Depresyon

подсмотрел пляж рассказы  

работа вахтовым методом с проживанием

http://klvrt.ru/delo/changes-come-perevod.html changes come перевод  

игра где ты на острове причины заикания и симптоматика заикания Mehmet MERAL

фильм приказ уничтожить lic. phil. Psychologe FSP

http://magribart.ru/leon/moskovskaya-pensiya-skolko-sostavlyaet.html московская пенсия сколько составляет Systemischer Therapeut

как делать скрины на телефоне samsung  

http://personalizedmedicinemanagement.com/community/novoe-raspisanie-dachnih-avtobusov-orenburg-2017.html новое расписание дачных автобусов оренбург 2017  

Depresyon’a dair ne biliyoruz? Genellikle kulaktan dolma bilgilerle, depresyonun ne olduğunu anlamamız yeterli mi?

Çağımızın en yaygın hastalığı olan Depresyon, genellikle sinsice gelişir ve bu durumla karşı karşıya gelen insanlar, çoğunlukla bunun farkına geç varırlar.

Bu konuda bazı temel bilgileri öğrenmekde fayda var.

Depresyon sadece günümüze ait bir olgu değildir. Uzmanlar her dönemde bu rahatsızlığın nasıl meydana geldiğine dair cevaplar aramışlardır.

Analitik Psikoloji’nin temellerini atan İsviçreli ünlü Psikiyatrist Carl Gustav Jung (1875-1961), bundan 100 yıl önce Depresyon’la ilgili şu tanımlamada bulunmuştu:

‘Depresyon siyahlara bürünmüş bir kadın, O göründüğünde onu görmezden gelemem. Onu masama davet eder ve bana söyleyecek neleri var, merakla dinlemek isterim.’

Aşağıda Depresyon’un anlaşılması için önemli belirtiler sıraladım. Bu belirtilerden 3 tanesi ana etken, 12 tanesi de yan etken olarak tanımlanıyor.

Bu üç ana belirtinin en az ikisinin, yan belirtilerin ise beş tanesinin aynı anda açığa çıkması durumunda, mutlaka bir uzmana başvurulması gerekmektedir.

Ancak bu belirtileri okuyarak kendinize teşhis koymayınız. Teşhisi bir uzmanın koyması daha sağlıklı olacaktır.

Depresyon sebep olan ana belirtiler;

-  İlgisizlik (Antriebslosigkeit)

-  Uyku bozukluğu

-  İntihar düşüncesi

Bu ana belirtilere eşlik eden yan belirtiler;

-  Neşesizlik ve haz kaybı

-  Kısıtlanmış konsantrasyon ve kötüleşen hafıza

-  Kararsızlık hali ve kısır döngü içinde aynı düşünceye sürekli takılma

-  Korku

-  Ümitsizlik ve çaresizlik duygusu

-  Sosyal geri çekilme

-  Özdeğer kaybı ve değersizlik duygusu

-  Yorgunluk ve enerjisizlik

-  İştahsızlık ve kilo kaybı

-  Cinsel isteksizlik

-  Basınç hissi, ağırlık, ağrılar (özellikle üst karın, göğüs ve baş)

-  Vejetatif semptomlar: ağız kuruluğu ve kabızlık

Depresyonda olan kişi bunun belirtilerini hissedebilir, ancak bu belirtileri tam olarak neden yaşadığını sorgulamadığı zaman, Depresyon olup olmadığı konusunda bir fikir geliştiremez.

Depresyonda olan bir kişi çoğunlukla değersiz olduğuna inanır.

Yapılan bir araştırmaya göre, depresif hastaların %80’inden fazlası kendilerinden hoşnut değiller.

Depresyon tedavisi önemlidir

Depresyon oluşumunun mutlaka bir hikayesi vardır. Önemli olan bu hikayeye kulak vermektir. Örneğin intihar vakalarının üstü kazındığında karşımıza çoğunlukla depresif belirtiler çıkmaktadır. Hayatımıza girmiş Depresyon’un geliş sebebini anlarsak tedavide ilk önemli adımı da atmış oluruz.

Depresyon tedavisinde, ilaç yöntemi, psikoterapi yöntemi ya da her ikisinin aynı anda kullanıldığı üç yöntem mevcuttur.

Yapılan bir araştırmada, antidepresan türü ilaçlı tedavi görenlerde Depresyon belirtilerinin 6 ay gibi çok kısa bir zamanda azaldığı gözlemlenirken, ilaçsız tedavi olan psikoterapilerde bu sürenin daha da uzayarak 12 ay çıktığı görülmüş.

Ancak ilaçlı terapi alan hastaların, düzeldikten kısa bir zaman sonra, yeninden depresif belirtiler gösterdikleri gözlemlenmiş.

Üçüncü yönteme dahil olan hastalar ise hem ilaç hem de takviye olarak psikoterapi almış. Bu yöntem hastalarda daha etkili olurken, ilaçlar bırakıldıktan sonra bir çok hastada depresif belirtler tamamen kaybolmuş ve bir daha geri gelmemiş.

 ‘Utancın’ tedavisi

Toplumuzda, depresyona girmenin ahlaki olarak ‘ayıp’ olduğu ya da ‘utanılacak’ bir hastalık olduğu konusunda geniş bir kanaat mevcut maalesef. Bundan dolayı bir çok insan depresyona girdiğinde bunu gizlemekte ya da kabul etmemektdır.

2012 yılında İsviçre’de yapılan bir araştırmaya göre, depresif hastaların %35’i hiç bir şekilde tedavi görmemekte ya da destek almamaktadırlar.

Depresyon ruhun sızlamasıdır. Nasıl ki dişimiz apse yapmış olduğunda, antibiyotik tedavisi ya da kök tedavisi olmadan iyleşmiyorsa, depresyonu da ruhun bir anlamda iltihaplanması olarak görmeliyiz. Depresyon tedavisi almayarak en çok zararı en yakınımızdaki sevdiklerimize veriyoruz aslında.

Depresyonda olan insaların en büyük sıkıntılarından bir diğeri de, dört duvarı paylaştıkları yakınlarıyla iyi bir iletişim kuramamalarıdır. İletişim çatışmalarının arkasında, depresif ruh hali önemli bir rol oynamaktadır.

Bu konuya ilişkin olarak buradan çağrım; Depresyon tedavisi doğru ve iyi yapıldığında tedavisi mümkün olan bir rahatsızlıktır. Yeter ki bu konuda zihinlermizde var olan duvarları yıkalım ve profesyonel destek almada geri adım atmayalım.