İsviçre'deki haber kaynağınız.

Berna Çoban

Diyetisyen

Bu e-Posta adresi istenmeyen posta engelleyicileri tarafından korunuyor. Görüntülemek için JavaScript etkinleştirilmelidir.     

 

 

 

Günümüz dünyasında hayatımız, gelişen bilim, teknoloji ve ekonomi ile kolaylaşırken diğer yandan da olumsuz birtakım değişikliklere sebep oluyor. Sedanter yaşamın ve stres faktörünün artmasına paralel bir şekilde beslenme alışkanlıklarımız da farklılaştı. Besin kaynakları etkin bir şeklide kullanılamadığı ve modern dünyaya en hızlı şekilde ayak uydurmak gerektiği için yüksek kalorili ve besin değeri düşük yiyecekler tercih edilmeye başlandı. Buna bağlı olarak obezite, kalp-damar hastalıkları, kanser, barsak hastalıkları, diyabet gibi küresel sağlık sorunları hayatımızı hergün biraz daha tehdit etmeye başladı. Bu hastalıkların tedavisinde en önemli nokta ise sağlıklı beslenmek.

Son  dönemde sağlıklı besinlere olan ilginin ve bilincin artmasıyla dikkatleri üzerine çeken bitkilerden bir tanesi de Karabuğday (Fagopyrum esculentum Moench)’dır.

Farkındalığı ve popülerliği gün geçtikçe artan karabuğday; Çin, Rusya, Polonya, Kanada, Japonya, Fransa, ABD (Kanada, Brezilya), Güney Afrika ve Avustralya’da yetişirilmektedir. İyi bir kimyasal kompozisyona sahip olması, özellikle lif ve protein iceriği bakımından zengin olması ile tahıllardan ayrılmaktadır. Kalitesini belirleyen kimyasal bileşiminin, biyolojik ve fiziko-kimyasal özelliklerinin daha iyi anlaşılmasıyla kullanım alanları da her geçen gün yaygınlaşmaktadır. Yüksek düzeyde protein, özellikle tahıllarda sınırlı miktarda bulunan ve temel aminoasitlerden biri olan lisin, diyet lif, vitamin (B1 ve E), mineral madde ve linoleik asit gibi temel çoklu doymamış yağ asitlerini içerir. Ayrıca rutin ve quercetin antioksidanlarını da bünyesinde bulundurur. İçerdiği protein vücutta en etkili ve yaralı biçimde kullanılır. Bu kadar önemli bir besin olması da biyo yararlanımının oldukça yüksek olmasından kaynaklanmaktadır. Çeşitli mineraller açısından zengindir.

İnsan sağlığına yaptığı olumlu katkılar yadsınamayacak kadar büyük olan karabuğday; ekmek, makarna gibi ürünlerin besin değerinin arttırılmasında ve ürün çeşitliliğinin sağlanmasında kullanılmaktadır.

Son dönemlerde artan sağlık problemlerinin birçoğunda sağlıksız beslenme büyük bir etken oluşturmaktadır. Toplumun da bunu farketmesi sonucunda sağlıklı beslenme, organik gıda, sağlıklı gıda arayışına yönelik algı artmıştır. Bu nedenle yapılan çalışmalarla karabuğdayın yüksek besin kalitesine sahip olması, pek çok hastalık üzerindeki olumlu etkisi, bu besinin daha da dikkat çekmesine neden olmuştur.

Peki karabuğdayın insan sağlığına yararları nelerdir ?

- Karabuğday serbest gluten içermemesi nedeniyle özellikle порно женщина с пиздой вместо рта смотреть çölyak hastaları için umut vaat eden önemli bir besin maddesidir. Çölyak hastaları için sınırlı besin kaynaklarına alternatif oluşturmaktadır. Glutensiz un, glutensiz ürünler hazırlamak için uygun bir besindir.

- İnsan vücudunda bağırsakların çalışmasını destekleyen, vücutta yağ toplanmasını engelleyen kalp hastalıklarına ve kansere karşı koruyucu etkisi olduğu bilinen lignan maddesini içeren karabuğday, plazma lipitini düşürdüğü için http://tihanyoazis.hu/tech/tramvay-nizhniy-novgorod-novosti.html трамвай нижний новгород новости hiperlipidemi tedavisinde etkindir. Kolesterol düşürücü etkisi vardır ve antiaterojenik bir etkiye sahiptir. Safra taşı oluşumunu engellemede yardımcıdır.

- Yüksek antioksidan aktivitesi vardır. Bu nedenle http://www.electromontag.in.ua/community/bolit-pod-levim-rebrom-chto-delat.html болит под левым ребром что делать kanser tedavisinde de olumlu bir katkısı vardır.

- Diyet lifi açısından zengin olması, gastrointestial sistem üzerinde anlamlı bir etki sağlamaktadır.

- Düşük glisemik indeksi nedeniyle kan şekerinin daha iyi bir biçimde kontrolünü sağlayan ve bu özelliğiyle порно-фото нудистов с детьми diyabet (şeker) hastalığına iyi gelen karabuğdayın, açlık duygusunu bastırmada da işlevi büyüktür. Bu nedenle http://bairropontealta.com/tech/oboznachenie-datchikov-na-sheme.html обозначение датчиков на схеме obezite tedavisinde de kullanılabilir.

Karabuğdayın tüm bu özellikleri ve kaliteli besin içeriği nedeniyle, bu ürünü günlük diyetlerde tüketmek yararlı olacaktır. Karabuğdayın sağlıksız birçok gıda karşısında çok iyi bir seçenek olduğunu unutmamak gerekir. Doğanın gücünü kabul ederek  çıkılan bu sağlıklı beslenme yolculuğunda karabuğday tüm bu övgüleri hakediyor sanırım. Geleceğinizi karabuğday gibi sağlıklı besinlerle inşa edebilmenizi diliyorum.

 

 

 

 

 

 

Berna Çoban

Diyetisyen

Bu e-Posta adresi istenmeyen posta engelleyicileri tarafından korunuyor. Görüntülemek için JavaScript etkinleştirilmelidir.                      

 

 

İnsülin direnci, tüm dünyada gün geçtikçe yaygınlaşan bir sağlık sorunudur. Bu ay sizlere özellikle kilolu insanlarda sıklıkla karşılaştığımız insülin direncine değinmek istiyorum. Dünya Sağlık Örgütü’ nün metabolik sendrom kriterlerinin başında gelen insülin direnci artık sağlıklı popülasyonun bile % 25’ini tehdit etmektedir.Kan şekeri bozukluğu yaşayanların % 60'ı, diyabeti olanların ise % 75'inde insülin direnci gelişebilir. 

İnsülin, kan şekerini kullanan dokulara şekerin alınması ve kullanılmasını sağlayan, pankreastan salınan bir hormondur. İnsülin salgılanması kan şekeri seviyesine göre ayarlanır. Pankreasdan insülin salgılanmasıile besin tüketimiyle kanda artan kan şekeriseviyesi düşürülür.

транспортная карта для льготников липецк İnsülin direnci

İnsülin direnci;kalıtım, hareketsiz yaşam tarzı, sağlıksız beslenme sonucuvücuttainsülin hormonunun yeterince etkili olamamasıdır.İnsülin direncikandaki glikozun kas ve yağ hücresine girmesini önlemektedir. insülin direnci arttıkçakan şekerinin hücreye girmesi için daha fazla insülin salgılanması gerekir. Vücutta fazla salgılanan insülinin yağ depolanmasını arttırdığı da unutulmamalıdır.İnsülin direncison zamanlarda insanların daha hareketsizbir yaşam sürmesi, endüstriyelgıdaların tüketiminin artışı ve "fast food" tarzı beslenmenin yaygınlaşmasıyla artış göstermiştir.İnsülin direnci olan bireylerde; yorgunluk halsizlik, hızlı ağırlık artışı , sık sık acıkma, tatlı krizleri,  zor kilo kaybı, abdominal ( göbek çevresinde) yağlanma, sürekli uyku hali ve unutkanlık başlıca belirtilerdir русские телки на кастинге порно .


İnsülin direnci gelişmiş bireylerde kilo vermek başlıca tedavi şeklidir. Uzman desteği alarak sağlıklı bir kilo verme süreci yaşayan kişilerde kan şekeri regüle olacağından insülin seviyeleri de normale dönecektir. Özellikle göbek çevresinde yağ kaybını sağlanması ile insülin direnci belirgin bir şekilde düzelecektir.

если все возможные значения дискретной случайной величины Beslenme programında karbonhidratların önemi

Beslenme programında sağlıklı karbonhidratlara mutlaka yer verilmelidir. Günlük kalorinin yaklaşık % 50-60’ı karbonhidratlardan sağlanmalıdır. Lif oranı yüksek, rafine olmamış kepekli ekmek, kepekli pirinç, kepekli makarna, kuru baklagiller gibi kompleks karbonhidratlar tercih edilmelidir. Kabuğu ile yenebilen meyvelerin soyulmadan yenilmesi, kan şekerinin hızlı yükselmesini engeller. Aynı şekilde daha fazla lif alınabilmesi için meyvenin suyu değil meyvenin kendisi tüketilmelidir.

Zengin karbonhidrat kaynağı olan çay şekeri, şeker ve şekerlemeler, reçel, pekmez, bal, çikolata, dondurma, helva çeşitleri, hazır meyve suları, şekerli kurabiyeler, tatlılar gibi yiyecek ve içeceklerin içindeki şekerler vücudunuzda hızlı bir şekilde glikoza çevrilerek kana geçerler ve kan şekerinizde ani yükselmeler meydana getirirler. Karbonhidrat tüketiminde dikkat edilmesi gereken diğer bir nokta da glisemik indeksi düşük besinlerin seçilmesi gerektiğidir.

Besinlerin kan şekerini yükseltme hızına glisemik indeks denir. Yüksek glisemik indeksli besinler tüketildiğinde daha fazla insülin salgılanır. Kişide açlık hissi daha çabuk gelişeceğinden takip eden öğünlerde daha fazla besin tüketimi söz konusu olur. Yüksek miktarlardaki insüline bağlı olarak vücutta biriken yağ miktarı artış gösterir.

расписание поездов светлогорск Omega 3

Günlük alınan enerjinin % 12-15’inin proteinlerden, % 30’unun ise yağlardan gelecek şekilde düzenlenmesi gerekmektedir. İnsülin direnci  olan bireylerin beslenmesindeomega 3 yağ asidi içeren hayvansal ve bitkisel kaynaklı besinleri tüketilmesi çok önemlidir.  Özellikle  bir tanesi somon olmak üzere haftada en az balık tüketilmesi, ceviz , keten tohumu , semizotu gibi omega 3 yönünden zengin besinler  tercih edilmelidir. İnsülin direnci olan bireylerde koroner kalp hastalığı oluşum riski yüksek olduğundan aşırı yağlı yiyeceklerden uzakdurulmalıdır.

Öğün atlamak bir sonraki öğünde daha fazla besin tüketmenize, böylece daha fazla enerji almanıza ve de kan şekerinizin daha fazla yükselmesine neden olur. Kan glikoz düzeyinin normal sınırlarda tutulması için öğün sıklığı ve sayısı önemlidir. Besinlerin 3 ana 3 ara öğünde tüketilmesi en uygun olanıdır. Böylelikle insüline veya ilaca olan gereksinim azalacaktır.

İnsülin direncinde her gün orta tempoda en az 30 dakikalık yürüyüş yapılması ile vücudunuzdaki kaslar ortamda olan şekeri kolayca kullanacak ve insüline olan ihtiyaç azalacaktır.  Egzersizle desteklenen sağlıklı kilo kaybı da insülin direncinin tedavisinde oldukça etkindir.

İnsülin direncini arttıran tereyağı margarin gibi trans yağ içeriği yüksek besinlerin, rafine gıdaların, şarküteri ve kızartılmış ürünlerin hayatınızdan uzaklaştırılmasıyla çok daha başarılı sonuçlar elde edilebilmektedir.

Sağlıklı olmak isteyen, bedenini, ruhunu  ve geleceğini önemseyen her bireyin sağlıklı beslenme  yolculuğunda başarılar diliyorum…

 

 

 

 

 

Açlık fizyolojik bir olgudur. Açlık hissini başlatan temel faktör Ghrelin hormonudur. Ghrelin hormonu açlık hissini artırır ve bu nedenle de gıda alımı artar.İnsanda ghrelin hormonu seviyeleri her öğün öncesi bir pik yapar ve beslenmenin ardından geriler. Şişman kişilerde aşırı beslenmeye yanıt olarak ghrelin seviyesinin azaldığı yapılan çalışmalarla belirtilmiştir.

 

 

 

 

 

 

Diyetisyen Berna Çoban

Bu e-Posta adresi istenmeyen posta engelleyicileri tarafından korunuyor. Görüntülemek için JavaScript etkinleştirilmelidir.  

 

Düzenli bir şekilde beslenip hala doyduğunuzu hissetmiyor veya sık sık acıktığınızı hissediyorsanız vücudunuz size birşey anlatmak istiyor olabilir. Bedenize kulak verin ve açlığınızın nedenlerini sorgulayın. Peki bu doyumsuz açlığın nedenleri neler olabilir?

будем купаться голыми 1) Dengesiz beslenme: Beslenme alışkanlıklarınız içeirsisinde tam tahıllı ürünler, ekmek , sebze ve meyveler,  sağlıklı yağlar, sağlıklı protein kaynakları yer almıyorsa açlığınızın nedeni elbette ki bunlar olabilir. Vücudumuz tok hissetmek için 4 besin grubundan ( tahıl grubu, et grubu, sebze -meyve grubu, süt grubu) yeterli oranda almaya ihtiyaç duyar.

 

http://flavrful.com/dat/porno-smotret-24-chasa.html порно смотреть 24 часа 2) Su tüketiminin yetersiz olması: Susuzluk duygusu ile açlık duygusu ile sıklıkla karıştırılan bir duygudur. Su kaybı yaşamanız açlık duygusunun artmasına neden olabilir. Bu nedenle günlük 2-2.5 litre ( 10-12 bardak) su tüketmeye özen gösterin. Su dışındaki içeceklerin ( kahve, çay, meyve suyu gibi) suyun yerini tutmadığı aksine diüretik etki göstererak su kaybına neden olduğu unutulmamalıdır.

http://academiadeidiomasfriends.es/delo/novosti-krasnoyarska-i-kraya.html новости красноярска и края 3) Yetersiz uyku: Açlıkkrizlerininbir diğer nedeni ise yeterli uyku almamaktır. Yeterli uyku uyunmadığı zaman, vücut açlığı tetikleyen bir hormon olan ghrelin'i yüksek seviyelerde üretmeye başlar. Bununla beraber gece atıştırmalıklarını tetikler ve şekerli ve tuzlu ürünlere yönelmeler başlar.

http://71visions.ch/leon/obrazets-dogovor-peredacha-imushestva-ot-uchreditelya.html образец договор передача имущества от учредителя 4) Gazlı içecekler: Tokluk mekanizmasını etkileyerek daha fazla yemeye teşvik eder. Aynı zamanda vücuttan su kaybına sebep olur.

http://f-star.com.ua/love/golaya-pisya-zheni-video.html голая пися жены видео 5) Gluten intoleransı: Gluten, buğday, arpada bulunan, ve bunlaradan elde edilen ekmek, makarna, bulgur gibi pekçok gıdanın içerisinde yer alan bir tür proteindir. Gluten intoleransı ise barsakların gluteni sindirmemesi ile birlikte emilim problemleri sonucu ortaya çıkan hassasiyet durumudur. Bu bireylerde vücut fonksiyonlarının yeterli sürdürülmesi için gerekli olan enerji ihtiyacının karşılanmamasına neden olur. Açlık krizleriningluten hassasiyeti semptomlarıyla bağlantılı olabileceği kanıtlanmıştır.

евпатория фото карта 6) Duygusal açlık: Bireyin stres, üzüntü, öfke,  sinirlilik, kaygıya da yalnızlık durumlarına yönelik duygusal bir tepkiyi karşılamak için yemek yemesidir. Duygusal açlık, kontrol edilemez olduğunda ve farklı duygular kişiyi yemeye yönlendirdiğinde bir sorun olmaya başlar. Zamanla bu sorunlar obezite gibi  pekçok yeme bozukluğu sorunlarına neden olabilir. Duygusal açlığı önlemek adına spora başlamak, bir hobi edinmek, otokontrolüzü sağlamak bir çözüm olabilir.

7) Parazitler veya hormonal dengesizlikler: Yeterli ve dengeli beslendiğiniz , düzenli bir yaşam sürdüğünüz halde hala açlık atakları yaşıyorsanız, doyumsuz açlık belirtilerine neden olabilecek parazitler ve hormonal dengesizliklere sahip olabilirsiniz. Böyle bir durumda mutlaka bir hekime başvurmalı ve tedavi görmelisiniz.

Tüm bunlar bastırılamayan açlık duygusu ile ilişkilidir. Ruhunuzu ve bedenizi iyi analiz etmeli ve onun sesine kulak vermelisiz.

 

 

 

 

 

 

Berna Çoban

Diyetisyen

Bu e-Posta adresi istenmeyen posta engelleyicileri tarafından korunuyor. Görüntülemek için JavaScript etkinleştirilmelidir.

 

 

Soğuk kış günlerinde bazal metabolizma hızının düşmesi ve yeterli fiziksel aktivite yapılamaması fazla kiloları da beraberinde getirir. Bahar tüm renkleri ve enerjisiyle geldiğinde ise yaza formda girmenin telaşı başlar. Ancak yaza girerken kısa sürede kilo vermek ve daha ince görünebilmek için uygulanan yanlış diyetler verilen kiloların kısa sürede geri alınmasına ve beden sağlığınızın olumsuz etkilenmesine neden olabilir.

Yazı ideal kilonuzla karşılamanızın yolu ise bir diyetisyen yardımı almaktan geçiyor. Peki fazla kilolara meydan okumak ve yavaşlayan metabolizmayı hızlandırmak için neler yapılabilir?

Güne 1 bardak suyla başlayın

Güne bir bardak ılık su ile başlamak sindirim sisteminizi uyaracağı için kilo verme sürecinde daha başarılı olmanızı sağlayacaktır. Ancak ılık suyun yağları yakması gibi bir etki söz konusu değildir. Sadece metabolizmanızı yeni güne uyandırmanın en sağlıklı yoludur.

Düzenli kahvaltı alışkanlığı ile bir adım önde olun

Kahvaltı öğününün atlanması, metabolizma hızının yavaşlamasının ve kilo artışının temel sebeplerinden biridir. Gece boyu aç kalan vücudunuzu kahvaltı yaparak ödüllendirmeli ve metabolizmanızın çalışması için en önemli adımı atmalısınız. Böylece metabolizma hızınızı arttırmanızın yanı sıra hem iş ve okul yaşamında başarınızı arttıracak hem de motivasyonunuzun sürekli olmasını sağlayacaksınız. Yeterli zaman bulamamaktan şikayet ediyor ve pratik önerilere ihtiyaç duyuyorsanız; peynirli bir sandviç, süt müsli ikilisi, tam tahıllı grisini, yoğurt ve meyve ile hazırlayacağınız kahvaltılar kurtarıcınız olabilir.

 

Günlük 2,5 -3 litre su tüketmeye özen gösterin

Vücut fonksiyonlarının normal sürdürülmesi, metabolik artıkların atılması, dolaşım ve sindirim sistemlerinin daha sağlıklı çalışabilmesi için su çok önemlidir. Metabolizma hızının arttırılmasında ve kilo yönetiminde su tüketimine özen gösterilmelidir. Havaların ısınmasıyla birlikte terleme ile kaybedilen su miktarı da artacağından günlük olarak 2.5-3 litre su içmelisiniz.

Öğün sayısını ve sıklığını arttırın

Metabolizmanızın daha iyi çalışmasını sağlamak içinöğün sayınızı arttırmayagayret edin. Ana öğünler dışında tüketeceğiniz bir porsiyon meyve, yogurt, 5-6 adet çiğ fındık, bademveya küçük bir peynirli sandviç, kan şekerregülasyonunu sağlayacaktır. Gün içerisinde uzayan açlıklar kan şekerinizin düşmesine, akabinde besin alımında kan şekerinizin bir anda pik yapmasına neden olur. Ara öğünler ile diyeti zenginleştirmektatlı krizini önlerken açlığınızı yatıştırır ve bir sonraki öğünde aşırı miktarda besin tüketmenizi engelleyip; hem porsiyon hem de hız kontrolünü sağlamanızda etkili olur.

Vitamin minerallerini arttırın

Vitaminler ve mineraller vücut fonksiyonlarının normal sürdürülmesinden sorumludurlarve metabolizmanın çalışması için gereklidirler.Vücutta düzenleyici işleve sahip olan vitamin ve minerallerin doğal yollarla tüketimini arttırmak önemlidir. İhtiyacınızı karşılamak için sofranızda bütün besin gruplarına yer açmanız gerekir. Süt ürünlerine, az yağlı etlere, tam tahıl ürünlerine veen az 5 porsiyon olacak şekilde sebze ve meyvelere sofranızda yer vermelisiniz.

İçecek seçiminde daha dikkatli olun

İçeceklerinizi doğru seçmek, vücudunuza gereksiz kalori yüklemesi yapmanıza engel olacaktır. Şekerli ve karbondioksitli içecekler, hazır meyve suları, enerji içecekleri gün içerisinde aldığınız kaloriyi arttırıp size farketmeden kilo aldıran besinler aslında. İçecek seçimlerinizi ayran, bitki çayları, küçük porsiyonlarda taze sıkılmış meyve suyu, şekersiz limonatadan yana kullanmanız sağlıklı kalmanızı ve kilo yönetiminde daha başarılı olmanızı sağlar.

Öğünlerin glisemik indeksini azaltın

Yüksek glisemik indeksli besinler kan şekerini hızlı yükseltir ve hızlı düşürürler. Kan şekeridüşmesi, açlıkhissinin artmasına ,tatlı krizlerine ve sonrasında insülin dengesinin bozulmasıyla abdominal ( göbek çevresinden) yağlanmaya sebep olur.

Besin seçimlerinizde basit şekerler yerine kompleks karbonhidratlara  yer vermeniz (kepekli pirinç, bulgur, tam tahıllı ekmeklergibi), öğünlerinizde karbonhidratlı besinler yanında proteinli besinlere yer vermeniz ve salatatercih etmenizdiyetinizin glisemik indeksini azaltarakkilo verme sürecinizi kolaylaştıracaktır.

Fiziksel aktivitenizi arttırın

Metabolizmayı hızlandıran en temel faktörlerden biri de fiziksel aktivitenin arttırılmasıdır.  Fiziksel aktivite yapmak kas gücü ve esnekliğini arttırıp daha zinde olmanızı sağlar. Haftalık 150 dakika orta tempoda yürüyüş beden ve ruh sağlığınız için çok önemlidir. Düzenli spor yapacak vaktiniz olmadığını düşünüyorsanız günlük hayatınızda kısa mesafelerde araç kullanmayabilirsiniz. Mesela asansör yerine merdivenleri tercih edebilir, ev içerisinde daha aktif olabilir ya da keyifle dans edebilirsiniz.

Sağlıklı yaşamın anahtarı, sağlıklı beslenme alışkanlıklarını hayatınıza adapte etmeniz ve yapabileceğiniz ölçüde fiziksel aktiviteleri yaşam şekli haline getirmenizdir.

Mutlu ve sağlıklı bir bedenle formda bir yaz geçirmeniz dileğiyle…