönemde bu kadar artmasının da altında yatan neden paketli , işlenmiş gıdalar.   Kilo vermeyi amaçlarken ekmeği kesmek yerine, eklenti şeker içeren gıdaları kesin. Nitelikli karbonhidrat  alımını ve  enerji dengesini sağlamak ve B grubu vitaminlerini karşılamak amacıyla, ayrıca 1 dilimi 10 mcg selenyum  minerali içeren tam tahıllı ekmekleri porsiyon kontrolünde mutlaka tüketin.

4. Vücut istikrar ve denge olduğu müddetçe sağlıklı çalışan bir sisteme sahip.  Beslenme planınızı yaparken  çeşitlilik konusunda olabildiğine cömert davranın. Renklenin , renklendirin sofranızı. Tam tahıllar , süt  grubu , sebze – meyve grubu ve et grubuna günlük  rutininizde mutlaka yer verin. Sebzeler elbette antioksidan etkileri , vitamin ve mineral içerikleri , vücudun doğal süpürgesi olan  posa  içeriği ile önemli bir paya sahip .Örneğin ; karaciğeriniz için   enginara ; serbest radikallere karşı savaşıp antikanserojen etki gösteren  brokoli, karnabahar gibi sebzelere ,soğangillere, turuncu sebzelere; mental gelişim için  omega 3 içeren  yeşil yapraklı sebzelere, ceviz fındık badem gibi sağlıklı yağlara  beslenme programınızda yer verin. En önemlisi haftada en az 2-3 kez balık tüketmeye, sağlıklı ve düşük yağlı proteinler tercih etmeye özen gösterin.

5. Hiç denemediğiniz ya da hayatınızda çok yer etmeyen  ama yeni araştırmalar ışığında, bizlerin yüzünü güldüren besinlere bu yıl bir şans verin.  Örneğin; Tiroit fonksiyonlarınızı düzenleme de etkisi olan dereotunu daha sık tercih edin. E vitamini , çinko ve omega 3 bakımından zengin keten tohumunu öğütülmüş bir şekilde tüketin. Yaşlanmak yerine yaş almayı hepimiz arzu ederiz. Alzheimer’a karşı koruyucu etkisi olan köri ve sarı kiraz ile anılarınız daima canlı kalsın.

6. Gelişen dünya düzeni her ne kadar daha sedanter bir yaşam sunsa da, yeni yılda fiziksel aktivitenizi arttırmaya özen gösterin. Dünya Sağlık Örgütü haftalık 150 dakika  tempolu yürüyüş veya 75 dakika koşu yapılması gerektiğine dikkat çekiyor.  Yürüğünüz her kilometrenin ömrünüze birkaç dakika daha eklediğini unutmayın.  Bu yıl teknolojik ürünlerin hayatımızı kolaylaştırdığı gerçeğini kabullenip bu ürünlerin esiri olmamaya çalışmalıyız.

Unutmayın ki, doğal gıdalar ve doğal bir yaşam zinde kalmanın anahtarıdır. Hayallerinizi gerçekleştirecek olan kişi sizsiniz. Kendinize ve dünyamıza iyi bakın….

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Berna Coban-www.haberpodium.com

Berna Çoban

Diyetisyen

Bu e-Posta adresi istenmeyen posta engelleyicileri tarafından korunuyor. Görüntülemek için JavaScript etkinleştirilmelidir.

 

SİGARANI DA SAĞLIĞINI DA YAKMA !

 

Sigara, özellikle de gelişmekte olan ülkelerde tüketimi her geçen gün artan bir alışkanlık.   Sigaranın başta kardiyovasküler hastalıklar, kanser türleri ve solunum sistemi hastalıklarında etkin rol aldığı bilinmektedir. Sağlık açısından yarattığı olumsuzlukların dışında bir diyetisyen olarak beslenme alışkanlıklarına olan etkisini paylaşmak istedim bu yazımda…

Sigara içen bireylerin beslenme alışkanlıkları incelendiğinde, daha iştahsız ve niteliksiz beslendikleri görülür. Sebze ve meyve tüketimi, sigara içmeyen bireylere nazaran daha düşüktür. Aslında sigara ile alınan serbest radikallerin etkisinden dolayı vitamin mineral gereksinmeleri, antioksidan ihtiyaçları çok daha fazladır. Çünkü hücreleri oksidadif strese daha duyarlıdır. Bu nedenle kalp hastalıkları, diyabet, hipertansiyon, kanser gibi kronik hastalıklara yakalanma riskleri artar. Yeterli ve dengeli bir beslenme programı ile olası riskler minimuma indirilebilir. C vitamini ve birçok antioksidan öğe barındıran taze sebze ve meyveler mutlaka beslenme programlarında olmalıdır.

sigara ve saglik-www.haberpodium.comYapılan araştırmalarda sigara içen bireylerin günün en önemli öğünü olan kahvaltıyı atladıkları görülmüştür. Bununla birlikte tek ana öğün veya ana öğünden ziyade atıştırmalıklarla geçen bir beslenme düzeni söz konusudur. Oysa ki gece boyu dinlenen ve aç kalan metabolizmanın kahvaltı ile ödüllendirilmesi ve çalışmaya teşvik edilmesi gerekir. Yaşanan kan şekeri düşüklüğü gün içerinde iş ve okul performansını olumsuz etkileyip, sürekli uyku hali gelişmesine neden olur. Sigara içen bireylerin kahvaltı alışkanlığı edinmeleri önemlidir.

Sigara içen ve içmeyen bireyler kıyaslandığında sigara içenlerin ara öğünlerde bisküvi, kraker, kuru pasta, çikolata gibi atıştırmalık besinleri daha çok tükettikleri, meyve tüketimlerinin daha düşük olduğu sonucu çıkmıştır. Bununla birlikte yeme hızlarının da sigara kullanmayanlara karşın daha yüksek olduğu belirlenmiş. Sigara içen bireylerde tat hücreleri de etkilendiği için tatlıya eğilim daha azdır. Ama sigaranın bırakılması sürecinde bu karşımıza tam tersi bir durum olarak çıkar.

Sigara içen bireylerde vücudun temel ihtiyacı olan suyun da yetersiz alındığı belirlenmiştir. Bu durumda çay, kahve, alkol gibi içeceklerin tüketimi artmaktadır. Bunlar da kafein içerikleri, kalorileri, diüretik etkileri nedeniyle vücuttan sıvı kaybına, vitamin mineral eksikliklerine sebep olmaktadır. Metabolik artıkları atabilmek, bununla birlikte de alınan besin ve  oksijenin dokulara sağlıklı bir şekilde ulaşmasını sağlamak için günlük olarak 2,5 -3 litre su tüketimi önemlidir.

Sigara içilen dönemde, iştah mekanizmasının baskılanması ve öğün atlama alışkanlıklarının yüksek oluşuyla birlikte, kalorinin eksik alınması sonucu bir kilo kaybı da söz konusu olabilir.  Bu kilo kaybının sağlıksız olduğu unutulmamalıdır.

Kilo alma korkusu

Sigara içen bireylerde en önemli kaygılardan biri de sigarayı bırakınca kilo alma korkusudur. Bu düşünce, genelde insanları sigarayı  bırakmaktan alıkoyar. Ancak bu yanlış bir kanıdır. Düzenli beslenme ile bunun önüne geçilebilir. Sigarayı bırakması sonrasında, kişi ortalama olarak 2-3 kilo alabilmektedir. Yavaşlayan bazal metabolizma hızı, nikotin bağımlılığına karşılık yemek bağımlılığı gelişmesi, psikolojik olarak alışkanlıkları yeme ile sürdürme davranışı kilo alımını tetiklemektedir. Bu süreçte sağlıklı, dengeli bir beslenme programı ve  vücutta serotonin dediğimiz mutluluk hormonu seviyesini arttıracak bir egzersiz programı ile sigaranın esiri olmaktan kurtulabilirsiniz.

Unutmayın ki vücudumuzun en temel ilacı besinlerimizdir. Sigaranın zararlı etkilerinden sağlıklı beslenmenin gücüne sığının…

 

 

 

 

 

 

Berna coban - www.haberpodium.com

Berna Çoban

Diyetisyen

Bu e-Posta adresi istenmeyen posta engelleyicileri tarafından korunuyor. Görüntülemek için JavaScript etkinleştirilmelidir.

 

русские телки на кастинге порно PEKMEZİN ÖYKÜSÜ

 

Pekmez, geçmişten bugüne bizler için  oldukça önemli bir gıdadır. Üzüm, keçiboynuzu, dut gibi meyvelerin ezilip kaynatılması ve elde edilen şıranın belli ürünlerle berraklaştırılması ile elde edilir. Pekmez, fruktoz dediğimiz basit şeker içermesine karşın normal çay şekerinin verdiği enerjinin  ¼ ü oranında daha az enerji sağlar. Bununla birlikte kalsiyum, demir, magnezyum, potasyum, fosfor, krom mineralleri ve B grubu vitaminlerinden zengin olup, antioksidanlar ve fitoöstrojenler içeriği ile de ayrı bir öneme sahiptir.

diyetisyen Berna coban - www.haberpodium.com

Pekmez  çok iyi bir enerji kaynağıdır. Özellikle oyun çağındaki çocukların gelişimine katkısı büyüktür. Kalsiyum içeriği yüksek bir besin olması da süt dışında iyi bir alternatif olabileceğini göstermektedir. Çocuğunuzun kemik – kas gelişimi, boy uzaması, diş gelişimi ve sağlığı, metabolizmanın dengede olabilmesi ve sinirsel uyarıların iletilmesinde önemli rol oynar. Çocukluk ve ergenlik döneminde günlük 1-2 tatlı kaşığı tüketilmesi yararlı olacaktır.  

Demir içeriği yüksek olan pekmez, tüketimi ile vücutta kan yapımında etkili olan hemoglobinin sentezi artar. Pekmezin içeriğindeki demir emilimi yüksek olmakla birlikte, C vitamini ile birlikte tüketilmesi yararını daha da arttıracaktır.  Anemi problemine karşı hamileler, emziren anneler ve çocuklar için vazgeçilmez bir besin öğesidir.

Vücutta enerji dengesinin sağlanması için önemli olan pekmez, içerdiği fosfor, potasyum, krom, çinko, magnezyum ile kas ve sinir sisteminin düzenli çalışmasını sağlar. Ayrıca tansiyonu dengelemeye ve protein sentezine de yardımcı olup bağışıklık sistemini destekler.

Pekmezin yarar sağlayabilmesi için yapısının bozulmaması gerekir. Bu nedenle ısıl işleme maruz bırakılmamalıdır. Sağlıklı olsun diye şeker yerine pekmezle yapılan kekler, tatlılar  yarardan çok zarar verir. Çünkü pekmez yüksek ısıya maruz kalınca HMF (hidroksi metil furfuralin) maddesi açığa çıkar. Yüksek dozda HMF alınması ile DNA modifikasyonu gelişebilir, tömür oluşumunu tetikleyebilir. Ayrıca üst solunum yolları üzerinde de tahriş ve alerji yapabilir. Bu nedenle pekmezi pişirmek yerine, miktar kontrolü yaparak pişirmeden tüketmeye özen gösterilmelidir. Piyasada çeşitli markaların ısıl işlem derecesine dikkat ederek ürettiği pekmezler  tercih edilmelidir.

Pekmez pek çok meyveden elde edilebilir. Çoğunlukla karşılaştığımız türleri ise üzüm pekmezi, keçiboynuzu pekmezi, dut pekmezi, andız pekmezi ve hurma pekmezidir. Pekmez türleri arasında  ısıya en dayanıklı tür ise andız bitkisinden elde edilen andız pekmezidir.

Yaşamınız boyunca sağlıklı beslenmek en iyi pusulanızdır. Besinlerimizi tanımak ve doğru porsiyonlarda, doğru pişirme ve tüketim şekilleriyle beslenmemize dahil etmek oldukça önemlidir.              

 

 

 

 

 

 

 

 

Berna Coban-haberpodium.com

Berna Çoban

Diyetisyen

Bu e-Posta adresi istenmeyen posta engelleyicileri tarafından korunuyor. Görüntülemek için JavaScript etkinleştirilmelidir.

 

 

POPÜLER DİYETLER  

Her  geçen gün yeni bir zayıflama yaklaşımıyla karşı karşıya kalıyoruz . Kısa vadede kalıcı çözümler bulmak ümidiyle yapılan bu diyetler maalesef  beklentiyi karşılamıyor. Sağlığımızı  tehdit eden bu diyet yaklaşımlarını ve  etkilerini şöyle özetleyebiliriz;

если все возможные значения дискретной случайной величины Protein diyetleri (dukan, protein, karatay, atkins)

Düşük  karbonhidrat içeren, aç kalmadan kilo vermeyi vadeden  protein içeriği yüksek diyetlerdir. Protein metabolizmayı hızlandırır. Glikojen depoları bittiğinde vücut yağ ve proteini enerji  için kullanır. Bu sayede kilo verilir. Ancak verilen kilo yağ oranı oldukça düşüktür.  Sağlıklı beslenme kuralları ile yağ kaybı fazla olurken, protein diyetleri ile su kaybı olur. Vitamin mineral içeriği düşük bulunan, böbrekler üzerindeki protein yükünü arttıran, doymuş yağ oranı yüksek olan,  posa içeriği düşük olan diyetler sağlığımızı tehdit eder.

Isvicre'e saglik-www.haberpodium.comBöbrek hasarı, karaciğer enzimleri artışı ve ürik asit fazlalığı ile; karakterize gut hastalığı riskinde artış, konstipasyon (kabızlık), halsizlik, yorgunluk ve saç dökülmesi etkileri yapabilir.

расписание поездов светлогорск Alkali diyetler

Bu diyet şekli, sebze oranı yüksek, potasyum bakımından zengin, protein ve yağ içeriği düşük, posa miktarı yüksek diyetlerdir. Protein ve sağlıklı yağlar olarak nitelendirilen esansiyel yağ asitleri bakımından yetersiz oluşu uzun vadeli sağlık açısından ciddi riskler taşır. B grubu vitaminler, kalsiyum, demir gibi minerallerin eksikliği de bir diğer olumsuz özelliğidir. Bu tarzda bir beslenme yaklaşımı sağlıklı olmadığı gibi sürdürülebilir de değildir.

будем купаться голыми Düşük yağlı, düşük kalorili diyetler

Bu diyetler, beslenme düzeninde kolesterol ve doymuş yağ asitlerini kesinlikle sınırlayan, kalorileri çok düşük ve standart olan, kişinin besin gereksinimleri önemsenmeyen diyetlerdir.  Sürdürülebilir olmadığı gibi yeme bozukluklarına sebep olabilir. Yağ kaybından ziyade su ve kas kaybettiren diyetlerdir bunlar.  Bu nedenle diyet hem uzun soluklu yapılamaz hem de bırakıldığı noktada çok daha kısa sürede eskisinden daha fazla kilo alınır.

Yoyo etkisi dediğimiz bu durum popüler diyetlerin ortak sorunudur. Uzun vadeli yapılamaz ve doku yıkımı sonucu sağlıksız bir görünüm oluşur. Diyet bırakıldığı andan itibaren  verilen kilolar çok çabuk geri alınır.

Sağlıklı kilo kaybı ve kilo koruma dönemi, uzman desteği alınarak, kişiye özel planlanmış, kan tahlilleri ve vücut analizleri ile takip edilen kontrollü bir süreç ile mümkündür. Kişisel özellikler, yaşam şekli,  bireyin ihtiyacına göre belirlenen kaloriler ile sağlıklı zayıflama gerçekleşir.

Uyguladığınız diyet; tüm besin gruplarını içermeli, glisemik indeksi düşük olan ve tok tutan, sosyal hayatınıza uyum sağlayabilen,  kolay uygulanabilen diyetler olmalıdır.