Avrupa’daki En Sert Vatandaşlık Düzenlemeleri İsviçre’de

характеристика мальчиков из рассказа бежин луг костя

таня танцует стриптиз Edibe Gölgeli

низкое атмосферное давление как влияет Basel Kantonu Vatandaslık Komisyonu Üyesi

воронины где галина Ekonomist

состав сборной россии по футболу 2017 2018 Bu e-Posta adresi istenmeyen posta engelleyicileri tarafından korunuyor. Görüntülemek için JavaScript etkinleştirilmelidir.

http://sunmoon-japan.net/demo/kraski-holi-svoimi-rukami-iz-krahmala.html краски холи своими руками из крахмала  

http://a3-electro.ru/images/igrat-karti-pasyans-4-masti.html играть карты пасьянс 4 масти  

составляем организационную структуру Avrupa’nın hiç bir yerinde İsviçre kadar vatandaşlığı katı olan bir ülke yok.

спа салон в домашних условиях Başkent Bern’de bulunan Ulusal Meclis, bu yaz yapacağı oturumlarında üçüncü ve son kez vatandaşlık haklarını ele alıp tartışmalar yürütecek.Yürütülen tartışmalara bakıldığında, Ulusal Meclis ve Senato vatandaşlıkla ilgili yasal değişiklilerde hemfikir değiller. Bundan dolayı da 1952 yılından bu yana yürürlükte olan vatandaşlık yasaları aynı kalacakmış gibi görünüyor.

Vatandaşlık hakları boyutu ile İsviçre’yi Avrupa ile karşılaştırdığımızda, İsviçre’nin vatandaşlığa dair çok sıkı yöntemler ve uzun süreli bir vatandaşlık prosedürleri uygulamakta olduğunu görürüz. Bu durumu enstitülerin Avrupa çapında yaptığı araştırlamar da doğruluyor.

Göçmen bir kişinin 12 yıl İsviçre’de ikametkah etmesi, İsviçre vatandaşlığına başvurmanın ilk koşulu. Oysa Avrupa’nın diğer ülkelerinde durum çok farklı. Bir çok AB ülkesinde, vatandaşlık başvurusu için standard olarak 5 yıl ikamet etme şartı aranıyor. Bu süreyi dolduran herkesin vatandaşlığa başvurma hakkı doğuyor.

Bu konu ile ilgili olarak, Federal Meclis ve Senato’da Federal Hükümet’in önergesi üzerinden bir vatandaşlık reformu yapılacaktı. Buna göre vatandaşlık başvurusu için İsviçre’de ikamet süresi 12 yıldan 8 yıla düşürülecek, gençlerin 10. ve 20. yaşları arasında ikamet ettikleri süre vatandaşlık için çifte süre olarak sayılacaktı. Bunun yanısıra İsviçre vatandaşı ile evil olan eşlere de kolaylık sağlanıp bu kişilerin vatandaşlık süresi de 3 yıl olarak hesaplanacaktı.

Uzun süredir üzerinde tartışılan bu maddelerle ilgili henüz bir karar alınmış değil. Bu yaz yapılacak Meclis oturumlarında bu konular yeniden gündeme gelecek.

Kişisel olarak bu önerilerin kabul edilmesini çok doğal ve makul buluyorum, ancak bundan daha da fazlası olmalı. Örneğin diğer Avrupa ülkelerinde doğan göçmen kökenlilere direk vatandaşlık hakkı verilmektedir. Bu uygulama İsviçre’de de olmalıdır.

İsviçre vatandaşı olma süreci de çok katı özellikler taşıyor.

Vatandaşlık sürecinde Federal, Kantonal ve Belediye düzeylerinde her kurumun kendine ait prosedürleri mevcut. Bunların her biri birbirinden ayrı metodlar uyguluyorlar. Belediyeler ve Kantonlar kanımca vatandaşlığı daha da zorlaştırma yönündeki düzenlemelere eğilimliler.

Avrupa’da vatandaşlıkla ilgili düzenlemelerin kolaylığında, başta İngiltere olmak üzere; Almanya, Fransa, İspanya, İtalya, İsveç, Belçika yer alıyor. 10. sırada ise İsviçre geliyor. Yani İsviçre’de vatandaşlık için yapılan başvuranların ve vatandaş olanların sayısı diğer ülkelerin çok gerisinde.

İsveç gibi bir ülkeyi ele aldığımızda göçmenlerin vatandaşlığa kabul edilmesi İsviçre’ye göre 4 kat daha fazla.

Şöyle söyleyelim… İsviçre’de kolay kolay vatandaşlık verilmediği için onun için göçmen oranı çok yüksek. Bu durum göçmenler üzerinden politika yapmayı da beraberine getiriyor.

Kırmızı pasaporta ilgi az

2006 yılında yaklaşık 46 bin göçmen İsviçre pasaportuna sahip oldu. 2013 yılında ise bu rakam 34 bin’e geriledi.

Vatandaşlığa geçişte sadece katı metodlar değil, aynı zamanda göçmenlerin kırmızı pasaporta olan ilgisizliği de etkili olmaktadır. “Die Eidgenossische Komission für Migrationsfragen”e göre, 2012 yılında yaklaşık 900 bin göçmen vatandaşlıkla ilgili bütün talepleri yerine getirdi. Ancak bu oranın büyük bir çoğunluğu başvuru yapmadı.

2013 yılında Basel Kantonu’nda, Kanton Meclisi bütün talepleri yerine getiren göçmenlere vatandaş olmaları gerektiğine dair birer mektup gönderdi ve bunun sonucunda vatandaşlık başvurularında artışlar yaşandı.

Bu durum belediyelerin ve kanton meclislerinin bu konuda iyi çalışmaları gerektiğinin en iyi ifadesi denebilir.

Önümüzde ki yaz oturumlarında yaşanacak olan tartışmaları ve bu tartışmaların sonuçlarını hep beraber göreceğiz. Ancak olumlu anlamda birşeylerin değişeceği konusunda pek de umutlu değilim!