Diploma

проблемы инженерного мышления

подсмотрел пляж рассказы Savaş Şengül

работа вахтовым методом с проживанием Meslek danışmanı ve Sosyal eğitimci

http://klvrt.ru/delo/changes-come-perevod.html changes come перевод HETS Cenevre ve Orleans 

игра где ты на острове  Bu e-Posta adresi istenmeyen posta engelleyicileri tarafından korunuyor. Görüntülemek için JavaScript etkinleştirilmelidir.

фильм приказ уничтожить  

http://magribart.ru/leon/moskovskaya-pensiya-skolko-sostavlyaet.html московская пенсия сколько составляет  

как делать скрины на телефоне samsung  

http://personalizedmedicinemanagement.com/community/novoe-raspisanie-dachnih-avtobusov-orenburg-2017.html новое расписание дачных автобусов оренбург 2017 Diplomasız bir insan mutlu ve huzurlu yaşayabilir mi ?

Evet yaşayabilir. 70’li 80’li ve 90’lı yıllarda İsviçre’ye gelenlerden kaç kişi diploma sahibi idi?

Geçerli bir diplomaya sahip olanların oranı yüzde 5 civarındaydı.

Yüzde 95 dilimine dahil olan insanların büyük bir çoğunluğu bugün  iş sahibi oldular. Bu insanlar içinde bulundukları koşullar gereği bunu diplomasiz başardılar. Güzel arabaları, güzel cep telefonları, güzel giyimleri de beraberine oldu tabii.

Günümüzde bir insan ehliyet yapmıyorsa, evinde televizyonu yoksa, ve cep telefonundan yoksunsa bu durum bize tuhaf gelir. Bunlardan yoksun olan bir insanın mutlu yaşamadığını, mutlu olmadığını düşünürüz.

Peki eskiden köyde yaşayan anne-baba ya da dedelerimiz mutsuz mu yaşıyorlardı?

Bana göre bu şeklide düşünmek yanlış. Çünkü hiç kimse kimsenin yerdinde yaşamıyor. Günümüzde mutluluğu eşyalarda değil, daha çok sevgi, saygı, anlayış, paylaşm gibi değerlerde buluyoruz.

Bir ara köye gitmiştim. Kapı komşularımız dışarda oturuyorlardı. Biri çay hazırlamış, diğeri leblebi getirmiş, bir diğeri ise börek yapmıştı. Hep birlikte oturduk, yedik-içtik, 2-3 saat boyunca şakalaşıp güldük.

Sadece bir çay ile... Yerde oturarak... Deri koltuk, televizyon, cep telefonu, araba… Bunların hiçbiri yoktu ama mutluluk ve sevinç boldu.

Bir örnek daha; Paris’te Fransız bir aile... Anne, baba doktor. Bir oğulları var ve onun da doktor olmasını istiyorlar. Genç, bir süre sonra doktor oldu ve  anne-babasını mutlu etti. Ancak kendisi mutlu değildi. Aldığı diplomayı ebeveynine verdi ve Pirene dağlarına gitti. Hedefi, Fransa’nın güneyinde bulunan bu dağlarda mutlu bir çoban olarak yaşamaktı. Ve sonunda çoban oldu.

Bizi mutlu eden ve yaşatan şey aslında özel olarak istediklerimizdir. Çocuklarımız mutlu oluyorlarsa biz de mutlu oluruz. Gençlerimizin geleceğe dönük istemleri belli olduğu anda, geriye sadece bir görevimiz kalıyor;  onlara destek vermek.

Düşük meslek var mıdır?

Yoktur tabi. Ama biliyorum ki insanlarımız maalesef baz meslekleri “düşük“ şeklinde değerlendiyorlar. Örneğin, servis, satış, araba tamirciliği…

Türkiye’de bu meslekler, meslek olarak deĝil, geçici işler olarak değerlendiriliyor ve “bunları herkes yapar“ şeklinde küçümseniyor.

Ancak günümüzde İsviçre’de ve Avrupa’da, bu mesleklerin diplomalarına sahip olmayan biri işe alınmaz. Çünkü bu mesleklerde kurallar ve düzen vardır.  Servis, satış, otomobil tamirciliğine çok önem verilir. Uzmanlaşan kişi çok iyi yerlerde çok iyi maaşlara çalışabilir.

Unutmayın ki İsviçre’de her mesleğin kendine özgü bir önemi vardır.