CİMRİLİK ve CİMRİ KİŞİLİK

проблемы инженерного мышления

подсмотрел пляж рассказы Mehmet Meral

работа вахтовым методом с проживанием lic. phil. Psychologe FSP

http://klvrt.ru/delo/changes-come-perevod.html changes come перевод Systemischer Therapeut

игра где ты на острове Bu e-Posta adresi istenmeyen posta engelleyicileri tarafından korunuyor. Görüntülemek için JavaScript etkinleştirilmelidir.

фильм приказ уничтожить  

http://magribart.ru/leon/moskovskaya-pensiya-skolko-sostavlyaet.html московская пенсия сколько составляет  

как делать скрины на телефоне samsung  

http://personalizedmedicinemanagement.com/community/novoe-raspisanie-dachnih-avtobusov-orenburg-2017.html новое расписание дачных автобусов оренбург 2017 İnsan yaşantısını sürdürürken bir takım alışkanlıkları ve özelliklerini içinde yaşadığı koşullara göre geliştirir ve edinir. Kimi insanlar yaşamın manasını birlik ve paylaşım üzerine kurarken, kimileri de daha çok kendine düşkün ve ben merkezli yaşar.

Özünde insan en çok neyi sever diye soracak olsak, en çok sevdiği varlık kendisi olur. Gazali buna ‘devam-ı vücut’ derken, Spinoza’da bu ‘Conatus’ olarak karşımıza çıkar. İnsanın kendini sevmesi cimrilik değildir, ama olumlu manada benciliktir diyebiliriz.

İnsanın kendisine olan düşkünlüğü bazen bencilik olarak görülse de bazı durumlarda da bu kendisini cimrilik olarak gösterir.

Nedir cimrilik? Cimrilik öğrenilmiş bir sürecin sonucunda ortaya çıkan kişisel bir özellik midir? Ya da doğuştan gelen nitelik midir? Cimri olan tanıdıklarınız ya da akrabalarınız varsa onları anlamakta zorlanıyor musunuz?

Cimrilikle ilgili bir araştırma yaptığımda en çok din olgusunun bu meselede söz söylediğini ve genellikle de cimriliğin kötü bir özellik olduğunu ve inanların cimri olmama konusunda tavsiyelerde bulunulduğunu gördüm. Genellikle de cimrilik ile tutumluluğun birbiriyle karıştırılmamasını ve cimrilik kadar israfında aslında cimriliğin zıddı gibi değerlendirildiğini ve benimsenmemesi gereken bir durum olduğunu gördüm. Bence cimriliğin zıddı israf etmek olmamalıdır. Daha çok eli açık olmak olduğunu söyleyebilirim. Eli açık insanı, elinde olanı muhafaza etmekten çok paylaşmaktan yana tutum sergileyerek etrafındaki insanlarla bu paylaşım üzerinden birliktelik yaşayarak, var olanı bölüşerek ortak duyguda buluşmak olarak görebiliriz.

Cimrilik nasıl oluşur?

Dinamik kökenli ekolün kurucusu Sigmund FREUD, kendi yazılarında cimrilik karakterini, anal dönemden (2-3 yaş arası) kalan bir travmatik takıntı olarak yansıtır. FREUD, anne ve babanın çocuğun tuvalet alışkanlığı kazandığı dönemde yaşadığı travmalara, onların yanlış tutumlarına bağlı olarak ortaya çıktığını söyler. Bu dönem, eğer katı kurallar çerçevesinde geçerse çocukta anal tutucu karakter geliştirir ve böylece çocuğun tuvaletini uzun süre tutma, bırakmaktan çekinme ya da bilinçli olarak bırakmak istememe gibi özellikler ortaya çıkar. Bu özellikleri cimrilik, paylaşımcı olmama ve bencillik takip eder. Ben bu yorumu pek kabul etmemekle beraber cimriliğin altında kişiye has ruhsal sebeplerin yattığını düşünenlerdenim. Sosyo ekonomik koşullar ve aile modelindeki benimsenen tutumlu olma halinin abartılmış hali olarak ortaya çıkan bir karakter özelliğini benimsemiş insanlarda en çok gözlemlediğim ortak tarafın, enerjilerinin düşük olmasıdır. Cimri insanların enerjileri düşük düzeyde olduğu için, ellerindekini harcamaya ya da paylaşmaya yönelmediklerini, hareket ya da güçlerinin olmadığına inanıyorum.

Cimri insan başkasına değil kendine de bakmayan ve harcamayan insandır. Kendine harcayıp da başkasıyla bölüşmeyene bencil tespiti yapmamız daha doğrudur. Bazı insanlar vardır ki, kendilerine her şeyin en iyisini alır ve tüketirken, yakınlarına hiç bir şey koklatmaz ve vermezler. Bunlara egoist/bencil kişilikli insanlar dememiz yanlış olmaz. Cimrinin durumu daha vahimdir: o elinde olmasına rağmen kendine de harcamaz. Elindekini biriktirir, istif ve muhafaza eder. En temel duygusu da elindekini tutarak kendini güvende hissetmektir. Maddi varlık ve biriktirmenin altında yatan ise, yaşanılan toplumdaki insan ilişkilerinde emniyette ve güvende olma arzusudur.

‘Cebinde akreple’ dolaşanlar

İnsan ilişkilerinde çok rastlanılan durumlardan biri de bir yerlerde oturulup yenilip içildiğinde bunun parasını kim ödeyecek sorusudur. Eli açık bir insan için bu durum başlangıçta bir kaygı olmaktan uzak iken, cimri biri ile oturup kalktıktan bir sonra sıkıntı olamaya başlayabilir.

Hesap geldiğinde hesabı ödeyen bir arkadaş, zorunlu hissettiği için değil arkadaşlığa paradan daha çok önem verdiği için bunu yapar. Bunun da bilincindedir, ama zamanla insanda karşılık görme isteği ya da beklentisi başlar. Ötekini, yani cebinde akrep taşıyan birini ne kadar taşıyabilir ya da onunla paylaşabilir?

Cimrilik insan ilişkilerini olumsuz etkiler

Cimrilik bir dostluğun ya da ilişkinin bitmesine neden olabilir mi? Uzmanlara göre bazı ilişkilerde, evet sonu olabilmektedir. Hatta eşlerin bile ayrılmasına sebep olmaktadır. Sadece her iki eş aynı anda cimri iseler bulunmaz çiftlerdir bunlar, ömür boyu bir arada bir çok konuda uyum içindedirler. İlişkileri kendilerine dönük ‘zengin’ iken dışarıya dönük sönüktür.

İnsanlar karşısındakinden değer görmek isteyen varlıklardır. Değerli olma duygusunu insanların bazıları karşı tarafta ararlar. Mesela birisine değer veren kişi ondan kendisine zaman ayırmasını ve kendisine ilgi göstermesini ister. Bu duyguları alamazsa ilişkinin yıpranmasına ve bitmesine kadar götürebilmektedir. Cimri insanlar değer verme konusuda da yetersizdirler.

Cimriliğin sebepleri ne olabilir?

Uzmanlar cimriliğin bir hastalık değil, bir kişilik özelliği olduğunu söylemektedirler. Cimri bir insanın temelinde aslında güvensizlik duygusu vardır. Bu güvensizlik duygusunu gidermede para ya da maddiyat onun için en sağlam kale ve güvencedir. Cimri bir insan paylaşımda bulunacağı an kendisinden sanki bir şeyler kopuyormuşçasına huzursuz olmaktadır. Verilen şey bir anlamda eksilen ve kayıp olan bir şeymişçesine denetleyemeceği bir tedirginlik yaşar.

Cimrilik insan ilişkilerine sadece ekonomik boyutu ile yansımaz, bunun duygusal, sosyal ve psikolojik boyutuda vardır. Bazı ilişkilerde cimri tutumdan kaynaklı evin içindekilerine bu hal zulüm gibi gelebilmektedir. Hele bu insanlar bir de işyeri sahibi iseler, bu zulüm işçilerin maaşlarına, emeğinin karşılığını almalarına kadar yansıyabilmektedir. Cimrilik her katmandan her cinsiyetten ve her yaş grubundan insanları kapsayabilmektedir. Bu tür ilişkilerde sosyal yaşamları etkilenen insanlardan tutun ruhsal huzursuzluklara kadar varan rahatsızlıklara kadar gidebilmektedir.

Tutumluluk cimrilik midir?

Tutumlu insanları cimri olanlarla karıştırmamak gerektiğini vurgulamıştım. Tutumlu insanlarda bilinç düzeyi yüksek olduğu için, maddiyat üzerinden kendilerini emniyette ya da güvenme hissetmeye ihtiyaç duymazlar. Başklarına zarar da vermezler. Başka insanların çıkarları cimri insanlarda önemsiz iken, tutumlu insanlar onlara empati yapabilir ve onları anlayışla karşılayabilirler.

Cimrilik, kişinin ruhsal ve sosyal yapısından gelen, içinde bulunduğu koşullardan etkilenerek öğrenme yoluyla benimsenmiş yanlış bir yaşam biçimidir. Bazen soraralar bunun tedavisi mümkün mü diye? Henüz böyle bir özelliği ile yüzleşip de tedavi olmak isteyen biriyle tanışamadım, ama bir takım terapi akımları bunun tedavi ile düzeltilebileciğini öne sürmektedirler. Özellikle son yıllarda gelişen terapi modelleri, bilişsel-davranışçı model, EMDR terapisi bu konuda başarılı olduklarını iddia etmektedirler. Terapilerde farkındalık geliştirerek bu insanları yüzleştirme üzerinden içgörü kazanmalarını sağlayarak, cimriliğin yaşamlarını nasıl ve ne boyutta etkilediğini göstererek davranış ve tutum değişikliğine yönlendirebileceklerini vaat etmektedirler. Terapilerde dikkat edilmesi gereken önemli bir husus da, onları fazlasıyla ve uygunsuz yüzleştirmede öfkelenmelerine ve depresyona girmelerine de sebep olunabilmektedir. Yüzleştirmenin dozajı iyi ayarlanmalıdır.

Özünde cimri olan insanlar aslında yalnız insanlardır. Bu insanlar sevgilerini yaşarken de kısıtlı yaşarlar. Hesap kitap peşindedirler sürekli. Kontrolü daima ellerinde tutmak isterler.  Kendilerini beğenir ve akıllı bulurlar. Sosyal aktivitelere ve paylaşımlara enerjileri düşük olduğu için isteksiz bakarlar. Başkaları bir şeyler yaptığında onların yaptıklarını ve üretiklerini tüketecek enerjiyi de rahatlıkla bulurlar nedense. Tezat gibi görünse de aslında yapılarına uygun bir durumdur bu.

Son söz olarak Mevlanın şu dizeleri ile bitireyim:

Cömertlik ve yardım etmede akarsu gibi ol,
Şefkat ve merhamette güneş gibi ol,
Başkalarının kusurunu örtmede gece gibi ol,
Hiddet ve asabiyette ölü gibi ol,
Tevazu ve alçakgönüllülükte toprak gibi ol,
Hoşgörülükte deniz gibi ol,
Ya olduğun gibi görün, ya da göründüğün gibi ol.