İsviçre'deki haber kaynağınız.

Ayın Filmleri: Genç Karl Marx - Hizmetçi

Ayhan Demirden

Sinema Eleştirmeni

Bu e-Posta adresi istenmeyen posta engelleyicileri tarafından korunuyor. Görüntülemek için JavaScript etkinleştirilmelidir.

 

 

 

 

Genç Karl Marx- Der Junge Karl Marx

Dünyanın en etkili kişiliklerinden biri olan Marx’ı, Komünist Manifesto’yu yazdığı döneme kadar anlatmayı seçen Rejisör Raoul Peck’i yaptığı etkili belgesel filmlerle tanıyoruz. En son- ‘ I Am Not Your Negro’ Ben Sizin Zenciniz Değilim- ile ilgileri üzerine toplayan, Oscar’a aday gösterilen Peck, bu kez drama dalında şansını deniyor.  Aslında bu devasa kişiliğin ve hala gündemimizi belirleyen önermelerin oluşturduğu büyük beklentilerin hepsine bir şekilde cevap vermeye çalışırken maalesef dramanın kendi yasalarının kurbanı olmaktan kurtulamıyor. Filmi izlerken keşke belgesel yapsaymış ve bu önemli tartışmayı biraz daha izleseydim diyorsunuz. Ya da karısı Jenny Marx’ın aristokrat ailesinin nelere sahip olduğunu merak ediyorsunuz ama bu anekdot, bir diyalogda yan bir cümlede geçiyor sadece. Duyguların yansıtılmasında çok zorlanan Rejisör, bir kovalama sahnesini komedi sınırlarında sahnelemeye kalkınca, hem sahnelerin hem de karakterlerin inandırıcılığına gölgeler düşürüyor.

Pekâlâ, senaryosunu Raoul Peck’in Pascal Bonitzer ile birlikte yazdığı Genç Karl Marx kötü bir film mi? Kesinlikle hayır. Marx’ın hayatını, duyarlılıklarını, Engels ile tanışmalarını, Proudhon ile tartışmalarını, Bakunin’le çelişkilerini belli bir dizi içinde sunan, Eleştirel Eleştirinin Eleştirisi’nde karısı Jenny’nin katkılarını öğrenmemizi sağlayan çok yararlı bir illüstrasyon kesinlikle. Duygusal gerilimler, karakterlerin olaylar karşısında geçirdikleri kişisel dönüşümler, azim, kararlılık ve kendisini mücadelesine adamaya yönelik filmsel, dramatik beklentileriniz varsa, bu film size bunları sunamıyor.

Sanıyorum Louis Althusser’in Genç Marx- Olgun Marx kavramını ödünç alan Peck, bize Marx’ın olgunluk dönemini konu alan bir film daha yapacaktır. Herhalde o da Kapital’in yazımına kadar olan dönemi anlatacaktır. Kapitalizmi anlamak isteyen herkesin muhakkak başvurmak zorunda olduğu bu eserin yazım serüveni kadar, çağımız sorunlarına karşı önerdiği çözümlerin dijital çağda ne kadarının daha geçerli olduğunu görmek, kuşkusuz çok ilginç olacaktır. Şimdiye kadar filozofların sadece dünyayı yorumladığını, ancak yapılması gerekenin dünyayı değiştirmek olduğunu savunan Genç Marx’ı kaçırmayın derim.    

 

The  Handmaiden - Hizmetçi

2003 yılında Oldboy adlı filmiyle Cannes’da Altın Palmiye ödülünü kazanan yönetmen Park Chan-wook, Sarah Waters’ın romanından uyarladığı, zamanını ve geçtiği yerleri değiştirdiği son filmi Hizmetçi ile ne kadar usta ve duyarlı bir yönetmen olduğunu bir kez daha gözler önüne seriyor. Filmi üç bölümde anlatan yönetmen, Japonya’nın Kore’yi işgal ettiği yıllara götürüyor bizi.

Annesi de ünlü bir yankesici olan Sooke, nefes kesen güzelliği ile üçkağıtçı Fujiware’nin ilgisine mazhar olunca, onun kurduğu plana göre, hizmetçi olarak büyük bir mirasa sahip Hideko’nun yanında çalışmaya başlar. Görevi Hideko’nun Fujiware’ye aşık olmasına ve evlenmesine içerden yardım etmektir. Daha sonra da Fujiware Hideko’yu bir akıl hastanesine kapatacak ve mirası bölüşeceklerdir.

Planın başarıya ulaştığının görüldüğü birinci bölümün ardından öykü bir de Hideko’nun perspektifinden anlatılır. Hideko hizmetçisine aşık olmuştur. Mirasını açgözlü amcasından korumak için Fujiware’ye kanmış görünür. Son bölümde Hideko’nun pornografi düşkünü amcası ile adi Fujiware’nin birbirini yediklerini, mirasın ise yeni yollara düştüğünü görürüz.

Bu çok çekici ve psikolojik gerilimle yüklü erotik duyarlılıklarla da bezenmiş yapımda, Yönetmen Park Chan-wook; açgözlülük, tutku, aşk, sahip olmak, hakkı olmak, birbirinin içinde birbirine karşı olan tükenmez mücadeleleri teker teker, son derece zevkli bir estetikle ve çok büyük bir ustalıkla bizi; gözlerimizi, bütün duyargalarımızı harika bir ziyafetin ortağı yapıyor.